İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/33 E. 2026/779 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/33
- Karar No
- 2026/779
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/33 Esas KARAR NO : 2026/779
DAVA : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/01/2023 KARAR TARİHİ : 12/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Tarafımızca, davalı hakkında 24.12.2021 tarihinde ... 36. İcra Dairesi ....E sayılı dosyası üzerinden Genel Haciz Yoluyla Takip ile icra takibi yapılmıştır. İcra takibine konu borcun dayanağı ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2018 tarihli ....E ve...K sayılı kararı ile zayi nedeni ile iptal edilen bonodur. Davalı, müvekkilime vermiş olduğu bonoyu yırtarak, zayi etmiştir. Ticaret mahkemesince davalı ... tarafından bonunun zayi edildiği kabul edilmiş ve mahkeme kararı kesinleşmiştir. Yine davalı, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ....Soruşturma sayılı dosyasında 13.04.2018 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde, "...şikayet konusu senedi düzenleyerek ...'e verdim...", "...senedin herhangi bir hükmü kalmadığı için bende yırttım..." şeklinde ki beyanları ile müvekkilime senet vermiş olduğunu ve senedi yırttığını da resmi makam önünde ikrar etmiştir. .. 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada sanık (bu dosyada davacı) ..., senedi yok ettiğinden dolayı, aşağıdaki şekilde ceza almıştır; Görüleceği üzere, dava konusu olayın artık bir cezai boyutu da oluşmuş ve ceza davası da davamıza kesin delil oluşturmuştur. Tarafımızca, davalı hakkında zayi olan bono yönünden ... 36. İcra Dairesi ....E sayılı dosyası üzerinden başlatılan Genel Haciz Yoluyla Takip ile icra takibine borçlular tarafından açıkça kötü niyetli olarak, haksız dayanaksız ve hukuka aykırı bir şekilde itiraz edilmiştir. Davalı, müvekkilime vermiş olduğu bonoya ilişkin borcunu müvekkilime ödememiştir. Davalı tarafından, müvekkilime herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Davalı, müvekkilimi alacağından ve yapacağı bono takibinden mahrum bırakmak kastı ile hareket etmiş ve borcunu müvekkilime ödememiştir. Ekte bir fotokopisi görülen senette, borçluların kayıtsız şartsız bir borç ilişkisi kurdukları ve ödeme tarihi 04/09/2019 tarihi itibari ile 70.000.TL ödeme yapacakları taahhüt edilmiştir. Görülmektedir ki, borçlu olmadıklarına ilişkin ispat külfeti artık borçlular üzerinedir. Kaldı ki, tarafımızca gerek soruşturma aşamasında, gerek ceza davasında alacaklı olduğumuz net bir biçimde ispat edilmiştir. Bunlara ek olarak borç ilişkisi doğuran senedin borçlu ve borçlu şirket müdürü Selahattin tarafından yok edildiği de dosya kapsamında sabit olduğundan dolayı, borçluların itirazları haksız, dayanaksız ve hukuka aykırıdır. Tüm bunlara rağmen, tarafımızca İstanbul ... Bürosuna başvurulmuş ve ... dosya nolu dosyası üzerinden anlaşmama tutanağı düzenlenmiştir. Borçlu, soruşturma dosyasında ve mahkeme huzurunda borcunu kabul etmiş ve ceza yargılaması sonucu ceza almış olup, müvekkilime borcunu ödememiştir. Borçlular tarafından yapılan açıkça kötü niyetli, haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile ... 36. İcra Dairesi ....E sayılı dosyası üzerinden yapılan takibin devamı ve haksız itirazla takibi durduran borçlunun icra-inkar tazminatına mahkum edilmesi için işbu davayı açma zorunluluğumuz doğmuştur. -Davamızın kabulü ile, ... 36. İcra Dairesi ....E sayılı dosyasına ilişkin itirazın iptali ile, icra takibinin devamına, Borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Dava dilekçesinde bono diye tabir edilen evrak ortada yoktur. Dava dilekçesi ekinde sunulan ... 14.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından verilen ... Karar sayılı ilamında bonoyu "banka nezdinde kaybedilmek suretiyle zayi edildiği" yazılmış bu sebepten iptaline karar verilmiştir. Dolayısıyla iptal edilmiş bir bono üzerinden ticari dava açılması yersizdir. Yine dava dilekçesinde bildirilen ... Savcılığının ... sayılı soruşturma ve ... 3.Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyalarında senedin davalı müvekkil tarafından yırtmak suretiyle yok edildiği yer almaktadır. Her iki durumda da yani senedin banka nezdinde kaybolmuş olması yahut müvekkil tarafından yırtmak suretiyle yok edilmiş olması nedeniyle ortada bulunmayan bir evrak üzerinden ticari dava açılması yersizdir. Dava konusu senet dava dilekçesinde yazıldığı gibi 04.09.2019 vadeli değil 04.09.2018 vadelidir şayet senet aslı mevcut olsaydı dahi yine iş bu dava mahkemenizde açılamayacaktı zira dava tarihi itibariyle vadesi üzerinden dört yıldan fazla bir süre geçmiş olmakla bono vasfını yitirmiş adi alacak belgesi haline gelmiş olacaktı. İş bu suretle ticari davaya konu edilemeyecekti. Davaya konu senet fotokopisi ... 36.İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile "ilamsız takip" türü ile açılmıştır. Kambiyo takibine konu edilmeyen evrak için kambiyo vasfı varmış gibi ticaret mahkemesinde dava açılması yersizdir. 5-Dava konusu icra takibi mükerrerdir; senet fotokopisi daha önce de ... 3.İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasına konu edilmiş takibe ve borca itirazlarımız üzerine davacı taraf itirazın kaldırılması talebiyle ... 4.İcra Hukuk Mahkemesinde ... Esas sayılı dosyasıyla dava açmış 25.10.2019 tarihinde verilen ...Karar sayılı ilamı ile kambiyo vasfını kaybetmiş bir bono hakkında borçlunun itiraz etmesi sonucunda oluşan çekişmenin genel mahkemelerde görülmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Davaya konu senet fotokopisinin kambiyo vasfını taşımadığı iş bu mahkemenin kesinleşmiş kararı ile sabittir. Davacının iş bu takibe itirazımız sebebiyle bir yıl içinde itirazın iptali davası açması gerekirken yıllar sonra yeni takip başlatılıp onun üzerinden itirazın iptali davası açılması iyi niyetle bağdaşmadığı gibi usul ve yasalara aykırıdır. Hal böyleyken davacının davasını genel hükümlere göre borç ilişkisine dayalı olarak duruma göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde yahut Tüketici mahkemelerinde açması gerekir huzurdaki davada mahkemeniz görevli değildir. Yukarıda bildirdiğimiz hususlar neticesinde dava dilekçesinin 5.bendinde iddia edildiği gibi ispat yükü tarafımızda değil davacı taraftadır. Davacı alacağını sebepleriyle birlikte ispat etmek zorundadır. Davacı vekilini dava dilekçesinin 1.bendinde sözünü ettiği ... Savcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında ifade veren davacının bizzat kendisi davaya konu senedin "kat karşılığı inşaat" işine karşılık "teminat senedi" olduğunu ve kendi rızası ile müvekkile teslim ettiğini beyan etmiştir. Müvekkilimiz de savcılık nezdinde vermiş olduğu ifadede senedin kat karşılığı inşaat işine karşılık teminat senedi olduğunu ve davacının rızasıyla kendisine teslim edildiğini doğrulamıştır. Dolayısıyla senedin kat karşılığı inşaat işi için verilen teminat senedi olduğu tarafların beyanı ile sabittir. İfadelere ilişkin savcılık evrakını ekte sunuyoruz. dava konusu teminat senedi olduğundan senet konusu işin yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra yapıldıysa hükmü kalmayacağı açıktır. Dava dilekçesinin 1. Bendinde sözü edilen ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında davacı vekilinin mezkur senedi müvekkilinin "bankada kaybettiğini" ifade ettiğini ... Karar sayılı ilamında açıkça yazmaktadır. Davacının gerçeği ve doğruyu ifade ederek senet konusu işin yapılıp yapılmadığının tespiti ve varsa eksik veya yanlış bir durumun yargılama sonunda ortaya çıkacak haklarını talep için doğru yerde dava açması gerekmektedir. Ekte sunduğumuz davacının savcılık nezdinde vermiş olduğu beyanda senedi rızası ile verdiğini ikrar etmektedir, senedin borcun hitamında borçluya verilmesi hayatın olağan akışının gereğidir, müvekkilin senedi alıp başka senedi vereceğine ilişkin iddialar ispata muhtaçtır, hayatın olağan akışı içerisinde senet miktarının düşürülmesi için senedin iadesi gibi bir durum yoktur, kısmi ödemelerde dahi makbuz vermek ya da senet arkasına veya uygun bir yerine not düşmek suretiyle senet iade edilmeksizin ödeme kayıt düşülür. davacının hala alacaklı olduğunu belgeleriyle ispat etmesi gereklidir. Davacı G.O.P. Savcılığına verdiği 02.09.2018 havale tarihli dilekçesinde; “Kat karşılığı dairemi yapan müteahhit’in borcuna karşılık verdiği senedi günü gelmeden zorla elimden alıp yırtıp parçalarını yok etmesi ve bana aileme gözdağı vererek tehdit etmesi mal ve can güvenliğimin korunmasını bilgilerinize arz ederim” beyanıyla şikayette bulunmuştur. Yine Davacı 03.04.2018 tarihinde Cumhuriyet Savcısı ...’ın huzurunda vermiş olduğu ifadede; “... isimli şahıs müteahhitlik yapmaktadır. Kendisi bana kat karşılığında inşaat yapacaktı. Bundan dolayı teminat amaçlı kendisinden 70.000.TL’lik senet almıştım bu senet bende durmaktaydı. Söz konusu müteahhit iflas etmek üzereydi, durumu iyi değildi, Ben de kendisine iyilik olsun diye senet bedelini 60.000.TL’ye düşürmek istedim. ... ile görüştüm kendi rızam ile elimde bulunan 70.000.TL’lik senedi kendisine verdim kendisi bana 60.000.TL’lik senedi hazırlayıp verecekti fakat aniden sinirlenip benim rızam ile vermiş olduğum 70.000.TL’lik senedi yırtarak cebine koymuştur…”diye devam eden beyanlarıyla şikayetçi olduğunu ifade etmiştir. Öncelikle iki beyanda da müvekkilimin müteaahhit olduğu ve kendisine kat karşılığı daire vereceği yer almaktadır. Gerçekten de müvekkilim davacının o tarihte hissedarı olmadığı arsayı diğer hissedarlarla kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaparak söz konusu arsaya bina yapmıştır. Davacı ile ile diğer hissedarlar gibi sözleşme yapılmamış kendisine davacının da beyan ettiği gibi sadece teminat maksatlı senet vermiştir. Bu senet borç senedi olmayıp ifade edildiği gibi bir işin yapılmasının teminatı olarak verilen senettir. Borç senedi bir borcun karşılığını ve nakit olarak ödenmesini ifade eder borç vadesinde ödenmezse icra takibine konu edilir, teminat senedi ise bir işin karşılığı verilip işin kararlaştırılan şekilde yapılmasının teminatı olarak verilir, şayet iş yapılmaz veya kararlaştırılan şekilde yapılmazsa uğranılan zararın giderilmesi için senet yargılamaya konu edilir. Ekte suretini sunduğumuz ... 1.Noterliğince düzenlenen... tarih ... yevmiye sayılı “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” ve o tarihteki tapu kayıtları incelendiğinde esasen davacının inşaatı yapılan gayrimenkulde hissesi bulunmadığı sözleşmenin bu yüzden davacının kardeşleri olan hissedarlar ile yapıldığı görülecektir. İşte hissedar olmayan davacıya kararlaştırılan bir dairenin teslimatının teminatı yani güvencesi olarak dosyaya konu senet düzenlenip verilmiştir. Mezkur sözleşmede ne hissedarlara ne davacıya ödenecek bir bedelden yahut senetlerden söz edilmemektedir.Yukarıda izah ettiğimiz üzere davaya konu senet davacıya mezkur arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde bir dairenin davacıya verilmesinin teminatı olarak verilmişse de gerek davacı gerekse diğer hissedarlar bu sözleşmenin edimlerine uymayarak müvekkilden haksız kazançlar sağlamıştır. Müvekkilimiz sözleşmede kararlaştırılan bedelden (174.664,72.TL)'den fazlasını (500.000.TL) hissedarlara nakten ödemiş yetmez gibi taşınmazın hissedarlara ait elektrik, su, doğalgaz, vergi ve icralık olan özel borçlarını ödemek zorunda kalmıştır. Hatta arsa üstündeki eski yapının yıkımına bir an önce başlayıp binayı yapmak için eski yapıda kiracı olarak duran şahsa da nakit ve çek vermek suretiyle ikna ederek tahliyesini sağlamıştır. İnşaata başlayan müvekkile rahat vermeyen davacı ve hissedar kardeşleri tabiri caizse paraya sıkıştıkça müvekkile gelip para istemiş müvekkil işi tamamlayıp bir an önce kurtulmak için bir de davacı ve kardeşlerine paralar vermek zorunda kalmıştır. Hatta sözleşmede bir dairenin kaba inşaat halinde teslimi kararlaştırıldığı halde davacı ve kardeşlerinin baskılarına dayanamayarak tam ve eksiksiz yapıp ekstra bir karşılık almaksızın teslim etmiştir. Esasen yukarıda belirttiğimiz gibi davacıya teslim edilecek bir dairenin teminatı olarak verilen davaya konu senet davacının ısrarlı talep ve tacizlerine dayanamayan müvekkil tarafından nakten ödenmiştir. İşi bitirip daireleri hissedarlara teslim eden müvekkilin yakasını bırakmayan davacılar son olarak daha ne koparsak kardır mantığıyla müvekkilden mükerrer ödeme talepleriyle yargı yoluna başvurmaktan dahi çekinmemişlerdir. Davacı da ödemesini fazlasıyla aldığı senet için son bir hamle yaparak savcılığa şikayette bulunmuş yetmemiş Ticaret mahkemesinden senedi bankada zayi ettiği iddiasıyla iptalini sağlamıştır. Davacının iddialarına itibar eden savcılıkça yukarıda belirttiğimiz ceza mahkemesinde dava açılmış senedin teminat olarak taraflarca ikrar edildiği halde savunma ve delillerimize itibar edilmeyerek müvekkil hakkında cezaya hükmedilmiştir. Sonuç olarak; müvekkillerin davacıya hiç bir borcu olmayıp gerek davacıdan gerekse hissedar diğer kardeşlerinden taşınmazın borçlarını ödemiş olması, kaba inşaat olarak teslim edilmesi kararlaştırılan dairenin tam olarak teslim edilmiş olması ve fazladan taraflara ödenen paralar nedeniyle alacağı bulunmaktadır. Yukarıda arz edilen ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; Usul ve yasaya aykırı açılan davanın öncelikle görev yönünden reddine, bu talebimiz yerinde görülmezse işin esasına girilerek yapılacak yargılama sonunda davanın esastan reddine, takibin iptaline, kötü niyetli davacının %20 kötü niyet tazminatına ve yargılama giderlerine mahkum edilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, takip tarihi itibariyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının tespiti ile icra inkar tazminatına ilişkin koşullarının oluşup oluşmadığı, hususlarında toplandığına dair davadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... E... K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır. VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir. Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir. Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır. Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 16/09/2026 tarihli cevabi yazısına göre; davacının potansiyel mükellef olduğu ve herhangi bir ticari faaliyetinin ve ortaklığının bulunmadığı bildirilmiştir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün... tarihli yazı cevabında ise davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık zayi olan bono nedeniyle davacının alacaklı olduğu iddiasına ilişkindir. Davaya konu takip örnek no:7 ilamsız icra takibidir. Takip dosyasının incelenmesinde; takibe dayanak olarak 70.000,00 TL bedelli senedin zayi olduğuna ilişkin mahkeme kararı, senet görseli, savcılık ifade tutanağı eklenmiştir. Bilindiği üzere bir senedin kıymetli evrak vasfında olabilmesi için öncelikle var olması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini oluşturan senet zayi olduğundan kıymetli evrak vasfında da değildir. Bu sebeple taraflar arasında alacak olup olmadığının tespit edilebilmesi için temel borç ilişkisinin irdelenmesi gerekmekte olup bu hususta ise görevli mahkeme genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Nitekim örneklendirmek açısından; tarafları tacir olmasa da süresinde ibraz edilmemiş bir çekin kıymetli evrak vasfını kaybetmesi ile birlikte adi yazılı belge hükmüne bürünmesi neticesinde de görevli mahkeme genel görevli mahkeme olmaktadır. Yahut teminat senetleri ile ilgili de (her ne kadar görünüş itibariyle kıymetli evrak vasfında olsalar da TTK'da aranan şarta bağlanmama koşulunu yerine getirmemeleri sebebiyle kıymetli evrak vasfında olmadıklarından) yargılama yapma görevi yine genel görevli mahkemelerdedir. Dolayısıyla zayi olmuş bir kıymetli evraka dayanılarak alacak iddiasının ileri sürüldüğü dava da bahse konu belgenin kıymetli evrak vasfını kaybetmiş olması nedeniyle mutlak ticari dava olmaktan çıkıp nispi ticari dava olup olmadığının değerlendirilerek görevli mahkemenin tespiti gerekmektedir. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davacının vergi mükellefiyeti olmadığı ve gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davacının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtaratın tensip zaptı ve gerekçeli kararın davacıya tebliği suretiyle yapılmasına) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.12/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır