Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/139 E. 2026/1202 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/139
- Karar No
- 2026/1202
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/139
KARAR NO: 2026/1202
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/05/2023
NUMARASI: 2021/731 Esas, 2023/419 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 30/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili, davacı şirketin ortak girişimi ile ...Müdürlüğü arasında .... Noterliğinin 9 Ağustos 2001 tarih ... yevmiye nolu sözleşmesi ile ... Şube müdürlüğü mesuliyet sahası içinde müteferrik kanal yapım ve bakım işine ait sözleşme imzalandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme, yer teslimi, hak ediş raporları, SGK ilişiksiz belgesi, geçici kabul, kesin kabullerin 2001 yılı ile 2005 yılları arası tamamlandığını, davalı tarafından işin tamamlanmış olmasına rağmen keyfi davranış sonucu kesin hakediş raporunun yaklaşık 10 yıl sonra tamamlandığını, 10 yıl boyunca fazladan teminat mektubu komsiyonu ödemek zorunda kaldıklarını, 2005-2015 yılları arasında ödedikleri teminat mektubu komisyon tutarının yaklaşık 108.766,38 TL olduğunu, kesin hesabın idarece yasal süresinde yapılmaması nedeniyle haksız olarak ödenen 108.776,38 TL'nin şimdilik 50.000,00 TL'sinin 22/02/2005 tarihli kesin kabul tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 21.07.2006 tarihinde yapılan başvuru üzerine söz konusu işe ait hazırlanan kesin hakedişin... müdürlüğü nezdinde tetkik edilerek tahakkukka bağlanması için şebekeler daire başkanlığının yazısı ile 31/07/2006 tarihinde ... Başkanlığına bağlı kesin hesap şube müdürlüğüne gönderildiğini, kesin hesap şube müdürlüğü yazısı ile söz konusu işin kesin hakedişinin tetkikinin bitirildiği ve hakedişin bağlanabilmesi için belirlenen eksiklerin tamamlanması gerektiğinin bildirdiğini, yüklenici firmaya bu eksikliklerin giderilebilmesi için davalı tarafından çeşitli yollarla ulaşılmaya çalışılsa da firmanın adres değişikliği yapmasından dolayı ulaşılamadığını, 17/06/2013 tarihinde davacının iletişimi ile ortaya çıkan konuda on beş gün içinde itiraz ve şikayetlerinin sebeplerini açıklayan herhangi bir itiraz kaydı mevcut olmadığını, dava dilekçesinde de belirttiği üzere 13/01/2015 tarihinde itiraz kaydıyla kesin hesabı sonuçlandırdığını, buradan anlaşılacağı üzere firma sahiplerinin itiraz kaydıyla 2006 tarihinde imzalamayı kabul etseydi ve görevlendirdiği personeli o tarihte görevlendirse idi aynı şekilde kesin hesabı yapabileceğinden, dava konusu olayla ilgili davalının işlemlerin yürürlükteki mevzuata sözleşme hükümlerine ve hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre kesin hesap hakedişi sonucu davacı yüklenicinin davalı idareye 173.073,25 TL borçlu olduğu, idarece yapılması gereken kesin hesap bağlama tarihinin 16/10/2004 tarihinde dolduğu, ancak idarece bu tarihten sonra 13/01/2015 tarihinde kesin hesabın tamamlandığı, kesin hesabın geç tamamlanmasında idarenin kusuru bulunduğunu belirterek 16/09/2004 tarihinden 13/01/2015 tarihleri arasında gecikmeden idarenin sorumlu olduğu kabul edilerek davalı tarafından alıkonan teminat mektuplarına ödenen komisyonların toplamı üzerinden 99.119,98 TL itibariyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dairemiz 2019/161 esas ve 2021/1828 karar sayılı ilamı ile; "...... Mahkemece, taraflara HMK'nın 184. Maddesinde belirtilen "taraflardan tahkikatın tümü hakkındaki açıklamaları" sorulmadan ve buna ilişkin açıklamaları dinlenmeksizin doğrudan "tahkikatın bittiği" bildirilmiş, hemen ardından HMK'nın 186. Maddesi gereğince "sözlü yargılamaya" ilişkin davet prosedürü uygulanmadan, davalı vekilinin hazır bulunmadığı duruşmada karar verilmiş olmakla, tahkikatın HMK'nın 184 ve hüküm tarihindeki 186. Maddesinde belirtilen usule uygun şekilde tamamlandığından ve sözlü yargılamaya geçildiğinden söz edilemez. HMK'nın 184 ve 186. Maddesinde belirtilen usule uyulmadan karar verilmesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmaktadır. " gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, ihale konusu... ve ...ortak girişimince üstlenilmiş olmakla birlikte uyuşmazlık konusu teminat mektuplarının yalnızca davacı şirket tarafından alınması, davalı idarece itirazsız kabul edilmesi ve komisyonlarının da davacı tarafından ödenmesi nedeniyle davacının tek başına dava açabileceği, uyuşmazlıkta on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, ıslah tarihinden geriye doğru on yılı aşan döneme ilişkin komisyon bedellerinin dava dilekçesinde talep edilen 50.000,00 TL içinde kaldığı ve bakiye alacak yönünden ıslah tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçeleriyle davalının dava açma ehliyetine ilişkin itirazı ile zamanaşımı def’inin yerinde görülmediği, sözleşme kapsamında verilen 25 adet süresiz kesin teminat mektubunun kesin hesap bağlanmadığı için iade edilmediği, benimsenen bilirkişi raporları uyarınca kesin hesabın 16.09.2004 tarihinde sonuçlandırılması gerekirken ancak 13.01.2015 tarihinde tamamlandığı, bu gecikmede davalı idarenin kusurlu olduğu ve belirtilen dönemde alıkonulan teminat mektupları nedeniyle davacı tarafından ödenen 99.119,98 TL komisyon bedelinden davalının sorumlu bulunduğu, buna karşılık davalının dava öncesinde TBK’nın 117. maddesine uygun şekilde temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığından geçmiş döneme ilişkin faiz talebinin kabul edilemeyeceği ve temerrüdün başlangıçta dava edilen tutar bakımından dava tarihinde, artırılan tutar bakımından ise ıslah tarihinde gerçekleştiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 99.119,98 TL’nin 50.000,00 TL’sine 27.11.2015 dava tarihinden, bakiye 49.119,98 TL’sine 06.11.2017 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir.
Davalı ...Müdürlüğü vekili istiafında, mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda idarenin savunma ve itirazlarının yeterince incelenmediğini, özellikle davacı yüklenicinin adres değişikliğini bildirmemesi ve kesin hesap işlemlerindeki yükümlülüklerini yerine getirmemesinin değerlendirilmediğini, şartnamenin 40. maddesinin beşinci bendi uyarınca yapı denetim görevlisinin süresinde kesin hesapları teslim etmemesi hâlinde yüklenicinin kendi hazırladığı hesapları idareye sunabileceğini, İnşaat İşleri Mukavelesinin 34. maddesi gereğince de yüklenicinin işin devamı süresince gerekli teknik elemanı bulundurmak, tamamlanan imalatın hesaplarını kontrol teşkilatıyla birlikte hazırlatmak ve kesin hesap dosyası ile kesin projeleri idareye teslim etmek zorunda olduğunu, buna rağmen davacının 2013 yılına kadar gerekli teknik personeli görevlendirmediğini ve eksikliklerin giderilmesine yardımcı olmadığını, 21.07.2006 tarihli başvuru üzerine hazırlanan kesin hakedişin incelenmek üzere 31.07.2006 tarihinde ilgili birime gönderildiğini ancak belirlenen eksikliklerin tamamlanmaması nedeniyle dosyanın 25.07.2008 tarihli yazıyla iade edildiğini, davacıya çeşitli yollarla ulaşılmaya çalışılmasına rağmen bildirilen adreste bulunamaması nedeniyle iletişim kurulamadığını ve ancak 17.06.2013 tarihli adres değişikliği bildirimi üzerine irtibat sağlandığını, sözleşmenin anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin 43. maddesinde uyuşmazlığın ortaya çıkmasından itibaren on beş gün içinde gerekçeli itirazda bulunulması öngörüldüğü hâlde davacının 21.06.2013 tarihine kadar itiraz etmediğini ve 2006 ile 2013 yılları arasında kesin hesabın sonuçlandırılması için herhangi bir girişimde bulunmadığını, ayrıca 2007 yılında kanal baca kapaklarına ilişkin genel şikâyet üzerine aynı dönemdeki bütün işleri kapsayan müfettiş incelemesi başlatıldığını, bu incelemenin sonucu beklenerek davacı ortak girişimden 585 adet sfero kapak karşılığı 79.230,00 TL’nin yatırılmasının istendiğini, ödeme yapılmayınca bu tutar kadar teminatın nakde çevrilmesinin talep edildiğini ve bankanın davacıya ulaşması üzerine davacının 21.06.2013 tarihinde kesintiye itiraz ettiğini, firma sahibinin eşinin hastalığı ve başka özel nedenlerle işlerle ilgilenemediğini sözlü olarak bildirdiğini, davacının 2013 yılında görevlendirdiği personeli 2006 yılında görevlendirip kesin hesabı o tarihte de itiraz kaydıyla imzalaması hâlinde işlemlerin tamamlanabileceğini, dolayısıyla gecikmenin idarenin keyfî tutumundan kaynaklanmadığını ve bütün sorumluluğun idareye yüklenemeyeceğini, ayrıca dava 27.11.2015 tarihinde açıldığından 27.11.2005 tarihinden önce ödendiği ileri sürülen komisyon bedellerinin on yıllık zamanaşımına uğradığını, 2005 yılına ait 8.881,05 TL komisyonun tamamının kabulü yerine yalnızca 27.11.2005 tarihinden sonraki dönem için dilekçede belirtilen 33 günlük tutarın oranlama yoluyla dikkate alınabileceğini ileri sürerek zamanaşımı itirazını yinelemiş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici; davalı ise iş sahibidir.
Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme konusu işin kesin kabulünün tamamlanmasına rağmen davalı idarenin kesin hakediş raporunu yaklaşık 10 yıl gecikmeli tanzim etmesi sebebiyle fazladan ödenmek zorunda kalınan teminat mektubu komisyon masrafının şimdilik 50.000,00 TL'sinin tahsilini talep ve dava etmiş (ıslahla artırılmış), davalı vekili, yükleniciye adres değişikliği sebebiyle ulaşılamaması ve eksikliklerin davacı tarafça ikmal edilmemesi nedeniyle gecikmede idarenin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece, kesin hesabın süresinde bağlanmamasında idarenin kusurlu olduğu gerekçesiyle gecikilen dönemde ödenen teminat mektubu komisyon bedeli üzerinden davanın 50.000,00 TL'lik dava ve 49.119,98 TL'lik ıslah edilen kısmı olmak üzere toplam 99.119,98 TL itibariyle kısmen kabulüne karar verilmiştir.
25.05.2017 tarihli... ve ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, kesin hesabın hazırlanarak sonuçlandırılmasının idarenin yükümlülüğünde olduğu, yükleniciye gerekli davet yapılmadığı ve eksik belgelerin idarece tamamlanarak hesabın resen sonuçlandırılması gerektiği, 16.09.2004 ile 13.01.2015 tarihleri arasındaki gecikmeden davalı idarenin sorumlu bulunduğu, kesin hesap sonucunda davacının idareye 173.073,25 TL borçlu olduğu, teminat mektuplarının alıkonulması nedeniyle 2005 ile 2014 yılları arasında ödenen toplam 99.119,98 TL komisyonun bu borçtan mahsup edilmesi gerektiği ve komisyon bedellerine ayrıca faiz uygulanmasına yer bulunmadığı belirtilmiş, aynı bilirkişilerce düzenlenen 18.10.2017 tarihli ek raporda, idarenin kesin hesabı resen sonuçlandırma yükümlülüğü nedeniyle yüklenicinin işlemleri takip etmediğine ilişkin itirazın önceki kanaati değiştirmediği, davacının 173.073,25 TL kesin hesap borcunu ödediğinin anlaşıldığı ve 99.119,98 TL komisyon bedeline ilişkin tespitin korunduğu açıklanarak mahkemenin ara kararı doğrultusunda yıllık komisyon ödemelerine 2015 yılına kadar ticari faiz uygulanması sonucunda 70.541,69 TL faiz hesaplandığı ve bu tutarın ödenip ödenmeyeceğinin mahkemenin takdirinde bulunduğu bildirilmiş, 19.10.2022 tarihli ara karar üzerine...ve ... tarafından zamanaşımı def’i ve faiz talebiyle sınırlı olarak düzenlenen raporda ise, komisyon alacaklarının on yıllık genel zamanaşımına tabi olduğu, ıslah tarihinden geriye doğru on yılı aşan döneme ilişkin tutarların başlangıçta dava edilen 50.000,00 TL içinde kaldığı ve bakiye alacak yönünden ıslah tarihinde zamanaşımının dolmadığı, davalı idarenin komisyon bedellerinin ödenmesi hususunda dava öncesinde temerrüde düşürüldüğünü gösteren belge bulunmadığından dava öncesi dönem için temerrüt faizi hesaplanamayacağı, 50.000,00 TL’ye dava tarihinden ve bakiye komisyon alacağına ıslah tarihinden itibaren avans faizi oranında temerrüt faizi yürütülebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasındaki 09.08.2001 tarihli sözleşmeye konu işin geçici kabulünün 16.03.2004 tarihinde, kesin kabulünün ise 22.02.2005 tarihinde yapıldığı, kesin hesabın sonuçlandırıldığının davacıya 13.01.2015 tarihinde bildirildiği, uyuşmazlığın kesin hesap işlemlerinin gecikmesi nedeniyle teminat mektupları için ödenen komisyonların davalıdan istenip istenemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan 25.05.2017 tarihli bilirkişi raporu ile 18.10.2017 tarihli ek raporda, kesin hesabın tamamlanması için gerekli olduğu belirtilen belgelerin idarenin kayıtlarında bulunduğu, yüklenicinin katılımı sağlanamadığında sözleşme ve eki şartname hükümleri çerçevesinde kesin hesabın idarece sonuçlandırılmasının mümkün olduğu ve yükleniciye bu amaçla usulüne uygun çağrı yapıldığını gösteren belgenin ortaya konulamadığı açıklanmış olup davalının yüklenicinin adres değişikliğine ve işlemleri takip etmemesine ilişkin savunmaları, idarenin kendi yükümlülüklerini yerine getirmeksizin kesin hesap işlemlerini yıllarca sonuçlandırmamasını haklı kılacak nitelikte görülmemiştir.
Davalının teknik personel görevlendirilmediği ve belgelerin tamamlanmadığı yönündeki itirazlarının raporlarda değerlendirilmiş olması, kesin hesabın idarenin elindeki kayıtlarla tamamlanabileceğinin belirtilmesi ve davalı tarafından bu değerlendirmenin aksini ortaya koyan somut bir hesap veya teknik açıklama sunulmaması karşısında, gecikmeden kaynaklanan komisyon giderlerinden davalının sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından ödenen komisyon bedellerinin banka kayıtları esas alınarak 99.119,98 TL olarak hesaplandığı, bu giderlerin teminatların gecikmeli iadesinden kaynaklanan fiilî zararı oluşturduğu, kesin hesap sonucunda davacının idareye borçlu olduğu belirtilen 173.073,25 TL’nin ise 18.10.2017 tarihli ek raporda ödendiğinin açıklandığı gözetildiğinde, ödenmiş bu tutarın hükmedilen alacaktan yeniden indirilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davaya konu komisyon bedelleri, kesin hesabın süresinde çıkarılmaması nedeniyle iadesi geciken teminat mektuplarına ilişkin olup, teminatın iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı ve yüklenicinin idareye borcu bulunup bulunmadığı ancak kesin hesabın sonuçlanmasıyla belirlenebilmiştir; nitekim kesin hesap sonucunda yüklenicinin idareye 173.073,25 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda komisyon zararına ilişkin alacak, kesin hesabın sonuçlandığı ve yükleniciye bildirildiği tarihte muaccel olmuştur. Uyuşmazlığa 818 sayılı BK m.126/4 ve TBK m.147/6 uyarınca 5 yıllık zamanaşımı uygulanmakla birlikte, bu süre 13.01.2015 tarihinden itibaren işlemeye başladığından, 27.11.2015 tarihli dava ve 06.11.2017 tarihli ıslah süresi içindedir. Mahkemenin zamanaşımına yönelik kararı doğru olmuştur.
Davacının komisyon giderlerinin ödenmesi yönünden davalıyı dava öncesinde temerrüde düşürdüğü kanıtlanamadığından başlangıçta talep edilen 50.000,00 TL’ye dava tarihinden, artırılan 49.119,98 TL’ye ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına ilişkin kabul doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../05/2023 tarih ve 2021/... Esas, 2023/... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 6.770,88 TL nispi istinaf harcından peşin yatırılan 1.693,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.077,88-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.