Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1850 E. 2026/4287 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1850
Karar No
2026/4287
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1850

KARAR NO:2026/4287

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ :06/04/2026

NUMARASI:2024/886 Esas - 2026/296 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili .... Şti., Bağcılar’daki iş yerinin bodrum katını depo olarak kullanmakta olduğu, 24.06.2024 tarihinde çalışmak üzere geldiğinde depoyu 70 cm yüksekliğinde su basmış halde bulduklarını, yapılan araştırma sonucu, ... Sokak’tan geçen ...’ye ait temiz su borusunun patlamasıyla oluşan sızıntının civardaki binaların bodrumlarına yayıldığı ve müvekkilinin deposunu da bu şekilde su bastığının ... ekiplerince tespit edildiğini, patlağın 27.06.2024’te tespit edildiği ve 28.06.2024’te onarılmış, sonrasında su gelişinin kesildiğini, ancak depodaki malzemeler uzun süre su altında kaldığından, dikilmeyi bekleyen deriler ve tekstil ürünleri tamamen kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilin, Bakırköy 13. Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/81 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuyla 2.068.767,07.-TL zarar tespiti yaptırıldığını, sigorta şirketi, ... A.Ş. Tarafından 1.273.656,20.-TL’sinin karşılanmış olduğunu, geriye kalan 795.110,87.-TL zararın ise ödenmediğini, bu zarar için 09.09.2024 tarihli noter ihtarnamesiyle ...’ye başvurulduğunu, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığından ... 16.09.2024 itibarıyla temerrüde düştüğünü, tarafların, 19.09.2024’te başlatılan arabuluculuk sürecinde 04.10.2024’te anlaşamadığını ve son tutanak düzenlendiğini, müvekkili şirketin tacir, davalı ...'nin de kuruluş yasası gereği tacir olduğundan, işbu kısmi davanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış olduğunu, şimdilik 100.000,00.-TL maddi tazminatın 16.09.2024’ten itibaren işleyecek ticari faizle, 1.797,84.-TL ihtarname giderini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı .... Şti.'nin, ...’ye ait su borusunun patlaması sonucu iş yerinin bodrum katındaki deposunda oluşan zararın tazminini talep ettiğini, ancak davanın gerek usul gerekse esas bakımından haksız ve dayanaksız olduğunu, öncelikle uyuşmazlığın, kamu hizmeti sırasında idare tarafından verilen zararlara ilişkin olması sebebiyle idari yargının görev alanına girdiğini, dolayısıyla davanın görev yönünden reddi gerektiğini, bu hususta Uyuşmazlık Mahkemesi’nin benzer olaylara ilişkin emsal kararlarına atıfta bulunduğunu, ssas yönünden ise, 27.06.2024 tarihinde arıza kaydı oluşturularak yüklenici firma ... A.Ş. tarafından arızanın tespit ve tamirinin yapıldığını, davacının zararı ve idarenin kusurunu ispat yükümlülüğü bulunduğunu, bu hususların ise somut delillerle ortaya konulmadığını ifade ettiğini, zararın meydana gelmesinde binanın yapım kusurları, yalıtım eksiklikleri ve ruhsat/proje aykırılıkları gibi hususların dikkate alınması gerektiğini, bodrum katın yalıtımının olmamasının zararın esas sebebi olduğunu, ...'nin hizmet kusurunun bulunmadığını, dolayısıyla illiyet bağının koptuğunu ayrıca, ekspertiz raporundaki zarar tutarlarının fahiş olduğunu, teknik inceleme yapılmadan hazırlandığını, faiz talebinin ise temerrüt oluşmadığından dava tarihinden önceki dönemi kapsayamayacağını yapı ruhsatı, iskan belgesi ve mimari projelerin getirtilmesini, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini ve yüklenici ... A.Ş.'ye davanın ihbar edilmesini bu gerekçelerle, öncelikle görev yönünden, aksi halde esastan davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; Davacıya ait sigortalı işyerinin bodrum katında 24.06.2024 tarihinde su basması sonucu hasar meydana geldiği, zararın davalıya ait şebeke su borusunun patlamasından kaynaklı olduğu ve 2560 Sayılı Kanun 2/a maddesi gereği davalının kusurlu olduğu, davacının işyerinin dava dışı ... Şirketi nezdinde 28.12.2023/28.12.2024 vadeli ... Poliçesi ile dâhili su teminatı dâhil olmak üzere çeşitli teminatlarla sigortalı olduğu, hasar üzerine ... numaralı hasar dosyasının açıldığı, .... Şti. tarafından düzenlenen 20.08.2024 tarihli dâhili su ekspertiz raporunda toplam 1.273.656,20.-TL hasar tespit edildiği ve bu tutar 02.09.2024 tarihinde dava dışı ... Şirketi tarafından davacıya ödendiği, söz konusu ödemenin poliçe hükümleri ve Yangın Sigortası Genel Şartları kapsamında, dâhili su klozu çerçevesinde ve poliçe vadesi içinde gerçekleşen bir riziko sebebi ile yapıldığı, bilirkişi heyetince emtiaların güncel serbest piyasa değerinin 1.745.573,00.-TL olarak belirlendiği ve sigorta ödemesi düşüldüğünde 471.916,80.-TL bakiyenin bulunduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda geç ihbar sebebiyle davalının %50 kusurlu olduğu şeklinde tespit bulunuyor ise de geç ihbara ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı, davacı tarafça sunulu belgelere göre ihbarın geç olmadığının anlaşıldığı bu sebeple bilirkişilerin bu tespitine itibar edilmeyerek yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.Davanın Kabulüne, 471.916,80 TL'nin, olay tarihi olan 16/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,halihazırda aynı tarihteki aynı hasara ilişkin, davacıya ödeme yapan ... Şirketi tarafından idarelerine karşı 17/12/2024 tarihinde açılan tazminat davasında İstanbul 11. İdare Mahkemesinin 2024/2344 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda mahkemenin 2026/400 K. Sayılı ilamı ile davacı sigorta şirketinin davasının reddine karar verildiğini, Mahkeme kararında, davacının olaydaki kusuru dikkate alınmadan müvekkili idare yönünden haksız ve hukuksuz olarak davanın kabulüne karar verildiğini, huzurdaki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Davacı tarafından, davalının kusurlu eylemi sebebiyle uğradığı zararların tazmini talepli tazminat istemine ilişkindir.TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu, somut olayda davalıya atfı kabil kusur bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun (Kapatılan)bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/886 Esas 2026/296 Karar sayılı 06/04/2026 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 32.236,63 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 8.060,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 24.176,63 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1850, K. 2026/4287, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1850-e-2026-4287-k-c0ea692d2d91