Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/685 E. 2026/904 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/685
Karar No
2026/904
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/685 - 2026/904

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2025/685 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/904

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2025 ESAS-KARAR NO : 2023/1005 E 2025/101 K

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 19/06/2026 YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin satım sözleşmesini konu alan faturalardan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8101 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, takibe dayanak faturalardan 13/12/2018 tanzim tarihli 42836 numaralı, 08/02/2019 tanzim ve ... numaralı, 09/02/2019 tanzim ve ... numaralı tanzim tarihli üç adet faturaya konu malların müvekkiline teslim edilmediği gibi faturaların müvekkilinin muhasebe kayıtlarında da bulunmadığını, müvekkili tarafından ödemesi yapılan faturalar haricinde takibe konu diğer üç faturaya ilişkin olarak dosyaya temel borç ilişkisini ve fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edildiği olgusunu ispata yarar hiçbir yazılı belgeyi sunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, takibe ve davaya konu 04/01/2019 tarihli 17.700,00 TL'lik ve 19/01/2019 tarihli ve 20.000,00 TL bedelli faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olması yanında bu faturalardaki ürünlerin davalıya tesliminin davalı tarafından da kabul edildiği, ancak diğer üç adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca malların teslimine dair sevk irsaliyesi ve başkaca bir delilin dosyaya sunulmadığı ve bu faturalar yönünden HMK'nın 222/3. maddesi gereğince davacının alacağını ispat edemediği, ticari defterlerde kayıtlı olan ve toplam bedeli 37.700,00 TL olan faturayla ilgili de davalının 41.180,00 TL ödeme yaptığı da dikkate alındığında ve tüm faturaların ödemelerden sonra düzenlendiği ayrıca değerlendirildiğinde takibe ve davaya konu iki fatura bedelinin davalı tarafça ödendiği ve yukarıda da belirtildiği üzere diğer faturalar yönünden ise davacının alacağını ispat edemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden- davacı vekili tarafından; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edildiği, 11/07/2024 tarihli dilekçe ekinde gerektiğinde aslının sunulabileceği de belirtilen sevk irsaliyelerinin dosya kapsamına sunulduğu, mahkemece bu belgeler üzerinde yeterince durulmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermemesine karşın alınan raporlarda da müvekkilinin haklılığının ortaya konulduğu, davalı yanca iddia edilen ödemelerin müvekkilinin kayıtlarında yer almadığı bildirilerek başvurulmuştur. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu emtiaların teslimi ve bedelinin ödenmesi ile icra inkar tazminatı talepleri noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesini konu alan faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Uyuşmazlığın çözümünde davalının tacir olup olmamasına göre, davaya bakma konusunda mahkemenin görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Zira tarafların tacir olup olmamasına göre görevli mahkeme ile birlikte uygulanacak hükümler farklılık göstermektedir. Somut uyuşmazlıkta taraflardan davacı tacir ise de davalı yanın işletme defteri tuttuğu, esnaf faaliyet sınırını aşıp aşmadığı tacir sıfatına haiz olup olmadığı tespit edilmemiştir. Somut olayda uyuşmazlık satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu tür sözleşmelerden kaynaklanan davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü için uyuşmazlık konusunun her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması gerekmektedir. Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir. Mahkemece hükme doğrudan etki edecek şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağından, mahkemece değinilen hususlarla ilgili inceleme ve değerlendirme yapılıp, gerekirse davalının tacir - esnaf olup olmadığı yönünde rapor alınması, davada tamamen farklı bir sonuca ulaşılabilecek ise delillerin ve taleplerin buna göre değerlendirilerek hüküm kurulması gerekmektedir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, istinaf nedeni olarak dayanılmasa dahi HMK'nın 355.maddesi gereğince re'sen istinaf incelemesi yapılması gereken bir husus olduğundan, istinaf başvurusunun bu gerekçelerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemenin görevli olup olmadığı hususunda gerekli araştırmayı yaparak bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Kararın kaldırılma nedenine göre davacı yanın sair istinaf itirazları bu aşamada incelenmemiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1005 Esas, 2025/101 Karar ve 06/02/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 19/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/685, K. 2026/904, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-685-e-2026-904-k-ca0f7b151e64