İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1346 E. 2026/171 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1346
Karar No
2026/171
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1346 Esas KARAR NO : 2026/171

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 03/12/2020 KARAR TARİHİ : 06/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, turizm alanında uluslararası faaliyet gösteren bir organizasyon şirketi olduğunu, davalı borçlu şirketin 28 Eylül 2017- 01 Ekim 2017 tarihlerinde “"..." yurt dışı gezisi yapmak istemekte olup, geziye ait tüm organizasyon hizmetlerinin yapılması hususunda müvekkili şirket ile anlaşılmış olduğunu, geziye ilişkin hususların borçlu şirketin taleplerine göre hazırlandığını, tüm organizasyon ve masraflar borçlu şirketin menfaatine olacak şekilde müvekkili şirket tarafından ayarlanmış olduğunu gerek söz konusu organizasyondan önce gerekse sonraki süreçte müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sarumluluğu yerine getirdiğini, karşılıklı mutabakat sonucu borçlu şirketin talepleri doğrultusunda belirlenen organizasyonun satın alma bütçesinin 28.935,27 € olarak ortaya çıktığını, ancak işbu satin alma bütçesinin belirlenmesinden sonra davalı/borçlu şirketin İstanbul dışından gelen katılımcılarının organizasyon tarihine kadar mecburi İstanbul konaklamaları ve uçak-vize hizmetleri, yemeklerde limitsiz içkili menü seçimleri ve gezi esnasında talep ettikleri ekstralar olmuş bulunduğunu ve hepsinin müvekkili davacı şirketçe karşılanmış olduklarını, ilk belirlenen satın alma bütçesinin daha sonra borçlu şirketin kendi istek ve talepleri üzerine artmış olup söz dahil edilen her ekstrada borçlu şirket yetkililerinin sözlü ve yazılı rızalarının alınmış olduğunu ve borçlu şirketin istekleri üzerine sonradan ortaya çıkan maliyetlerin ekstra olarak ortaya çıkması sebebiyle organizasyon sonrası oluşan bütçenin 41.366,64 € olduğunu, oluşan bu farkın müvekkili şirket tarafınca davalı şirkete izah edilmiş olup verilen her türlü hizmetin onayı, davalı şirketin organizasyon sorumluları olan ... ve ... isimli çalışanlarından hem sözlü hem yazılı bir şekilde alınmış olduğunu, ancak bu yazılı onaylara rağmen ödeme ile ilgili aşamada aradaki 12.431,37 € olan farkı inkâr etmeyen borçlu şirketin borcun ödenmesi konusunda herhangı bir girişimde bulunmadığı gibi ödeme de yapmamış olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin zor bir durumda bırakılmış ve hak ettiği hizmet bedeli alacağına kavuşamamış olduğunu, hizmet bedeli alacağının tahsili arnacıyla davalı şirket aleyhine ... 25. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyadan İcra takibine başlandığını, borçlu şirketin icra takibine haksız, yersiz ve mesnetsiz olarak itirazda bulunarak takibin durdurulmasına ve müvekkilinin mağduriyetinin katlanarak artmasına sebebiyet verdiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını beyanla, fazlaya dair her türlü faiz, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalarının kabulü ile, davalı borçlunun vaki itirazının iptali ve takibin devamına, davalı aleyhine %20' den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı mahkumiyetine, yargılara giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Uyuşmazlık, paket tur sözleşmesinden kaynaklanan bakiye hizmet bedeli alacağına istinaden başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6502 sayılı TKHK'nun 51/1. maddesinde" Paket tur sözleşmesi, paket tur düzenleyicileri veya aracıları tarafından aşağıdaki hizmetlerden en az ikisinin birlikte, her şeyin dâhil olduğu fiyatla satıldığı veya satımının vaat edildiği ve hizmetin yirmi dört saatten uzun bir süreyi kapsadığı veya gecelik konaklamayı içerdiği sözleşmelerdir: a) Ulaştırma b) Konaklama c) Ulaştırma ve konaklama hizmetlerine bağlı olmayan başka turizm hizmetleri." şeklinde paket tur tanımlanmıştır. Somut olayda; davacı tarafça, yurtdışı gezi hizmeti satın alan davalının, bakiye hizmet bedelini ödemediğinden bahisle davaya konu takip başlatılmış olup taraflar arasındaki uyuşmazlık paket tur sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. TKHK'nin paket tur sözleşmeleri başlıklı 51/9. maddesinde yer alan "Ticari veya mesleki faaliyetleri çerçevesinde paket tur hizmetinden faydalanan kişiler de tüketici olarak kabul edilir." düzenlemesi ile paket turdan yararlanan gerçek kişi tüketici dışındaki kişiler de tüketici olarak kabul edilmiştir. Paket tur katılımcısının ticari veya mesleki faaliyeti çerçevesinde hareket etmesi halinde dahi, bu tür kişilerin de tüketicilere sağlanan haklardan faydalanacağı yasal olarak düzenlenmiştir. TKHK'nin tüketici mahkemeleri başlıklı 73/1-4. maddesinde ise, "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir". "Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür" düzenlemesi bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta paket tur sözleşmesinin tarafı olan davalı şirket tüketici olarak kabul edildiğine göre, taraflar arasında paket tur satışından kaynaklanan hukuki işlemin tüketici işlemi niteliğinde (TKHK md. 3) olması nedeniyle davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesi'ne ait olduğuna dair İstanbul Bam 45. Hukuk Dairesinin ...Esas ...Karar sayılı kesin kararı da dikkate alındığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA, 4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle resen karar verildi. 06/10/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1346, K. 2026/171, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1346-e-2026-171-k-16d46f9c4a56