İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/939 E. 2026/698 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/939
- Karar No
- 2026/698
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/939 Esas KARAR NO : 2026/698
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/01/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan ...plakalı aracının ... Dağı mevkiinde arızalanması üzerine müvekkilinden çekici hizmeti talep edildiğini, müvekkilinin olumsuz hava koşullarına rağmen Kayseri'den ...'ya giderek aracı teslim aldığını ve Kayseri'ye naklettiğini, hizmet bedelinin ödenmesi için davalıya başvurulduğunu ancak davalının borcunu ikrar etmesine rağmen ödemekten kaçındığını, bunun üzerine ... İcra Dairesi nezdinde 2025/... E. sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, davalının itirazında belirttiği çekici işlemi sırasında araca zarar verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve bu iddianın icra takibi başlatıldıktan sonra kötü niyetli olarak ileri sürüldüğünü, taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir hizmet sözleşmesine dayandığını ve her iki tarafın da tacir olduğunu, Whatsapp görüşmelerinden davalının borcunu kabul ettiğinin ve herhangi bir zarar bildiriminde bulunmadığının anlaşıldığını, davalının itirazının haksız olduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalının kötü niyetli itirazı sebebiyle asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının tacir sıfatını haiz olmadığını ve uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığını belirterek öncelikle görev itirazında bulunduğunu, davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi yerine Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmasının usule aykırı olduğunu ifade ettiğini, davacının esnaf mı yoksa tacir mi olduğunun tespiti için ilgili kayıtların celbini talep ettiğini, esasa ilişkin olarak ise davacının çekici hizmeti sırasında gerekli özen borcuna aykırı hareket ederek müvekkil şirkete ait otobüse ağır kusuru ile zarar verdiğini, bu durumun TBK m. 112 ve m. 471 uyarınca ayıplı ifa teşkil ettiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayarak olumsuz hava koşullarında gerekli teknik donanımı kullanmadığını, müvekkilin aracının hasar görmesi nedeniyle oluşan zararın davacının talep ettiği hizmet bedelinden daha fazla olduğunu, bu nedenle alacağın likit olmadığını ve takas-mahsup taleplerinin bulunduğunu, davacının tek taraflı belirlediği fatura bedellerinin taraflar arasında mutabakat içermediğini, müvekkil tarafından 54.000 TL tutarında ödeme yapıldığını, kalan tutarın ise haksız olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle reddinin gerektiğini, hasar tespit tutanakları, servis kayıtları ve tanık anlatımları ile kusur durumunun bilirkişi incelemesiyle ortaya konulmasını, sonuç olarak davanın görev yönünden usulden reddini, aksi kanaatte esastan reddini, müvekkilin uğradığı zararın takas ve mahsubunu, icra inkar tazminatı talebinin reddini ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; Davacı tarafından davalı şirket aleyhine fatura alacağına ilişkin olarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı tespit istemine ilişkindir. Dava konusu ... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı icra dosyası UYAP üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir. Dosyanın incelenmesinde uyuşmazlık konusunun; Davacı tarafından davalı şirket aleyhine fatura alacağına ilişkin olarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Bilirkişi ZEYNEP YURT tarafından düzenlenen 09/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının 03.11.2025 tarihli ... numaralı faturadan alacaklı olduğu, fatura tutarının 92.800 TL olarak belirlendiği, 24/10/2025 tarihinde 14.000,00 TL tahsilat yapıldığı, bakiye alacağın 78.800 TL olduğu, davacının davalıdan 78.800 TL alacaklı bulunduğu, dosya kapsamının incelendiği, alacağın kabulü halinde faiz hesabının yapıldığı, fatura ve takip tarihinin 03.11.2025 olduğu, gecikme günü bulunmadığı, yasal veya avans faizinin 0 TL olarak hesaplandığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar taraflar arası uyuşmazlığın yukarıdaki şekilde oluştuğu anlaşılmakta ise de gelen yazı cevapları göz önüne alındığında öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.
Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları “ticari dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Yukarıdaki belirilen husus kapsamında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi neticesinde;t, davacının tacir sıfatını haiz olmadığı ve ticari işletmesinin bulunmadığı, işletme hesabına göre defter tuttuğu, 1.sınıf tacir olmak için gereken şartları taşımadığı, davalı şirket yönünden tacir vasfının bulunduğu kabul edilse dahi davacının tacir kaydının bulunmadığı, davacının tacir olmadığı ve bu sebeple uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, davanın ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olması nedeniyle yetkili mahkemenin dava açılış tarihi itibariyle değerlendirilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenler ile 1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE, Dair verilen karar; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip ... E-İMZA
Hakim ... E-İMZA