Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1482 E. 2026/1521 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1482
- Karar No
- 2026/1521
- Karar Tarihi
T. C.
K A Y S E R İ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1482
KARAR NO: 2026/1521
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/06/026 tarihli ara karar
NUMARASI: 2026/352 Esas
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 20/07/2026
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 08/10/2026
YAZILDIĞI TARİH: 08/10/2026
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/352 Esas sayılı dosyasında verilen ara karara karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle: ... tarihinde davalı sürücü ...'nin ağır kusuru sebebiyle meydana gelen ölümlü trafik kazası neticesinde Müteveffa ...'ın ölümü nedeniyle müvekkillerin uğradığı destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze-defin giderlerinden oluşan tazminatın müteveffanın tıp fakültesi öğrencisi olması sebebi ile hekimlik mesleği emsal gelirleri üzerinden hesaplanması ile, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, ...'ın ; Annesi ... ve Babası ... için 3.600.000 TL tutarındaki maddi tazminatın, kaza tarihinden (20.03.2026) itibaren işleyecek en yüksek avans faizi (sigorta şirketi bakımından poliçe limitleri dahilinde, diğer davalılar bakımından sınırsız olarak) ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmil edilmesi ve hukuki açıdan müvekkillerinin haklarını şuan için koruyabilecek tek taşınırın kazaya karışan araç olduğunu, ancak bununla ilgili bir ara karar verilmediğini ve icra dairesince de bu nedenle işlem yapılamadığını, savcılık dosyasında araç üzerine şerhin ... tarihinde konulduğunu, ancak şerh konulmadan önce aracın 24/03/2026 tarihinde ... isimli bir kişiye satıldığını, ilgili şerhin süresinin bugün dolacağını, aracın bu kez ... tarafından yine başka bir kişiye satılacağını, bu duruma engel olunması için kaza esnasında ...'ye ait ... plakalı araç üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece Mahkemesi tarafından 16/06/2026 tarihli ara kararın sonuç kısmında; açılan davada, davacı vekili tarafından meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacının maddi ve manevi zararı olduğu belirtilerek tazminat talebinde bulunulduğu ve alacağı teminen ihtiyati haciz talebi üzerine mahkememizce dosyada mevcut deliller dikkate alınarak davacının ihtiyati haciz talebinin geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş olup, ekli belgelere göre bir miktar tazminat alacağının doğduğunu kabul ihtimal ve ispat dahilinde olduğundan maddi tazminat talebi yönünden ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmış olup, davalılar ... ve ... hakkında davacı anne ... için 1.000.000,00-TL, davacı baba ... için 1.000.000,00-TL maddi tazminat talebi yönünden takdiren %5'i oranında teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verildiği görülmekle, ihtiyati haciz kararı verilmesi için dosyada yaklaşık ispat koşullarının olduğu, desteğin tıp fakültesi öğrencisi olması nedeniyle davaya konu tazminat miktarı yyönünden poliçe limitinin yetersiz kalabileceği gibi, poliçe limiti dahilinde yer alan bedel yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesine de yasal bir engelin bulunmadığı netice itibariyle ihtiyati hacze itiraz eden davalıların itiraz sebeplerinin İİK'nın 265. Maddesinde sınırlı olarak sayılan itiraz sebeplerinden olmaması nedeni ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne dair mahkememiz kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati haczin kaldırılması yönündeki talebin reddine karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin vermiş bulunduğu ihtiyati haciz talebine ilişkin ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacıların kesinleşmiş ve miktarı belirli bir alacakları olmadığından ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü açıkça hukuka aykırı olduğu, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağının teminat altına alınmamış olması gerektiği, oysa davacının dava konusu yaptığı miktar sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın altında kalmaktadır. dolayısıyla işbu davanın davacılar lehine sonuçlanması halinde talep edilen miktar sigorta şirketince garanti edildiği verilen ihtiyati haciz kararının ölçüsüz olduğu ayrıca araç satışının zorunlu ihtiyaçlar ve gereksinimler sebebiyle yapıldığı ve mal kaçırma kastının bulunmadığını belirterek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi gereğince istinaf başvurusunun incelenebilmesi için öncelikle ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi zorunludur. Bu şartlar kamu düzeninden olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinafa konu dosya kapsamı incelendiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesinde düzenlenen ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacılar vekilinin istinaf talebinin ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği görülmüştür.İlk Derece Mahkemesi tarafından hazırlanan 16/06/2026 tarihli tara kararda davacının ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilince süresi içinde istinaf yoluna başvurulduğu görülmektedir.İhtiyati haciz müessesesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi şu şekildedir;
İhtiyati haciz şartları:
Madde 257 – "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2 -Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder."
Vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş alacakların zamanında ödenmesinin sağlanması amacıyla borçlunun mallarına geçici olarak hukuken el konulması şeklinde ifade edilebilecek olan ihtiyati haczin, kanunda düzenlenen istisnai hallerde vadesi gelmemiş alacaklar için tatbiki de mümkündür. Bu istisnalardan biri de 2004 sayılı İİK'nun 257/2. maddesinde yer alan, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemesi, kaçırması veya kendisinin kaçmaya çalışmasıdır. Keza Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2022/8964 esas 2022/15530 karar sayılı 28/11/2022 tarihli kararı da "Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkündür." şeklindedir.Buna göre, somut olayda davanın niteliği, dosyada mevcut kayıt ve belgeler ile istinaf dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu olan olayda davalı ...'nin olayda kusurlu bulunduğu alınan raporlarla sabit görülmüş, söz konusu olaya ilişkin soruşturma dosyası ile mevcut dosya bir arada değerlendirildiğinde geçici hukuki koruma yollarının uygulanabilirlik koşulu olan yaklaşık ispatın sağlandığı gözlemlenmiş ve ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu ihtiyati haciz kararının yerinde olduğu usul ve yasaya aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekilinin ihtiyati haciz talebinin kabulüne ilişkin ara kararına yönelik istinaf taleplerinin reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: YUKARIDA AÇIKLANAN GEREKÇELERLE;
1-) Davalılar ... ve ... vekili vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) İstinaf harçları peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
5-) İstinaf yargılaması bakımından davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,
6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 -f maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/10/2026