Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2159 E. 2026/4337 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2159
- Karar No
- 2026/4337
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/2159
KARAR NO:2026/4337
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :09/04/2026
NUMARASI:2025/963 Esas - 2026/303 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin ... Şirketi, 2002 yılından bu yana kitap yayıncılığı sektöründe faaliyet göstermekte olup bu sektörün markalaşmış firmaları arasında yer aldığını,... Şirketi’nin sorumlu bulunduğu ... adresinde, müvekkil şirket hakkında “...” başlığı altında yer alan bir takım yazılarda (entry) (...) müvekkilinin ticari itibarını ve manevi şahsiyetini zedeleyici hakaret niteliğinde asılsız ve gerçeğe aykırı birtakım iddialara yer verildiğini, gerçeğe aykırı yazılarla, kamuoyu yanıltılmış ve müvekkilin kişilik hakları zedelendiğini, Türk Medeni Kanunu'na göre tüzel kişiler yaratılış gereği insana özgü olan haklar dışında bütün haklara sahip olduklarını, bu bağlamda tüzel kişiler bünyelerine uygun düştüğü oranda kişilik hakkına sahip bulunduğunu, Ekşi Sözlük bünyesinde yapılan asılsız yazılar müvekkil şirketin ticari itibarının sarsılması vesilesi ile kişilik hakkının zedelenmesine sebep olduğunu, ilgili yazılar sebebiyle, şirket sektör içinde küçük düştüğünü, işe alım sürecinde dahi, sitede yapılan olumsuz yazılar sebebiyle başvurular oldukça azaldığını, yine aynı sebepten ötürü pek çok çevirmen/ editöre yapılan iş teklifleri reddedildiğini, bahse konu sitede bulunan gerçek dışı, küçük düşürücü ve yakışıksız iddiaların internet ortamında yayılarak müvekkilin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ortada olduğunu, yargılama neticesinde davanın kabulüne, ilgili yazıların (... linkinde yer alan) kaldırılmasını ve şimdilik 100,00 TL (belirsiz alacak) maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davacı, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yanı sıra, içeriklerin kaldırılması talebinde de bulunmuş olup, davacının bu talepleri bakımından sulh ceza hakimlikleri görevli olduğundan mahkemenizin davacının, tüm bu dayanaksız taleplerine ilişkin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini, davacı yan, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yanı sıra, içeriklerin kaldırılmasını da talep ettiğini, 5651 sayılı kanunun özel düzenleme olması ve bu özel düzenleme gereğince internet yoluyla yapılan yayınların yayından çıkarılmasını, erişimin engellenmesine yönelik istemlerde sulh ceza hakimliklerinin görevli olduğu tartışmasız olduğundan, davacının mesnetsiz. bu talepleri yönünden görevsizlik kararı verildiğini, dilekçemizin esasa ilişkin beyan ve itirazlar kısmında detaylıca açıklanacağı üzere müvekkil şirket, 5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun kapsamında “yer sağlayıcı” ve “sosyal ağ sağlayıcı” olduğundan müvekkiline yer sağlayıcısı olduğu ekşi sözlük isimli internet sitesine üye kullanıcılar (içerik sağlayıcılar) tarafından oluşturulan yazılar sebebiyle husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını, bu doğrultuda huzurdaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, ekşi sözlük kullanıcıları tarafından oluşturulan başlık ve bu başlık altındaki içeriklere ilişkin. olarak müvekkil şirketin hukuki sorumluluğu doğmayacağından davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sunduğu dava dilekçesi, 6100 sayılı hmk'nın 119/1-e ve 121. maddeleri kapsamında usuli açıdan eksiktir. bu kapsamda, eksikliklerin giderilmesi için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesini,bu süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılması gerektiğini, dava konusu edilen “...” başlığı ve altındaki üçüncü kişiler tarafından oluşturulmuş olan içeriklerden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını belirtmekle birlikte, dava konusu içerikler eleştiri sınırları içerisinde kaldığından davacının haksız davasının reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 5. Maddesi - " (1) Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. (2) (Değişik: 6/2/2014-6518/88 md.) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür." şeklindedir.5651 sayılı yasanın yukarıda belirtilen 5. maddesi kapsamında davalı yer sağlayıcının açılan başlık ve yorumların içeriklerini kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmak yükümlülüğü bulunmamaktadır. Hukuka aykırı içerik bulunması ve haberdar edilmesi durumunda kaldırmakla yükümlü olacaktır.Davacının ticari itibarının zedelendiği ve kişilik haklarının ağır bir surette ihlal edildiği iddiasına konu yorumlardan kaynaklı maddi ve manevi zarar iddiasının muhatabının davalı olamayacağı; bu hususta başlığı açan ve yorum yapan kişilerin sorumlu olduğu, ancak eleştiri ve yorum düzeyinde kalan entrylerin davacının ticari itibarını zedelediği ve kişilik haklarını ağır bir surette ihlal ettiği hususunun da sabit olmadığı, davalının maddi ve manevi tazminata konu herhangi bir eylemi olmadığı tespit edilmiş ve aşağıdaki şekilde açılan davanın reddine karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.Davacının davasının reddine,..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davaya konu paylaşımların ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İnternet yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Anayasa Mahkemesi'nin emsal nitelikte 17/12/2024 tarih 2022/109219 esas sayılı ilamı ve benzer nitelikteki davalarda vermiş olduğu kararlarında ".... kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olabilir.Somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir.Ancak Anayasa Mahkemesinin benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (... (2), B. No: ..., ..., § 35; ..., § 52). Nitekim basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (..., B. No: ..., ..., § 66; ... ve diğerleri, § 102).Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, benzer olaylarda vermiş olduğu kararlarda basın ve ifade özgürlüğü kapsamında belli ölçüde abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurmanın mümkün olduğuna (... v. Avusturya, 26 Nisan 1995, § 38, A serisi, No. ...) işaret edilmekte, ayrıca özel hayata yapılan müdahalenin ortaya çıkacak kamu yararından daha ağır basacak kadar ciddi olmadığı durumlarda basın ve ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini ... ve diğerleri – İsviçre) ifade etmektedir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici sebeplere, davaya konu söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu ifadelerin ağır eleştiri, hoşa gitmeyen söz niteliğinde olup hakaret niteliği taşımamasına, kullanılan ifadelerin olgusal bir temele dayanıp sebepsiz bir saldırı teşkil etmemesine, ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olup, bu durumun demokratik toplumun gereği olmasına, açıklanan sebeplerle davaya konu paylaşımın ifade özgürlüğü kapsamında kalıp buna göre somut olayda Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmamasına, İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/963 Esas 2026/303 Karar sayılı 09/04/2026 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/10/2026