Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/758 E. 2026/1546 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/758
- Karar No
- 2026/1546
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/758 KARAR NO : 2026/1546
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :21/03/2025 ile 17/06/2025 tarihli ek karar NUMARASI :2024/15 Esas - 2025/279 Karar ASIL DAVA DAVACILAR :1-... (T.C. NO:...) - ....İç Kapı No:1 Buca/İZMİR VEKİLİ :Av. ... - ... İzmit/KOCAELİ :2-... (T.C. NO:...) - ... Buca/İZMİR VEKİLİ :Av. ... - .... Kartal/İSTANBUL DAVALI : ... (T.C. NO:.......) Kadıköy/İSTANBUL DAVA TÜRÜ :Menfi Tespit DAVA TARİHİ :18/09/2008 BİRLEŞEN DAVA :Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/100 Esas sayılı dosyası DAVACI :... - Barbaros Mah. Evren Cad. Çim Sokak No:15 Kadıköy/İSTANBUL DAVALI :... (T.C. NO:...) -.... Buca/İZMİR VEKİLİ : Av. ... - ... Kartal/İSTANBUL DAVA TÜRÜ :İtirazın İptali DAVA TARİHİ :06/02/2009
KARAR TARİHİ :17/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ :17/09/2026 Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/15 Esas - 2025/279 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosya dairemize tevzi edilmekle; ön inceleme aşamasında yapılan müzakere sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; eczacı sıfatıyla, davalı ... deposuyla aralarında cari hesap usulü ile alışveriş yaptıklarını, çek, senet, nakit yaptıkları ödemelere ilave olarak ...'e ait Kuşadası 1752 ada, 1 parsel 6. Blok 2 numaralı dubleks meskeni ipotek gösterdiklerini, davalının sattığı maldan daha yüksek miktarda tahsilat yapmasına rağmen önce Gebze 3. İcra Dairesinin 2007/3406 Esas sayılı dosyasından 102.974,16-TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığını, akabinde yine Gebze 3. İcra Dairesinin 2008/363 Esas sayılı dosyasından 55.986,72-TL miktar üzerinden ikinci takip yaptıklarını, bu takiplerle tüm mal varlıklarının haciz edildiğini, tüm bunlara ilave olarak Gebze 1. İcra Dairesinin 2008/638 Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, ardından İstanbul 16. Noterliğinin 09.05.2008 tarihli 6592 yevmiye sayılı ihtarname ile davacı ...'in halen 145.706,28-TL borcu bulunduğunun bildirildiği ve 05.06.2008 tarihinde Gebze 1. İcra Dairesinin 2008/638 Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davacı ... hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan şikayette bulunulduğunu ve buna ilişkin davanın devam ettiğini, davalı şirket tarafından yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, kambiyo senetlerine dayalı takipler dolayısıyla resmi kurum alacaklarından 40.000,00-TL civarında tahsilat yapıldığını, yapılan tahsilatların faiz ve masraflara sayılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başkaca takip başlattığını, böylelikle iki ayrı alacak varmış gibi tüm taleplerin iki kez kendilerine yöneltilmiş olduğunu, davalının sattığı maldan daha fazla tahsilat yaptığını, ekte sunulan cari hesap dönemlerine ilişkin belgeler ile davalı şirkete hiçbir borçlarının bulunmadığını, davalı şirketten 2006 yılında 211.813,34-TL, 2007 yılında ise 103.148,73-TL bedelinde mal alımları olduğunu, 2005 yılından devir bakiyesinin 108,44-TL olduğunu, bu emtia karşılığı olarak 2006 209.069,00-TL, 2007 yılında ise 324.755,00-TL ödeme yapıldığını, davalı şirkete 218.743,49-TL fazladan ödeme yapıldığını, davalı şirkete borçlarının olmadığını ifade ve özetle; davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin ecza depoculuğu işi ile iştigal ettiğini, eczacı olan ...'in, müvekkili şirketten satın almış olduğu ilaçlar karşılığında keşidecisi ..., cirantası ... olan çekler verdiğini, çeklerin bankaya ibraz tarihlerinde karşılıklarının bulunmaması sebebiyle çeklere dayalı olarak borçlular hakkında Gebze 3. İcra Dairesinin 2007/3406 Esas ve 2008/363 Esas nolu dosyaları ile icra takipleri açıldığını, 2007/3406 Esas sayılı dosyaya davacı borçlunun alacaklı olduğu kurumlardan ödemeler geldiğini, 2008/363 Esas sayılı dosyaya ise hiç ödeme gelmediğini, yine davacı ...'in ilaç alım satımından doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı için ...'e ait Kuşadası Tapu Müdürlüğünde kayıtlı taşınmazı üzerinde 1. derecede teminat ipoteği bulunduğunu, borçlular hakkındaki kambiyo takipleri ile borcun kapanmayacağının anlaşılması üzerine Gebze 1. İcra Dairesinin 2008/1638 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını ve takipte Gebze 3. İcra Dairesinin 2007/3406 Esas ve 2008/363 Esas nolu dosyaları ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla borcun ödenmesinin talep edildiği, ancak bu takibe de davacı ... tarafından itiraz edildiğini, itirazın iptali için dava açacaklarını, davacıların müvekkili şirkete borçlarının bulunduğunu ve itirazlarında haksız olduklarını ifade ve özetle; davanın reddine, davacıların %40 icra inkar tazminatı ödemelerine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/100 Esas, 2009/18 Karar sayılı davada davacı şirket vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ile olan cari hesap ilişkisi nedeniyle doğmuş ve doğacak borçların teminatı için davalının eşi ...'e ait Aydın, Kuşadası Tapu Sicil Müdürlüğü, Hacıfeyzullah Mah. Balakuyu Mevkii, 1752 ada, 1 parsel, 14 M IIIb pafta, 1/36 arsa paylı, 6. Blok, 2 nolu dubleks bağımsız bölüm üzerine 1. Derecede 159.996,00-TL bedelli 10.04.2007 tarihli, 4552 yevmiye nolu ipoteğin tesis edildiğini, davalının, müvekkiline olan borçlarından dolayı verdiği çeklerin ödenmemesi nedeniyle Gebze 3. İcra Dairesinin 2007/3406 Esas ve Gebze 3. İcra Dairesinin 2008/363 Esas sayılı dosyaları ile icra takibine girişildiğini, davalının 2007/3406 Esas sayılı dosyaya kısmen ödeme yaptığını, ancak ödemelerin kambiyo takipleri ile kapanmayacağının anlaşılması üzerine Gebze 1. İcra Dairesinin 2008/1638 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ayrıca dosyanın davalı tarafından Gebze 3. İcra Dairesinden başlatılan icra takiplerine karşı Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/469 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, somut dosyanın, bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların kayıtlarının bilirkişilerce incelenmesi sonucunda davacı-karşı davalı ... Dilever'in davalı-karşı davacıya borçlu olmadığının anlaşılacağını belirterek karşı davanın reddini, davacı-karşı davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince 21/03/2025 tarihli karar ile; "...Asıl dava yönünden; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davacıların Gebze 3. İcra Müdürlüğü'nün 2007/3406 Esas sayılı dosyasında dayanak 10/08/2007 tarihli, 13.260,00.-TL bedelli çek yönünden, 25/08/2007 tarihli 10.632,00.-TL bedelli çek yönünden ve 19/09/2007 tarihli, 29.500,00.-TL bedelli çekin 8.308,00.-TL'si yönünden davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, 2-Davacıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine, Birleşen Gebze 1 .ASHM'nin 2009/100 Esas sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze 1. İcra Müdürlüğü'nün 2008/1638 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 113.504,42.-TL asıl alacak, 2.047,87.-TL faiz, 103,20.-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 115.656,49.-TL alacak yönünden iptaline, takibin bu meblağ üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davalının takip konusu asıl alacağın %20'si olan 23.131,30-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, 3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Asıl davada davalı ...Ş. vekilinin 15.05.2025 tarihli hükmün tamamlanması dilekçesinden özetle: Gerekçeli kararın hüküm kısmında, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği, kısmen kabul sebebiyle davacı lehine vekalet ücreti verildiği, ancak kısmen red olan kısım için davalı taraf müvekkil lehine vekalet ücreti hakkında hüküm kurulmadığını, hükmün bu yönüyle eksik kaldığını, eksikliğin HMK'nın 305/a maddesi gereği hükmün tamamlanması yolu ile tamamlanarak, asıl davada reddedilen kısım için davalı müvekkil lehine vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 17/06/2025 tarihli ek karar ile;"...1-Asıl davada davalı vekilinin tavzih talebinin HMK'nın 305/A maddesi uyarınca KABULÜNE, Mahkememizin 21/03/2025 tarihli gerekçeli kararının Asıl dava yönünden verilen hükmün 7. Maddesinden sonra gelmek üzere 8. Madde olarak "Davalı kendini vekille temsil ettirmiş olduğundan AAÜT 13/1 maddesi gereğince 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine" şeklindeki maddenin eklenmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen 21/03/2025 ile 17/06/2025 tarihli ek karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davalı vekili katılım yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden davacıların istinaf dilekçelerine cevapları: dosyadan alınan 26.07.2024 tarihli bilirkişi kök raporunda davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu açılış ve kapanış noter kayıtlarının tam olduğunun tespit edildiğini, davacının ticari defterlerinin delil niteliğinde olmadığını, davalı şirketin ticari defterlerinin delil niteliğinde olduğunu, icra takiplerinin dayanağı çek bedellerinin ödenmediği, ticari defterler, bilirkişi raporları ve icra dosyaları ile sabit olduğunu, davacıların menfi tespit davasında haksız olduğunun tespit edildiğini, davacıların hükmün tamamlanmasına yönelik yaptıkları itirazların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu; Birleşen dava yönünden karşı tarafın istinaf dilekçesine cevapları: ilgili icra dosyasındaki gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinin açıkça yazdığını, herhangi bir mükerrerliğin söz konusu olmadığını; Asıl dava yönünden katılma yolu ile istinaf talepleri: iş bu davada davacı talebine uygun peşin harcın yatırılmadığını, davacının reddedilen davası için icra inkar tazminatı talepleri yönünden kararda bir hükmün kurulmadığını, hükmün tamamlanması talepleri üzerine ek kararda davalı şirket lehine verilen vekalet ücretinin eksik olduğunu; Birleşen dava yönünden katılma yolu ile istinaf talepleri: icra inkar tazminatına verilen oranın hatalı olduğunu, itirazın iptali davasının 2009 yılında açıldığı, davanın açıldığı tarihte icra inkar tazminatı oranının en az %40 olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Asıl davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bozma sonrasında dosya ya sunulan deliller ile davalı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tespit edilerek davacının davalıya borçlu olduğu belirtildiğini, yapılan yargılamada tüm delillerin toplandığı ve her iki tarafında ticari defterlerinin delil sayılamayacağının açık şekilde tespit edildiğini, bilirkişi kök raporuna ve ek rapora olan itirazlarını tekrar ederek, bozma sonrasında alınan bilirkişi raporları ile Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde alınan raporların birbiri ile çeliştiği, davacı tarafından bankaya iade edilen çek bedellerinin ödenmiş olduğu yada taraflar arasında ki ticari ilişkileri sebebi ile kullandıktan sonra bankaya iade edildiği, aksi takdirde davalının çek yapraklarını davacıya iade etmeyeceğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Asıl davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bozma ilamında açıkça belirtilen ve çeklere ilişkin net tespit yapılması istenen hususların, mahkemece ya hiç yapılmadığı ya da eksik ve hatalı yapıldığı; mahkemenin, çeklerin akıbetine yönelik ayrıntılı bir inceleme yapmak yerine, mevcut ve eksik bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini; bilirkişi raporunun, önceki bilirkişi raporlarıyla temelden çeliştiğini; mahkemenin kararında, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulduğu yönündeki değerlendirmenin açıkça hatalı olduğunu, davalı şirketin ticari defterlerine ait açılış kapanış tasdiklerinin yasal delil sunma süresi içerisinde dosyaya ibraz edilmediği, dosyada verilen ilk kararın istinaf aşamasında istinaf dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edildiğini, Kuveyttürk Katılım Bankası A.Ş.'nin çek beyanlarındaki çelişki ve çelişkinin giderilmesi taleplerinin hukuka aykırı şekilde ret edildiğini, mükerrer takip yasağına aykırı karar verildiğini, birleştirme kararının sonuçlanmasının beklenilmediğini; davalının, işbu yargılamaların tamamında haksız olduğundan yargılama giderlerinden de sorumlu olduğunu dolayısıyla verilen ek karara itiraz ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacılar vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/03/2025 ile 17/06/2025 tarihli ek karar, 2024/15 Esas - 2025/279 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; asıl davada cari hesap ilişkisi nedeniyle kambiyo senetlerine dayalı başlatılan icra takipleri dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti, birleşen dosyada ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemlerinden kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, hükmün tamamlanması talebinin kabulüne karar verilmiş; 21/03/2025 ile 17/06/2025 tarihli ek karar karşı davalı, 21/03/2025 tarihli karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). Dava ehliyeti, taraf sıfatı ve kanuni temsil 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartı olup aynı Kanunun 115/2 maddesi uyarınca da dava şartı eksikliğinin giderilmesi mümkündür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 137. maddesi uyarınca ön inceleme aşamasında sırasıyla dava şartlarını (m.114) ve ilk itirazları (m.116) inceleme yükümlülüğü bulunan mahkeme; anılan Kanunun 138. maddesi uyarınca dava şartları ve ilk itirazları duruşma yapmaya gerek kalmadan dosya üzerinden karara bağlayabileceği gibi, gerek gördüğü takdirde tarafları duruşmaya çağırıp dinledikten sonra da karar verebilir. HMK'nın 114 üncü maddesinde, tarafların dava ehliyetine sahip olmaları, dava koşulları arasında sayılmış, 115 inci maddesinde, mahkemenin, dava koşullarının var olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava koşulu eksikliğini belirleyen mahkemenin davanın usulden reddine karar vereceği, ancak, eksikliğin giderilmesi olanaklı ise bunun tamamlanması için kesin süre vereceği, bu süre içinde eksiklik giderilmemişse davayı usulden reddedeceği bildirilmiştir. Dava açılırken bulunmayan dava şartının yargılama sırasında tamamlanması halinde dava ekonomisi yönünden davanın esasına girilerek sonuçlandırılması gerekeceği Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Diğer bir deyişle; yargılama sırasında dava şartı noksanlığı ortadan kalkarsa 6100 sayılı HMK'nın 30. maddesindeki usul ekonomisine ilişkin düzenleme karşısında davanın reddedilemeyeceği kuşkusuzdur. Kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını Kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi Kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK'nın 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister Kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16/09/2020 tarih 2020/383 Esas 2020/4454 Karar sayılı ilamı) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Asıl davada davacılar tarafından menfi tespit davasının açıldığı, birleşen davada ise asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirket tarafından itirazın iptali davası açıldığı, Mahkemece her iki dava hakkında karar verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği, bu kararın taraflarca istinaf edildiği, istinaf aşamasında asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirketin 17/11/2025 tarihinde şirketin tasfiye edilerek Ticaret Sicilinden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine taraflara şirket ihya davası açmak ve mahkemeye bilgi vermek üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı takdirde davanın usulden reddine karar verileceğine ilişkin muhtıra düzenlendiği, taraflarca ihya davasının açılmadığı görülmektedir. Bu durumda taraf teşkili sağlanamadığından davalının dava ehliyeti olmadığından asıl ve birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; Tarafların istinaf başvurularının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,, kamu düzeni yönünden yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvurularının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/03/2025 tarih, 2024/15 Esas - 2025/279 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a)Asıl ve birleşen davaların 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115. Maddeleri uyarınca dava ehliyeti yokluğu nedeniyle REDDİNE, b)Asıl dava yönünden alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 202,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 529,50-TL'nin asıl dava davacılarından tahsili ile hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, c)Birleşen dava yönünden alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.256,90-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 524,90-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince birleşen dava davacısına iadesine, ç)Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, d)Birleşen davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. Uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf kanun yoluna başvuru harçlarının hazineye irat kaydına, b)İstinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, c)Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d)Tarfaların yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, 4-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*