Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/18 E. 2026/1318 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/18
Karar No
2026/1318
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/18

KARAR NO: 2026/1318

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/10/2022

NUMARASI: 2021/597 Esas - 2022/961 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket, "..." markalı traktör üretimi faaliyetinde bulunmakta olduğunu ve ürettiği traktör ve yedek parçaları şehir yahut bölge bazında anlaştığı bayiler aracılığı ile sattığını, davacı şirket, vadeli şekilde sattığı ürünlerin bedeli karşılığında bayilerinden çeşitli teminatlar ve şirket yetkililerinin kefaletlerini aldığını, dava dışı .... Şti.'de, bir dönem davacının .... ve ... illerinin bir kısım ilçeleri dahilinde bayiliğini gerçekleştirdiğini, davalıların, bu şirketin ortağı / yetkilisi olduğunu, davalılarca .... Şti.'nin borçlarına ¨ 1.000.000 tutarına dek müteselsil kefil olunduğunu, TBK m. 583'deki sekil şartları sağlandığını, davalılar .... Şti Ortağı/yetkilisi olduklarından TBK m. 584'deki eş rızası aranmadığını, .... Şti.'nin davacı ile olan bayilik ilişkisi sona erdiğini, cari hesapta ¨ 1,2 milyon 'ne yakın borcu olması üzerine alacağın tahsili amacıyla itiraza konu icra takibi .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında dava dışı .... Şti.'den olacak tahsilatlar ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile açıldığını, ayrıca, dava dışı .... Şti.'ne karşı açıldığını .... İcra Müdürlüğü'nün ...-...-...-...-...-...-... Esas sayılı takipleri derdest olduğunu, ayrıca, davalılardan...'nın .... Şti. yetkilisi olarak keşide ettiği çeklerin karşılıksız çıkması neticesinde açılan ... 4. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2019/201-202-207-211-212 Esas sayılı dosyaları derdest olduğunu, akibe haksız itiraz sonrası davacının dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, fakat Bakırköy Arabuluculuk Bürosu, ... Arb. Büro No / ...Arabuluculuk No sayılı dosyada taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk tutanakları e-imzalı olup, asılları dosyaya ibraz edileceğini, para borçlarında ifa yeri alacaklının yerleşim yeri olduğundan icra takibinde ve davada Bakırköy Mahkemeleri yetkili olduğunu, bu husus, arabuluculuk sürecinde yetki itirazının reddine dair Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/921 Esas, 2020/982 Karar, 09.11.2020 Tarih sayılı kararında da isabetle tespit edildiğini, asıl alacaklarının kefalet tutarını aştığından, faizsiz şekilde kefil olunan tutar davalılardan talep edildiğini, bu nedenlerle, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden gönderilen ödeme emrine davalılar tarafından itiraz edilmesi üzerine işbu icra dosyasında vaki davalı itirazının iptali ile takibinde devamına ve davalı aleyhine iptal olunan itiraza esas tutarın (takip çıkışının) %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden gönderilen ödeme emrine davalılar tarafından itiraz edilmesi üzerine işbu icra dosyasında vaki davalı itirazının iptali ile takibinde devamını, davalı aleyhine itiraza esas takip çıkışı tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalının adresinin ... İli olduğunu, bu nedenle öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, yetkisizlik kararının devamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesini, davanın zaman aşımına uğradığını, taraflar arasında müstakil bir kefalet sözleşmesi olmadığını, davacı ... A.Ş. İle.... Şti. 'nin borçlarına kefaletine ilişkin düzenlemeler var ise bayilik sözleşmelerinde davalının... ve...'nın kefil sıfatı ile kendi nam ve hesaplarına attıkları herhangi bir imza bulunmadığını, davacı ... A.Ş. İle.... Şti. arasında imzalanan bayilik sözleşmelerinin tamamının matbu olduğu ve hiçbir bölümünde davalının el yazısı bulunmadığı için içeriğindeki kefalet akdine ilişkin hükümlerin TBK. M. 583'de öngörülen nitelikli yazılı şekle uygun olarak düzenlenmediği gibi TBK m. 581'de yer alan kapsam ve unsurlarının da haiz olmadığını, taraflar arasında gerek şekil gerekse içerik bakımından geçerli bir kefalet akdi mevcut olmadığından bu davanın reddini talep ettiklerini, davacı taraf gerek traktör ve yedek parça piyasasındaki hakim pozisyonundan ve gerekse bayiler üzerindeki baskın ticari ekonomik gücünden dolayı, tüm bayilerine matbu sözleşmeler imzalattığını, aynı durumun.... Şti. bakımından da söz konusu olduğunu, .... Şti.'nin de ... Şirketi tarafından dayatılan bir matbu bayilik sözleşmesini imzalamak zorunda kaldığını, bu durumda ... Şirketi ile asıl borçlu.... Şti. arasındaki bayilik sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, taraflar arasında geçerli bir kefillik ilişkisinin varlığından söz edilemeyeceğinden bu davanın reddinin gerektiğini, ferilik ilkesinin bir gereği olarak alacaklının uyuşmazlık halinde sadece kefaleti değil asıl borcun varlığını da ispatlamak zorunda olduğunu, davacı şirketin haksız ve kötü niyetli bir biçimde davalı hakkında icra takibine giriştiğini, davacı tarafın davalı ile arasında geçerli bir kefalet akdi bulunmadığını bildiğini ve bilecek durumda olduğunu, İİK'nın 67. Maddesine göre dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "TBK'nın 583/1.maddesi uyarınca; kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şarttır.

Taraflar arasında imzalanan kefalet sözleşmesi incelendiğinde, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet durumu, el yazısı ile yazılmıştır.Ancak yaptırılan bilirkişi incelemesine göre,söz konusu yazı ve rakamlar davalı kefillerin eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.

Buna göre,TBK'nın 583/1,.maddesinde belirtilen geçerlilik koşulları kefalet tarihi ve azami miktar yönünden yerine getirilmemiştir.Her ne kadar müteselsil kefalet durumuna ilişkin yazı da davalıların eli ürünü değilse de,TTK'nın 7.maddesi gereğince bu ibarenin yazılmamış sayılması kefalet sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyecektir.

Ancak söz konusu kefalet sözleşmesinde ,TBK'nın 583/1.maddesi hükmüne aykırı olarak "kefalet tarihi" ve "kefilin sorumlu olduğu azami miktar" davalılar tarafından kendi el yazıları ile yazılmadığından söz konusu kefalet sözleşmesi davalılar yönünden geçersiz olup bu sözleşme uyarınca davalılardan bir alacak talebinde bulunmak mümkün olmadığından davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının reddine,davacının icra takibine kötüniyetli olarak giriştiğine ilişkin davalılar tarafından bir delil sunulmadığı ve bu husus ispat edilemediğinden de davalılar vekilinin koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda taraflar arasında imzalanan kefalet sözleşmesinde azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet durumunun kanuna uygun olarak el yazısı ile yazılmış olduğu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen hatalı bilirkişi raporu esas alınarak yazıların davalıların el ürünü olmadığı gerekçesi ile verilen hükmün kaldırılması gerektiğini, mahkeme tarafından eksik yapılan inceleme neticesinde hatalı olarak tanzim edilen rapora göre tesis edilen kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporuna sunmuş oldukları tüm haklı itirazlarının dikkate alınmadan hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak söz konusu yazı ve rakamların davalı kefillerin eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddi yönünde hatalı karar tesis edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, herhangi bir gerekçe belirtilmeden yazılar arasında yüksek derecede uyumsuzluk ve benzemezlikler olduğunu, itirazları doğrultusunda ATK incelemesi talep edildiğini ancak mahkeme tarafından bu taleplerinin değerlendirmeye dahi alınmadan söz konusu yazı ve rakamların davalı el ürünü olmadığı gerekçesi ile geçerlilik şartının yerine getirilmediği belirttiğini ve eksik ve yetersiz inceleme sonunda davanın reddine karar verilmiş olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini,

Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekirken taleplerinin değerlendirilmediğini, mahkeme tarafından eksik inceleme yapıldığını ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak hatalı hüküm tesis edildiğini, mahkeme tarafından bilirkişi incelemesine gönderildiğini ve tanzim edilen bilirkişi raporunda hatalı tespitlere karşı taraflarınca itiraz edildiğini, bilirkişi raporunun itirazlarının neticesinde denetime elverişsiz olduğunu ve hükme alınmasının mümkün olmadığı hususunu belirtilerek itirazlarının sunulduğunu ancak mahkeme tarafından tüm itirazlarının değerlendirilmeden ve inceleme süreci tamamlanmadan hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunda herhangi bir gerekçe belirtilmeden yazılar arasında yüksek derecede uyumsuzluk ve benzemezlik olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen bu tespitin gerekçeleri belirtilmediğini ve eksik rapor tanzim edildiğini, mahkeme tarafından ise bu belirsizlik giderilmeden eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edildiğini, izah etmiş oldukları üzere hatalı ve eksik inceleme sonucu oluşturulan rapora dayanılarak mahkeme tarafından hüküm tesis edildiğini, bu eksikliklerin giderilmesi taleplerini ve dosyanın Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmesi taleplerini dikkate almadan eksik inceleme ile hatalı hüküm tesis ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve kefalet sözleşmesi geçerlilik şartlarını taşıdığını ve hatalı kararın kaldırılması gerektiğini, davalıların borçtan kurtulmak amacıyla kötüniyetli hareket ettiğini, takibe konu borç ilişkisi ve borca dayanak sözleşme ile kefalet sözleşmesi kanunen geçerli olduğunu, davalılar menfaat temin etmiş olmalarına rağmen haksız ve kötüniyetli olarak borçtan sorumlu olmadıklarını iddia ettiklerini ancak mahkeme tarafından itiraz ve beyanları dikkate alınmadan ve Adli Tıp Kurumundan detaylı itirazlar doğrultusunda rapor alınmadan eksik inceleme ile hatalı hüküm tesis edildiğini, beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı ...Ve...Vekillerince İstinaf Dilekçesinde Özetle; uyuşmazlığa konu bayilik sözleşmeleri imzalanırken şirket adına bir temsilci de hazır bulunduğundan, davacı taraf kefalet hükümlerinin davalılar tarafından doldurulmadığını ve kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını bildiğini, davacı tarafından sözleşmede tahrifat yapılarak sözleşmede TBK m. 583/1 hükmünde belirtilen eksiklik giderilmek suretiyle davalılar aleyhinde icra takibine girişildiğini, bu hususlarda ayrıca bir ispata gerek bulunmadığından davalılar lehine kötüniyet tazminatına hükmolunmak gerekirken yazılı ve hatalı gerekçe ile kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesin usule ve yasaya aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; kefalet sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı, davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktalarındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalılar hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 1.000.000,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle, 10.03.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Davacı ile dava dışı .... Şti. arasında 05.04.2018 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalanmıştır. Bu bayilik sözleşmesinde 22.3. Maddesinde kefalete ilişkin düzenleme bulunmakta olup, ... ve...'nın bayinin borçlarına 1.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil oldukları düzenlenmiştir.

Davalı kefiller, kefalet sözleşmelerinin geçerli olmadığını savunmasında bulunmuşlardır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 583/1. Maddesine göre, kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, inceleme konusu sözleşmenin 14. sayfasındaki el yazıları ile...ve...'nun karşılaştırma belgelerindeki el yazıları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeni ile 05/04/2018 tarihli ... Bayilik Sözleşmesinin 14. sayfasının 1. paragrafında yer alan el yazılarının, karşılaştırma belgelerindeki el yazılarına kıyasla, ... ve...'nun eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Somut olayda davalıların kefil olarak imzalamış olduğu ... Bayilik Sözleşmesinde, davalı kefillerin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil beyanının el yazısı ile yazıldığı ancak yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda yazılarının, karşılaştırma belgelerindeki el yazılarına kıyasla, ... ve...'nun eli ürünü olmadığının tespit edilmiş olması karşısında, davalıların takip konusu ... Bayilik Sözleşmesinde geçerli bir kefaletleri bulunmadığından bu sözleşmeye istinaden davalıların kefalete ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.

Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği halde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - 2021/443 K. sayılı kararı).

Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalılar lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmadığından davalılar vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı...tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Davalı... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,

6-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/18, K. 2026/1318, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-18-e-2026-1318-k-11aa88811c1a