Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/587 E. 2026/799 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/587
- Karar No
- 2026/799
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/587 - Karar No:2026/799 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/587 KARAR NO : 2026/799
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2024 NUMARASI : 2023/458 E-2024/75 K
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalı şirketin alt taşeronu olarak iç mekan prekast kaplama işini yerine getirdiğini, müvekkili tarafından, iç mekan prekast kaplama işinin karşılığında; 19.01.2021 tarihli GIB2021000000001 seri nolu 57.018,54TL bedelli, 10.06.2022 tarihli GIB2022000000005 seri nolu 96.394,20TL bedelli, 10.06.2022 tarihli GIB2022000000006 seri nolu 35.312,62TL bedelli faturalar e-arşiv fatura üzerinden keşide edilmiş olup buna karşılık davalı şirketçe; 19.01.2021 tarihli GIB2021000000001 seri nolu 57.018,54TL bedelli fatura alacağının 53.349,02TL bakiye alacağı ve 10.06.2022 tarihli faturaların tamamı alacağın kabulüne ilişkin olarak davalı tarafından müvekkili şirkete mail gönderilmesine rağmen ödenmediğini, davalı tarafça faturaların alacağının ödenmemesi sebebiyle müvekkilinin, alacağının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2022/50036 esas sayılı icra dosyası ile fatura alacağına dayalı ilamsız icra yoluyla takip başlatmış olup; davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak borca ve fer'ilerine yapılan itirazı sebebiyle icra takibinin durduğunu, davalının yapmış olduğu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunun açık olduğunu, alacağın da muayyen olduğunu beyan ederek, davalı-borçlunun Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2022/50036 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve icra takibinin takip tarihindeki koşullarla devamına, davalı-borçlunun asıl alacağın %20’ den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle;öncelikle taraflar arasındaki ihtilafların çözüm yerinin, sözleşmeler uyarınca Ankara Mahkemeleri olarak belirlendiğinden işbu davanın Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin işbu davayı görmeye yetkili olmadığını, taraflar arasında imzalanan her üç sözleşme ile davacının üstlendiği işin sözleşme konusu fiber yapı elemanlarının montajı işi olduğunu, sözleşmeler uyarınca hakedişler, sözleşmeye uygun olarak düzenlenip müvekkili şirkete teslim edildikten ve onaylandıktan sonra dahi ödenmesi, asıl işverenin müvekkiline hakediş ödemesi yapması koşuluna bağlandığını, sözleşme hükümleri uyarınca davacının henüz muaccel olmuş bir alacağı bulunmadığını, her üç işinde henüz geçici kabulü yapılmamış olmasının en büyük nedeninin davacı şirketin işi sözleşmeye uygun olarak ifa etmemiş olması olduğunu, davacı şirketin ayıplı ve noksan ifası nedeniyle geçici kabullerin yapılamadığını, inşaatların mevcut seviyelerinin mahallinde yapılacak keşif ve asıl işveren şirketlerden celp edilecek hakediş ve işin tamamlanma seviyesine ilişkin diğer kayıtlarla ortaya çıkacağını, davacının sözleşmeleri ayrık tutarak salt faturaya dayalı olarak yaptıkları icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğunu, faturaların dayanağı sözleşmelerin eser sözleşmeleri olup sözleşme hükümlerine aykırı davacı taleplerinin reddi gerekirken haksız ve kötü niyetle müvekkili şirket hakkında icra takibi başlatılması nedeniyle talep edilen alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere davacı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, likit ve mauccel bir alacak bulunmadığından davacının inkar tazminatı taleplerinin de ayrıca reddini talep ettiklerini beyan ederek, haksız ve dayanaksız davanın reddi ile kötü niyetli davacının alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere haksız takip tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince: Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükünün kural olarak davacı tarafa ait olduğu, davacı tarafın alacağının varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmekle yükümlü olduğu, huzurdaki dava için de bu kuralın geçerli olduğu, davacı takip dayanağı faturalardaki işi yaptığını, ancak bedelini tahsil edemediğini ispat etmekle yükümlü olduğu, davacının talep ettiği alacak tutarının kendi defterlerindeki kayıtlar ile birebir uyumlu olduğu, bu faturaların davalı defterlerinde de aynen kayıtlı olduğu, bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkarıldığı, davacının alacağının taraf defterlerine göre sübut bulduğu, davalının düzenlediği kesintinin faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığına göre bu fatura yönünden ispat yükünün davalıya geçtiği, davacının eksik işleri varsa bunu davalı ispat etmekle yükümlü olduğu, dosyada davalı tarafından davacıya gönderilmiş ihtar bulunmadığı bu yönde herhangi bir delil de olmadığı, bu itibarla davalı defterindeki 26/09/2022 tarihli 68.585,29-TL tutarındaki fatura kaydına itibar etmek mümkün olmadığı öte yandan sanal BA formunda bu faturanın görülmesi vergi mevzuatından kaynaklı bir durum olup, sanal BA formu sistemdeki kayıtlarla otomatik olarak düzenlenip davacı tarafından bildirilmediğine göre eldeki davaya etkisi olmadığı, gelinen aşamada davacının alacağının dosya kapsamıyla sübut bulduğu, işlemiş faiz istemi yönünden değerlendirme yapıldığında; davalının icra takibi öncesinde TTK'nın 18/3 maddesi kapsamına göre temerrüde düşürüldüğüne dair dosya kapsamında delil bulunmadığına göre bu talep yönünden davanın reddi gerektiği, davacının icra inkar tazminatı talebi değerlendirildiğinde; alacağın faturaya dayalı olduğuna göre likit olduğu takibe yönelik itiraz haksız olduğundan İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2 maddesi hükmü uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerektiği, reddedilen tutar yönünden davalının haksız takip tazminatına yönelik talebi değerlendirildiğinde; davacının işlemiş faize yönelik talebinde haksız ise de takip başlatmakta kötü niyetli olduğuna dair dosya kapsamında delil bulunmamasına göre İİK 67/2 maddesindeki şartların sağlanmadığı anlaşılmakla bu talebin reddi gerektiği dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında imzalanan eser sözleşmelerinden, asıl işveren "...." ile müvekkili arasında imzalanan "...Kaplama İşleri" sözleşmesi kapsamında alt taşeron olarak davacı şirketin montaj işlerini üstlendiği 29.11.2019 tarihli, 18-3010513-GFRC-02 numaralı sözleşmede, asıl işveren "...." ile müvekkili arasında imzalanan "... İşleri Sözleşmesi" kapsamında alt taşeron olarak davacı şirketin montaj işlerini üstlendiği 29.11.2019 tarihli, 19-3010884-GFRG-09 numaralı sözleşme ,asıl işveren "..." ile müvekkil arasında imzalanan "...İşleri Sözleşmesi" kapsamında alt taşeron olarak davacı şirketin montaj işlerini üstlendiği 29.11.2019 tarihli, 19-3010884-GFRG-09 numaralı sözleşme ile davacı ile müvekkili şirket arasında eser sözleşmeleri kurulduğunu, her üç sözleşme ile davacının üstlendiği işin "sözleşme konusu fiber yapı elemanlarının montajı" işi olduğunu, her üç sözleşmenin, "hakedişler ve ödeme esasları başlıklı" 12.maddesinde "...ödemeler; her hakedişte mutlaka alt taşeron, alt işveren, asıl işveren ve proje müdürü imzası olacaktır.Aylık hakediş yapılacak, hakedişler her ayın birinde merkez ofise alt işveren şantiye şefi ve alt taşeron tarafından imzalanmış şekilde ulaştırılacak, asıl işverenin hakediş ödemesi sonrası nakit yapılacaktır" hükmünü içerdiğini, özetle alt taşeron olan davacının hakedişlerini sözleşmeye uygun olarak düzenlenip müvekkili şirkete teslim edildikten ve onaylandıktan sonra müvekkili tarafından ödenmesi, asıl işverenin müvekkiline hakediş ödemesi yapması koşuluna bağlandığını, nitekim ara hakedişler konusunda müvekkili şirketin asıl işverenden hakediş ödemelerini almasının akabinde davacı şirkete de ödemelerinin sözleşme doğrultusunda bu şekilde yapıldığını, ancak dava konusu edilen alacaklar için daha önce ifade ettikleri üzere, sözleşme hükümleri uyarınca davacının henüz muaccel olmuş bir alacağı bulunmadığını, her üç iş için de geçici kabul yapılmadığı gibi kesin hakediş de yapılmadığını, hal böyle iken davacı şirketin sözleşme hilafına talepte bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmelerin gereği olarak, kesin hesabın ve kesin hakedişin yapılmasını müteakip, müvekkilinin hakediş ödemelerini asıl işverenden tahsil etmesinin ardından davacının -var ise- bakiye alacaklarının ödeneceği hususu hüküm altına alındığına göre mevcut haliyle haksız davacı taleplerinin sözleşmeye aykırılık nedeniyle reddi gerektiği hususu her türlü izahtan vareste olduğunu, sözleşmeler gereğince, kesin hesabın yapılması ile davacının bakiye alacağı / borcu belirleneceğinden, henüz kesin hesap yapılmaksızın, sırf faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibinin haksız olduğu yönündeki savunmalarının, Mahkemenin görmezden geldiğini, eser sözleşmelerini göz ardı ederek yalnızca fatura alacağı olarak değerlendirdiğini ve davacının alacak iddiasını kabul ettiğini, Mahkemenin-bilirkişi raporunun da hilafına olarak- sözleşmeleri dikkate almaksızın, sözleşme hükümlerine aykırı olarak verdiği kararın yasa, hukuk ve dosya içeriğine tümüyle aykırı olduğunu, Mahkemenin, itirazları dikkate almaksızın hükmüne esas aldığı, yalnızca mali müşavir bilirkişinin düzenlediği raporda dahi müvekkili şirketin, dava dışı asıl işveren ...A.Ş.'den 118.573,39 TL alacaklı olduğunu, ...A.Ş.'den 93.183,55 TL alacaklı olduğunu, ... A.Ş. ile ilgili olarak hakedişler yapıldığını, hakedişlerin dosyada bulunmadığını ve bilirkişinin uzmanlık alanı olmadığı için davacının faturasının hangi hakedişe ait olduğunun tespit edilemediğinden bahisle, davalının asıl işverenden davacının faturasına konu alacağı tahsil edip etmediğinin tespit edilemediği yönünde görüş bildirdiğini, ardından bu tespitle çelişki oluşturacak biçimde "davalının ...'dan fatura konusu alacağı tahsil ettiği...'ten alacağının bulunmadığı, ...'tan ise dava konusu fatura alacağını tahsil edip etmediğinin anlaşılamadığı" yönünde rapor düzenlediğini, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiasına dayalı olarak açılan davada, faturaların -kısmen- incelenmesinden ibaret bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesinin tümüyle hukuka aykırı olduğunu, eser sözleşmesi ve kesin hesaptan anlayan bilirkişi ilavesi ile gerektiğinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle davacının her üç dava dışı asıl işveren ile müvekkil arasındaki sözleşme nedeniyle alacağı bulunup bulunmadığını, var ise miktarı hususlarında ek rapor düzenlenmesi gerekli iken Mahkemenin taleplerini göz ardı ederek hüküm kurduğunu, davacının alacağı olup olmadığı, ancak sözleşmeler gereğince yapılacak kesin hesapla ortaya çıkacağını, kesin hesap yapılmaksızın, davacının yaptığı iş incelenmeksizin, müvekkili ve asıl işverenler arasında kesin hesap, geçici kabul yapılıp yapılmadığı, ödemelerin tahsil edilip edilmediği belirlenmeksizin Mahkemenin sanki taraflar arasında "basit bir ticari alım satım yapılmış ve bedeli ödenmemiş" şeklinde tümüyle hatalı bir yaklaşım sergileyerek eser sözleşmesinin hilafına olarak işbu istinaf konusu kararı tesis ettiğini, ayrıca, müvekkili şirketin her üç asıl işverenden de alacaklı olduğu hususları her iki tarafın da itiraz ettiği ancak Mahkemenin ek rapora dahi göndermediği bilirkişi raporunda dahi tespit edildiğini, gelen müzekkere cevapları ile birlikte değerlendirildiğinde henüz kesin hakediş düzenlenmediğinden ve müvekkilinin ödemeleri tamamlanmadığından davacının muaccel alacağı bulunmadığının görüldüğünü, Mahkemenin, bilirkişinin de noksan olduğunu belirttiği hususlar ve itirazlarını ve hatta davacı itirazlarını dahi dikkate almaksızın ek bilirkişi raporu taleplerini dikkate almayarak noksan inceleme ile hüküm kurduğunu, her üç işte henüz geçici kabul yapılmamış olmasının nedeninin davacı şirketin işi sözleşmeye uygun olarak ifa etmemiş olması olduğunu, davacı şirketin ayıplı ve noksan ifası nedeniyle geçici kabuller yapılamadığı gibi müvekkili ve asıl işverenler arasında da henüz geçici kabullerin tamamlanmadığını, inşaatların mevcut seviyelerinin mahallinde yapılacak keşif ve asıl işveren şirketlerden celp edilecek hakediş ve işin tamamlanma seviyesine ilişkin diğer kayıtlarla belirlenebilecekken bu araştırmalar da yapılmaksızın alelacele verilen kararın bu yönleri ile de yasa, hukuk ve dosya içeriğine aykırı olduğunu, alacağın yargılamayı gerektirdiğinin açık olduğunu, hal böyle iken aleyhe inkar tazminatına hükmedilmesinin de tümüyle hukuka aykırı olduğunu, alacağın varlığı ve miktarının ancak sözleşmeler doğrultusunda yapılacak tespit ve değerlendirme ile ortaya çıkacağını, Mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesinin de hükmün sair yönleri gibi yasa, hukuk ve dosya içeriğine aykırı olduğunu, karar duruşması için "bir başka Mahkemedeki duruşmamız ile işbu davanın duruşmasının aynı zamana denk gelmesi nedeniyle işbu istinaf konusu davanın duruşmasının bekletilmesi talebiyle" gönderdikleri dilekçenin Mahkeme Hakimi tarafından "okunmaksızın", "mazeret" dilekçesi olarak kabul edildiğini, mazeretin reddine karar verilerek duruşmanın devam ettiği esnada duruşma salonuna girmelerine ve dilekçe ile "bekletme" talebinde bulunduklarını Mahkeme hakimine şifahen de belirtmelerine rağmen kendisinin de "dilekçeyi mazeret olarak gördüğünü" beyan ederek eser sözleşmesine dayalı davayı henüz ikinci duruşmada, dosya tekemmül etmemişken sonuçlandırdığını ve hem noksan inceleme, hem hatalı değerlendirme ve hem de müvekkilinin savunma hakkı hiçe sayılarak hüküm kurulduğunu her yönü ile yasa, hukuk ve dosya içeriğine aykırı hükmün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında dava aşamaları basit yargılama usulünde; davanın açılması ve dilekçeler aşaması (316-318 md.), ön inceleme ve tahkikat (320 md.) ve hüküm (321 md.) şeklinde düzenlenmiştir. Tahkikat, yazılı yargılama usulünde de basit yargılama usulünde de ön inceleme aşamasının sona ermesi üzerine başlamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 147. maddesinde ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tarafların tahkikat için duruşmaya davet edileceği düzenlenmiştir. Tarafların duruşmaya çağrılmasıyla tahkikat başlayacaktır. Tahkikat evresi, taraflar arasındaki ihtilaflı vakıaların incelenip hakikatin ortaya çıkarılması için yapılan işlemlerin zaman itibariyle işgal ettiği yargılama aşamasıdır. Mahkeme, bu aşamada tarafların talep sonucunu dayandırdıkları, davanın halli bakımından önem taşıyan ve ön inceleme tutanağında çekişmeli olarak belirtilen vakıaların, yine kural olarak tarafların sunduğu deliller çerçevesinde doğruluğunu araştırır. Taraflarca getirilen delillerin değerlendirilmesi ve ispat faaliyeti neticesinde uyuşmazlığın aydınlanmasıyla birlikte, hâkimin davayı sonlandıracak kararı vermesi mümkün hale gelmektedir. Bu yönüyle tahkikat, davanın en önemli ve uzun aşaması olarak nitelendirilmektedir. Tahkikat aşamasından sonra taraflara yargılamayla ilgili son sözlerinin sorulacağı sözlü yargılama aşamasına geçilecek ve ardından mahkeme nihai kararını verecektir. Bu kapsamda mahkemece taraf iddia, delil ve belgeleri toplandıktan sonra, bunların inceleme ve değerlendirmesini yaparak tahkikatın bittiğini bildirir sözlü yargılamaya geçer, sözlü uygulamada da taraf vekillerine talep edilen davada sözlü beyanda bulunmak üzere süre verilir. HMK 184'e göre "Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder." HMK 184. Maddeye göre davalı vekilinin 13/02/2024 tarihli saat talikini içerir mazeret dilekçesi ile duruşmanın saat 10.00'a kadar ertelenmesini talep ettiği, mahkemece 13/02/2024 tarihli duruşmada '' Dosyanın geldiği aşama gözetilerek davalı vekilinin belgeye dayalı olmayan mazeretinin reddine'' karar verilmiş ise de öncelikle davalı vekilinin saat talikine ilişkin talebi yönünden gerekçeli bir karar verilmeden saat taliki talep edilen saat olan10:00 dan önce saat 09:39 da kısa kararın tefhim edildiği anlaşılmış olup, açıklanan yargılama aşaması gözetildiğinde mahkemece davalı vekilinin saat taliki talebi belirtilerek buna ilişkin gerekçe kurulmadan mazeretin reddine karar verilmiş olması ve yine HMK 184 ve 186 maddeler gereğince tahkikatın sona ermesi ile sözlü yargılama aşamalarına ilişkin hükümler uygulanmaksızın davalı vekilinin hukuki dinlenme hakkını kısıtlar biçimde duruşmaya son verilerek kısa kararın açıklanmış olması dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olmamıştır. Taraflar arasında 29.11.2019 tarih 19-3010884-GFRG-09 numaralı sözleşme montaj işlerine ilişkin sözleşmesi, 29.11.2019 tarihli, 18-3010513-GFRC-02 numaralı ''...Kaplama İşleri''sözleşmesi,29.11.2019 tarih 19-3010884-GFRG-09 "...İşleri Sözleşmesi" kapsamında alt taşeron olarak davacı şirketin montaj işlerine ilişkin 3 adet eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup, dava bu sözleşmeler kapsamında bakiye alacak iddiasına dayalı davalı aleyhine yapılan takip nedeniyle davalı tarafından borca itiraz üzerine , itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemesince serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişiden alınan raporda tarafların ticari defterleri üzerinden yapılan incelemeye dayalı hüküm kurulmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmelerin incelenmesinde davalı ile dava dışı iş sahibi arasında yapılan sözleşmelere atıfta bulunulduğu davalı tarafça davacının yaptığı işlerde eksik ve ayıpların bulunduğu yönünde itirazların olduğu görülmekle Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere sözleşmedeki atıf ve davalının itirazları kapsamında davacının bakiye alacağının belirlenmesinde taraflar arasındaki sözleşmenin hükümleri, davalı ile dava dışı iş sahibi arasında düzenlenen hakedişlerde davacının sözleşme kapsamında yaptığı işlerde herhangi bir kesinti bulunup bulunmadığı, davacı hakediş alacağından mahsubu gereken bedel olup olmadığı yönünde inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken eksik incelemeyle sadece mali müşavir bilirkişiden rapor alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda mahkemesince yapılması gereken iş; sözleşme hukukundan anlar bir bilirkişinin de yer aldığı şekilde , bir mali müşavir ve sözleşme kapsamında yapıldığı iddia olunan işlerin niteliğine göre uzman bir bilirkişiden oluşan heyetten davalı ile dava dışı iş sahibi arasında düzenlenen hakediş, geçici ve kesin kabul tutanakları ve taraflar arasında sözleşme hükümleri incelenmek suretiyle davacının sözleşme kapsamında yaptığı işlerden mahsubu gereken bir bedel bulunup bulunmadığı yönünde denetlenebilir bilirkişi raporu,taraflarca itiraz edilmesi halinde itirazları karşılar ek rapor/raporlar alınarak sonucuna karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1.a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2024 tarih ve 2023/458 E-2024/75 K sayılı kararının HMK'nın 353/1.a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı tarafından yatırılan 3.160,29 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davalı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 01.07.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip