Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/18 E. 2026/1796 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/18
Karar No
2026/1796
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/18 - 2026/1796 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/18 KARAR NO : 2026/1796

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/11/2025 NUMARASI : 2025/406 Esas - 2025/660 Karar

DAVACI : ... METAL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... Başakşehir/İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - ....Göngören/İSTANBUL DAVALI : ... METAL VE PETROL ÜRÜNLERİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ BAŞİSKELE ŞUBESİ - .... İzmit/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - .... İzmit/KOCAELİ

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2021 KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya Bakırköy 2. Noterliği 03/12/2020 tarih ve 14411 yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiklerini, ihtarın sonuçsuz kaldığını, menfi tespit davası bağlamında müvekkili aleyhine başlatılabilecek herhangi bir icra takibinin İİK 72/1-2 uyarınca tedbiren durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini belirterek müvekkili şirket aleyhine başlatılabilecek haksız ve hukuka aykırı takibin tedbir yoluyla durdurulmasına, mütemerrit davalı aleyhinde teminatsız olarak ihtiyati haciz uygulanmasına, davanın kabulü ile müvekkili şirkete başta 29/10/2020 tarih KCM2020000003206 numaralı 550.000 kg'lık galvaniz rulo saca konu alan fatura ve diğer satımlar olmak üzere taraflar arasındaki tüm cari ticari ilişki uyarınca borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin cari ilişkide davalıya fazladan ödemiş olduğu 4.531,05 Usd'nin 3095 sayılı Kanun m.4/a uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının sözleşmeyi ifa etmekte temerrüte düşmüş olması nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 Usd'sinin 3095 sayılı kanunun m.4/a uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari alım satım ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda müvekkili tarafından davacıya USD üzerinden muhtelif metal malzemeler sattığını, dava tarihi itibariyle müvekkilinin davacıdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 108.875,92 USD alacağını, bu hususun ticari defterlerin incelemesi halinde sübuta ereceğini, müvekkilinin alacaklı olduğunun ticari defterlerle ispatlandığını, taraflar arasında imzalanan 20/10/2020 tarihli satış sözleşmesi ile dilekçede bahsi geçen 29/10/2020 tarihli .... nolu faturanın alt bölümündeki maddeler incelendiğinde ürünlerin sevk ve taşımasının davacıya ait olduğunu, İzmit fabrikadan depo teslim olduğunun görüldüğünü, ayrıca davacının .... nolu faturadan sonra müvekkilinden iki kez daha alım yaptığını, davacının müspet zarar ve temerrüt iddialarını reddettiklerini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının dilekçesinde belirtilen müvekkilinden 4.531,05 USD alacaklı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan 108.875,92 USD alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın KABULÜ ile 29/10/2020 tarih KCM.... 3206 numaralı 550.000 KG'lık galvaniz rulo saç içeren fatura kapsamında 162.900 KG yönünden malın teslim edilmediği ve faturadaki karşılık gelen miktar olan 108.875,93 USD yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Cari ilişki yönünden davalıya fazla ödenmiş olan 4.531,05 USD'nun dava tarihi itibariyle işleyecek 3095 sayılı kanun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödemiş olduğu en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İkame alım kapsamında 10.000 USD'nin 15/12/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödemiş olduğu en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tahkikat bittikten sonra sunulan ıslah dilekçesinin mahkeme tarafından kabul edilmesi ve buna göre hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, davacının uyaptan 18.10.2022 tarihinde birinci ıslah dilekçesini sunduktan sonra 19.10.2022 tarihinde ön bürodan ikinci bir ıslah dilekçesi ve ekinde yeni delil sunabilmesinin mümkün olmadığını, ıslah ile sadece usuli işlemlerin değiştirilmesi mümkün iken mahkemenin davacının esasa yönelik değiştirdiği beyanlarını ve ıslah dilekçesini esas aldığını, HMK'nın mad. 182 uyarınca ıslahın davayı uzatma amacıyla yapılıp yapılmadığının değerlendirilmediğini, dava konusu faturanın itirazi kayıt sunmaksızın davacının ticari defterlerine işlendiğini, bu durumun malın teslim edildiğine karine teşkil ettiğini, malların teslim alınmadığını iddia eden davacının daha sonra davalıdan 30.10.2020 tarihli KCM...3222 nolu ve 31.10.2020 tarihli KCM...3236 nolu faturalarla iki kez daha rulo sac alımı gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının usulsüz ıslah dilekçesi ekinde sunduğu yeni delil mahiyetindeki mail dökümlerini ve içeriklerini kabul etmediklerini, 13.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda teslim edilmediği iddia edilen ürün miktarının 152.880 kg karşılığı 106.434,00 USD olarak hesaplanmasına rağmen mahkemenin hükümde teslim edilmeyen ürün miktarını 162.900 kg karşılığı 108.875,93 USD kabul etmesinin hatalı olduğunu; davalının, ikame alımdan kaynaklı 10.000 USD tazminata hükmedilmesi ve tazminatın hesaplanma yönteminin hatalı olduğunu, hükmedilen faiz türünün hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesinin, 03.07.2025 tarihli kararıda sadece, davalıya yemin hakkının hatırlatılması yönünde kararı kaldırdığı, yerel mahkemenin davalının vekiline de ve davalı şirket yetkililerine de ayrı ayrı bu hakkı hatırlattığı, davalının ise kesin süre ve meşruhatlı ihtarata rağmen yemin deliline dayanmadığını, mahkemenin davanın kabulüne karar vermesi dosyadaki delil durumuna ve Sakarya Bam 7. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2025 tarihli ilâmına tamamen uygun olup, karara karşı ileri sürülen istinaf iddialarının hiçbir mesnedinin olmadığını, ıslahın tahkikat tamamlanmadan önce yapıldığı ve ikinci bir ıslah dilekçesinin verilmediğini, ıslah ile maddi vakıa, netice-i talep ve dahi delil listesinin değiştirilebileceğini, faiz türünün hatalı olmadığını; uygulanması gereken 3095 sayılı Kanun m. 4/a hükmü olup, mahkemece de bu yönde hüküm verildiğini belirterek; davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/11/2025 tarih, 2025/406 Esas - 2025/660 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava menfi tespit, alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalının 550.000 kg galvenizli rulo sac satışı hususunda anlaştıkları, satıcı olan davalının 29.10.2020 tarihli faturayı düzenleyerek davacıya gönderdiği, bu hususta davalının teklif formu da düzenlediği, davalının parça parça teslimatlar yaptığı, ancak 387.100 kg’lık teslimat yaptığı, geriye kalan 162.900 kg’lık emtiayı teslim etmediği, bu kapsamda davacı tarafından gönderilen 100.000 USD’lik ödemeyi de haksız olarak iade ettiği, taraflar arasındaki cari hesapta teslim edilmeyen emtianın değeri düşüldüğünde davacının davalıdan alacaklı olduğu, faturanın ifa edilmeyen 162.900 kg’lık kısmı yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı, davacının sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle 3. kişiden daha yüksek bedelle mal alımı yapmak zorunda olduğu belirtilerek tazminat talepli eldeki davanın açıldığı; davalı tarafından fatura konusu malların davacıya teslim edildiği, davacının fatura bedelini tam ödemediği, davalının davacıdan alacaklı olduğundan bahisle davanın reddinin talep edildiği, davacı tarafından davanın tam ıslahı yoluna gidilerek yeni bir dava dilekçesi sunulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu, Dairemizin 03/07/2025 tarih, 2024/358 E., 2025/1219 K. sayılı ilamı ile; Davacı taraf 12.10.2022 tarihli duruşmada, “6100 sayılı HMK'nın (22/07/2020 tarih 7251 sayılı yasanın 20 maddesi ile değişik) 186 maddesi gereğince tahkikatın bittiği bildirilmekle sözlü yargılama aşamasına geçildi.” şeklinde ara karar kurulduktan sonra davacı vekilinin söz isteyerek “Sözlü yargılama aşamasına geçilmeden önce beyanda bulunmak istiyoruz, biz davamızı tam ıslah edeceğiz” şeklinde beyanda bulunarak davayı tam ıslah etmek üzere süre talep ettiği, mahkemece talep kabul edilerek ıslah için süre verildiği, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 184/2.maddesi gereği duruşmada hazır olan taraflara tahkikatın geneli hakkındaki beyanlarını sormadığından ve tarafların tahkikatın geneli hakkındaki beyanlarını almadığından henüz tahkikat aşamasının bittiğinden söz edilemeyeceğinden, mahkemece davacının davanın tam ıslahı talebini kabul ederek ıslah için süre vermesinin isabetli olduğu ve davalının bu yöndeki istinaf istemlerinin yerinde görülmediği; Davacının davalıdan 29.10.2020 tarihli 382.910,00 USD bedelli faturaya konu 550.000 kg’lık galvaniz rulo sac aldığı uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlığın anılan emtianın davalı tarafından davacıya teslim edilip edilmediği hususlarında olduğu, davalı tarafından düzenlenen faturanın hem davacının defterlerinde hem de davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, bu durumda davalı tarafından gönderilen faturanın davacının defterlerine kaydedilmesi nedeniyle fatura konusu emtianın davacıya teslim edildiği karinesinin aksini davacının ispat etmesi gerektiği, dosyaya sunulan ve davacı tarafından düzenlenen sevk irsaliyelerinde açıkça dava konusu faturaya atıf yapıldığı, sevk irsaliyelerinin davalıya tebliğ edildiği, dosyaya gelen 30.01.2023 tarihli ... Bilişim Sistemleri ve Danışmanlık Sistemleri A.Ş. yazı cevabından anlaşıldığı, dosyaya sunulan kantar belgelerindeki kayıtlarla davacının sevk irsaliyelerindeki kayıtların uyumlu olduğu, gerek bu hususlar gerek ise de davalı yetkilisi tarafından isticvap beyanında şirkete ait olduğu kabul edilen mail adresine ait yazışma içeriklerine göre davaya konu faturaya ilişkin emtianın tek seferde teslim edilmediği, fatura tarihinden sonra parça parça teslim edilmeye devam edildiği, bu şekilde yukarıda belirtilen karinenin aksinin, yani fatura kayıt tarihinde malların teslim edilmiş olduğu karinesinin aksinin dosya kapsamıyla ispatlandığı anlaşıldığından mahkemece eksik ifanın kabul edilmesi ve buna göre hüküm kurulmasının isabetli olduğu; Davacının, faturaya konu bakiye emtianın teslimi için davalıya Bakırköy 2. Noterliğinin 03.12.2020 tarih ve 14411 yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiği, verilen sürede borcun ifa edilmemesi halinde 6098 sayılı yasanın 213/2. maddesi gereği tazminat talep edileceğinin bildirildiği, bu şekilde davacı tarafın davalı satıcıyı temerrüte düşürdüğü ve 6098 sayılı yasanın 213/2.maddesi gereği tazminat talep edeceğini, davacı tarafından dosyaya sunulan 29.12.2020 tarihli faturaya göre dava dışı satıcı ... Demir Çelik San.ve Tic. A.Ş.’den galvenizli rulo sac aldığı, buna göre davacının 6098 sayılı yasanın 213/2.maddesine göre somut hesaplama yöntemine göre tazminat talep etmesinin yerinde olduğu, bilirkişi tarafından anılan yönteme uygun hesaplama da yapıldığı anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf istemlerinin de yerinde olmadığı; Taraflar arasındaki teklif formu, fatura ve ödeme belgelerine göre taraflar arasındaki sözleşmenin yabancı para üzerinden yapıldığı, borcun da yabancı para borcu olduğu nazara alındığından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği faize hükmedilmesinin yerinde olduğu; Ancak; davalının gerek cevap dilekçesinde, gerek ise de davanın tam ıslahına karşı sunduğu cevap dilekçesinde delilleri arasında yemin delilinin de bulunduğu, davalının fatura konusu malları davacıya teslim ettiğine dair beyanı hususunda davacıya yemin delili hatırlatılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususa riayet edilmemesi yerinde olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının sadece fatura konusu emtianın tamamının teslimi hususunda davalıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi için kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada; davalı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davalının yemin teklif etmediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde istinafa konu ettiği hususların az yukarıda açıklandığı üzere dairemiz ilamında karara bağlanarak yemin delili dışındaki istinaf istemlerinin reddine karar verildiği, buna göre davacının ıslah talebini usulüne uygun olarak tahkikat duruşması bitirilmeden önce mahkemeye ilettiği ve ilk derece mahkemesince ıslaha ilişkin usul hükümlerinin doğru uygulandığı, davacının davaya konu miktar kadar mal teslim edilmediğini yasal karinenin aksine usulüne uygun delillerle ispat ettiği, davalının davaya konu miktar kadar mal teslimini ispat edemediği, davalının dava edilen miktar kadar satıma konu malı dava dışı şirketten temin etmesi nedeniyle bilirkişilerce tazminat hesabının 6098 sayılı TBK'nın 213/2. maddesine uygun olarak hesapladığı, sözleşmenin yabacı para üzerinden kurulması nedeniyle hükmedilen faize ilişkin istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 73.424,69-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 18.356,17-TL'nin mahsubu ile kalan 55.068,52-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/18, K. 2026/1796, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-18-e-2026-1796-k-008f0de5770e