İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/782 E. 2026/603 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/782
- Karar No
- 2026/603
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/782 Esas KARAR NO : 2026/603 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 15/08/2026 KARAR TARİHİ : 17/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde .... ... Belediyesine bağlı ... tabela numaralı otobüsle davacı yolcu olarak seyir halinde iken ani fren yapması sonucu davacının düştüğünü ve düşme sonucu kafasını yangın tüpüne çarptığı ve yaralandığını, kaza sonrası davacının ... ... ... ve ... Hastanesi'nde tedavi edildiğini, davacının kaza sonrasında sol köprücük kemiğinde parçalı kırık meydana geldiğini, kaza sonrası Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını, belirterek ... TL sürekli iş göremezlik, ... TL geçici iş göremezlik, ... TL bakıcı gideri maddi tazminat değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda HMK 109/4 gereğince arttırılmak üzere şimdilik asgari .,... TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranları ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Tensiple birlikte karar verildiğinde davalı cevap verememiştir. DAVA : Dava; yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin davadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Dava konusu olayla ilgili hukuk kurulları şunlardır; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2., 73., 83. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/1. ve 138. maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesi. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin davada görevli mahkeme tüketici mahkemesidir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2021 tarih 2021/1971E. 2021/1600K. sayılı kararı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 28/09/2021 tarih 2021/1966E. 2021/1521K. sayılı kararı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 25/02/2022 tarih 2022/617E. 2022/281K. sayılı kararı). Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2024 tarih 2022/1506E. 2024/1362K. sayılı kararında; "...Dosya kapsamında kaza tespit tutanağı, hasar dosyası bulunmamakla birlikte, davacı vekili dava dilekçesi müvekkilinin yolcu otobüsünde yolcu olduğunu beyan etmiştir. O halde, davacının kazanın meydana geldiği otobüste yolcu olup, taşıma hizmeti aldığı sırasında kazanın meydana geldiğinin kabulü halinde, davacı ve dava dışı sigortalı arasındaki işlemin tüketici işlemi olduğu ve yargılamanın tüketici mahkemesi sıfatıyla yapılması gerektiği, yolcu taşıma ilişkisinin bulunmaması halinde ise davalı zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketine karşı açılan iş bu davanın, mutlak ticari dava niteliğinde olması nedeniyle mahkemece davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, bu hususlara dikkat edilmeyerek davanın Genel Mahkeme - Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla görülerek karara bağlanması doğru görülmemiştir...." denilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2024 tarih 2024/113E. 2024/306K. sayılı kararında; "...Somut olayda da davanın açıldığı 12/11/2020 tarihi itibariyle 6502 sayılı yasanın yürürlükte olduğu, davacı yolcunun ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, ZMMM sigortacısı olan davalı aleyhine açılan dava yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu açıktır.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/6670 E, 2016/5775 K. sayılı ilamı da bu yöndedir)..." denilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 16/12/2021 tarih 2021/1541E. 2021/1391K. sayılı kararında; "...Bu durumda; davacının otobüste yolcu olarak bulunduğu, davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı ve davacının tüketici sıfatına sahip olduğu anlaşılmakla mahkemenin görevsizliğine ve Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır. .." denilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararında; "... Dava, yolcunun belediye otobüsünde yaralanmasından dolayı taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir... Bu açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlık; davalı ... 'a ait, davalı sigorta şirketine sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeki ... plakalı belediye otobüsünde yolcu olan davacının yaralanmasından doğan maddi ve manevi tazminat isteminden kaynaklanmakta olup, kaza tarihinde davacı ile davalı ... arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklı hukuki ilişki bulunmaktadır. Davacı bu sözleşme uyarınca tüketici (yolcu), davalı ... 'da mesleki ve ticari faaliyeti kapsamında hareket eden şirket olduğu ve dava tarihi gözetildiğinde, davanın temel dayanağının bizatihi tüketici işleminden (taşıma sözleşmesinden) kaynaklandığı ve eldeki davanın daha özel nitelikte mahkeme olan tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. (Aynı yönde Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.2019 tarih ve 2017/409 Esas, 2019/159 Karar sayılı ilamı)..." denilmiştir (aynı mahiyette İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 31/03/2026 tarih 2026/452E. 2026/791K. sayılı kararı). Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 09/10/2025 tarih 2025/1193E. 2025/1064K. sayılı kararında; "... Taşıma işi 6102 sayılı TTK m. 850 vd. hükümlerinde düzenlendiğinden 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmünde “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davaları mutlak ticari davalar arasında sayılmış; öte yandan 6502 sayılı TKHK m. 3(1)-l hükmünde taşıma sözleşmesi, tüketici işlemleri arasında kabul edilmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın ticarî dava ya da tüketici uyuşmazlığı olup olmadığının ve buna bağlı olarak asliye ticaret mahkemesinin mi yoksa tüketici mahkemesinin mi görevli olduğunun tespitinde, taşıma hizmeti alan tarafın bu hizmeti alırken meslekî ya da ticarî amaç dışında bir amaçla hareket edip etmediğinin, başka bir ifadeyle, 6502 sayılı TKHK m. 3(1)-k anlamında "tüketici" sayılıp sayılmayacağının esas alınması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, taşıma hizmeti alan davacı tarafın tüketici olduğu, uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında tüketici işlemi olduğu ve görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır..." denilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2025 tarih 2023/824E. 2025/1170K. sayılı kararında; "... ... tarihinde öğrencisi olduğu okuldan çıktıktan sonra evine dönmek için ... plakalı otobüse bindiğini, ancak biner binmez otobüs sürücüsünün kapıların kapanmasını beklemeden otobüsü hareket ettirdiğini, müvekkilinin dengesini kaybettiğini, açık yolcu kapısından aşağı düşerek otobüsün sağ ön tekeri ile sağ ön çamurluğu arasına sıkıştığını ve vücudunun bir kısmının teker altında kaldığını... Somut olayda da davanın açıldığı tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının davalı tarafın işleteni olduğu araçta yolcu olup, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı gözetildiğinde, dava konusu sözleşmeden kaynaklanan davayı görüp incelemeye de tüketici mahkemesi görevlidir..." denilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 11/09/2024 tarih 2023/462E. 2024/1009K. sayılı kararında; "... Somut olayda davacının kaza tarihinde, davalı .... A.Ş. tarafından işletilen otobüste biletli yolcu konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Dava tarihinden önce 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketici Kanunu'nun 73/1 maddesinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, tüketici mahkemeleri görevlidir.", aynı Yasa'nın 3.maddesinin 1.fıkrasının 1.bendinde; "Tüketici, işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, somut uyuşmazlıkta, davacı tüketici konumunda olup, davalı otobüs işleteni/taşıyıcı ile aralarında akdedilen yolcu taşıma sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın, Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2022/1135 E. - 2023/952 K. ve 2022/872 E. 2023/576 K. sayılı; 20. Hukuk Dairesinin 2022/266 E. - 2022/287 K. ve 2019/832 E. - 2020/1232 K. "Tüketici Mahkemesi tarafından verilen karara yönelik istinaf talebinin esastan reddine yönelik kararlar", 2018/1180 E.- 2019/591 K. "Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Tüketici Mahkemesine verilen görevsizlik kararına karşı yapılan istinaf talebinin esastan reddine yönelik kararlar" ) Davanın açıldığı tarih (17/10/2020) itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır..." denilmiştir (aynı mahiyette Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2024 tarih 2023/456E. 2024/926K. Sayılı kararı). İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 29/04/2026 tarih 2026/279E. 2026/668K. sayılı kararında; "... davalının, ... Yönetmeliği'nin 9. maddesi ve 5684 sayılı Kanun'un 14. maddesinde düzenlenen sorumluluğunun zorunlu sigortalarına ait olduğu ve eldeki davanın ise, davacı ile dava dışı Gri Sigorta A.Ş. arasında imzalanan kasko poliçesine dayanılarak açıldığı, davacının bu sözleşmeye dayandığı ve söz konusu sözleşme gereğince davacının tüketici olduğu göz önüne alındığında, ilk derece mahkemesince, davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından..." denilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2019 tarih 2017/15-2141E. 2019/442K. sayılı kararında; "...Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "...vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı yolcu taşıma sözleşmesi ile bulunduğu otobüsün trafik kazası yapması nedeni ile maddi tazminat istemiyle dava açmıştır. Davacı ... tarihinde plakası tespit edilemeyen belediye otobüsünde yolcu olarak bulunmakta iken araç sürücüsünün ani fren yapması nedeni ile yaralandığını ileri sürmektedir. Dava, yolcunun belediye otobüsünde yaralanmasından dolayı taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanunun 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hüküm altına alınmış, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/1. maddesi hükmüne göre; aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli kılınmıştır. Söz konusu hüküm ile ticari davalar bakımından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu benimsenmiştir. Ne var ki bu hükmün uygulanabilmesi kanunda “aksine bir hüküm bulunmaması” koşuluna bağlı tutulmuştur. Davacı ile belediye otobüsü arasında tüketici işlemi niteliğinde yolcu taşıma sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı ... ... Yönetmeliği'nin 9. maddesi ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14. maddesinde düzenlenen sorumluluğunun zorunlu sigortalarına ait olduğu ve davanın, davacı ile dava dışı belediye otobüsü ile yapılan yolcu taşıma sözleşmesine dayanılarak açıldığı, davacının bu sözleşmeye dayandığı ve söz konusu sözleşme gereğince davacının tüketici olduğu, anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ve Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi gerekmiştir. Dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olması nedeniyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya ve davalıya iadesine, 6. Adli yardım talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu; 6100 sayılı HMK.nun 20/1. maddesi delaletiyle, 114/1-c. maddesi yollamasıyla 6100 sayılı HMK.nun 115/1-2. maddesi gereğince, 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a., 342. ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere karar verildi. 17/08/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır