İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1732 E. 2026/809 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1732
- Karar No
- 2026/809
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1732 Esas KARAR NO : 2026/809
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/06/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026
İDDİA: Davacı vekili tarafından .... Tüketici Mahkemesi'nin 2026/... E. Sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesi özetle; davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen kasko sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alınan ... plakalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle oluştuğu ileri sürelen 148.798,43 TL maddi zararın, kaza tarihi olan 23/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili tarafından .... Tüketici Mahkemesi'nin 2026/... E. Sayılı dosyasına sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde .../0 poliçe numarası ile kasko sigortalı olan ... plakalı araç, 23/08/2023 tarihinde kazaya karıştığını, kazanın ardından araç sürücüsü, yasal yükümlülüklerine aykırı olarak ve haklı bir nedeni olmaksızın kaza mahallini terk ettiğini, kasıtlı olarak doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığını, kazaya karıştığı iddia edilen aracın; zorunlu malî sorumluluk sigortası ve ihtiyari mali mesuliyet teminatını havi kasko sigortası ve dava konusu olayı teminat altına alan (varsa) başka bir ihtiyari mali mesuliyet sigortasının limitleri tüketilmeden müvekkili şirketin herhangi bir hukuki sorumluluğu bulunmadığını, dava öncesinde müvekkili şirkete usulüne uygun, eksiksiz belgelerle yapılmış bir başvuru bulunmadığını, bu nedenle, müvekkili şirketin kaza tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması mümkün olmadığını, olası bir kabul halinde faiz başlangıç tarihinin ancak dava tarihi olması gerektiğini, ayrıca, kaza yapan aracın hususi bir araç olması ve davacının ticari bir faaliyeti olduğuna dair delil bulunmaması sebebiyle, talep edilen avans/ticari faiz isteminin reddi, ancak yasal faize hükmedilmeyeceğini ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; haksız olarak açılmış bulunan öncelikle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte olması halinde davanın esastan dahi reddine, müvekkili şirket dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunmakla tüm dava masrafları, faiz ve sair fer'i taleplerinin reddine, vekalet ücretinin ve masrafların davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, sigortalı tarafından kasko sigortacısına açılan hasar bedelinin tazmini talebine ilişkindir. .... Tüketici Mahkemesince; "...Dosyanın tetkikinde, dava konusu "..." plakalı aracın KAMYONET tipi, ticari araç olduğu söz konusu aracın ticari faaliyetlerini yürütürken kullanıldığı izlenimi uyandırdığı, mahkememizin tüketici işlemi niteliğinde olan davalara baktığı görülmüştür. Bu nedenle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun anlamında, davalının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden bir kişi olmadığı, satın almış olduğu aracın ticari araç olduğu, davalının ticari amaçla hareket ettiği, böylece 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6'ncı kitabında 1401 vd. maddelerinde düzenlenen "Sigorta Hukukuna" ilişkin davaya bakma görevinin, aynı Kanun'un 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "a" bendi ile 5'inci maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesine ait olması sebebiyle Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın davayı bakmaya görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup, kararın kesinleşmesi ile dosya mahkememize tevzi edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir. Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2.maddesinde, kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olaya gelince; görevsizlik kararı veren mahkemece, dava konusu "..." plakalı aracın kamyonet tipi ticari araç olduğu, söz konusu aracın ticari faaliyetlerini yürütürken kullanıldığı izlenimi uyandırdığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de davaya konu sigortalı "..." plakalı araç, sicil kayıtlarına göre kamyonet cinsindedir. Bununla birlikte trafik siciline "hususi" araç olarak tescil edilmiştir. Nitekim kasko poliçesinde de aracın kullanım amacının "hususi kullanım" olduğu belirtilmiştir. Ayrıca davacı vekilince de dava dilekçesinde bu aracın "hususi kullanım amaçlı olduğu" beyan edilmiştir. Yine, dosya arasındaki beyanlardan ve celp edilen delillerden bu aracın ticari kullanım amacıyla kullanıldığına dair bir delile rastlanılmamıştır. Buna göre, görevsizlik kararı veren mahkemece gerekçede yazılan şekilde "aracın ticari faaliyetlerini yürütürken kullanıldığı izleniminin" nasıl uyandığının izah edilmediği, buna dayanak bir belge veya bilgiye değinilmediği anlaşılmakla, binaenaleyh bu tespitin hatalı ve görevsizlik kararının usulsüz olduğu kanaatine varılarak, aracın kamyonet cinsi olmasının sonuca etkisinin bulunmadığı gözetilerek ve taraflar arasındaki sigorta ilişkisinde davacının tüketici konumunda bulunduğu göz önüne alınarak mahkememizin karşı görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın GÖREV YÖNÜNDEN REDDİ ile Mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, 2-.... Tüketici Mahkemesi'nin 01/09/2026 tarihli ve 2026/... Esas, 2026/... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememizin görevli olduğunun belirlendiği, Mahkememizce verilen görevsizlik kararı üzerine her iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı ortaya çıktığı anlaşıldığından mevcut görev uyuşmazlığının giderilmesi için HMK'nın 22. maddesi uyarınca mercii tayini yoluna başvurulmasına ve karar kesinleştikten sonra re'sen görevli merci tayini yapılması için dosyanın İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Harç ve yargılama masraflarının görevli mahkemece esas hükümle birlikte karara bağlanmasına, Dair, tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. ve 345. Maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize ya da başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF Kanun Yolu açık olmak üzere karar verildi.09/10/2026
Katip ... ¸e-imzalı
Hakim ... ¸e-imzalı