Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/535 E. 2026/1421 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/535
- Karar No
- 2026/1421
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/535
KARAR NO: 2026/1421
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/12/2025
NUMARASI: 2022/74 Esas - 2025/1122 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında 01/09/2008 tarihli bayilik sözleşmesi ile 01/12/2009 tarihli bayilik sözleşmesine ek sözleşmenin akdedildiğini, bu sözleşmeler çerçevesinde davalı şirketin ... Mah. ... Cad. No: ...Alışveriş Merkezi Giriş Kat no: ... .../İstanbul adresinde bulunan ve davacı tarafından kiralanan mağazada müvekkilinin ürettiği/pazarladığı ... markalı ... gibi değerli taşlardan oluşan ziynet eşyası veya mücevherat satış işini müvekkilinin bayiisi olarak yapmayı üstlendiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinin 31/08/2012 tarihi itibari ile feshedileceğinin müvekkili tarafından keşide edilen .... Noterliği'nin 22/06/2012 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ve yine .... Noterliği'nin 16/07/2012 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarnamesi ile davalıya bildirildiğini ve ihtarnamelerde de belirtildiği gibi 31/08/2012 tarihinden sonra bayilik sözleşmesi ile ek sözleşmenin feshedildiğini, sözleşme süresince düzenlenen bir kısım faturaların bedellerinin davalıdan tahsil edilemediğini, müvekkilinin davalıdan olan toplam cari hesap alacağının 288.685,35-TL olduğunu, alacağın ticari defterlerinden tespit edilebileceğini, davalı aleyhine cari hesap alacağı yönünden .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazları neticesinde takibin durduğunu belirterek davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeni ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takip dosyasında alacak sebebi olarak cari hesabın gösterildiğini, davada ise bir kısım faturaların ödenmediği iddia edilerek itirazın iptalinin talep edildiğini, dolayısıyla dava ile dava konusu icra takip dosyasında ileri sürülen delillerin birbiriyle örtüşmediğini, davacının icra dosyasındaki talep ve iddiasının dışına çıkamayacağını, dava dilekçesi ekinde sunulan 01/09/2008 tarihli bayilik sözleşmesinin icra dosyasında bulunmadığını, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, müvekkilinin davacıdan hurda altın bedellerine ilişkin faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine ve aksi halde 336.233,00 TL alacağın takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasında 01/09/2007 tarihli bayilik sözleşmesi ile 01/12/2009 tarihli bayilik sözleşmesine ek sözleşmenin akdedildiği, bayilik sözleşmesinin 5. maddesi ile sözleşmenin 01/09/2008 tarihinden başlamak üzere 31/08/2011 tarihine kadar yürürlükte kalacağının kabul edildiği, davacı tarafından .... Noterliğinin 22/06/2012 tarihli ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesine ek 3. sözleşmenin hazırlanarak davalıya gönderildiği ve tebliğden itibaren 10 günlük süre içerisinde sözleşmenin imzalanarak geri gönderilmesi, aksi halde sözleşme önerisinin kabul edilmemiş sayılacağının ihtar edildiği, davalı tarafından süresi içerisinde kabul beyanında bulunulmaması üzerine davacının göndermiş olduğu, .... Noterliğinin 16/07/2012 tarihli ihtarnamesi ile halen yürürlükte olan bayilik sözleşmesi ile ek sözleşmenin süresinin 31/08/2012 tarihi itibariyle dolduğunun ve sözleşmenin sona erdiğinin davalıya bildirildiği, bundan sonra davacının göndermiş olduğu .... Noterliğinin 02/11/2012 tarihli ihtarnamesi ile davalıya, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden doğan 288.685,35 TL borcun, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 günlük süre içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin 06/11/2012 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, talep edilen alacağın ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile işlemiş temerrüt faizi ile birlikte toplam 314.372,41 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve iş bu davanın açıldığı, her ne kadar davalı taraf, bayilik sözleşmesi ile ek sözleşmede bulunan imzaların tarafına ait olmadığını iddia etmiş ve Mahkememizce sözleşmelerdeki imzaların davalı tarafa aidiyeti hususunda alınan 03/01/2017 tarihli ATK raporunda imzaların aidiyeti hususu tespit edilememiş ise de; davalı tarafından gerek İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/865 Esas sayılı dosyası ile taraflar arasında görülen itirazın iptali davasında bayilik sözleşmesine konu taşınmazın kiralanmasına dair kira sözleşmesinin kabul edilmesi, gerekse de .... Noterliğinden davacıya gönderilen 10/07/2012 ve 25/07/2012 tarihli ihtarnameler ile sözleşmelerin kabul edilmesi nedeniyle davalının imza itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmekle tarafların ticari defterleri ile dosya kapsamı üzerinde inceleme yapılarak alınan kök ve ek bilirkişi raporunun değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş oldukları, davacının dava dilekçesinde takip konusu alacağa dayanak gösterdiği tüm faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı oldukları, davacının kendi kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 300.966,25 TL alacaklı olduğu, davalının takas iddiasına konu ettiği faturaların tamamının (davalının kayıtlarında 336.233,42 TL) davacının defterlerinde 333.969,14 TL olarak kayıtlı oldukları, davacının faturaları defterlerine 2.264,28 TL az bedelle işlediği, davacının kendi kayıtlarındaki hesap bakiyesinin 31/12/2011 tarihi itibariyle 621.933,11 TL olduğu ve davalının kayıtlarında da bu tarih itibariyle davacı alacağının 618.818,81 TL olduğu, bundan sonra davacının, davalının takasa konu ettiği faturaları ve devam eden ticari ilişki çerçevesinde yapılan tahsilat ve faturaları hesaplara alması ile alacağının 300.966,25 TL'ye indiği ve fakat davalının muhasebe tekniğine uygun olmayacak şekilde 31/12/2011 tarihi itibariyle kayıtlarında davacıya 618.818,81 TL borçlu iken toplu ekstre ödemesi adı altında 634.934,24 TL ödeme kaydederek alacaklı konuma geldiği, yapılan bu düzeltmenin davalı tarafça ne sebeple yapıldığı açıklanamadığı gibi bu ödemenin davacı kayıtlarında da olmadığı ve ispatlanamadığı, bu şekilde Mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmakla davacının, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere icra takibinde talep ettiği asıl alacak ve işlemiş temerrüt faizi yönünden alacaklı olduğu ve itirazın haksız olduğu anlaşılmış olup davanın kabulüne, davalının haksız itirazının reddine, alacak likit ve davalının icra takibine itirazı haksız olduğundan davalının İİK'nın 68. maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece her iki tarafında defterleri incelendiği, mutabakatsızlık nedeniyle, defter kayıtların dışındaki kayıtların değerlendirilip sonuca ulaşılması gerekir iken, davacı kayıtlarına itibar olunup, davacı imzasını havi davalı kayıtlarını ve belgelerini kıymetten düşüren aynı kuvvette delil yok iken kanaatle belgeleri geçersiz sayılarak davanın reddi açıkça somut deliller ile hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet görüşünün "teslim ve tesellüm makbuzlarına" itibar edildiği; ancak bunlar ya tahsilat yani borç ödemesi olarak davacının kaydına alındığını yada davalının mükerrer belge olarak ürettiğine dair tespitle örtüşmeyen niteleme/ mütaalasına itibar edilmesi ise doğru olmadığını, bu görüşün hukuki ve kaydi olarak hem bam kararı hemde içtihadi uygulamaya aykırı olduğunu, altının ödeme aracı değil mal olduğunu, altın teslimine ve tesellümüne dair "makbuzlar"ın hukuki muameleleri işaret edeceğini, "altının mal olduğu" genel ve yasal bir kabul iken, "davalının ödeme aracı olduğu iddiasının ispatı gerek olduğundan, bilirkişilerce kabul edilmez şekilde ödeme aracı olarak kabul etmeleri gayrı yasal olmuş,
faraza mütalaaya uygun olarak bu "altınların ödeme" olduğu iddiası (ki, yasal olarak mal olup hukuki işleme alım-satıma konu olabilir), karinenin aksini ispat yani bunun bir ödeme olduğu yönünde öncelikle davalı şirketten bir "alacakları olduğunu ispat" etmeleri gerektiğini, alacak olmadan bu ispatlanmadan, ki yazılı belge olan makbuz'a karşı aynı kıymette yazılı bir belgede sunulmadığı gözetildiğinde, imzası ve teslimi, ispatlanmış belgelerin aksi hmk gereğince ispatlanmadan bu durumun kabulünün mümkün olmadığını,
tüm bu ispat ve delil şartları nazarı itibara alındığında eldeki somut dava yönünden 4271 s. TMK “hukukun uygulanması ve kaynakları" başlığında belirtilen madde “1- kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanacağını, kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacaksa ona göre karar vereceğini, sunulu bulunan teslim tesellüm makbuzları bu kapsamda olup ispata yeterli oldukları HMK m. 222 hükmüne göre, ticari defterler, ticari davalarda "kesin delil" kuvvetine sahip olduğu hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde beyan ve talebimizin haklılığı ortaya koyduğunu, bunun yanında heyetin dahi belirttiği üzere, "kuyum ve altın" işi yapan taraflar arasındaki muhasebe standardına uymayan ve/veya muhasebe sistemi dışında taraf imzalarını taşıyan yazılı ve ıslak imzalı belgelerin içeriği ile kayda dönüştürülmesinde ifade ettikleri mahiyetlerini tespiti sonucu geçerli ve yasal delil olan makbuzların takas ve mahsup talebine konu davalı yanca iade alınmak üzere teslim edilen mallar bulunduğunu ve savunmanın haklı olduğunu, mahsup ve takas'ın ispatlandığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, bayilik sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraf ticari defterlerinin delil kabiliyeti ve davalının takas savunmasının yerinde olup olmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesaptan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 288.685,35 TL asıl alacağın, 25.687,06 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 02/07/2013 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise, diğer savunmalarının yanı sıra davacıya kesilen 8 adet fatura tutarı 336.233,00 TL itibariyle takas def'ini ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davalının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 300.996,25 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıdan 544.952,83 TL alacaklı görünmektedir. 21/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinde olan toplam 841.832,24 TL kaydın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve (841.832,24 TL- 544.952,83 TL) 296.879,41 TL davacı alacağı olduğu belirtilmiştir.
13/08/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da, 31.12.2009 tarihinden sonraki hareketlerin de muavin hesap ekstrelerinde karşılıklı olarak uyumlu olmadığı, özellikle davalı yan kayıtlarının eksik olduğu ve müteaddit defalar düzeltme işlemlerinin yapıldığı,
davalı yanın incelenen 2011 yılı muavin hesap ekstresinde, 31.12.2011 tarihi itibarıyla davacı yan muavin hesap ekstresinde görünen 621.933,11 TL'ye çok yakın şekilde davacı yan lehine 618.818,81 TL alacak bakiyesi veren hesabın, yine 31.12.2011 tarihinde toplu olarak 634.934,24 TL tutarında "ekstre ödemeler toplamı" açıklaması ile tek taraflı ve davacı yanı borçlandırıcı nitelikteki muhasebe kaydının yapılması ile bu defa davalı yan lehine 16.115,43 TL alacak bakiyesi vermesinin, yapılan işlem açısından muhasebe tekniğine ve muhasebe standartlarına uygun olmadığı, bu durumda yapılan düzeltmelerin, davacıya teslim edilen hurda altın ve döviz cinsi paranın güncel değerlerinin yazılması olarak izah edilmesinin mümkün görünmediği, kuyumcu bilirkişisi, ek raporun "Değerlendirme" başlıklı 5. sayfasında belirtildiği üzere, davalı tarafın takas mahsup talebine konu ettiği 8 adet fatura ve faturaya dayanak teslim tesellüm formlarında yer alan hurda altın ve paranın, kuyumculuk sektöründe bir ödeme yani tahsilat aracı olduğu, davalının mahsup edilmesini talep ettiği faturaların, davacı yan ticari defter kayıtlarında yer aldığı ve faturadaki tutarların eksik bedelle cari hesaptan mahsup edildiği; söz konusu faturaların davacı ticari defterlerinde tahsilat olarak kayıtlı olduğu, bu durum, davalının aynı ödemeleri hem borçtan düşülen tahsilat olarak hem de ayrıca bir alacak olarak talep etmeye çalıştığını gösterdiği, taraf defterlerindeki mutabakatsızlığın davalının tek taraflı ve usulsüz kayıtlarından kaynaklandığı davacı tarafından başlatılan icra takibine konu 288.685,35 TL tutarındaki asıl alacağın, ibraz edilen muteber ticari defter kayıtları ve dosya kapsamındaki diğer belgeler ile ispatlandığı, davalı tarafın ileri sürdüğü borca itirazlar ile takas ve mahsup taleplerinin, usulüne uygun tutulmadığı anlaşılan ticari defter kayıtlarma, mükerrer nitelikteki taleplere dayandığı kanaati bildirilmiştir.
Davalının ticari kayıtlarında davacının 841.832,24 TL borçlandırıldığı işlemin, davacının ticari defterinde kaydı bulunmadığından ve bu borçlandırma işleminin sebebi ispat edilmediğinden davalının, davacıyı 841.832,24 TL borçlandırıldığı kayıtlarına itibar etme olanağı yoktur. Davalının ticari defterindeki bu kayıt nazara alınmadığında davacı 296.879,41 TL alacaklı hale gelmektedir. Bunun yanı sıra davalının takas mahsup talebine konu ettiği 8 adet fatura davacının ticari defterlerin zaten tahsilat olarak kaydedilerek borçtan düşüldüğünden aynı tutarın tekrar mal faturası şeklinde düşülmesi mümkün değildir.
Bu nedenle ilk derece mahkemesince davalının takas-mahsup savunmasına itibar edilmeyerek davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 5.312,99 TL harcın, alınması gerekli olan 21.251,96 TL harçtan mahsubu ile bakiye 15.938,97 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2026