Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/150 E. 2026/1315 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/150
Karar No
2026/1315
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/150 Esas

KARAR NO : 2026/1315 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2022/838 Esas - 2023/525 Karar

DAVA: Tespit

KARAR TARİHİ: 25/06/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin imza ayakkabı işletme adı ile uzun yıllar ticaret yapan bir esnaf olduğunu, 10/10/2010 tarihinde davalı banka müvekkili firmayla yapmış oldukları sözleşmeyi tek taraflı olarak feshederek sözleşme gereğince müvekkili firmaya tahsis etmiş olduğu ... cihazını hukuken hiçbir gerekçe göstermeden geri aldığını, davalı bankanın hiçbir araştırma yapmadan, hangi alış verişi dayanak gösterdiğini bilmeden müvekkili şirkete kendini savunma imkanı sunmadan müvekkilinin ... cihazı ile gerçekleştirdiği işlemin "..." olduğunu ... Bankası'na bildirdiğini, banka ise bankalardan gelen bu tür bilgileri halk arasında" kara liste" diye adlandırılan veri tabanına kaydettiğini, diğer bankalar tarafından da görülebilen ... Bankası tarafından tutulan böyle bir veri tabanında ismi yer alan müvekkili şirket ile diğer tüm bankaların sözleşmelerini feshedip ... cihazlarını geri almışlardır. Müvekkili hukuka aykırı bu işlem yüzünden günümüz ticari hayatı için neredeyse zorunlu olan bu cihazı müşterilerine sunmaması nedeniyle zarar uğradığını, davalı bankanın ... cihazı sözleşmesini iptal etme sebebi hakkında kesin bir delil olmadığın, davalı bankanın varsayıma dayalı olarak sözleşmeyi feshettiğini, davalı bankanın müvekkili şirket hakkında ... cihazı ile ilgili olarak amaca aykırı kullanım ya da ... şeklindeki olumsuz bildiriminin öncelikle hiçbir somut ve hukuken kabul edilebilir bir delil sunulmadığı gerekçesiyle aksi halde yasal düzenlemede öngörülen sürenin dolmuş olması sebebiyle veri tabanından silinmesine, ve davalı bankanın bu durumu ... Kart Merkezi, ... Bankası ve ilgili gerekli kurum ve kuruluşlara bildirmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka üye iş yeri birimi tarafından, davacının ... hesabına başka bankalara ait kredi kartları ile nakit yaratma, usulsüz puan kazanma ve aile bireyleri arasında nakit akışını sağlama amacıyla müvekili banka posunu kullandığı şüphesi taşıyan işlemlere rastlandığını, bu nedenle müvekkili banka, davacının ... cihazını amaç dışı kullanım sebebiyle davacı ile olan üye işyeri sözleşmesini feshettiğini, davacıya iadeli taahhütlü posta aracılığıyla ile yazı gönderilerek 21/10/2010 tarihinde tek taraflı fesih hakkı kullanılarak sözleşme feshedildiğini, davacının yazıyı teslim aldığını, müvekkili banka diğer bankalar gibi ...'nın çok sıkı denetimine tabi olup, tahsis ettiği kart ve ...'lardan yapılan işlemlerde amaç dışı kullanım olup olmadığını denetlemekte yükümlü olduğunu, tespit edilen işlemler nedeni ile davacıya tahsis edilmiş olan ... cihazından nakit karşılığı fiktif işlemler yapıldığından şüphelenildiğini, şüpheli işlem olarak değerlendirilen işlemlerin, mal veya hizmet satışından değil de nakde yönelik işlem olduğu düşünüldüğünde; kar hamili, müvekkili bankaya olan borcunu yine müvekkili bankanın parası ile ödeyerek borcu borçla kapatmış olmakta , belli bir yerde bu zincir kopmakta ve bu aşamada müvekkili bankanın büyük zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle müvekkili banka davacı ile olan üye işyeri sözleşmesini feshettiğine beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 31/10/2023 tarih ve 2022/838 Esas - 2023/525 Karar sayılı kararında; "Yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, istinaf mahkemesinin kaldırma kararında belirtildiği ve mahkememizce de benimsendiği üzere, davacının iddialarının ispata muhtaç olduğu, bu çerçevede davacıya ait ticari defter ve kayıtları üzerinde, fiktif olduğu iddia oluna işlemlerin gerçekleştirildiği 2008-2009 yıllarına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerekli olduğu, davacının da delilleri arasında ticari defter ve kayıtlarını gösterdiği, ... iddiasında adı geçen ...'a ait kredi kartlarından çekilen ve gerçek alışverişe dayalı olduğu iddia olunan tutarlar bakımından, davacı defter ve kayıtlarında bu kişiler ile fiktif olduğu iddia olunan işlemlerin yapıldığı dönemlerin öncesinde ve sonrasında faturaya dayalı ve benzer tutarlarda alışveriş bulunup bulunmadığı, yine davacının ... iddialarına konu tutarların gerçekleştiği dönemlerdeki cirosu ile önceki ve sonraki dönem ciroları arasında dikkate değer farklılık bulunup bulunmadığı hususlarında davacı defter ve kayıtları üzerinde uzman mali bilirkişiye inceleme yaptırılması gerekmiştir. Ancak, bir önceki paragrafta özetine yer verilen 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı tarafından ticari defter ve kayıtlar bilirkişiye ibraz edilmediği için davacının iddialarının doğruluğu konusunda bir inceleme yapılması mümkün olmamıştır. Bunun üzerine davacıya 2008-2009 yılana ait kayıtları sunması için 16.05.2023 tarihli celsede kesin süre verilmiş ancak bu kayıtlar sunulmamıştır. Sonuç olarak, davacının iddiasını ispat edemediğinin kabulü gerekmiş; mahkememizin 20/11/2019 tarihli kararında yapılan tespitlerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektirir yeni bir durum bulunmaması nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,

'' 1-Davanın Reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, davalı banka tarafından davacıya verilen ... makinesinde fiktif işlemler yapılmadığı iddiasına dayalı, ... bildiriminin veri tabanından silinmesi ve bunun Bankalar Arası İşlem Merkezi ile ... Bankasına bildirilmesi talebi olduğunu,

Davalı bankanın üye işyeri olan müvekkili şirket ile yaptığı ... sözleşmesini iptal etmesinin sebebinin müvekkili şirketin fıktif işlem diye adlandırılan muvazaalı işlem yaptığı iddiası olduğunu; böyle bir işlemin varlığı halinde bankanın nasıl davranması gerektiğini düzenleyen ve davada uygulanması gereken mevzuatın ise ... Birliği ... Cihazları, Banka Kartları veya Kredi Kartlarının Amaç Dışı Kullanım Hallerinin Belirlenmesi Hakkında Mesleki Tanzim Kararları olduğunu; bu kararlara göre fıktif işlem yapan üye işyerinin ... cihazı sözleşmesinin 7 gün içinde derhal feshedileceğini ve 1 yıl süre ile hiçbir bankanın bu işyeri ile ... sözleşmesi yapamayacağı şeklinde olduğunu; diğer bankaların da bundan haberdar edilmesi için ise ... Bankası'na bu bilginin sözleşmeyi fesheden bankaca bildirileceğini, Ancak ... cihazları, banka kartları veya kredi kartlarının amaç dışı kullanılması suretiyle yapılan muvazaalı işlemi gerçekleştiren üye işyerlerinin belirlenmesi amacıyla Birlik Statüsünün 4'üncü maddesinin bir ve ikinci fıkralarının (s) bendi ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun "Birliklerin görev ve yetkileri" başlıklı 80 inci maddesi ile "Organlar ve statü" başlıklı 81'inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, alınan karara göre fıktif işlem yapan üye iş yerleri ile bir yıl süre ile üye işyeri anlaşması yapılamayacağı kararının alındığını; oysa banka tarafından ... sözleşmesinin iptal edilmesinden sonra dört yıl geçtiğini; Bankalar Birliği tarafından alınan kararın yürürlükte ki mevzuat dikkate alınarak verilmek zorunda olduğunu,

İlgili mevzuata göre fiktif işleme dair bankalardan gelen bildirimler hakkında 7 gün içerisinde karar verilerek durumun ilgili bankaya ve banka kanalı ile itiraz hakkını kullanması için sözleşmesi fesih edilen kişiye durumun bildirilmesinin yasal zorunluluk olduğunu; bu yasal sürelerin hak düşürücü süre olup bu süreler geçtikten sonra ister bankalar birliği ister komite tarafından verilsin alınan kararların yok hükmünde olduğu ve iptalinin zorunlu olduğunu, Banka tarafından meri hukuk açısından zorunlu başvuru yolları kullanılmadan ve tüketilmeden yetkili makamlarca verilmiş ... kararı bulunmadığının tespiti ile işlemin iptaline karar verilmemiş olması nedeni ile yerel mahkeme kararının bozulmasının zorunlu olduğunu,

Mahkemenin ret gerekçesinin dosya kapsamında aldırılan 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna da aykırı olduğunu, raporda açıkça davacının sunmuş olduğu delillerden faturalar bakımından işlemlerin ticari bir mal alışı karşılığı olabileceği kanaatine varıldığının belirtildiğini; bilirkişi raporu ile taraflarınca yapılan satışların gerçek ticari mal satışına ilişkin olduğu ispat edilmiş iken mahkemece bilirkişi raporuna aykırı ve ispat kurallarını yer değiştirir şekilde davayı ispat edemediklerinden bahisle davanın reddine karar vermesinin açıkça bozma nedeni olduğunu, ispat yükü bankada olmasına rağmen ispat yükü kendilerindeymişçesine yargılama yapılması nedeni ile de kararın bozulmasının zorunlu olduğunu; davanın taraflarınca açılmış olmasının ispat yükünün kendilerinde olduğu anlamına gelmediğini; iddialarının işlemin gerçek satış olduğu dikkate alındığında işin esasasına girilebilmesi için öncelikle fiktif bir işlemin varlığının davalı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, banka tarafından usule uygun savunma hakkı kullandırılmadan alınmış bir ... olmadığının tespiti ile yetinilerek davanın kabulüne karar verilmesi zorunlu olmasına rağmen hala taraflarınca işlemin gerçek olduğunun ispatının istenmesi nedeni ile de kararın bozulmasının zorunlu olduğunu, Yerel mahkemenin davanın reddi kararında belirttiği ... uygulanmasındaki şüphenin haklılığına ilişkin gerekçelerinin de dosya kapsamına ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu, ... konusu işlemi yapan kişilerin ayakkabı perakende satışı yapan kişiler ve bu işletmelerde çalışan şirket yetkilileri ve çalışanları olduğunu; bu kişiler arasında ihtiyaç duyulması durumunda stok ihtiyacını karşılamak amacı birbirlerinden toptan ayakkabı alımını ve satımını yasaklayan bir hukuk kuralı olmadığı gibi bu miktarların müşteriye yapılan perakende satıştan daha yüksek rakamlara tekabül etmesinin de doğal olduğunu; bu işlemlerin taraflar arasında stok ihtiyacını karşılamak dışında yapıldığına ilişkin tarafların ticari defter ve belgeleri, stok giriş çıkışları dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yapılmadan bu satışların gerçek dışı olduğundan bahsedilmesinin de hukuken mümkün olmadığını,

Bu miktarların tarafların kart ödeme tarihlerine yakın olduğu ve bunun aylara sari şekilde gerçekleştiğine ilişkin olarak bu noktada bilirkişiler tarafından hangi işlemlerinin somut olarak kredi kart ödeme tarihlerine yakın olduğu ve bu tarihlerin aylara yayıldığına ilişikin inceleme yapılmadığı gibi ilgili banka kayıtları incelendiğinde böyle bir sonuca ulaşılmasının da mümkün bulunmadığını,

İspat yükü taraflarında olmamakla birlikte ticari defterlerinin muhasebecide olması ve yargılamanın üzerinden çok uzun zaman geçmiş olması nedeni ile iki haftalık süresi içerinde temin edilemediğini, daha sonrasında ise ticari defterlere ulaşabildiğini; dava konusu faturaların kayıtlı olduğu 2008 ve 2009 yılına ait yevmiye defterlerini dosyaya ibraz ettiklerini, itiraz niteliğinde ki belgelerin yargılama kesinleşinceye kadar sunulması mümkün olduğundan öncelikle bilirkişiden rapor alınmasını talep ettiklerini,

İleri sürerek, izah edilen nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması ile yargılama masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesi kapsamında davacıya verilen ... cihazının amaç dışı kullanıldığı gerekçesi ile davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesi sonucu ... Kart Merkezine ve ... Bankası'na bildirildiği iddia edilen ... cihazı ile ilgili "amaca aykırı kullanım" ya da "..." bildiriminin haksız olması ve yasal düzenlemelerde öngörülen sürenin dolmuş olması sebebi ile veri tabanından silinmesi istemine ilişkin olup, mahkemece dairemizin kaldırma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Mahkemece dairemizin 2020/1112 esas ve 2022/1590 karar sayılı ilamı doğrultusunda tensiben davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bankacı ve mali müşavir bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle inceleme yapılmasına karar verildiği, ancak davacı şirkete defterlerini hazır etmesi için süre verilmediği, bu nedenle bankacı bilirkişi tarafından taraflarca dosyaya sunulu belgeler üzerinden, davalı bankanın gerçek mal alım satımına dayanmayan ve ... niteliğinde olduğu ileri sürülen 2008, 2009 ve 2010 yıllarında gerçekleştirilen 36 ayrı işlemin tek tek incelendiği, ... kredi kartları ile davacı şirkete tahsis edilen ... cihazından yapılan işlemlerin büyük çoğunluğunun davacı şirket sahibi ...'un kardeşi ..., ayakkabıcılık alanında faaliyet gösteren ... tarafından gerçekleştirildiği, iki harcamanın ise ... tarafından yapıldığı, ... ev ... tarafından yapılan harcamalara ilişkin dosyaya fatura sunulmadığı, diğer kredi kartı harcamaları için fatura mevcut ise de; harcama yapılan kredi kartlarına kart sahipleri tarafından aynı gün ya da bir iki gün içerisinde harcama tutarı kadar ödeme yapıldığı, davacının bu kart harcamaları neticesinde hesabına yatan paraları genelde aynı gün nakit olarak tahsil ettiği, yahut eft yolu ile başka hesaba, buna göre faturalı işlemlerin de şüpheli olduğu hususlarının tespit edildiği, ancak mali bilirkişinin defter ibraz edilmemesi nedeniyle inceleme yapamadığı, bu kez mahkemenin davacı vekilinin de hazır bulunduğu 16/05/2023 tarihli celse ara kararı ile davacı şirketin 2008 ve 2009 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunması için davacı vekiline bir aylık kesin süre verildiği, ara kararın yerine getirilmesi akabinde ek rapor alınmasına karar verildiği; ancak verilen kesin süre içerisinde defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden ek inceleme yapılamadığı anlaşılmıştır.

Taraflar arasındaki üye işyeri sözleşmesi ile sözleşmenin feshedildiği 10/10/2010 tarihi itibariyle, ... Birliği tarafından yayınlanan “... Cihazları, Banka Kartları veya Kredi Kartlarının Amaç Dışı Kullanım Hallerinin Belirlenmesi ve Yaptırımlara İlişkin Mesleki Tanzim Kararlarının yürürlükte olmadığı, bu nedenle sözleşmenin haklı ve sözleşmeye uygun feshedilip edilmediğinin yine taraflar arasındaki sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, davacının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Taraflar arasındaki sözleşmenin 11/2 maddesi " üye işyeri bu sözleşmeyi dilediği zaman sebep göstermeksizin 6 ay öncesinde noter vasıtası ile bankaya ihbar etmek kaydı ile feshetmek hakkını haizdir. Banka yukarıdaki sürelere bağlı kalmaksızın sözleşmeyi dilediği zaman ve sebep göstermeksizin derhal hüküm doğuracak şekilde feshedebilir. Ayrıca banka üye işyerinin bu sözleşme hükümlerine uymaması nedeni ile sözleşmeyi fesih etmesi durumunda işyerinin BKM'ye bildirim hakkını saklı tutar. " hükmünün bulunduğu görülmüştür. Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 6.13 maddesinde ... kredi kartının yalnızca üye işyerinden mal/hizmet alımı amacıyla kullanılacağı, üye işyerinin kart hamiline nakit vererek, karşılığında mal hizmet alınmış gibi satış belgesi düzenleyemeyeceği, yine sözleşmenin 10.5 maddesinde, sözleşmenin amacının ... kredi kartı ve tüketici finansmanı ile sınırlı olduğu, üye işyeri ve çalışanları ile birinci derece sıhri hısımları tarafından gerçek olmayan nakit/ticari amaçlı kredi kartı ile yapmak istediği mal hizmet alımını nakit olarak alıp, kendi çalışan ve/veya birinci derece sıhri hısımlarının kredi kartını kullanarak işlem gerçekleştiremeyeceği hususlarının düzenlendiği, ... iddiasını ispat yükü davalı banka üzerinde olup, banka tarafından fiktif olduğu iddia olunan işlemlere ilişkin tüm işlem belgelerinin dosyaya sunulduğu, öncelikle davacının üye işyeri sözleşmesine göre kendisinden yapıldığını ileri sürdüğü ticari amaçlı toptan mal alımı için ... cihazını kullanamayacağı, yine bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde şüpheli işlemlerin büyük çoğunluğunun davacı şirket yetkilisinin eşi ve kardeşi ile gerçekleştirilmiş bulunması ve kredi kartından çekilen tutarların aynı gün kart hamillerince kart hesabına yatırılmış olması, tahsil edilen tutarların da aynı gün davacı tarafından bankadan tahsil edilmiş olması karşısında, yakın akrabalar ile yapılan işlemlerin fiktif olduğunun ve davacının ... cihazını ticari mal hizmet satışı için kullandığına yönelik banka iddialarının ispat olunduğu, aksini ispat yükünün bu kez davacıya geçtiği, davacının ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, bu nedenle ... iddiasında adı geçen ...'a ait kredi kartlarından çekilen ve gerçek alışverişe dayalı olduğu iddia olunan tutarlar bakımından, davacı defter ve kayıtlarında bu kişiler ile fiktif olduğu iddia olunan işlemlerin yapıldığı dönemlerin öncesinde ve sonrasında faturaya dayalı ve benzer tutarlarda alışveriş bulunup bulunmadığının, yine davacının ... iddialarına konu tutarların gerçekleştiği dönemlerdeki cirosu ile önceki ve sonraki dönem ciroları arasında dikkate değer farklılık bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, bu nedenle mahkeme ispatlanamayan davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/150, K. 2026/1315, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-150-e-2026-1315-k-f8969f4ee1b9