Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2030 E. 2026/1418 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2030
Karar No
2026/1418
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2030 KARAR NO : 2026/1418

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/08/2020 ( Dava)- 06/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2020/439 Esas - 2023/507 Karar DAVA : Hisse Devir Sözleşmesi Uyarınca Ortağın Ayrılma Payının Tahsili BAM KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2023 tarihli 2020/439 Esas ve 2023/507 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Bornova 4. Noterliği'nin 25.08.2016 tarih ve 29861 yevmiye nolu kuruluş belgesiyle kurulan dava dışı .... Şti. unvanlı şirkete, 05.05.2017 tarihinde şirket ortakları arasında imzalanan ’’İş Ortaklığı Sözleşmesi’’ ile dava dışı şirketin %33,3 lük payının sahibi olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesinde 25.09.2017 tarihinde ilan edildiğini, ortaklık yapısının ARALIK 2019 tarihine kadar devam ettiğini, dava dışı şirketin hissedarı olduğu dönemde ticari açıdan oldukça başarılı olduğunu, fakat son dönemlerde şirket ortakları arasında başlayan uyuşmazlıklardan dolayı şirketin mevcut ortaklık yapısıyla varlığını sürdüremeyeceğinin görülmesi üzerine, şirket ortaklarıyla 06.02.2020 tarihinde ’’Ortaklıktan Ayrılık Mutabakatı’’ imzalayarak 31.12.2019 tarihi itibariyle yapılacak hesaplama kapsamında dava dışı şirketin ortaklık yapısından ayrılmasının kararlaştırıldığını, bu mutabakat uyarınca, paylarını davalılara eşit biçimde devredeceğini, davalıların bunun karşılığında mutabakatta belirlenen nakdi değerleri ve birtakım malları hisse devri karşılığında ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak davalıların hisse devrine yönelik çağrılarını yanıtsız bıraktığını ve mütabakatta gösterilen süreler içersinde gerekli ödemeleride yapmadıklarını, davalılarla arasında uzun süren bir ortaklık olması nedeni ile konuyu sulh yoluyla çözmeyi denediğini, yapılan görüşmeler sonucu davalıların sözleşme hükümlerini yerine getireceklerini beyan ettiğini, ancak Nisan 2020 tarihinde ödemeden vazgeçtiklerini beyan ettiklerini, davalıların bu tutumu üzerine Torbalı 3. Noterliğinin 17.04.2020 tarih ve 4235 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile mutabakat şartlarının yerine getirilmesini ihtar ettiğini, ancak davalıların Kadıköy 3. Noterliğinin 27.04.2020 tarih ve 3025 yevmiye sayılı cevap ihtarnamesi ile mutabakat gereği ödeme yapmaları gerektiğini zımnen kabul ederek ödememe gerekçelerini dava dışı şirkette müdür olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri sebebi ile şirketi zarara uğratmasını gerekçe göstererek hisseleri devralmaktan ve bunun karşılığı olan ödemeleri yapmaktan imtina ettiğini, davalıların, şirketin iyi yönetilmediği ve bu sebeple zarara uğradığı yönündeki iddialarının mutabakatla belirlenen nakdi değerleri ödememeye yönelik soyut ve gerçek dışı iddialar olduğunu, hisse devrilerinin tamamlanmasının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, bu bakımdan davalıların böyle bir gerekçe göstermelerinin genel ilkelere aykırı olduğunu, davalıların gerek ortaklığın sonlandırılması öncesinde gerekse sonrasında devam eden süreçte kötü niyetli davrandığını, taraflar arasında ayrılma koşullarının görüşüldüğü süreçte davalıların dava dışı şirkete benzer .... A.Ş. ünvanıyla 03.01.2020 tarihinde yeni bir şirket kurduklarını, Dava dışı şirketin 02.09.2019 tarihinde alınan karar gereğince ortaklardan ikisinin müşterek imzası ile temsil edilmesine karar verildiğini, bu karar ardından devre dışı bırakıldığını, özellikle Aralık 2019 tarihinden itibaren davalıların çift imzası ile şirketin temsil edildiğini ve şirketin gayrıfaal duruma getirildiğini, bu sebeple dava dışı şirketin ticari değerinin kalmadığını, ayrılık süreci devam ederken, davalılardan ...’in usülsüz olarak ortağı olduğu dava dışı şirkete 19.12.2019 tarihinde 119.890,00 TL ve 23.01.2020 tarihinde 75.000,00 TL borç açıklaması ile ödeme yaptığını, devamında İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2020/11353 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, usüsüz ortak ve şirket arasındaki borç alışverişi nedeni ile ortağı olduğu dava dışı şirketten bağımsız işlettiği iş yerine haciz gönderildiğini, bu durumun borçlu şirketle ilgisi olmadığını amacın taciz ve alacak talebinden vaz geçirme çabası olduğunu, .... Şti. ve ...A.Ş. nin ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesi ile davalılardan tahsil edilmesi gereken alacak rakamının tespit edilmiş olacağını, 6102 s. TTK’nın m.5/A düzenlemesi uyarınca arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak bu süreçte herhangi bir sonuç elde edilemediğini, alacağının tahsili için dava ikame etmesinin zorunlu olduğunu, açıklanan nedenlerle,fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasında imzalı mutabakata dayanan alacağının şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının davalılardan temerrüt tarihi olan 17.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16/03/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL ve ıslah dilekçesi ile talep edilen 243.557,77 TL olmak üzere toplam 253.557,77 TL alacağın temerrüt tarihi olan 17.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava şartı olan Arabuluculuk Başvurusu Anlaşamama evrak aslını Mahkemeye süresi içinde ibraz etmediğini, davacının delillerinin tebliğ edilmediğini bu sebeple bu delilere ilişkin beyan ve itirazlarını sunma hakkını saklı tuttuğunu, davacının ortaklığının halen devam ettiğini, davacı yan ile Ortaklıktan Ayrılma Mutabakatı yapılarak, davacı yana hisselerin ödeneceği ve davacı yanında hisselerini devredeceğinin kararlaştırıldığını, mutabakat kapsamında 10.179,00 TL ödeme yapıldığını, kalan ödemelerin mutabakat metninde yer alan piyasa alacaklarına göre yapılacağını ancak mevcut piyasa şartlarından dolayı piyasa alacaklarının aksaması, davacının sorumluluğunda olan imalat yönetimindeki eksik ve hatalı yönetimden kaynaklı olarak yaşanan teslimat gecikmeleri, ön görülmeyen ilave maliyetler, sözleşme iptalleri ve itibar kayıpları sebebi ile maddi yönden güçlük yaşanmasından dolayı yapılamadığını, davacıya gecikmelerin bildirildiğini, akabinde bir miktar nakit para ödemesi yapıldığını, yüklü miktarda maddi değere sahip dava dışı şirkete ait makine,araç ve yazılımın zilliyetinin davacıya bırakıldığını, ancak davacının hisse devri yönünde hiçbir eylem gerçekleştirmediğini, edimlerini kısmen yerine getirdiğini ancak davacı yanın kendi edimlerini ifa etmediğini, bu sebeple şirketin ortağı durumunda olduğunu, taraflar arasında imzalı mutabakatın 1. maddesine göre gerçekleştirilecek ödemelerin belirlenen tarihlerde gerçekleşmemesi durumunda mutabakatın geçersiz olacağının ifade edildiğini, bu sebeple mevcut durumda mutabakatın geçersiz hale geldiğini, davacının bu aşamadan sonra şirket ortaklığındaki hissesini devretmeye yönelik talebinin kabulünün mümkün olmadığını, davacıya yapılacak ödemelerin yapılamamasının tamamiyle davacının usulsüz işlemlerinden kaynaklandığını bu hususta herhangi bir kusurunun olmadığını, davacı yanın şirket ortaklığındaki asıl amacının İş Ortaklığı Sözleşmesinin 6. maddesinde yer aldığı üzere üretim, planlama,satın alma, lojistik sorumluluğuna bağlı imalat sorumluluğunu yürütme olduğunu, dava dışı şirketin, davacı yanın sorumluluğunda olan imalat yönetimindeki eksik ve hatalı yönetimden kaynaklı olarak yaşanan teslimat gecikmeleri, ön görülmeyen ilave maliyetler, sözleşme iptalleri ve itibar kayıpları sebebi ile maddi yönden güçlük yaşadığını, iş, itibar alacak ve müşteri kaybına uğradığını, davacının dava dışı şirkete uğrattığı zararın bilirkişi incelemesi ile net bir şekilde ortaya çıkacağını; tüm bu sebeplerle davalıların 266.101,15 TL ve 20.000 Euro zararının söz konusu olduğunu, davacının hisse devrini yapmadığı gibi, kabul anlamına gelmemekle birlikte hisse devir alacağının kabulü halinde dahi uğrattığı zararların mahsubu neticesinde alacağının kalmadığının kabulü gerektiğini, davalılarca kurulan dava dışı ... A.Ş. firması tarafından tarafların ortak olduğu ....Şti. ne ait hiçbir demirbaşının kullanılmadığını, devir işlemlerinin yapılmadığını, aksine tarafların ortak olduğu şirketin borçlarını ödemesi neticesinde alacaklı duruma geçtiğini, taraflar arasında imzalanan mutabakatın 4.maddesinde şirket ünvanının kullanılması yönünde de mutabakata varıldığını, bu mutabakat çerçevesinde davacının yeni kurulmuş şirket üzerinde hak iddia edemeyeceğini, davacının devre dışı bırakıldığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacıya yönelik bir karar alınmadığını herhangi bir ortak ile müşterek imza yetkilisi olduğunu, fazlaya ilişkin her türlü dava, talep, suç duyurusu ve sair yasal hakları saklı kalmak kaydı ile, öncelikle usulü itirazlarının kabulü ve davanın usulden reddine, sonrasında cevaplarının kabulü ile davacı yanın açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...Davanın taraflarının dava dışı .... ŞTİ' nin 120' şer pay ile ortakları oldukları, taraflar arasında 06/02/2020 tarihi itibari ile " Ortaklıktan Ayrılma Mutabakatı" başlıklı, davacının dava dışı şirketin ortaklığından ayrılması ve bunun karşılığında davalıların ödeme yapacağının kararlaştırıldığı sabittir. Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur (TTK madde 573.) Limited şirket hisse devir sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanması şart olduğu gibi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun da onayı şarttır. 6098 sayılı TBK’nın 13. maddesinde sözleşmelerde yasal şekil “Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır.” şeklinde düzenlenmiştir. Dosya arasında kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olmayan ortaklıktan ayrılma sözleşmesinde davacı tarafa tablo halinde ödenmesi kararlaştırılan bedellerin muaccel olacağı tarihin açıkça belirtilmediği bu hali ayrılma akçesinin ortaklıktan çıkma sonucu muaccel hale geleceği ancak dosyaya celp edilen kayıtlara göre davacının dava dışı şirkette ortaklığının devam ettiği anlaşıldığından henüz muaccel olmayan alacağın tahsili talep edilemeyeceğinden...'' gerekçesiyle; ''...Davanın REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "...Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin şekil şartına tabi olmadığını, bu sözleşmenin içeriğinin sadece hisse devrine yönelik olmadığı gibi sözleşmede dava dışı şirketle ilgili mali, idari ve hukuki konularda ayrılık sürecinin ne şekilde ilerleyeceğine dair davacı ve davalılar arasında genel bir mutabakat sağlandığını, davacının Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesinde düzenlenen "kendi borcunun ifasını" davalılara önerdiğini, ancak davalı taraflarca kabul edilmediğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 175. maddesi gereği koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olunması halinde koşulun gerçekleşmiş sayılacağına yönelik açık ve emredici düzenlemesinin de somut olaya uygulanmasını gerektiğini, yerel Mahkemece kararında redde gerekçe olarak gösterilen "hisse devrinin yapılmaması" ve "genel kurul kararının alınmaması"nın davacının ihmalinden kaynaklı olmadığını, davalıların ödemeden kaçınma kastıyla davacının teklifini kabul etmekten imtina ettiğini, -Davanın konusunun ortaklar arası sözleşme gereği doğan alacağın ödenmesi olduğunu, kanuni ayrılma akçesi ile ilgisinin bulunmadığını, dava dışı ... Şti.'nin mevcut üç ortağı arasında imzalanan ayrılık sözleşmesi gereği diğer ortaklar olan davalılardan şahsen alacaklı hale geldiğini, sözleşmenin niteliği gereği bu hak müvekkilin dava dışı şirkete karşı kullanabileceği kanuni haklarından bağımsız olduğunu, bu sözleşmenin ortaklar arasında imzalandığı dikkate alındığında davacının alacağının muhatabı artık dava dışı tüzel kişilik olmadığını, ortakların kişisel olarak davacıya karşı borç taahhüdünde bulunduğunu, huzurdaki dava da bu doğrultuda tüzel kişiliğe değil ortakların şahsına yöneltildiğini, huzurdaki davanın konusu ile Yerel Mahkemenin ayrılma akçesine yönelik gerekçesinin birbirinden tamamen ilgisiz olduğunu, davacının dava dışı şirketten ayrılma akçesini talep etme gibi bir zorunluluğu bulunmadığını, -Dava dışı .... Şti.'nde 02.09.2019 tarihinde alınan karar gereğince şirketin davacı ve davalılardan ikisinin müşterek imzası ile temsil edilmesi yönünde karar alındığı, bu karardan sonra ve özellikle ayrılık sözleşmesinin imzalandığı Aralık 2019 ayından itibaren davacının devre dışı bırakıldığı ve şirketin davalıların çift imzasıyla temsil edildiğini, bu süreçte dava dışı .... Şti.'nin içi davalılar tarafından boşaltıldığı ve tüm malvarlığı bu süreçte kurdukları dava dışı .... A.Ş.'ye devredildiği, davacının tek başına imza yetkisinin olmaması nedeniyle ... Şti.'nin ticari değeri kalmadığı, bu haliyle ayrılık akçesinin ödenmesine yönelik dava dışı şirkete yöneltilebilecek bir davada davacının maddi menfaatinin bulunmadığını, -Davacının alacağı ihtar tarihi itibariyle belirlenebilir ve hesaplanabilir durumda olduğundan yerel Mahkemenin davanın reddine dair son gerekçesi olan "müvekkilin alacağının belirli olmadığı" da dosya içeriği itibariyle kabul edilebilir bir değerlendirme olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. sayfasındaki ödeme planı incelendiğinde davacıya yapılması planlanan nakit ödeme toplamının yapılacak hesaplama neticesinde mahsup edilecek tutar hariç olmak üzere 334.642,00 TL olduğu, bu ödemenin mahsup koşullarının belirlendiği, taksitlendirildiği ve son taksidin 31.03.2020 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu haliyle mahsup koşullarının tamamlandığı tarihten bağımsız olarak son taksit ödemesi için taraflarca belirlenen tarihin 31.03.2020 olduğu, T.B.K. madde 117 gereği bu tarih itibariyle muacceliyetin ve temerrüdün gerçekleştiği sabit olmakla birlikte; bir an için aksi düşünceyle bu tarihte temerrüdün gerçeklemediği kabul edilse dahi davacının 17.04.2020 tarihli ihtarnamesiyle en geç bu tarihte temerrüdün gerçekleştiğini, davalıların "sözleşmedeki alacakların belirlenebilir olmadığına" yönelik savunmasının da olmadığını, sözleşmede belirlenen koşulları tamamlayarak müvekkile ödemelerini gönderme sorumluluğu dava dışı .... Şti.'ni resmen ve fiilen idare eden davalılara ait olduğunu, dava dışı şirketi çift imza ile temsil eden ve şirketin tüm banka ve resmi kayıtlarını kontrol eden davalıların hem sözleşme gereği yapması gereken hesaplamayı ve ödemeyi yapmaktan imtina etmesi hem de bu imtinaya gerekçe olarak "ödeme tarihlerinin belli olmadığı"nı savunmaları hem davalıların basiretli bir tacir gibi davranma yükümülüğünü yerine getirmediği anlamına gelecek hem de "hiç kimsenin kendi kusurlu eyleminden yararlanamayacağına" ilişkin genel ilkenin ve Türk Borçlar Kanunu'nun 175. maddesi gereği koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olunması halinde koşulun gerçekleşmiş sayılacağına yönelik açık ve emredici düzenlemesinin davalılar tarafından ikinci kez ihlaline sebebiyet vereceğini..." beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hisse devir sözleşmesi uyarınca ortağın ayrılma payının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1. Davacı vekili, davacının ve davalıların dava dışı .... Şti.'nin ortağı olduklarını, şirket ortakları olan davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlıklar üzerine 06.02.2020 tarihli "Ortakların Ayrılık Mutabakatı" başlıklı belgenin düzenlenerek davacının 31.12.2019 tarihi itibariyle yapılacak hesaplama kapsamında dava dışı şirketin ortaklık yapısından ayrılmasının kararlaştırıldığını, sözkonusu belgede davacının dava dışı şirketteki paylarını davalılara eşit biçimde devretmeyi, davalıların da bunun karşılığında nakdi değerleri ve bir takım malları ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak davalıların sözkonusu mutabakata aykırı hareket ederek hisseleri devralmaktan ve davacıya bunun karşılığı alacağı ödemekten imtina ettiklerini, mutabakat gereğince davacıya 31.03.2020 tarihine kadar 334.642,00 TL ve şirket çalışanlarının tazminatlarının ödenmemesi durumunda 18.000,00 TL' nin ödeneceğinin kararlaştırıldığından mutabakat kapsamında teslim edilmesi gereken mallara ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan tahsil edilmesi gereken sözkonusu alacağın şimdilik 10.000,00 TL' sinin temerrüt tarihi olan 17.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili istemiyle eldeki davayı açmış; yargılama esnasında ıslah dilekçesiyle talebini 253.557,77 TL'ye yükseltmiştir. 2. Davalılar vekili ise cevap dilekçesini ıslah ederek; taraflar arasında imzalanan "Ortakların Ayrılık Mutabakatı" kapsamında davacıya 10.179,00 TL ödendiğini, kalan ödemelerin piyasa alacaklarının gecikmesi, davacının sorumluluğunda olan teslimat gecikmeleri, öngörülemeyen ilave maliyetler, sözleşme iptalleri ve itibar kayıplarının mali güçlük yaratması gibi sebeplerle gerçekleştirilemediğini, ödemelerdeki gecikmelerin davacıya bildirilerek bir miktar nakit para ve yüklü miktarda maddi değere sahip dava dışı şirkete ait makine, araç ve yazılımların zilyetliğinin davacıya bırakıldığını, buna rağmen davacının hisse devrini gerçekleştirmediğini; sözleşme gereğince tarafların edimlerini ifa etmeleri halinde ortaklıktan çıkmanın gerçekleşeceğini ve çıkma anına göre ayrılma payının hesaplanarak muaccel olacağını, ayrılma henüz gerçekleşmediğinden davanın reddedilmesinin gerektiği, yine mutabakatın 1.maddesine göre tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirmemesi sebebi ile mutabakatın geçersiz hale geldiğini, davacının dava dışı şirketteki görevini yerine getirmediğinden şirketin 20.000 Euro ve 266.101,15 TL zarara uğradığını, bu zarardan davacının sorumlu olduğunu, mutabakatın geçerli olacağına karar verilse dahi iş bu zararın davacının iddia ettiği alacaktan takas ve mahsup edilerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 3. Limited şirketlerde pay devrinin ilk şartı 6102 sayılı TTK'nun 595/1 maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde;'' Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.'' hükmünü haizdir. Buna göre limited şirketler pay devrine ilişkin tasarruf işlemi, payı devretme ve devralma iradelerini açıkça ifade eden ve yazılı şekilde yapılması ve imzaları noter tarafından tasdik edilmesi gereken ortaklık payının devri sözleşmesi ile yapılır. Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup emredici niteliktedir. (bkz.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2021 tarih, 2020/1895 Esas- 2021/1873 Karar, 10/06/2020 tarih, 2019/4355 Esas- 2020/2784 Karar, 04/11/2019 tarih, 2018/5788 Esas- 2019/6746 Karar sayılı ilamları) 6098 sayılı TBK'nun 12. maddesi uyarınca; sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. 4. Somut olayda; davacının ve davalıların 26.08.2016 tarihinde tescil edilen dava dışı .... Şti.'nin ortağı oldukları, ortaklar arasında 06.02.2020 tarihli adi yazılı "Ortakların Ayrılık Mutabakatı" isimli belgenin düzenlendiği anlaşılmıştır.Türk Ticaret Kanunu'nun limited şirketlerde esas sermaye payının geçişi hâllerini düzenleyen 595/1. maddesindeki düzenlemesine göre; limited şirketlerde pay devrine ilişkin sözleşmenin geçerli olabilmesi için tarafların imzalarının noterce onanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 12/2. maddesine göre de; kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şekli olup öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağından taraflar arasında düzenlenmiş olan 06.02.2020 tarihli adi yazılı "Ortakların Ayrılık Mutabakatı" isimli belgedeki tarafların imzaları noterlikçe onanmadığından geçersiz olduğu, sözkonusu belgenin devir vaadi olarak değerlendirilebileceği, ancak vaat sözleşmelerinin de asıl sözleşmenin şekil şartına tabi olacağı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 09/12/2019 tarih, 2019/1321 Esas- 2019/8002 Karar, 17/01/2017 tarih, 2015/12266 Esas- 2017/296 Karar sayılı ilamlarının da bu doğrultuda olduğu, buna göre hisse devrini içeren anlaşmanın adi yazılı şekilde yapıldığı, noterden imzaların onaylanmadığı, 6102 sayılı TTK’nun 595. m. uyarınca getirilen şekil şartına uyulmadığı, bu düzenlemenin devri taahhüt eden ön akitler açısından da geçerlilik şartı olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun düzenlenmeyen hisse devir sözleşmesinin TBK'nun 12/2 maddesi uyarınca geçersiz olduğundan ortada geçerli bir hisse devri sözleşmesi bulunmadığı, davacının dava dışı şirkette ortaklığı devam ettiği, henüz muaccel olmayan ayrılma payı alacağın tahsili talep edilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince açıklanan bu hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/439 Esas - 2023/507 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’ nın Ek-1. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca ve HMK’ nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi’ ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09.09.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2030, K. 2026/1418, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2030-e-2026-1418-k-22508b31288d