Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2307 E. 2026/1362 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2307
- Karar No
- 2026/1362
- Karar Tarihi
.T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2307 Esas
KARAR NO : 2026/1362 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2021/315 Esas- 2023/499 Karar
TARİH: 05/07/2023
TASHİH ŞERHİ KARARI: 14/09/2023
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacılar ... .... LTD vekili dava dilekçesinde özetle; ham petrol ve petrol ürünlerinin ticari ve tedariki ile ilgilenen ...'ın %100 bağlı şirketleri olduğunu, bu iki kuruluşun ... ... S.A İsviçre'de ve ... ...Finans Merkezinde kayıtlı olduklarını, ... ile davalı ...'nin 02/05/2007 tarihli, ... T...S.A ile ...'nin 20/03/2008 tarihli Taşıma Hizmetleri Sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşmelere tabi olarak ...'nin belirtilen bölgeler içinde ve arasında ham petrol ve petrol ürünleri taşıması yapacağını kabul ettiğini, bu sözleşmelere istinaden tarafların aralarında 02/05/2007 tarihli ve 20/03/2008 tarihli sözleşmeler ile diğer ilgili anlaşma ve sözleşmeler ile ilgili 16/12/2016 tarihinde Fesih ve Uzlaşma Senedi akdettiklerini, davalıların işbu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmediklerini, Fesih ve Uzlaşma Senedi'nin 8.maddesi kapsamında alacakların davalılardan tahsili amacıyla 18/05/2018 tarihli tahkim davası açıldığını ve 26/01/2021 tarihinde karar verildiğini, tahkim heyeti tarafından 04/03/2021 tarihinde Düzeltme&Açıklığa Kavuşturma Zaptı düzenlendiğini ve hükümde ... şartlarının 27.paragrafı uyarınca bazı ufak düzeltmeler ve açığa kavuşturmalar yapıldığını, tahkim heyeti tarafından davalıların davacılara 44.741,992 USD ve yasal faiz ile masrafları ödemesine karar verildiğini, davalılar tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davacıların, davalılara 24/03/2021 tarihli ödeme talepli bir ihtarname gönderdiklerini, ancak davalılar tarafından cevap verilmediği gibi ödeme de yapılmadığını, ilgili hakem kararının ... şartları altında İngiltere'de görülmüş bir tahkim yargılamasının neticesinde verilmiş yabancı bir hakem kararı olduğunu, ilgili kararın ... Konvansiyonu ve MÖHUK çerçevesinde tanıma ve tenfiz için gerekli olan tüm şartları haiz, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir karar olduğunu, kararın kendi hükümlerinin ... şartları ve 1996 tarihli Tahkim Yasası kapsamında kesin ve bağlayıcı olduğunu, 5718 Sayılı MÖHUK'un 60 ve devamı maddelerinde de yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinin düzenlendiğini, buna göre ... Anlaşmasına ve gerekse 5718 Sayılı Yasaya göre tenfiz şartlarının mevcudiyeti tespit edildiğinde yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizinin yapılabileceğini, yabancı hakem kararlarının tanınma ve tenfizinin reddedilmesi için gerekli şartların ... Anlaşmasının V.maddesinde ve MÖHUK'un 62.maddesinde sınırlı olarak sayıldığını, bu şartlar haricinde yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizinin yapılacağını, tanıma ve tenfize konu kararın Fesih ve Uzlaşma Senedi'ndeki tahkim şartından yetkisini alan hakemlerce verildiğini, yine tanımaya ve tenfize konu kararı veren hakem heyetinin tarafların anlaşmasına göre teşekkül ettiğini ve tarafların üzerinde anlaştıkları tahkim kurallarına göre taraflar üzerinde bağlayıcı ve kesin olarak karar verildiğini, kararın Türk Hukukuna göre tahkime elverişli bir konuda verildiğini ve herhangi bir kamu düzenine aykırılık içermediğini, borçlunun taahhütlerini ödemekten kaçınmak maksadıyla bir takım işlemler yapmak suretiyle mallarını gizlemeye, dağıtmaya hazırlandığını, keza çıkan gazete haberlerinin de ... Grubunun finansal bir kriz içinde olduğuna işaret ettiğini, söz konusu kararın tanıma ve tenfizi için gerekli olan sürede davalıların mallarını kaçırma ihtimali bulunduğundan ve bu durumun alacağın tahsilini imkansız hale getireceğinden kesinleşmiş bir hakem kararı mevcut olup yabancı hakem kararı ile hükmedilen alacak bakımından öncelikle teminatsız, kabul edilmemesi halinde teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine, 26/01/2021 tarihli yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 11/05/2021 tarihli dilekçesi ile ihtiyati haciz talebini yinelemiş ve şimdilik faizler hariç 55.644.400,13 USD ve 529.534,73 GBP tutarındaki alacakların toplam Türk Lirası karşılığı olan 465.622.829,56 TL üzerinden öncelikle teminatsız, aksi halde makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz 17/05/2021 tarihli ara kararı ile, davacıların ihtiyati haciz talebinin dava değeri 465.622.829,56 TL üzerinden %15 teminat mukabilinde kabulüne karar verilmiş, davacılar tarafından karar uyarınca teminat mektubu dosyaya ibraz edilmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tenfizi istenen yabancı hakem kararı belirli bir alacağın tahsiline yönelik olduğundan yargılama nisbi harca tabi olmasına rağmen maktu harç üzerinden dava açıldığını, davanın devam edebilmesi için harcın tamamlatılması gerektiğini, tenfiz ve tanınması istenilen yabancı hakem kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, davalının hukuki dinlenilme ve savunma hakkının ihlal edildiğini, tenfizi talep edilen hakem kararına ilişkin tahkim yargılamasında davalının, davanın sonucuna etki edecek derecede önemli bir tanık olduğunu, davalının tahkim yargılaması devam ederken 17/03/2020 tarihinde Türkiye'de tutuklandığını ve 1 yıl boyunca kapalı cezaevinde tutuklu bulunması sebebiyle tahkim heyeti önünde yapılacak olan durumda tanık olarak dinlenme imkanını kaybettiğini, buna rağmen hakem heyetine yargılamanın durması yönünde talepte bulunulmasına karşın bu talebin yok sayılarak yargılamanın durdurulmadığını ve davalı dinlenilmeden hukuki dinlenme hakkını ve Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkını adete yok sayarak kamu düzenine hukuka aykırı olarak davalı aleyhine karar verildiğini, tenfizi talep edilen hakem kararında, davalının finansal güçlükler sebebiyle bir aşamadan sonra duruma dahil kendisini avukat aracılığıyla temsil ettirememiş olmasının tarafların eşit silahlarla kendilerini savunmaları esasına da aykırılık teşkil ettiğini, avukatlarının vekillikten çekilmesi akabinde kendisini yeni bir vekil tayin etmek üzere 1 haftalık süre verildiğini, ... ...'nin avukatlık görevinden istifa ederken davalının bulunduğu durumu izah ettiğini, duruşmanın davalının tutuklu olması sebebiyle ertelenmediğini, somut olayda tahkim yargılamasında yasal olarak yargılamanın hızlı bitirilmesi için bir zaman baskısı bulunmamasına rağmen yargılamanın davalının yokluğunda devam ettirilmesinin de ayrıca tenfize engel teşkil eden unsurlardan biri olduğunu, MÖHUK m.62/1/ç hükmünde tarafın hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan kabul etmemiş olmasının bir tenfiz engeli olarak düzenlendiğini, Türk Hukukunun doğrudan uygulanan kurallarını ihlal eden yabancı hakem kararının Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, yabancı hakem kararında davalının garanti eden sıfatı ile müşterek ve müteselsil sorumlu kabul edildiğini, kararın dayanağı olan sözleşmede BK'da belirtilen kefalet şartlarının hiçbirine uyulmadığını, Türk Hukukunda kefalete ilişkin olarak belirlenen zorunlu şekil şartları koşulunun doğrudan uygulanan kural niteliğinde olup kamu düzenine ilişkin olduğunu, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında 1958 tarihli ... Konvansiyonu'nun 5.maddesinin 2-b fıkrasının, tanıma ve tenfiz istenen ülkenin kamu düzenine aykırı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi reddedilir şeklinde düzenlendiğini, yabancı hakem kararlarının Türkiye'de icra edilebilmesi, tenfiz prosedürüne tabi olduğundan ... Sözleşmesine göre tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılması gerektiğini, tenfizi talep edilen yabancı hakem kararı ile ilgili yurt dışında yapılan yargılamada yabancı hakemlerin tabi oldukları usul kuralları uyarınca kendi ücretlerini kendilerinin tayin ettiklerini, hakemlerin kendi ücretlerini belirleyeceğini kabul eden hükümler içeren usul kurallarına tabi olarak verilen yabancı hakem kararlarının kamu düzenine aykırı olmaları nedeniyle Türkiye'de tenfiz edilemeyeceklerini, yabancı hakem heyetinin verdiği kararda yetki sınırlarını aşarak davalının üzerine karşılaması mümkün olmayan maddi külfetler yüklediğini, tenfizi istenilen karar ile ilgisi olmayan ... Tahkiminde ve ... Tahkiminden doğan masrafların da davacılara ödenmesi yönünde hüküm tesis edilmiş olup davalının ne ... Tahkiminde ne de ... Tahkiminde taraf olmadığını, söz konusu tahkimlerde aleyhine hüküm tesis edilen yabancı şirketlerin borcu için davalı açısından hukuka aykırı şekilde tenfizi istenen karar ile hüküm tesis edildiğini, kaldı ki davalı ile ... Tahkimi ve ....Tahkiminin konusuna dair ve bu tahkimlerin tarafı olan ve davacıların iştiraki ve/veya ilgili şirketleri arasında herhangi bir tahkim anlaşması da bulunmadığını, buna rağmen ilgili masraflardan davalının sorumlu tutulmasının Türk kamu düzenine ve Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10/06/1958 tarihli ... Konvansiyonunun 5-1/c maddesine de aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... Ltd.vekili cevap dilekçesinde özetle; MÖHÜK madde 62 uyarınca hakem kararları genel ahlaka veya kamu düzenine aykırı ise, taraflardan biri hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemiş ise, hakkında hakem kararının tenfizi istenen taraf, hakem seçiminden usulen haberdar edilmemiş yahut iddia ve savunma imkanından yoksun bırakılmışsa yabancı hakem kararının tenfizi isteminin reddedileceğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin açıkça ahlaka ve Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, davalı şirketin ve diğer davalı şirket yetkilisinin yapılan tahkim süreci boyunca iddia ve savunma hakkından yoksun bırakıldığını, geçerli bir tahkim sözleşmesi ve usulüne uygun bir tahkim yargılaması yapılmadığını, taraflar arasında emredici kanun hükümlerine uygun bir tahkim anlaşması yapılmamış olup dayanak protokolün davalı şirkete dayatma yoluyla imzalatıldığını, davalının hür iradesiyle imzalanmış bir tahkim anlaşması bulunmadığını, tahkim anlaşmasının zorunlu unsurları da içermediğini, davacının dayandığı ve davalıya dayatma yoluyla imzalatılan belgede açık ve geçerli bir tahkim usulü bulunmadığından, tahkim anlaşması geçersiz olup geçersiz bir usule aykırı sözleşmeye dayalı olarak yapılan tahkim yargılaması sonucu verilmiş kararın yok hükmünde olup iptali gerektiğini, Tenfiz konusu yabancı hakem heyeti kararına bakıldığında şirket yetkilisi olan ...nun müvekkil şirketi garanti eden sıfatında kabul edildiğini, burada ki hukuki ilişki kefalet sözleşmesi olarak kabul edilmekle beraber kararın Türk hukukunda kefalet sözleşmesine ilişkin olan düzenlemelerin hiçbirini içermediğini, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki 1958 Sayılı ... Sözleşmesi'nde de yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizi istenen ülkenin kamu düzenine aykırılıklar içermesi halinde tanıma ve tenfiz isteminin reddine karar verilebileceğinin hüküm altına alındığını, davalı şirketin yetkilisi tahkim yargılamasına katılmadığından hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, Yargıtay tarafından da tenfiz davalarında aleyhine hüküm verilen tarafın delillerini ikame etme fırsatının verilmemiş olmasının hakem kararının tenfizine engel olacağına ilişkin karar verildiğini, davalı şirket yetkilisinin 05/03/2021 tarihine kadar FETÖ terör örgütüne üye olduğu iddiası ile İstanbul 7.Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/209 sayılı 17/03/2020 tarihli kararı ile tutuklandığını, tahkim heyeti tarafından davalı şirketin yetkilisi, vekili, şirketi yetkilisinin vekili olmadan durumların gerçekleştirildiğini, davalı şirketin kendisi lehine delil sunamadığını, delilleri toplayamadığını ve tanık dinletemediğini, Türkiye'nin bunların yanında 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında ... Sözleşmesi ve 1961 tarihli Milletlerarası Ticari Hakemlik Hakkında Avrupa Sözleşmesini onaylamış olup ... sözleşmesine göre de yabancı mahkeme kararlarının tanınması veya tenfiz edilebilmesi için bu kararın hukuki dinlenilme hakkını ihlal etmemiş olması gerektiğini, verilen ihtiyati haciz kararının haksız olduğunu, bu nedenlerle kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 05/07/2023 tarih ve 2021/315 Esas- 2023/499 Karar sayılı kararında;
"Dava, taraflar 1996 Tahkim Yasası konusunda ve ...şartları altında başlığını taşıyan 206/01/2011 tarihinde Londra'da verilen Hakem Kararının Tanınması ve Tenfizi istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı taraf 26 Ocak 2021 tarihli hakem kararının Türkiye'nin ve kararın verildiği İngiltere'nin taraf olduğu “Yabancı Hakem Kararlarırın Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 Tarihli ... Konvansiyonu”na ve sair ilgili mevzuat hükümlerine göre tanınması ve tenfizini talep etmiş, davalılar ise, hukuki dinlenilme ve savunma haklarının ihlal edildiğini, tanınması ve tenfizi talep edilen hakem kararının Türk kamu düzenine aykırı olduğundan bahisle davanın reddini savunmuştur.
Davacı ... ile davalı ... arasında 02/05/2007 tarihli ve ... ... ... ile ... arasında 20/03/2008 tarihli Taşıma Hizmetleri Sözleşmelerinin akdedildiği, bu sözleşmeler ile ...'nin belirtilen bölgeler içinde ve arasında davacıya ait ham petrol ve petrol ürünleri taşımasının kararlaştırıldığı, taraflar arasında 2007 ve 2008 tarihli Taşımaz Hizmetleri Sözleşmeleri ile ilgili 16/12/2016 tarihli Fesih ve Uzlaşma Senedi imzalandığı, söz konusu Fesih ve Uzlaşma Senedi'nin 7.maddesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıkların İngiltere ve Galler Hukukunca çözüme bağlanacağı kararlaştırılarak 8.madde ile de sözleşmeden doğabilecek uyuşmazlıkların Londra Denizcilik Hakemleri Birliği Kuralları çerçevesinde çözümleneceğinin kararlaştırıldığı ve davacılar tarafından davalıların sözleşmede yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiası ile alacakların tahsili amacıyla Londra Denizcilik Hakemleri Birliği 2017 Kuralları çerçevesinde 18/05/2018 tarihine tahkim davası açıldığı, tahkim davasında 26/01/2021 tarihinde davalıların 44.741.922 USD yasal faiz ve masrafları ile birlikte ödemesine karar verildiği, hükmedilen miktarın ilave masrafları ile birlikte ödenmesi için davalılara gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığından işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Tanıma ve tenfiz davalarının niteliği gereği yabancı mahkeme kararlarının esasının tetkik edilmesi yapılan maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğu ve yanlışlığının, tahkim sözleşmesinin, imzanın, ehliyetin, savunma hakkının ve tebligat usulünün yeniden incelenmesi mümkün olmayıp karar ancak kanunda belirtilen şartlar dahilinde yabancı hükmün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği yönünden incelenebilir.
Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında mevzuat 5718 Sayılı MÖHUK ile Türkiye'nin de imzalayıp onayladığı yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkındaki 10/06/1958 tarihli ... Konvansiyonudur. 5718 Sayılı MÖHUK 60.maddesine göre kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir. Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinin reddedilmesi şartları madde 62'de sınırlı olarak sayılmış olup buna göre yabancı hakem kararlarının;
a) Tahkim sözleşmesi yapılmamış veya esas sözleşmeye tahkim şartı konulmamış ise,
b) Hakem kararı genel ahlâka veya kamu düzenine aykırı ise,
c) Hakem kararına konu olan uyuşmazlığın Türk kanunlarına göre tahkim yoluyla çözümü mümkün değilse,
ç) Taraflardan biri hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemiş ise,
d) Hakkında hakem kararının tenfizi istenen taraf, hakem seçiminden usulen haberdar edilmemiş yahut iddia ve savunma imkânından yoksun bırakılmış ise,
e) Tahkim sözleşmesi veya şartı taraflarca tâbi kılındığı kanuna, bu konuda bir anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna göre hükümsüz ise,
f) Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usul, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna aykırı ise,
g) Hakem kararı, hakem sözleşmesinde veya şartında yer almayan bir hususa ilişkin ise veya sözleşme veya şartın sınırlarını aşıyor ise bu kısım hakkında,
h) Hakem kararı tâbi olduğu veya verildiği ülke hukuku hükümlerine veya tâbi olduğu usule göre kesinleşmemiş yahut icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yerin yetkili mercii tarafından iptal edilmiş ise, yabancı hakem kararının tenfizi istemi reddedilin,
(2) Birinci fıkranın (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yazılı hususların ispat yükü, hakkında tenfiz istenen tarafa aittir düzenlemesi mevcuttur.
Yine aynı şekilde ... Konvansiyonu'nun V.maddesi ile de tanıma ve tenfiz talebinin red sebepleri sayılmış olup esasa ilişkin şartlar, mahkeme tarafından resen incelenecek şartlar ve aleyhine hakem kararı ileri sürülen tarafın ispat etmesi gereken şartlar olarak ayrılmıştır.
Her ne kadar davacılar tarafından tahkim sözleşmesinin geçerli olmadığı iddia edilmiş ise de, ... Sözleşmesine göre tahkim sözleşmesi yazılı şekle tabi olup taraflar arasında tahkim sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığı, şekil şartlarına uyulduğu ve tarafların ehliyetsiz olduğuna ilişkin bir delil ve iddia bulunmadığı, tarafların tahkim şartını içeren 16/12/2016 tarihli Fesih ve Uzlaşma Senedi'ni kabul ettikleri ve imza altına aldıkları, davalıların iddialarının hakem kararında da ayrıntılı bir şekilde incelenerek sözleşmenin geçerli olduğu sonucuna varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda da yer verildiği gibi Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun, 10.02.2012 tarih ve E.2010/1, K.2012/1 sayılı kararında da belirtildiği üzere, "aleyhine tenfiz istenen kişinin savunma haklarının ihlal edildiğini kabul edebilmek için, kararın verildiği yer kanunlarına göre mahkemeye usulüne uygun olarak çağrılmamış olması veya o mahkemede temsil edilememiş veya bu kanunlara aykırı bir biçimde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş olması gerekli olup; usulüne uygun olarak çağrılmış ancak yargılamaya katılmamış ise savunma haklarının ihlalinden söz edilemeyeceği gibi, çağrı bulunmasa dahi, kendisini o mahkemede temsil ettirmiş ise, yine savunma haklarının ihlalinden bahsedilemeyeceği, gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş olsa dahi, o ülke kanunlarına uygun ise, savunma hakkının ihlalinden söz edilemeyeceği", tanınması ve tenfizi talep edilen tahkim kararı incelendiğinde davalıların iddia edildiği gibi savunma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği, yargılamanın tüm aşamalarında davalıların avukat ile temsil edildikleri, tahkim yargılamasına ilişkin takvimin baştan belirlenmiş olduğu, tahkim yargılamasında davalıların son duruşmaya kadar kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri, son duruşmada verilen kesin süreye rağmen beyanda bulunmadıkları, tahkim heyetince verilen süreye rağmen yeni vekil tayin ettirmedikleri, ....kuralları gereği yeni vekil tayini için süre verilmesinin dahi gerekmediği, çekilmeden sonra Türkiye'deki hukuk bürosuna dahi durumun bildirildiği, hatta tahkim yargılamasında ilk çekilen vekilin yerine yeni vekil atandığı dikkate alındığında davalı tarafın bu yöndeki savunmasının TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalı ....'nun 23/07/2020 tarihli yeminli yazılı beyanının tahkim dosyasına sunulduğu ve hakem kararında da ayrıntılı şekilde incelenip değerlendirildiği, bu kapsamda davalının tanıklığının değerlendirildiği gibi kararda davalılarca sunulan tüm delillerin dikkate alındığı, davalıların tüm iddia ve itirazlarının değerlendirilerek gerekçelendirildiği görülmüştür.
Buna karşılık davalı tarafın davalılar ... tahkim kuralalrının 67 ila 71. maddelerine göre tahkim kararına karşı itiraz ve temyiz yoluna dahi gitmemişleridir. Hatta davacı, eldeki davayı açıp, dava hakkında mahkememizce karar verilene kadar dahi bu yola başvurmamışlardır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin TBK'nun kefalet sözleşmesi hükümlerine ve dolayısı ile hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, tarafların imzaladıkları 16/12/2016 tarihli Fesih ve Uzlaşma Senedi'nin 7.maddesi ile uyuşmazlıkların İngiltere ve Galler Hukukunca çözüme bağlanacağını kararlaştırdıkları anlaşılmakla, esasa uygulanacak hukukun Türk Hukukundan farklı olması ya da Türk Hukukunun emredici kurallarına aykırı olması kamu düzenine aykırılık sebebiyle hakem kararının tenfizinin reddi gerekçesi olamaz. Nitekim Yargıtay kararları da bu doğrultudadır. Dava konusu yabancı hakem kararı incelendiğinde yapılan yargılamada 1996 tarihli Tahkim Yasası'nın ve yargılamanın yapıldığı tarihte yürürlükte olan 2017 tarihli ... Kurallarının uygulandığı belirtilmektedir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davaya konu hakem kararının davalılar tarafından seçilen hakem de dahil olmak üzere üç kişilik hakem kurulu tarafından oybirliği ile alındığı, hakem heyetinin oluşumu ve uygulanan hukukta bir yanlışlık bulunmadığı, kararın davalılara tebliğ edildiği, davalılar tarafından ... Tahkim Kuralları 67-71. Maddelerine göre yasal yollara başvurulmadığından kesinleştiği ve taraflar açısından bağlayıcı olduğu, kararın Türk Mevzuatına ve uluslararası sözleşmelere ve Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği, yargılamanın ... Tahkim Kurallarına uygun olarak yapıldığı anlaşılmakla, anılan bu gerekçelerle aksi yöndeki bilirkişi ve uzaman görüşmelerine itibar edilmeyerek, davanın kabulü ile, 1996 Tahkim Yasası konusunda ve 2017 ... şartları altında başlığını taşıyan 26/01/2011 tarihinde Londra'da verilen hakemleri .... olan davacı ve davalılar arasındaki hakem kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,
''1-Davanın KABULÜNE, 1996 Tahkim Yasası konusunda ve 2017 . şartları altında başlığını taşıyan 26/01/2021 tarihinde Londra da verilen hakemleri .... olan davacı ve davalılar arasındaki hakem kararının TANINMASINA VE TENFİZİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesi 14/09/2023 tarih ve 2021/315 Esas- 2023/499 Karar sayılı tashih kararında;
"Davacılar vekili 13/09/2023 tarihli dilekçesi ile, tanınmasına ve tenfizine karar verilen hakem kararının tarihi 26/01/2021 tarihi olup sehven 26/01/2011 olarak yazıldığını, bu nedenlerle söz konusu sehven yapılan hata karşısında hükmün tashihine karar verilmesini talep etmiş olmakla dosya incelendi.
HMK 304. Maddesi gereği hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceği anlaşılmakla dosya kapsamına göre Mahkememiz kararının aşağıdaki gibi tashihine karar verilmesi gerekmiştir." gerekesiyle;
"1-Mahkememizin 2021/315 Esas, 2023/449 Karar sayılı, 05/07/2023 tarihli gerekçeli kararının 1.maddesinde tanınmasına ve tenfizine karar verilen hakem kararının tarihinin sehven hatalı yazıldığı anlaşılmış olmakla,
"1-Davanın KABULÜNE, 1996 Tahkim Yasası konusunda ve 2017 ... şartları altında başlığını taşıyan 26/01/2021 tarihinde Londra da verilen hakemleri .... olan davacı ve davalılar arasındaki hakem kararının TANINMASINA VE TENFİZİNE" şekline tashihine, maddi hatanın bu şekilde kararın arkasına şerh edilerek düzeltilmesine,.." karar verilmiş ve tashih kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı ... vekili gerekçeli karara ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin görevsiz olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/2 maddesi uyarınca iş bu yargılamada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla görevli olduğunu, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 22.05.2019 gün ve E.2019/189, K.2019/788 sayılı emsal kararı), Avukat ...'in 03.05.2023 tarihli oturumda, diğer davalı ... .... Ltd.'nin avukatı olduğunu beyan ederek duruşmaya katıldığını, duruşmada aynı (03.05.2023 tarihli) beyan dilekçesi sunduğunu, ayrıca, duruşmada sözlü olarak beyanlarda ve taleplerde bulunarak, bunları zapta geçirttiğini, fakat, Avukat ...'in dosyaya sunulmuş bir vekâletnamesi olmadığını, yerel mahkemenin kendisine vekâletname sunması için süre vererek, bu eksikliği tamamlamadığını, vekaletname eksikliği sebebiyle davanın dava şartı eksikliğinden reddine karar verilmesi gerektiğini, Hâkimlerin reddi talebinin hiç incelenmeden reddedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, 07.06.2023 tarihli dilekçesi ile, hâkimlerin reddi talebinde bulunduğunu, fakat, yerel mahkemenin, bu talebini hiç inceleyip değerlendirmeden, 07.06.2023 tarihli oturumda, gerekçesiz bir şekilde, sadece, HMK m.41/b ve c bentlerinden bahisle reddettiğini, hâkimlerin reddi talebini içeren 07.06.2023 tarihli dilekçesinde hem mahkeme heyetinin tarafsızlığından kuşkuyu gerektiren önemli ve ciddi emareler ile vakaları hem de dilekçesinin “deliller” kısmında kanıtlarının bildirdiğini, bu akıalar ile kanıtlarımız hiç incelenmeden hâkimlerin reddi talebinin reddedilmesinin doğru olmadığını, bu nedenle ve 07.06.2023 tarihli dilekçesinde belirtilen nedenlerle, HMK m.41/3 uyarınca, hâkimlerin reddi talebinin geri çevrilmesine dair bu karartı da hükümle birlikte istinaf etiğini, bu kapsamda, hâkimlerin reddi talebini içeren 07.06.2023 tarihli dilekçenin aynen tekrar edilerek, dilekçe hacmini arttırmamak için, bu konuda oraya atıf yapmakla yetinildiğini mahkemece 07.06.2023 tarihli reddi hakim taleplerini içeren dilekçesinin de değerlendirilmesini talep ettiklerini, buna göre de, HMK m.3 53/1-(a)-2 uyarınca, hâkimlerin reddi taleplerinin reddine (geri çevrilmesine) dair kararin da, istinaf talebi çerçevesinde kaldırılmasını ve merciince hâkimlerin reddi talebinin kabulününe karar verilmesi gerektiğini, nispi karar ve ilam harcına tabi iş bu davada Mahkemece maktu karar ve ilam harcının alınmasının hatalı olduğunu, Hakemlerin, tahkimde uygulanan usul kurallarına açıkça aykırı bir şekilde ve ortada geçerli hiçbir neden yok iken, davacıların sunduğu belgelerin bir kısmını davalılara göndermediğini ve onlara bu belgelere karşı beyanda bulunma imkanı tanımadığını, böylece davalılar, tahkim yargılamasında savunma imkanından yoksun bırakıldığını ve davalıların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, bu durumun kamu düzenine aykırılık oluşturduğunu, davacılar, yabancı hakem mahkemesince kullanılan “... elektronik sisteminin tebligat yerine geçtiğini iddia etmişse de, doğru olmadığını, davacılar, dilekçelerinde, ... sistemine herhangi bir belgenin yüklenmesinin tebliğ yerine geçtiğini, bunun e-posta ile tebligat usulünün yanında kabul edilen online tebligat şekli olduğunu, davalıya tebliğ edilmeyen belgelerin aslında ... elektronik sistemine yüklü olduğunu iddia ettiklerini, 2017 tarihli ... Tahkim Kurallarının ve 1996 tarihli İngiliz Tahkim Kanunu'nun hiçbir yerinde,... sistemine bir belgenin yüklenmesinin taraflara tebliğ yerine geçeceğine dair hiçbir hüküm olmadığını, buna ilişkin özel bir düzenleme olmadan, böyle bir sonuca nasıl varılabileceğini, davacıların asılsız iddiasına göre, şayet .... sistemine bir belgenin yüklenmesi tebligat yerine geçiyorsa, bu olayda, Hakem Mahkemesi neden tarafların vekillerine e-posta ile bildirimler ve tebligatlar yapmayı da tercih ettiğini, ...sistemi, bir elektronik tebligat sistemi olsaydı, buna ne gerek kaldığını, ...'un....sistemine erişim şifresinin olması, ...'un vekillikten çekilmesinden sonra, davalı asillerin de .... sistemine erişebileceği anlamına gelmeyeceğini, çünkü, davalı asillerin, somut olaydaki hakem davasında .. sistemine kayıtlı olmadıklarını, davacıların, mesnetsiz iddialarla konuyu çarpıtmaya çalıştıklarını, Hakem kararı ve düzeltme kararı henüz müvekkile tebliğ edilmediğinden, davalı bakımından, davacıların sunduğu kararın, Hakem Mahkemesince verilen karar olup olmadığının dahi belli olmadığını, bu durumda, davalının neden hakem kararına karşı İngiltere'de başvuru haklarını kullanmadığı sorgulanamayacağını; bunun yerine, bu aşamada (bu tenfiz davasında), davalıya tebliğ edilmediğini ve henüz kesinleşmemiş olan hakem kararının neden tanınması ve tenfizinin istendiği sorgulanması gerektiğini, vekillikten ekin vekilin bildirdiği kişilerin davalının vekili veya temsilcisi olduğuna ilişkin dosyada belge olmadığını, vekillin görevden çekilmesi halinde tüm tebligatların asile yapılması gerekirken yapılmadığını, vekillik görevinden çekilen vekilin asil yerine vekil veya temsilci görevlendirmesinin mümkün olmadığını, Yerel Mahkemenin, 05.12.2022 tarihli Bilirkişi Raporuna aykırı karar verdiğini, hakem kararının tenfizinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildiren heyetteki 4 (dört) bilirkişinin 05.12.2022 tarihli raporlarına tamamen aykırı bir şekilde karar verdiğini, İlk Derece Mahkemesi hâkimleri, bunu yaparken, 05.12.2022 tarihli bilirkişi raporundaki ayrıntılı gerekçeleri, hiç değerlendirip tartışmadığını, bilirkişilerin görüşlerini neden reddettiklerini huküken gerekçelendirmediklerini, İlk Derece Mahkemesi, ayrıca, HMK m.293 uyarınca, ....'dan aldığı ve kararın tenfizinin mümkün olmadığı yönündeki Uzman Görüşünü de hiç nazara almadığını, söz konusu hukuki mütalâanın, 07.06.2023 tarihli dilekçemizin ekinde sunulduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, bu delillere (bilirkişi raporuna ve uzman görüşüne), ortada haklı hiçbir hukuki gerekçe yokken itibar etmemesi ve bunlara muhalif karar vermesinin de hatalı olduğunu, bu sebeplerle ve önceki dilekçelerinde yer alan hususlarla kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili tashih kararına ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece HMK 304 maddesine aykırı olarak gerekçeli kararın tebliğ edilmesine rağmen taraflar davet edilmeksizin tashih kararı verilmesinin ve tashih kararında yasa yolunun gösterilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek tashih kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece yargılaması devam eden dosya tüm yargı camiası ve siyasi çevrelerce bilindiğini ve takip edildiğini, mezkur dosya yargılamanın başından sonuna kadar hukuksuzluklarla dolu olup en son 06.06.2023 tarihli reddi hakim talepli dilekçesinde tüm bu hukuksuzlukların isim isim belirtilerek somutlaştırıldığını, bu sebeplerle Mahkeme heyetinin görevden çekilmesi veya hakimin reddi talebinin kabul edilmesi gerekmesine rağmen hakimin reddi talebinin geri çevrilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, nispi karar ve ilam harcına tabi iş bu davada maktu karar ve ilam harcı alınmasının hatalı olduğunu, Londra Denizcilik Hakemleri Birliği'nin 26.01.2021 tarihli kararının tanınması ve tenfizine konu olan sözleşmeden dolayı yapılan tahkim başvurularının bekletici mesele yapılmadığını, istinaf başvurusuna dayanak teşkil eden dosyadaki Londra Denizcilik Hakemleri Birliği'nin 26.01.2021 tarihli kararının tanınması ve tenfizine konu olan sözleşmeden dolayı davalı tarafından davacılara karşı on tane ayrı tahkim başvuru yapıldığını; yapılan başvurular yargılama sırasında ilk derece mahkemesine sunulmakla beraber bekletici mesele yapılması gerektiği hususunda talepte bulunulduğunu, yapılan başvurular davalı şirketin mezkur dosyanın davacı sıfatındaki ...'a herhangi bir borcunun olmadığı ve hatta davalı şirkete karşı tarafın borcunun olduğuna ilişkin olduğunu, Mahkemenin hüküm kısmının belirsiz olduğunu, mahkemenin hem kısa kararına hem de gerekçeli kararında hüküm kısmı belirsiz olup salt tahkim kararına atıf bulunmakla yetinildiğini, hüküm kısmı tereddüte yer bırakılmayacak netlikte olması gerektiğini, neyin tanınıp tenfiz ettiği hangi davalının neyden sorumluğu olduğu ve sorumluluğun niteliği belirtilmediğini, MÖHUK madde 62 uyarınca hakem kararları genel ahlaka veya kamu düzenine aykırı ise, taraflardan biri hakemler önünde usulüne göre temsil edilmediğini ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemişse, hakkında hakem kararının tenfizi istenen taraf, hakem seçiminden usulen haberdar edilmediğini yahut iddia ve savunma imkanından yoksun bırakılmışsa yabancı hakem kararının tenfiz istemi reddedileceğini, dava konusu tenfizi talep edilen hakem kararındaki kamu düzenine aykırılıkların ise; Türk Hukukuna göre geçersiz bir kefalet sözleşmesi olduğunu, geçerli bir tahkim sözleşmesi ve usulünü uygun bir tahkim yargılaması yapılmadığını, davalı şirket ile davacılar arasında emredici kanun hükümlerine uygun bir tahkim anlaşması yapılmadığını, dayanak protokolün davalı şirkete dayatma yoluyla imzalatıldığını, davalı şirketin yetkilisinin hür iradesiyle imzalanmış bir tahkim anlaşması bulunmadığını, Tahkim anlaşması zorunlu unsurları da içermediğini, davacının dayandığı ve davalı dayatma yoluyla imzalatılan belgede açık ve geçerli bir tahkim usulü bulunmadığından, tahkim anlaşması geçersiz olduğunu, geçersiz bir usule aykırı sözleşmeye dayalı olarak yapılan tahkim yargılaması sonucu verilmiş karar yok hükmünde olup iptali gerektiğini, davalı şirketin tek yetkilisi diğer davalı ... .... olduğunu, Tenfiz konusu yabancı hakem heyeti kararına bakıldığında şirket yetkilisi olan ...'nun davalı şirketi garanti eden sıfatında kabul edildiği tespit edileceğini, burada ki hukuki ilişki kefalet sözleşmesi olarak kabul edilmekle beraber Türk hukukunda kefalet sözleşmesine ilişkin olan düzenlemelerin hiçbirini mezkur tenfiz konusu karar içermediğini, TBK 583 maddesinde yer alan kefalet sözleşmesi şartlarının gerçekleşmediğini, davalı şirket yetkilisinin tahkim yargılamasına katılmadığından hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, dosya konusu tahkim kararının tenfizinin yapılması hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin tek yetkilisinin davalı ... ....olduğunu, bu itibarla şirket ile davacılar arasında ki hukuki ihtilafı açıklayabilecek tek kişi diğer davalıdır ve fakat tahkim yargılamasına katılamamış olduğundan dolayı hukuki dinlenilme hakkı açıkça kısıtlandığını ve ihlal edildiğini, Türkiye'de FETÖ soruşturması kapsamında göz altına alınan ve tutuklanan davalının tahkim yargılamasının yapıldığı esnada vekilliğini üstlenen avukatların bu hususun neyden kaynaklandığını açıklamakla beraber yargılamanın bu şekilde yürütülmemesi gerektiği noktasında talepte bulunmuş ise de tahkim kurulu tarafından hiçbir suretle davalı şirketin yetkilisinin somut durumu dikkate alınmadığını ve yargılama yapılarak aleyhe karar verildiğini, zaman açısından hakemleri bağlayıcı bir hukuki sınırlama olmamasına rağmen ve söz konusu tahkim duruşmasını şirket yetkilisinin durumu gözetilerek erteleyecek imkanı olmasına rağmen bu imkanın tanınmayarak duruşmalara katılamayan ve savunma hakkını kısıtlayan şekilde duruşma yapılarak karar verilmesi hakem heyetinin tarafsız olmadığının açık göstergesi olduğunu, davalı şirketin yetkilisi, vekili, şirket yetkilisinin vekili olmadan duruşmalar gerçekleştirildiğini, Hakem heyeti tarafından yalnızca davacıların tanığının dinlendiğini; tarafının hiçbir tanığının dinlenmediğini, tanık dinlenmesi veyahut da davalı lehine olacak delilleri toplama imkanı dahi tanınmadığını, davalı şirketin yetkilisi başka bir ülkede ceza infaz kurumunda bulunmakta iken davalı şirket ile herhangi bir iletişim kurulamadığını dolayısıyla da dosya konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak delil niteliğine haiz hiçbir bilgi ve belge sunulamadığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, mezkur hakem kararının 13. Sayfasının 57 nolu paragrafının tercümesinde; "6 Kasım 2020'de ... davalıların yasal temsilcisi olarak derhal hüküm ifade etmek üzere kayıttan çıkarttıklarını bildirmiştir. Artık yazışma kopyalarının kendilerine gönderilmemesini istemiş ve davalılar için iletişim detaylarını vermişlerdir; şöyle ki; ....com Aynı gün mahkeme şu talimatlara cevap vermiştir (bunu ve bunu takip eden yazışmaların kopyalarını talep edildiği gibi davalıların temsilcisine göndererek; (a) eğer davalılar yazışmaların kopyalarının herhangi başka bir kişiye gönderilmesini veya yeni yasal temsilci atamak istiyorlarsa bundan Mahkemeyi derhal bilgilendirmelerini (b) eğer davacılar ...'un kayıttan çıkmasından sonraki durum hakkında yorumda bulunmak istiyorlarsa bunu 9 Kasıma kadar yapmaları gerekmektedir" denildiğini, bilindiği üzere ... tahkim yargılamasında vekillik görevini üstlenmişken davalı şirket ve yetkilisinin kendilerine vekalet ücretinin ödenmemesi hasebiyle daha fazla devam edemeyeceklerini bildirdiklerini ve bunu bildirirken ilgili kişileri bildirdiklerini, hakem mahkemesine isim ve e-posta bilgileri verilen kişilerin, davalı ve yetkilinin yasal temsilcisi ya da vekili olup olmadığının belirlenmesinde, davadan çekilen vekilin beyanının tek başına yeterli olmasının kabul edilmesi adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olduğunun açıkça değerlendirilmelisi gerektiğini, ... dosyadan istifa ettiğini belirmiş olması ile arada vekillik ilişkisi sona ermişken yetkisiz vekilin yapmış olduğu beyana karşılık davalı ve ...'ndan beyan alınmadan yargılanmaya devam edilmesi açıkça silahların eşitlik ilkesine ve mahkeme önünde dinlenilme hakkına halel getirdiğini, burada hakem heyetinin yapması gereken isimleri bildirilen kişilerin yasal temsilci olduklarını gösteren resmi belgelerin veya vekil iseler vekaletnamelerin dosyaya sunulması ve beyanda bulunmak için süre verilmesiydi; bu yapılmadan bu kişilere yapılacak bildirim ve tebligatların davalılara yapıldığı kabul edilemeyeceğinden tahkim yargılamasında yapılan işlemlerin tarafına ve ...'na yapıldığı iddia edilemeyeceğini, bildirilen kişilerin davalılar hakem yargılamasında temsil etmediklerini, tahkim yargılaması sırasında da bu hususun bildirilen kişiler tarafından daha önce hakem heyetine bildirildiğini, vekilin görevden çekildiğinin ve bundan sonraki yargılamaya ilişkin hiç bir bilgi ve belgenin davalılara bildirilmediğini, vekillik görevi sona eren vekilin bildirdiği kişilerin davalıların temsilcisi veya vekili olduğuna dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı ve hakem yargılaması sırasında davalıları temsil etmediği, dolayısıyla bu kişilerin mail silsilesine dahil edilmesinin usulüne uygun tebligat yapıldığı anlamına gelmeyeceği, Tahkim yargılamasında davacıların yaptığı düzeltmeler, eklenen belgeler ve tahkim kararları davalı şirkete tebliğ edilmediğinden kesinleşmiş bir tahkim kararının mevcut olmadığını, hukukumuzda bir kararın tanıma ve tenfizinin yapılabilmesi için tanıma ve tenfizi istenen yabancı hakem kararının kesinleşmiş olması gerektiğini ve yargılamanın tüm safahatinde tarafınca izah edildiği üzere 06.11.2020 tarihinde gerçekleşen istifanın ardından davalı şirketçe yetkili vekil tayin edilen kimse olmadığından ve şirkete yapılan hiçbir tebligat söz konusu olmadığından kesinleşmiş bir kararın henüz olmadığı izahtan vareste olup ilk derece mahkemesi bu hususu gözetmekten her daim imtina ettiğini, Yerel mahkeme nezdinde alınan bilirkişi raporları müvekkil şirket ve diğer davalı lehine olmasına rağmen hukuka aykırı şekilde karar tanzim edildiğini, davalı şirketin adil yargılanma hakkı açıkça ihlal edildiği sabit olan tahkim kararı Türk kamu düzenine birçok bakımdan aykırılıklar ihtiva etmiş olması nedeni ile tanıma ve tenfizi mümkün olmadığı halde yerel mahkeme tarafından verilen davanın kabulü şeklindeki kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında ... Sözleşmesi (... Sözleşmesi)'nin IV ve V. maddeleri uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilleri tarafından, tashih talebinin kabulü kararına karşı ise davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Yabancı hakem kararlarının tenfizi, 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ile Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki ... Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ile ülkemiz açısından bağlayıcılık kazanan, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması Ve İcrası Hakkında ... Sözleşmesi'nde düzenlenmiştir. MÖHUK'un 61. ve ... Sözleşmesi'nin IV. maddesi uyarınca, yabancı hakem kararının tenfizinin talep edilmesi halinde; tahkim sözleşmesi veya şartının aslı yahut usulüne göre onanmış örneğinin, hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneğinin, söz konusu tahkim sözleşmesi veya şartı ile hakem kararının yeminli tercüman tarafından tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerinin Mahkemeye sunulması gerekmektedir. ... Sözleşmesi'nin V (2) ve MÖHUK'un 62. maddesine göre tenfiz kararı verilebilmesi için Mahkemece re'sen incelenecek hususlar; tahkim sözleşmesi yapılmış veya esas sözleşmeye tahkim şartı konulmuş olması, hakem kararının genel ahlâka veya tenfiz talep edilen ülkenin kamu düzenine aykırı olmaması, hakem kararına konu olan uyuşmazlığın tenfiz talep edilen ülkenin kanunlarına göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmasıdır.
Aleyhine tenfiz istenilen tarafça ileri sürülmesi halinde incelecek ve yine aleyhine tenfiz istenen tarafça ispat edilmesi halinde tenfiz talebinin reddine sebep olabilecek hususlar ise; tarafların hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemiş olmaları, hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın, hakem seçiminden usulen haberdar edilmemiş yahut kendisine iddia ve savunma imkânı tanınmamış olması, tahkim sözleşmesi veya şartının taraflarca tâbi kılındığı kanuna, bu konuda bir anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna göre hükümsüz olması, hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna aykırı olması, hakem kararının, hakem sözleşmesinde veya şartında yer almayan hususlara ilişkin olması veya sözleşme veya şartın sınırlarını aşması, hakem kararının tâbi olduğu veya verildiği ülke hukuku hükümlerine veya tâbi olduğu usule göre kesinleşmemiş yahut icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yerin yetkili mercii tarafından iptal edilmiş olmasıdır.
Somut uyuşmazlıkta Hakem Heyeti kararına konu ihtilafın taraflar arasında akdedilen 02/05/2207 tarihli ve 20/03/2008 tarihli Taşıma Hizmetleri Sözleşmelerine ilişkin akdedilen 16/12/2016 tarihli Fesih ve Uzlaşma Senedinden kaynaklandığı, TTK'da düzenlenen deniz ticareti hükümlerinden kaynaklanmadığı ve Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görevli olmadığı, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin davaların eda davası değil, tespit davası niteliğinde bulunması sebebiyle yürürlükteki maktu harca tabi olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/03/2024 tarih, 2023/137 esas ve 2024/2004 karar sayılı, 17/01/2024 tarih, 2022/3968 esas ve 2024/365 karar sayılı ilamları), davalı şirketin davada Av. ... tarafından temsil edildiği ve avukatın vekaletnamesinin dosya kapsamında mevcut olduğu, Av. ...'in sadece 03/05/2023 tarihli duruşmaya vekaletnamesiz olarak katıldığı, ancak sonraki duruşmalara katılmadığı, aynı duruşmada davalı şirketin asıl vekili Av. ...'ın da yer aldığı ve söz konusu vekilin vekaletnamesinin bulunduğu, dolayısıyla davalı şirket açısından dava şartı eksikliğinin bulunmadığı, yabancı hakem kararının tenfizine ilişkin davada içerik denetimi ve başka bir hakem heyeti kararının bu davanın sonucunu etkileyip etkilemeyeceği açısından değerlendirme yapılamayacağından bekletici mesele yapılmasının tenfiz davası açısından mümkün olmadığı, davalılar tarafından hakimin reddine ilişkin ileri sürülen vakıaların somut olarak delillendirilmemesi sebebiyle HMK'nın 41 maddesi uyarınca geri çevrilmesinin yerinde olduğu, taraflar arasında akdedilen 16/12/2016 tarihli Fesih ve Uzlaşma Senedinin 8. maddesine göre tahkim şartının yazılı olarak açık ve anlaşılır bir şekilde hüküm altına alındığı, sözleşmenin baskı altında akdedildiğine dair savunmaya ilişkin somut delil sunulmadığı, uyuşmazlığın özel hukuktan kaynaklanan ihtilaf olması sebebiyle tahkim elverişli olduğu, tarafların öngördüğü tahkim şartında İngiltere ve Hukuku'nun uygulanacağının kararlaştırıldığı, bu hukuk sistemine göre kefalet sözleşmesi hükümlerinin Türk Hukuk sisteminden farklı düzenlenmesinin tek başına kamu düzenine aykırılık oluşturmadığı, bu haliyle tahkim sözleşmesinin geçerli olduğu, ... Sözleşmesi'nin V/1.e. maddesinde ''Hakem kararı taraflar için henüz vacibürriaye olmamış olur veya bunun verildiği memleket kanunu yahut tabi olduğu kanun bakımından salahiyetli bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrası geri bırakılmamış bulunursa'' şartının bulunduğu, kararın yetkili makamca iptal edildiği veya hükmünün icrasının geri bırakıldığı hususunu ispat yükünün somut olayda davalı tarafta olduğu, ancak davalılar vekilince bu hususta herhangi bir delil ileri sürülmediği, bu itibarla somut olayda uyuşmazlığa konu hakem kararının, kararın tarafları bakımından bağlayıcı nitelikte olduğu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/07/2024 tarih, 2022/6833esas ve 2024/5664 karar sayılı ilamı), yine 1996 tarihli Tahkim Kanunu’nun 58 (1) maddesinde; “Taraflar arasında aksine anlaşma yok ise, bir tahkim anlaşmasına göre hakem kurulu tarafından verilmiş olan hakem kararları kesin ve tarafları ve bu hakem kararı gereği talepte bulunan kişiler bakımından bağlayıcıdır.” şeklinde hüküm uyarınca da Hakem Kurulu tarafından verilen kararın kesin olduğu ve davalıların kararın kesinleşmediğine ilişkin savunmalara itibar edilememesinin yerinde olduğu, dava konusu tahkim yargılamasının davacılar tarafından 06/07/2018 tarihinde dava dilekçelerini vermeleri ile başladığı, davalılar tarafından dava dilekçesine karşı 01/10/2018 tarihinde savunma ve karşı taleplerini tebliğ ettiği, davalıların yargılamanın başlangıcından son duruşma tarihi de dahil vekillerinin 06/11/2020 istifa tarihine kadar vekille temsil edildikleri, yargılama sürecindeki vekil değişiklikleri yapıldıkça hakem heyeti tarafından yeni vekillere süre verildiği ve savunmada bulundukları, davalının tutuklu bulunması ve sağlık sorunları sebebiyle vekillerinin yargılamanın ertelenmesi taleplerinin Hakem Heyeti tarafından her seferinde kabul edilerek yargılamanın ertelendiği ve zaman çizelgesinin bir çok kez değiştirildiği, zaman çizelgesine göre önceden belirli olan duruşma tarihlerinde de davalıların halen vekille temsil edildikleri, vekilleri bulunmasına rağmen duruşmaya katılmadıkları, Hakem Heyeti tarafından taraflara delilleri sunma ve beyanda bulunma imkanlarının tanındığı, tarafların delillerini sunduğu ve beyanda bulundukları, taraflarca sunulan tüm belgelerin karşı tarafa tebliğ edildiği, davalı ...'nun yargılamada tanık olmadığı, uyuşmazlığın tarafı olduğu, taraf olarak da yargılama boyunca vekille temsil edildiği ve yazılı beyanlarının ve tanıkların beyanlarının dosyaya sunulduğu, Hakem Heyeti'nin davalıların yargılama katılımalarını sağlamak için çaba sarf ettiği, duruşmanın formatı ile ilgili görüşme sağlanmaya çalışıldığı, herkesin katılımının kolaylaştırılması için elektronik ortamda video konferans yoluyla yapılmasının sağlandığı ve tarafların katılımı için uygun ortam oluşturulduğu, davalı tarafın etkin katılımı için teşvik edildiği, ancak davalıların vekili bulunmasına rağmen duruşmaya katılmadığı, duruşma tutanaklarının davalılar vekiline davacılar vekili tarafından tebliğ edildiği, esasa ilişkin yargılama boyunca son duruşma tarihi de dahil davalıların yargılamaya katıldığı, davalılar vekilinin 06/11/2020 tarihinde davalıları temsil etmeyeceği bildirilerek davalılar ile ilgili iletişim detayını verdiği ve iletişimin ... ile sağlanmasının talep edildiği, Hakem Heyeti tarafından bu yazışma ve bunu takip eden yazışmaların kopyaları bu kişilere gönderilerek davalıların yazışmaların kopyalarının herhangi başka bir kişiye gönderilmesini veya yeni yasal temsilci atamak istiyorlarsa bundan sonra Mahkemeyi derhal bilgilendirmeleri ve davacıların ...'un kayıttan çıkmasından sonraki durum hakkında yorumda bulunmak istiyorlarsa bunu belirlenen tarihe kadar yapmalarının istediği, davacılar tarafından sonradan verilen belgelere ve beyanlara ve masraf beyanına ilişkin beyanda bulunmak istemeleri halinde beyanlarını belirlenen tarihe kadar yapmalarının talep edildiği, ... dışında sisteme eklenen diğer şahıslar tarafından davalıların vekili ve temsilcileri olmadıklarının mail ile iletildiği, ancak ... tarafından davalıların temsilcileri olmadığına dair itiraz edilmediği dikkate alındığında davalılar ile aralarında temsil ilişkinin olduğunun ve davalıların sonradan gönderilen belge ve beyanlardan haberdar edildiğinin kabulünün gerektiği, aksinin düşünülmesi halinde dahi son duruşma tarihi itibariyle esasa ilişkin yargılamanın bittiği, bu tarihe kadar davalıların yargılama sırasında vekil ile temsil edildiği, davacılar tarafından sonradan sunulan belge ve beyanların davanın esasını etkilemediği, Hakem Heyeti kararında tarafların tüm iddia, savunma, itirazlarına, delilerine, beyanlarına, izlenen usule, usul itirazlarına ve usuli itirazların değerlendirilmesine ilişkin kararlara, tahkim yargılaması boyunca tüm iddia, savunma ve taleplere ilişkin diğer tarafın beyanının alındığı ve iki tarafın katılımının sağlandığı, tahkim yargılamasının iki tarafın mutabık olacağı şekilde yürütülmeye çalışıldığı, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken usul kurallarına riayet edildiği ve hangi maddi hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirme yapıldığı açıklanarak tarafların tüm iddia, savunma, itirazları ve talepleri yönünden gerekçeli şekilde karar verildiği, adil yargılama hakkı ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediği, yargılamaya davalıların katılımının sağlanması için yoğun çaba sarf edildiği dikkate alındığında Hakem Heyetinin davacılar lehine hareket ettiği ve tarafsız olmadığının söylenemeyeceği, davalılar tarafından aksinin somut delille ile ispat edilemediği, Hakem Heyeti kararına atıf yapılarak tenfiz edildiğinin belirtilmesi yeterli olup, tüm hakem heyeti hükmünün karara geçirilmesinin zorunlu olmadığı anlaşılmakla Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olup, davalılar vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece Hakem Heyeti karar tarihinin hükümde yanlış yazılmasının açık maddi hata olduğu ve tashih kararı verilmesinin yerinde olduğu, gerekçeli kararın tebliğinden sonra tashih kararı verilebilmesi için tarafların duruşmaya davet edilmesi gerekmesine rağmen Mahkemece bu usule uyulmaması ve yasa yolunun gösterilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuş ise de bu husus sonuca etkili olmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır.
Sonuç itibariyle, dosya kapsamı, mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebepleri gözetildiğinde; mahkeme gerekçeli kararı ve tashih kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalıların gerekçeli karara, davalı ...'nun tashih kararına karşı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalıların gerekçeli karara, davalı ...'nun tashih kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince gerekçeli kararın istinafı yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince tashih kararının istinafı yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalı ... LTD.'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.