Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/826 E. 2026/1438 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/826
Karar No
2026/1438
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/826

KARAR NO: 2026/1438

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/03/2023

NUMARASI: 2021/385 Esas - 2023/200 Karar

DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, eksik kalan meblağın ödenmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalı şirkete 27/12/2019 tarihi itibari ile davacıya ödenmesi gereken 124.420,58 TL'nin ve 06/04/2020 tarihi itibari ile davacıya ödenmesi gereken 88.046,16 TL'nin her ikisinin de en yüksek banka avans faizi ile davacıya ödenmesinin aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine itiraz etmesi üzerine ilgili takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmesi sonucu işbu davayı açtıklarını belirterek davanın kabulünü, 27/12/2019 vade tarihli alacağımızın 5.000,00 TL'sinin 27/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini (kısmi dava), 06/04/2020 vade tarihli alacağımızın 5.000,00 TL'sinin 06/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini (kısmi dava), yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalı şirketin kendisine borcu olduğunu gösteren ne bir kanıt ne de somut bir belge öne süremediğini, davacının HMK m. 119/f, HMK m. 121 ve HMK m. 190 hükümleri gereği ispat yükünü yerine getirmediğini, davanın usulden reddini talep ettiklerini, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin yetkiye ilişkin hükmünde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunun belirtildiğini, huzurdaki davanın yetkili mahkeme nezdinde açılmadığından davanın usulen reddinin gerektiğini, davacının iddialarına dayanak teşkil eden delillerini dava dilekçesinin deliller kısmında belirtmiş olmasına rağmen tamamını davalı şirkete tebliğ ettirmemesinin savunma hakkının ihlali anlamına geldiğini, davacı tarafından dosyaya sunulacak delillere karşı delil sunma ve beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, taraflar arasında akdedilen sözleşmede ayrıca geçerli bir delil sözleşmesi yapıldığını, davacı tarafından sunulan defter ve kayıtların hiç bir şekilde hükme esas teşkil edemeyeceğini, mahkemece davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı ve bozma nedeni olduğunu, huzurdaki davayı ve davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte varlığı iddia olunan alacak ilgili kanun hükümleri gereğince zaman aşımına uğradığından Mahkemenizce zaman aşımı itirazımızın gözetilerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı şirket ile davacı arasındaki ticari ilişki sebebiyle davalı şirketin üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirdiğini, davacının yerine getirdiği hizmetlerin ve davacıdan satın almış olduğu ürünlerin tamamının karşılığının ödendiğini, karşılığı ödenmemiş herhangi bir mal teslimi ve/veya hizmetinin bulunmadığını, ancak sözleşme çerçevesinde taraflar arasındaki ticari ilişki devam ederken davacı tarafından bildirilen ve taraflar arasında mutabık kalınan fiyatların net olarak verildiği ve zarara uğradığı gerekçesi ile taraflar arasındaki sözleşmedeki koşullara aykırı olarak değiştirilerek davalı şirket tarafından kabul edilenden daha fazla bedel talep edildiğini, tarafların ürünlerin fiyatları konusunda mutabık kalmalarına ve mutabık kalınan fiyat üzerinden mal teslimlerinin gerçekleşmesine rağmen,davacı tarafından tek taraflı olarak fiyatların net üzerinden verildiği ve zarara uğradığı gerekçesi ile değiştirilen fiyatlar nedeniyle ortaya çıkan fiyat farkının ise davalı şirket tarafından kabul edilmediğini, davalı şirkete bildirilen ve taraflarca mutabık kalınan fiyatlar doğrultusunda sipariş verilerek mal teslimi gerçekleştirilen ürünlere ilişkin davacı tarafça tek taraflı olarak fiyat artışı uygulanarak alacaklı olduğu iddiasında bulunulmasının kötü niyetli olduğunu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, hiçbir şekilde davalı şirketin davacıya borcu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte dava dilekçesinde talep edilen faizin de hukuka aykırı olduğunu kabulünün mümkün olmadığını, davacının takip tarihinden önce faiz talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu faiz yönünden de itirazlarınızı sunduklarını belirterek davanın esasa girilmeksizin yetkisizlik sebebiyle usulden reddine, usule ilişkin itirazlarımız doğrultusunda davanın usulden reddine, davacının talepleri zaman aşımına uğradığından davacının davasının reddine, usule ve zaman aşımına ilişkin itirazlarımızın kabul edilmemesi halinde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasında süre gelen ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı yanca elektronik ortamda davalıya iletilen faturalardaki mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğine ilişkin sevk irsaliyesi ve teslime ilişkin belge bulunmadığı, davacı yanca sunulan bir kısım faturaların incelenmesinde fiyat farkı olarak faturanın bedellendirildiği görülmektedir. HMK'nın 222/3 maddesindeki düzenlemeye göre kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olan, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olan ve ticari defterlerin birbirini doğrulayan tarafın ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmekte olup, diğer tarafın kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olan, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olan ve ticari defterlerin birbirini doğrulayan tarafın ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılınamayacaktır.

Davalı tarafın kayıtlarında davacının alacağının bulunmamaktadır. Davacı yanın davalı yanın düzenlediği bir kısım faturaların mükerrer kayıt oluşturduğu, yine tarafların birbirlerine düzenlediği faturayı defalarca defterlerine işledikleri göz önüne alındığında, ispat yükü göre davacının alacağını ispatlayamadığı, davacı yanca faturalara konu içeriği hizmetin verildiğine dair herhangi bir belgenin sunulmadığı, ispat yükü altında olan davacı taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanamayacağı, davalı yanın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan alacağı bulunup bulunmadığının ticari defter ve belgelerden tespit edilmediği, davalı yanın usule uygun tutulan ticari defter ve belgelerinin sahibi lehine delil niteliğinde olduğundan davacının ticari defter ve belgelerinin alacağın varlığı bakımından lehe delil olarak değerlendirilemediği, davacı tarafça ispat yükünün yerine getirilmediğinden davacının alacak talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında satım sözleşmesi olmadığı mahkemenin kabulünde olmasına rağmen gerekçeli karar sanki taraflar arasında bir sözleşme varmış gibi yazıldığını, bilirkişi raporunda ve 2. ek raporda, davalının ödeme yapmadığının tespit edildiğini, fatura bedellerinin ödenmediğini, taraflar arasında bir mutabakat olmadığını, davalı taraf, dava konusu faturaya ilişkin malları aldığını kabul etmesine rağmen mahkeme adeta mallar teslim edilmemiş gibi hüküm kurduğunu, taraf defterlerinde mükerrer kayıt söz konusu olmadığını, bir kısım faturalara davacının eski unvanının yazılmasının davalı tarafça yapılan bir yanlışlık olduğunu ve bu hususun davacı aleyhine sonuç doğurmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alacak, bir fatura alacağı olduğunu ve satılan malların teslim alındığına ilişkin hiçbir itirazda bulunulmadığını, faturalar üzerinde bilirkişi iki defa inceleme yaptığını ve davacı şirketin alacaklı olduğunun tespit edildiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasındadır.

Davacı, davalı şirkete satılan malları ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden alacağının tahsilini talep etmiş, davalı, davacıdan satın almış olduğu ürünlerin tamamının karşılığının ödendiğini, karşılığı ödenmemiş herhangi bir mal teslimi ve/veya hizmetinin bulunmadığını, ancak sözleşme çerçevesinde taraflar arasındaki ticari ilişki devam ederken davacı tarafından bildirilen ve taraflar arasında mutabık kalınan fiyatların net olarak verildiği ve zarara uğradığı gerekçesi ile taraflar arasındaki sözleşmedeki koşullara aykırı olarak değiştirilerek müvekkil şirket tarafından kabul edilenden daha fazla bedel talep ettiğini, davacı tarafından tek taraflı olarak fiyatların net üzerinden verildiği ve zarara uğradığı gerekçesi ile değiştirilen fiyatlar nedeniyle ortaya çıkan fiyat farkının ise taraflarınca kabul edilmediğini, taraflarına bildirilen ve taraflarca mutabık kalınan fiyatlar doğrultusunda sipariş verilerek mal teslimi gerçekleştirilen ürünlere ilişkin davacı tarafça tek taraflı olarak fiyat artışı uygulanarak alacaklı olduğu iddiasında bulunulmasının kötü niyetli olduğu savunmasında bulunmuştur.

İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.

Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

Bilirkişi aracılığıyla incelenen taraf defterlerine göre, davacı .... A.Ş. ile davalı ... A.Ş.’nin incelenen defterlerinin, sahipleri lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunduğu, davacı .... A.Ş.’nin incelenen kayıtlarına göre, dava tarihi 21.06.2021 tarihi itibariyle davacı .... A.Ş.’nin, davalı ... A.Ş.’den 63.221,32 TL alacaklı olduğu görülmüş, tespit edilen mükerrer kayıt 127.654,37 TL'nin düzeltilmesi halinde ise 190.875,69 TL alacaklı olacağı, davalı ... A.Ş.’nin incelenen defter kayıtlarına göre, dava tarihi 21.06.2021 tarihi itibariyle davacı .... A.Ş.’nin, davalı ... A.Ş.’ne 5.482,00 TL borçlu bulunduğu, davalı ... A.Ş.’nin davacı firmaya düzenlediği 31.12.2019 tarihli ... numaralı 68.950,42 TL tutarlı fatura ile davacı .... Şti.’nin davalı firmaya düzenlediği 31.12.2019 tarihli ... numaralı 55.470,16 TL tutarlı fatura tutarlarını tarafların müteakip defalar birbirlerine fatura ettikleri ve kayıtlarına aldıkları, davacı tarafın davaya konu ettiği toplam tutarı 237.270,58 TL olan davacının davalıya düzenlediği faturaların davalı kayıtlarında yer aldığı, söz konusu faturalardan 10.12.209 tarihli ... numaralı 7.830,00 TL, 06.01.2020 tarihli ... numaralı 70.800,00 TL, 06.01.2020 tarihli ... numaralı 10.620,00 TL, tutarlı davacı faturalarına karşı davalının ne şekilde ödeme yaptığı görülmediği, davalı tarafından ödemeye ilişkin herhangi bir belge de sunulmadığı, 31.12.2019 tarihli ...numaralı 55.470,16 TL tutarlı davacı faturasına karşı davalı tarafından aynı tarihte iade faturası düzenlendiği, fatura içeriği ürünlere ilişkin davalı tarafından irsaliye gibi herhangi bir teslim belgesi sunulmadığı, 31.12.2019 tarihli ... numaralı 68.950,42 TL tutarlı davacı faturasına karşı davalı tarafından aynı tarihte iade faturası düzenlendiği, fatura içeriği ürünlere ilişkin davalı tarafından irsaliye gibi herhangi bir teslim belgesi sunulmadığı, 06.01.2020 tarihli ... numaralı 11.800,00 TL tutarlı davacı faturasına karşı davalının ne şekilde ödeme yaptığının görülmediği, davalı tarafından ödemeye ilişkin herhangi bir belge de sunulmadığı, 13.01.2020 tarihli ...numaralı 11.800,00 TL tutarlı davacı karşı davalı tarafından 29.01.2020 tarihte 8 günlük yasal iade süresi dışında iade faturası düzenlendiği, fatura içeriği ürünlere ilişkin davalı tarafından irsaliye gibi herhangi bir teslim belgesi sunulmadığı, tarafların gelir İdaresi Başkanlığına beyan ettikleri Ba Bs Formlarında mutabık olmadıkları, Ba Bs Formalarında fatura detayları bulunmadığından tarafların davaya konu edilen faturaları ve bunlara karşı düzenlenmiş iade faturalarını söz konusu Ba ve Bs Formalarına dahil edip etmediğinin anlaşılmayacağı tespit edilmiştir.

Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık bulunmakta olup, davalı, davacı tarafın davaya konu ettiği toplam tutarı 237.270,58 TL olan faturaları ticari defterlerine kaydetmiştir. Davalı, söz konusu faturalardan, 31.12.2019 tarihli ...numaralı 55.470,16 TL tutarlı, 31.12.2019 tarihli ... numaralı 68.950,42 TL tutarlı faturasına karşı aynı tarihte iade faturası düzenlenip, fatura içeriği ürünlere ilişkin irsaliye gibi herhangi bir teslim belgesi sunmamış, 13.01.2020 tarihli ...numaralı 11.800,00 TL tutarlı faturası için 29.01.2020 tarihte 8 günlük yasal iade süresi dışında iade faturası düzenlemiş ve fatura içeriği ürünlere ilişkin irsaliye gibi herhangi bir teslim belgesi sunmamış, 10.12.209 tarihli ... numaralı 7.830,00 TL, 06.01.2020 tarihli ... numaralı 70.800,00 TL, 06.01.2020 tarihli ... numaralı 10.620,00 TL, tutarlı ve 06.01.2020 tarihli ... numaralı 11.800,00 TL tutarlı davacı faturalarının da ödediğine ilişkin de belge sunmamıştır.

Davalı borçlunun iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştiremez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.

Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı, davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.

Davalı taraf iade faturaları düzenlemişse de, bu faturaların, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının, ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturalarının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan iade faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir.

Davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ödeme kayıtları yönünden ispat külfeti davalı üzerindedir. Davalı, yazılı delillerle malların teslim alınmadığını ispat edemediği gibi taraf ticari defterleri arasında uyuşmazlığı yol açan davalının kendi ticari defterlerinde oluşturduğu ödeme kaydı yönünden de herhangi bir dayanak belge ibraz etmemiş olup, salt ödeme kaydı borcun ödendiğini ispat için yeterli değildir. Davalı, borcun ödendiğini yazılı delillerle ispatlamak zorundadır. Ancak, davalı ödemeye ilişkin yazılı delil sunamamıştır. Davalı defterinde kayıtlı olup, davacının defterinde kayıtlı olmayan ödemeleri ispatlanamamıştır.

Somut olayda, taraflar arasında ticari ilişki bulunmakta olup, davalı tarafından dava konusu edilen toplam 237.270,58 TL tutarlı faturaları davalının ticari defterlerine kaydettiği, davalının ticari defterlerine göre, davalı tarafından bir kısım faturalar için aynı gün veya daha sonraki tarihlerde iade faturaları düzenlediği, diğerleri için ödediğini kaydedilmişse de, davalının, ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturalarının dayanaklarını kanıtlayamadığı, faturalara konu borcun ödendiğini de ispatlayamadığı görülmüştür. Davalının iade faturaları ve dayanağı kanıtlanamayan ödeme kayıtları dışlandığında taraf defterleri mutabık olup, buna göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağı bulunduğu görülerek davacının ıslah dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak 190.875,69 TL alacağa hükmetmek gerekmiştir.

Davacı her ne kadar ıslah dilekçesi ile davaya konu alacağın artırıp, ilaveten temerrüt tarihinden ıslah tarihine kadar işleyen ticari temerrüt faizi olan 65.146,13-TL 'nin tahsilini de talep ederek bu miktar da dahil edilerek talebini de artırmış ise de dava dilekçesinde işlemiş harçlandırılmış işlemiş faiz alacağı talep etmemiş olup, ....... ...../05/2026 tarih ve ..... sayılı kararı ile dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah suretiyle davaya dahil edilemeyeceği kararı uyarınca işlemiş faizin tahsiline ilişkin talebin reddine ve hükmedilen alacağa temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.

Davacı tarafından davalıya gönderilen .... Noterliği 03.09.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile, davacı, davalıdan 27.12.2019 tarihli 124.420,58 TL, 06.04.2020 tarihli 88.046,16 TL alacağın avans faizi ile birlikte 5 iş günü içinde ödenmesi ihtar edilmiş olup ihtarname davalıya 04.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 11.09.2020 tarihinde temerrüte düştüğü görülerek bu tarihten itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 190.875,69 TL'nin 11.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 13.038,71 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 170,78 TL nispi harçtan ve 4.201,44 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.371,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.666,79 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafça yatırılan 4.371,92 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan 250,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.450,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan oranına göre hesaplanan 1.081,03 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından yapılan 115,62 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan oranına göre hesaplanan 29,43 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalan tutarın davalı üzerinde bırakılmasına,

6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin davacı tarafından ödenmiş olduğu görülerek kabul ve ret oranına göre hesaplanan 984,21 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine,

11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 492,00 TL, posta ve tebligat gideri 100,00 TL olmak üzere toplam 592,00 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

c-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/826, K. 2026/1438, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-826-e-2026-1438-k-3c8a7fb6fe88