Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/3065 E. 2026/4371 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/3065
Karar No
2026/4371
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/3065

KARAR NO:2026/4371

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ :18/02/2026

NUMARASI:2024/342 Esas - 2026/120 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılar tarafından Beylikdüzü İstanbul adresinde yapılan alt yapı çalışması sırasında müvekkil şirkete ait tesislere zarar verildiğini, müvekkili şirket personelince hasara maruz kalan tesislerin onarımının yapıldığını, onarım için 9.436,31 TL bedelin hasar verenler aleyhine tahakkuk ettirildiğini, davalıların hasar bedelini ödememeleri üzerine takip başlatıldığını beyanla müvekkilin alacağının tahsili, için takibe vaki davalıların haksız itirazını iptalini, takibin devamını ve davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde;Öncelikle görev itirazlarının bulunduğunu, dava konusu olayın kamu görevi ve kamu hizmeti olması sebebiyle idari yargının görevli olduğunu, davanın muhatabının müvekkili olmayıp diğer davalılar olduğunu, müvekkili ile müteahhid firmalar arasında imzalanan sözleşme gereği altyapı tesislerine verilen hasarların sorumluluğunun tamamen yüklenici firmaya ait olduğunu, müvekkilinin müteahhidin işçileri üzerinde denetim ve gözetim yetkisinin bulunmadığını, bu sebeple onlara talimat verme yetkilerinin de bulunmadığını beyanla davanın müvekkili idare yönünden reddini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Görev itirazlarının bulunduğunu görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, anılı davanın İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde, İstanbul 16. Asliye Hukuk ve İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemelerinde seri dava olarak açılan bir kısım davalar ile birleştirilmesini, takibe dayanak belge sunulmadan ödeme emri düzenlendiğini,zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin husumet ehliyetinin bulunmadığını, olayın bizzat davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, elektrik güzergahları belli olmadan davacı tarafından tüm mühendislik fen kuralları hiçe sayılarak döşeme yapıldığını ve ikaz dahi konulmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davalı taraflarca 08/04/2018 tarihinde ... Beylikdüzü/İstanbul adresinde bulunan davacıya ait elektrik kablolarına hasar verildiğine ilişkin olarak davacı şirket personelince tutanak tutulduğu, ... ve ...'den gelen yazı cevaplarının hasar tarihi ve adresi itibarıyla davalı ... ... Şirketinin söz konusu çalışmayı yaptığını doğruladığı, nitekim dosya kapsamındaki fotoğrafların da kazı alanında çalışma yapanın davalı ...'den aldığı ihale kapsamında davalı ... ... Şirketi olduğuna işaret ettiği, böylece davalıların husumete ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, dosya kapsamına alınmakla mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalıların ...'ın yönetmeliğe aykırı kablo döşediği savunması tetkik edilmekle, dosyadaki fotoğraflara göre kabloların en az 50 cm derinlikte olduğu, kablo hasarına sebep olan kepçenin bir seferde yaklaşık 60 70 cm kazabilmesi sebebiyle ne kadar dikkat edilirse edilsin ve kablo üzerinde tuğla ve güvenlik şeridi bulunursa bulunsun, kepçe toprağa girdiğinde kablo güzergahı bilinmiyorsa kabloyu fark etmenin mümkün olmadığı hususlarının tespit edildiği, kazı sırasında davalıların ...'tan nezaretçi istemedikleri gibi kazı öncesinde kablo güzergahlarını belirlemedikleri anlaşıldığından söz konusu hasarda kusurlu tarafın davalı yanlar olduğu, dayanağı bulunmayan ceza bedeli dışındaki hasar kalemlerinin yerinde olduğu, davacı vekilince sunulan ... Ortaklığı ile yapılan 01/02/2018 tarihli Hizmet Alım Sözleşmesinin 10. maddesinde davacı şirketin alt yüklenicisi olan bu şirketin hasar onarımlarına ilişkin hizmetlerini faturalandırarak davacıdan tahsil edeceğinin düzenlendiği, bu hizmetin alımına dair davacı şirket başka bir şirketle sözleşme yaptığından, davacı yanın araç ve personel gideri talebinin genel idare giderlerinden olmadığı, böylece bu bedellerin de davalılardan tahsilinin talep edilebileceği, davalı ... ... Şirketi diğer davalı ...'nin ihale işi kapsamında yüklenicisi olup aralarındaki 2016 yılı Büyükçekmece İlçe Sınırları İçerisinde İçmesuyu ve Atıksu Yapım, Bakım ve Onarım İşi Sözleşmesi kapsamında davalı ...'nin diğer davalı ... ... Şirketi üzerinde kontrol ve denetim görevi bulunduğundan davalı ...'nin adam çalıştıran sıfatıyla TBK’nun 66. maddesi gereğince haksız fiilden ... ... Şirketi ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davalılar arasında kusur dağılımı yapılmış ise de, zarar gören davacı karşısında davalı tarafların müteselsil sorumluluğu söz konusu olduğundan, kusur dağılımının yalnız birbirlerine karşı açacakları davada önem arz ettiği, iş bu davada davalı tarafların davacıya karşı tam kusurlu oldukları kabul edildiğinden hasar bedeli konusunda ayrım yapılmaksızın karar verileceği ve davalı ...'nin aralarındaki sözleşme gereğince hasardan ... ... Şirketinin sorumlu olduğuna dair savunmasının bu davalılar karşısında üçüncü kişi konumunda olan davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, hurda bedelinin zarardan düşülmesi gerektiğine ilişkin savunmanın cevap dilekçesinde belirtilmemiş olması sebebiyle savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında kaldığından mahkememizce dikkate alınamayacağı ve KDV talebinin mümkün olduğu anlaşıldığından, tüm bu açıklamalar sonucunda, davacı yanın ceza bedeli hariç 6.397,50 TL alacak ile bunun %18'i olan 1.151,55 TL KDV'si toplamı 7.549,05 TL asıl alacak talebinin yerinde olduğu, talep haksız fiile ilişkin olduğundan haksız fiil tarihi itibarıyla temerrüt faizi istenebileceği, hasar tarihi 08/04/2018 ila takip tarihi 25/06/2018 arasında 78 gün bulunmakla, asıl alacak 7.549,05 TL'ye işlemiş yasal faizin 147,21 TL olduğu, davalıların bu meblağa ilişkin itirazlarının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği, ancak dava konusu alacak miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden ve alacak likit (muayyen) olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla; Davanın kısmen kabulü ile, İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 7.549,05 TL asıl alacak, 147,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.696,26 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile asıl alacak 7.549,05 TL’ye takip tarihinden itibaren takipte belirtilen oranlarda faiz uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İcra inkar tazminatı talebinin reddine,..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dairemizin 2022/2366 E. - 2024/1834 K. Sayılı ilamı ile; "...HMK 297/2 maddesinde; Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince Davalı ... Şirketi vekilinin kötü niyet tazminatı talebi konusunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemesi yasa hükmüne açıkça aykırılık teşkil etmektedir.Kabule göre de; Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu talebe ilişkin olarak mahkemece alınan 20/6/2019 tarihli bilirkişi raporu ile farklı bilirkişiden alınan 12/10/2020 tarihli raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşıldığından Mahkemece bilirkişi raporlarına karşı sunulan itirazları karşılar mahiyette yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir.Davalılar vekillerinin istinaf istemi kabul edildiğinden davacı vekilinin istinaf talebi hakkında bu aşama itibarıyla hukuken bir inceleme yapılmamıştır.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davalılar ... ve ... Şirketi vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,..." karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince; "...Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı taraflarca 08/04/2018 tarihinde ... Beylikdüzü/İstanbul adresinde bulunan davacıya ait elektrik kablolarına hasar verildiğine ilişkin olarak davacı şirket personelince tutanak tutulduğu, ... ve ...'den gelen yazı cevaplarının hasar tarihi ve adresi itibarıyla davalı ... ... Şirketinin söz konusu çalışmayı yaptığını doğruladığı, nitekim dosya kapsamındaki fotoğrafların da kazı alanında çalışma yapanın davalı ...'den aldığı ihale kapsamında davalı ... ... Şirketi olduğuna işaret ettiği anlaşılmıştır. Kaldırma ilamı öncesi raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için rapor alınmış ve alınan raporlarda davalıların kusurlu olduğu sabit hale gelmiştir.Yine alınan ek raporda taraf itirazları detaylı olarak karşılanmış ve ceza bedeli tahakkunun uygun olmadığı nazara alınarak raporlara itibar edilmiştir.Dosya kapsamına alınmakla mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalıların ...'ın yönetmeliğe aykırı kablo döşediği savunması tetkik edilmekle, yapılan yerinde incelemede kabloların kaldırım taşları ile kaplı olduğu ancak dava konusu hasarlı kabloların orta gerilim kablosu olup 15 cm derinde olması ve buna aykırı döşemenin yapılamayacağı davalılarca yapılan kazının kepçe ile yapıldığı ve derin kazı olduğu göz önüne alındığında davalıların bu savunmasına itibar edilemeyeceği ve davacıya kusur yüklenemeyeceğine karar verilmiştir.Açıklanan tüm bu sebeplerle; kazı sırasında davalıların ...'tan nezaretçi istemedikleri gibi kazı öncesinde kablo güzergahlarını belirlemedikleri anlaşıldığından söz konusu hasarda %100 kusurlu tarafın davalı yanlar olduğu, dayanağı bulunmayan ceza bedeli dışındaki hasar kalemlerinin yerinde olduğu, zarar gören davacı karşısında davalı tarafların müteselsil sorumluluğu olduğu, iş bu davada davalı tarafların davacıya karşı tam kusurlu oldukları kabul edildiğinden hasar bedeli konusunda ayrım yapılmaksızın karar verileceği benimsenmiş olup "davanın kısmen kabulü ile, İstanbul 31. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 7.549,05 TL asıl alacak, 147,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.696,26 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile asıl alacak 7.549,05 TL’ye takip tarihinden itibaren takipte belirtilen oranlarda faiz uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın yargılamayı gerektirdiği likit ve belirlenebilir olmadığı görüldüğünden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı ...... A.Ş'nin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davanın kısmen kabulü ile,

A-)İstanbul 31. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 7.549,05 TL asıl alacak, 147,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.696,26 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile asıl alacak 7.549,05 TL’ye takip tarihinden itibaren takipte belirtilen oranlarda faiz uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,

B-)Alacağın yargılamayı gerektirdiği likit ve belirlenebilir olmadığı görüldüğünden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,

C-)Davalı ...... A.Ş'nin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla,hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, husumetin bulunmadığını, dava konusu adreste idare personelinin herhangi bir çalışması bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve çelişkili olduğunu, eldeki davada tazminatın koşullarının oluşmadığını, hükmedilen tazminata, hasar tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız fiil hukuksal sebebine dayalı alacak talebine ilişkin açılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği,İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 25/9/2024 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman heyet raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin bu yöne değinen istinaf isteminin reddi gerekir.Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Taraflarca talep edilmesi halinde bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Bu duruma göre İlk Derece Mahkemesince faiz başlangıç tarihi olarak haksız fiil tarihinin esas alınması usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir (Emsal nitelikte Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/11851 Esas- 2023/13357 Karar, 2021/2332 Esas-2022/9291 Karar sayılı ilamları).İtirazın iptali davalarında, İİK m. 67/2 gereğince, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit alacak olması şart olup, takibe itirazın haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, davalının itiraz ettiği takibe ilişkin olan alacak miktarının yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebileceği, bu kapsamda icra inkar tazminatının yasal şartları oluşmadığından,İlk Derece Mahkemesince icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde değildir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/342 Esas 2026/120 Karar sayılı 18/02/2026 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Genel Müdürlüğünden alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/3065, K. 2026/4371, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-3065-e-2026-4371-k-730052f85e68