Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/937 E. 2026/1369 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/937
Karar No
2026/1369
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/937 Esas

KARAR NO : 2026/1369 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2019/1014 Esas- 2023/1167 Karar

TARİH: 28/12/2023

DAVA: Satış Sözleşmesine Konu Malın Ayıplı Olması Sebebiyle Bedel İadesi ve Tazminat

KARAR TARİHİ: 02/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bir tarafta ... Bankası A. Ş (Kiralayan Banka) diğer taraftan davacı firma (kiracı) olmak üzere taraflar arasında 06.06.2017 tarih ve ... sözleşme numarası ile ...model ... seri numaralı 30'luk ... makinasının kiralanması konusunda tarafların ... Sözleşmesi imzaladığı, Söz konusu makinayı davacıya kiralayan bankanın davalı firma .... Ltd. Şti. den satın alarak kiraladığı, Akabinde davacı firmanın söz konusu makinayı ticari saiklerle 20.06.2017 tarihinde ...Alt Kiralama Sözleşmesi ile ... .... Ltd. Şti. ne kiraladığı, söz konusu makinanın bu kullanım süresi içinde birçok teknik hata ve arıza vererek davacı firmayı ticari anlamda zora soktuğu, istenilen kara ulaşmasını engellediği, birçok kez makinanın üreticisi ve teknik destek sağlayıcısı ile iletişime geçildiği, bir çok kere servis alınmasına karşılık sorunun düzeltilemediği, en nihayetinde davalı firmanın kendilerini haklı bularak 20.12.2018 tarihinde fesih protokolü düzenleyerek kiralayan (banka), kiracı (davacı şirket) ve satıcının (davalı şirket) olduğu protokolde “...model ... seri numaralı 30' luk ... makinasının ayıplı çıkmasından ötürü söz konusu protokolün düzenlendiği, satıcının bu malları mevcut halleriyle kontrol ettikten sonra teslim aldığı, mallardaki ayıbı tespit ettiği, bu malların iadesi ile birlikte bankaya hitaben düzenlediği, 07.06.2017 tarihli fatura nedeniyle bankadan herhangi bir hak veya alacak talebinde bulunmayacağı, söz konusu fatura uyarınca banka tarafından kendisine ödenen tutarı bankaya iade ederek bilcümle haklarından peşinen feragat ettiği ve bankayı dönülmez bir şekilde ibra eylediğini” kabul ettiği, bunun yanında 20.12.2018 tarihli fesih protokolüne istinaden taraflar arasında 20.12.2018 tarihli bir tutanağın tanzim edildiği ve davacının söz konusu makineyi eksiksiz olarak iade ettiği, en nihayetinde davalı firma ile müzakerelerin başladığı, fakat ticari arabuluculuk faaliyetinden de sonuç alınamadığı, bununla yetinmeyen davalı firmanın gizli ayıbı her defasında inkâr ettiği, Makinedeki kusurun tespiti hususunda İstanbul 16.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/30 Değişik İş dosyası ile tespit davası açıldığı, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunda “Söz konusu makinenin çalışır vaziyette olduğu, ancak kullanımda bulunduğu firmanın makineden beklediği verimi almasına engel kusurunun bulunduğu, söz konusu kusurun basit onarım ile giderilebilecek arızalardan olmadığı, nihai takdirin Sayın Mahkemede olmakla birlikte söz konusu ayıbın gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği,” görüş ve kanaatine varıldığı, tüm bu anlatılanların yanında söz konusu makinenin alt kiralama sözleşmesi ile kiralandığı ... Ltd. Şti. tarafından da ihtarname keşide edilerek sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği ve istenilen verimin alınamaması nedeniyle 36. 000,- EURO tutarındaki bakiye borcu ödemeyeceğini beyan ettiği, söz konusu sözleşmenin fesih olmasında davalı firmanın kusurunun ortada olduğu, bu hususun alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini belirterek, taraflarından bankaya ödenmiş olan 22.500,- EURO (6,58 güncel kur) ve şimdilik 500-TL olarak ileriye dönük hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla malın iadesi ile söz konusu fesih olan sözleşmeden kaynaklı ticari kayıplarının davalıdan tahsil edilerek taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere ihtilafa konu makinenin davalı tarafından ... ... A. Ş. ye satılarak mülkiyetinin devredildiği, mülkiyeti iktisap eden banka ile davacı arasında kira ilişkisinin nispi bir ilişki olduğundan, kiradan kaynaklı ihtilaflar nedeniyle eski malik olan davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği, davanın zaman aşımı süresinde açılmadığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi davalının ihtilafa konu makineyi 06.07.2017 tarihinde sattığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte ihtilafa konu makine hakkında davacı iddialarının bir an için doğru olduğunun kabul edilmesi durumunda davanın TBK 231 de öngörülen sürede açılmadığı, buna göre ayıbın ne zaman çıktığına bakılmaksızın kanunda belirtilen 2 yıllık zaman aşımı süresinin 07.06.2019 tarihinde son bulduğu, usulden reddinin gerektiği, davacının taleplerinin gözetildiğinde davanın belirsiz alacak davası olarak açılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının her ne kadar talebinin açık olmasa da dava dilekçesinin konu kısmında ticari kazanç kaybı kalemine ilişkin daha sonra belirli hale getirmek üzere 500,- TL talep ettiğinin görüldüğü, davacının ihtilafa konu olayda zararının kendisi dışında biri tarafından tam olarak bilinmesinin mümkün olmadığı, makineden beklenen faydanın ne olduğu, bunun ne kadarının yerine getirilmediği ve bununla ne kadar zararın olduğunun davacı taflanından açıkça bilinen bir husus olduğu, bu hususlardan doğan zarara ilişkin tutarın belirli ve belirlenebilir olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının HMK ya aykırı olduğu, davacının dava dilekçesinde yer alan sonuç ve istem kısmında taleplerinin ne olduğunun anlaşılamayacağı, HMK 119 gereği dava dilekçesinde talep sonucunun açıkça bulunması gerektiği, olmadığı takdirde hâkimin bu hususun giderilmesi için süre vermesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, dava dilekçesinde talep sonucunun her ne kadar açık olmasa da dilekçe içeriğinde davacının iddia ettiği hususlardan alt kira sözleşmesine ilişkin zararların, dolaylı zararlar kapsamında olduğu, davacının davasında sözleşmeden dönerek edimin iadesi ve zararını talep ettiği, bu halde davacının sözleşmeden iade sonucu talep edebileceği zararın menfi zarar olabileceği, menfi zararın dönülen sözleşmeden dolayı uğranılan zarar olduğu, bu ihtimalde sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olacağı, sözleşmenin geçersizliğinden dolayı ise zarar görenin sözleşmeyi yapmak için yaptığı masrafların menfi zarar kapsamında kalacağı, bilindiği üzere sözleşme ilişkisinin sadece sözleşmenin tarafları arasında bir hukuki bağ oluşturduğu, bu bağlardan kaynaklanan hakların ve borçların sadece o sözleşmenin tarafları arasında geçerli olduğu, davacının ihtilafa konu makineyi alt kira sözleşmesi ile dava dışı şahıslara kiraya vermesi sonucunda uğradığını iddia ettiği zararın dolaylı zarar olduğu, dolaylı zararın menfi zarar kapsamında olmadığından karşı taraftan istenemeyeceği, davacının dava dilekçesinde tarif ettiği vaka oluşumunda açık çelişkiler olduğu, davacı tarafından “makine kullanım süresi içinde birçok kez teknik hata ve arıza vererek davacı firmayı ticari anlamda zor durumda bıraktığı, istenilen kara ulaşmasını engellediği” denilerek makineyi davacı firmanın kullanmadığı, hata/arızadan kaynaklı kullanımının sekteye uğraması nedeniyle kar mahrumiyet olduğunun ifade edildiği, ancak bu beyandan sonra davacının alt kira sözleşmesinin 20.06.2017 tarihinde (satımdan 14 gün sonra) imzalandığı, alt kiracının bu sözleşmeyi 18.12.2019 tarihinde tek taraflı feshettiğinin belirtildiği, bu iddialara göre davacının makineyi bankadan kiraladıktan hemen sonra dava dışı alt kiracıya devrettiği ve 18.12.2019 tarihine kadar makinenin alt kiracı tarafından kullanıldığı, ancak İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/30 D. İş dosyası ile yapılan tespitin davacının üretim mahallinde yapıldığı, tespitte davacı şirket yetkilisinin bulunduğu ve makinenin bu adreste yer aldığının bilirkişi raporu ile sabit olduğu, dava dilekçesinde makinenin kim tarafından, hangi tarihlerde kullanıldığı, kullanımdan dolayı kimin zarar gördüğünün anlaşılamadığı, bu nedenle davacının iddia ettiği hususlar ile sunduğu delillerin örtüşmediğinden, hatta çeliştiğinden ispat yükümlüğünün yerine getirilmediği, ayıptan dolayı uğranıldığı iddia olunan zararın ne şekilde oluştuğu (illiyet bağı) ve zararı kimin gördüğü davacı tarafından ispat edilemediği, İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi2019/30 D. İş sayılı dosyaya mübrez bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere ihtilafa konu makinenin ayıbının istenilen kalitede ürün üretemiyor olduğu, ihtilafa konu makinenin çalışabilir olduğu ve ürün üretebilir halde olduğu, makinenin başka ürünleri sorunsuz şekilde üretemeyeceği anlamına gelmediği, başka anlamda makinenin çokça ürün çeşidinden yalnızca bir tanesini istenilen seviyede üretemediği, bu ürün dışındaki ürünleri sorunsuz üretebileceği, makinenin tamamıyla kullanılamaz halde olduğu anlamına gelmeyeceği, davacının makine bedelinin tamamının iadesini talep ettiği, ayıptan dolayı tamamen kullanılamaz bir makine değil yalnızca belli ürünleri belli bir kalitede üretemeyen bir makinenin bedelinin tamamının iadesini talep etmenin hakkaniyete aykırı olduğu, davacının seçimlik hakkını kullanırken durumu haklı göstermemesi halinde TBK 227/4'e göre Hâkime takdir hakkı tanıdığı, buna göre çalışır ve üretim yapabilir vaziyette olan makinenin öncelikle ayıplı olup olmadığının tespiti, bu ayıp oranına göre satış bedelinden indirime gidilmesine karar verilmesini talep ettikleri, davacının dava dilekçesinde alt kira sözleşmesinden kaynaklı kira alacağından, makinenin ayıbı dolayısı ile bakiye 36.000 EURO tutarında bedeli tahsil edemediğini belirttiği, buna göre davacının alt kiracıdan belli tutarda kira alacağını tahsil ettiği, belli tutarda kira alacağını tahsil edemediğini belirttiğinin davacı tarafından ikrar edildiği, davacının satış bedelinin iadesi talebinin kabulünün haksız zenginleşme yaratacağı, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği üründen alt kira ilişkisi nedeniyle gelir elde ettiği, dava dilekçesinde çelişki nedeniyle ihtilafa konu makinenin kimin tarafından kullanıldığının anlaşılamadığı, makineyi sadece alt kiracı kullandı ise alt kira ilişkisinden kaynaklı elde edilen kira gelirinin mahsup edilmesiyle hesap edilecek zararın, Makinenin belli dönemde kiracı, belli dönemde alt kiracının kullanımında kaldı ise hem kullanımdan kaynaklı hem de elde edilen kiradan kaynaklı elde edilen gelirin mahsubu ile hesap edilecek gerçek zararın bilirkişi marifeti ile hesap edilmesi gerektiği, eğer makine ayıplı ise, öncelikle ürünün kullanılabilir olması nedeniyle ayıp oranında bedelden indirim yapılması, aksi ihtimalde satış bedelinin iade edilmesi için davacının makineden elde ettiği gelirlerin makinenin gerçek satış bedelinden mahsup edilerek gerçek zararın hesaplanması ve bu tutar üzerinden taleplere hükmedilmesinin gerektiği ifade edilerek; davalının taraf sıfatı bulunmadığından davanın usülen reddi, zaman aşımı nedeniyle davanın usulen reddi, talep sonucu açık olmayan dava dilekçesindeki eksikliğin tamamlanması için davacı tarafa 1 hafta süre verilmesi, dolaylı zarar kapsamında kalan talebin esastan reddi, seçimlik haklarından bedelin iadesi talebinin hakkaniyete uygun düşmediğinden YBK227/4 gereği ayıp oranında bedelde indirim yapılması, Sayın Mahkeme'nin aksi kanaati taşıyor olması halinde ve bedel iadesine karar verilecek ise davacının ihtilafa konu üründen bir şekilde elde ettiği kazancın satış tutarından mahsup edilerek gerçek zararın hesap edilmesi ve bu tutar üzerinden davalının sorumlu tutulması, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 28/12/2023 tarih ve 2019/1014 Esas- 2023/1167 Karar sayılı kararında;

Davanın ticari satıma ve davaya konu makinedeki ayıp sebebiyle malın iadesiyle bedelinin tahsili ve fesih olunan sözleşmeden kaynaklı ticari zararın tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafın düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davasını dava tarihindeki kuru esas alarak ıslah ettiği, yabancı para alacağına hükmedilen davalarda karar ve ilâm harcının ıslah tarihindeki döviz kuru üzerinden belirlenmesi gerektiği kanaatine varıldığından ıslah tarihindeki kur üzerinden harcın tamamlatıldığını ve davalı aleyhine vekalet ücreti dava tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplandığını, 06.06.2017 tarihli ... Sözleşme Nolu dava dışı ... ... A.Ş. İle davacı ... . Ltd. Şti arasında ... Sözleşmesinin yapıldığı, 20.06.2017 tarihinde Alt Kiraya Veren ... . Ltd.Şti ile

Alt Kiracı ... . Ltd. Şti. arasında Makine Alt Kiralama Sözleşmesinin tanzim edildiği, 20.12.2018 tarihinde ... ... A.Ş. ile ... . Ltd. Şti. arasında ... Sözleşmesi Fesih Protokolü düzenlendiği, protokolde özetle; ... ... A.Ş. ile ... . Ltd. Şti. arasında 06.06.2017 ve ... Sözleşme Numarası ile imzalanan ... Sözleşmesine konu Satıcı tarafından kiracıya teslim edilen ... Seri Numaralı ... Makinesinin malları ayıplı çıkarması nedeniyle işbu fesih protokolünün düzenlenmiş olduğu, arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde tarafların anlaşamadığı uyuşmazlık konularının ayıplı malın bedel iadesi talebi ve ayıplı maldan kaynaklı ticari kazanç kaybı talebi olduğu anlaşılmış, davaya konu taleplerin arabuluculuk sürecinde görüşülmüş olduğu, dosya arasında bulunan davaya konu makine üzerinde tespit talepli İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/30 D.İŞ dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda; "söz konusu makinenin çalışır vaziyette olduğu ancak kullanımında bulunduğu firmanın makineden beklediği verimi almasına engel kusurunun bulunduğu, söz konusu makinedeki kusurun basit onarım ile giderilebilecek arızalardan olmadığı, bu kapsamda söz konusu makinede bulunan kusurun nihai takdiri Sn. Mahkemede olmak üzere gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği " belirtildiği, dosya içerisinde bulunan Servis Raporlarına göre; davalı firmanın makine üzerinde 05/07/2017, 13/07/2017, 25/07/2017, 06/09/2017, 20/09/2017, 03/05/2018, 06/08/2018, 05/10/2018 tarihlerinde tamirat işlemleri yaptığı, her ne kadar davalı taraf davanın zamanaşımına uğradığı yönünde itirazda bulunmuş ise de son servis raporu ve dava tarihi göz önüne alındığında davanın zamanaşımına uğramadığının kabul edildiği, somut olayda bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere; 19/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda; makinenin gizli ayıp olduğu, makinenin Gizli Ayıbına rağmen ayıplı ve eksik kapasiteli üretilmiş olan ürünlerin değerlendirilip/değerlendirilmediği, ne şekilde değerlendirildiği, bu makinadan bu şekliyle elde edilmiş ürünlerden elde edilmiş olan bir mali değerin var olup olmadığının incelenmesi mümkün olmadığının belirtildiği, 03/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda; ... profili üretilmesi için alınmış bulunan dava konusu makinenin ne kadar süre ile sorunsuz çalıştırıldığı, kaç vardiya çalıştırıldığı ve benzer hususlar dosya içerisinde ki evraklardan anlaşılamadığı, gördüğü servis hizmetleri dolayısı ile ve deneme üretimi sırasındaki durumu göz önüne alındığında makineden

beklenilen imalat kalitesinin elde edilemediği ve mahallinde ki ve dava dosyasında ki beyanlara istinaden çalıştırılamadığı, bu hususta yeterli denetime sunulabilecek bir evraka dosya içerisinde ulaşılamadığı için dosya bu yönü ile değerlendirilemediği, söz konusu hatalı imalat ‘...’ profili imalatının imal edilen ürün itibariyle şekil itibariyle açık ayıp kapsamında olduğu, ayıba neden olan makine göz önüne alındığında makineyi kullananın halledemeyeceği bir husus olması dolayısı ile de (ayar ve/veya tasarım hataları dolayısı ile) makinede ki ayıp gizli ayıp olarak değerlendirildiğinin belirtildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/4068 esas, 2019/2268 karar sayılı ilamındaki gerekçeye göre mevcut olayımızda davacının meydana gelen zararı öğrendiği tarihten itibaren yetkili serviste tamir ettirdiği anlaşılmış olup, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun anlaşıldığı, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verilebilir, düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda satılanın gizli ayıbının ortaya çıkmasından sonra süresinde ihbarda bulunulduğu ve dosyada bulunan birden fazla servis raporları ve arızanın tekrar ettiği göz önüne alınarak, makinenin ekonomik amacına uygun olarak kullanılamayacağı kanaatine varıldığından davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi uygun görülerek davaya konu makinenin davalıya iade edilerek ,birlikte ifa kapsamında, 22.500Euro'nun yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki TC Merkez Bankası EURO döviz efektif kuru üzerinden TL karşılığının tahsili kaydı ile 20/12/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca EURO cinsinden yabancı paralara uygulanan faizin uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yine makinenin ayıplı olması sebebiyle davacının alt kiralama sözleşmesini feshettiği, bu yönde ticari zararının olduğu, sözleşme tarihinden itibariyle kiralama bedelini davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmış olup, hükme esas alınan bilirkişiler tarafından hesaplanan 195.949,90TL üzerinden talebin kabulüne karar verildiği, davalı vekilince 28/12/2023 tarihli celsede hakimin reddi talebinde bulunulduğu, HMK 41.maddesi red sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemiş ise red talebinin, reddi istenen hakim tarafından geri çevrileceğini düzenlemiş olup, hakimin reddini talep eden tarafın red sebebine ilişkin mutlak bir ispat vasıtası olarak delil göstermesi zorunlu olmayıp, red sebebine ilişkin emarelerin yeterli olduğu, dosya kapsamına göre, somut olayda red sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen sebeplerden olmadığı göz önüne alınarak davalı tarafın hakimin reddi isteminin hakimin reddi sebeplerinden olmadığı kanaatine varılarak HMK 41/1-b-c madde uyarınca geri çevrilmesine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu makinenin dava dışı bankaya devredilmesi sebebiyle davacı tarafından davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, taleplerin ve ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğradığını, menfi ve müspet zarara birlikte hükmedilemeyeceğini, makinenin ayıplı olmadığını ve davacı tarafından ciddi şekilde kullanıldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, dava konusu makinenin ne kadara satın alındığı ve ne kadar bedelin ödendiğinin incelenmediğini, davacının ticari defterlerinin incelenmediğini, bankacı bilirkişinin eksi inceleme yaptığını, davacının makineden sağladığı faydanın hükmedilen bedelden düşülmesi gerektiğini, kendileri tarafından ileri sürülen hususların bilirkişi ve mahkemece değerlendirilmediğini, kira bedelinin arabuluculuk görüşmesine dahil edilmemesine rağmen ek zarar olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, makine ödemesinin TL olarak yapılmasına rağmen yabancı para üzerinden hüküm kurulduğunu, Mahkemece istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususların yargılama aşamasında ileri sürülmesine rağmen değerlendirilmediğini, makine halen iade edilmemesine rağmen faiz işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, hakimin karardan önce görüşünü açıkladığını ve davacıya yol gösterdiğini, bu sebeple reddi talebinin geri çevrilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; davacı tarafından ... Sözleşmesi ile dava dışı bankadan kiralanan dava konusu makinenin ayıplı olduğu iddiasıyla makinenin iade edilerek bedelinin ve makinenin ayıplı olması sebebiyle uğranılan kar kaybı zararının davalıdan tahsili talebine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Somut uyuşmazlıkta dava konusu ... makinesinin dava dışı ... ... A.Ş.tarafından davalıdan satın alındığı, sonrasında davacı ile dava dışı ... ... A.Ş. arasından akdedilen 06/06/2017 tarihli ... Sözleşmesi ile dava konusu ... makinesinin zilyetliği davacıya devredildiği, davacı tarafından da alt kira sözleşmesi ile 20/06/2017 tarihinde dava dışı şirkete devredildiği, dava dışı banka tarafından davadan önce iş bu davanın açılması için davacıya muvafakat verildiği gibi davacı tarafından makine bedelinin ödenmesi sebebiyle mülkiyetinin davacıya geçtiği ve aktif husumetinin bulunduğu, yine makinenin davalı tarafından satışının gerçekleşmesi sebebiyle davalının da pasif husumetinin bulunduğu, dosyada bulunan servis kayıtları ile sabit olduğu üzere makinenin teslimden çok kısa bir süre sonra arızalanmaya başladığı, ilk servis kaydının 05/07/2017 tarihli olduğu ve bu tarihten sonra da çok kısa aralıklarla arızalanmaya devam ettiği ve davalı tarafından işlem yapıldığı ve giderilmediği, arızanın davalıya bildirilmesi üzerine bizzat davalının kendisi tarafından İstanbul 16. Sulh Mahkemesi aracılığıyla delil tespiti yaptırıldığı ve tespit sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda makinenin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, taraflar ve bankanın katılımı ile 20/12/2018 tarihinde imzalanan ... Sözleşmesi Fesih Protokolü uyarınca davalı tarafından makinenin ayıbı tespit ettiğini ve makineyi teslim aldığını belirttiği, ekindeki aynı tarihli tutanak ile de makineyi eksiksiz olarak ve olduğu haliyle ayıp ve kusuru ile birlikte kabul ederek teslim aldığını kabul ettiği dikkate alındığında makinenin ayıplı olduğunun ve iadesinin davalının kabulünde olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporları ile de makinenin ayar ve/veya tasarım hataları sebebiyle gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, fesih sözleşmesine, makinenin iadesine ilişkin tutanağa, kendisinin yaptırdığı delil tespitine ve servis kayıtlarına göre kabulünde olan ayıba ilişkin ayıp ihbarı süresinde yapıldığı gibi davalı tarafından aksinin ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi çelişkili davranış yasağı ve TMK 2 dürüstlük kuralına aykırı olduğu, tesliminden çok kısa bir süre sonra arızalanan makinenin arızasının sürekli bir şekilde devam ettiği, davalı tarafından giderilmediği, motor kısmında işlem yapıldığı ve revize edildiği dikkate alındığında davalının ağır kusurlu olduğunun ve zamanaşımı süresinden yararlanamayacağının kabulünün gerektiği, bunun yanında davalı tarafından ayıbın kabul edilerek makine üzerinde sürekli işlem yapıldığı, revize yapıldığı, arızanın düzeltilmesi için makinenin uzun süre davalı tarafından alıkonulduğu ve davacıda arızanın giderileceğine dair inanç oluştuğu gözetildiğinde zamanaşımı definin ileri sürülmesinin TMK'nın 2 maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu, arabuluculuk ikinci oturum tutanağında makine bedeli ve zarara ilişkin görüşme yapıldığının, yine son tutanakta ayıplı mal bedeli ve ayıplı maldan kaynaklı kazanç kaybına ilişkin görüşme yapıldığının belirtildiği, davacının dava dışı alt kiracı şirket ile akdettiği makine alt kira sözleşmesinin makinenin ayıplı olması sebebiyle feshedildiği gerekçesiyle talep ettiği kira bedelinin kazanç/kâr kaybı kapsamında kaldığı, dolayısıyla bu talep yönünden de arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği, alt kira sözleşmesinin bu sebeple feshedilmesinden dolayı davacının zarara uğradığının ve davacının incelenen ticari defter ve kayıtları ve banka kayıtları ve alt kiracı tarafından gönderilen ihtarname içeriğine göre dava dışı alt kiracı şirketten kira alacağını tahsil edemediğinin sabit olduğu, davacının dava dışı alt kiracıdan ödeme almamasının makinenin kısa bir süre sonra arızalanması ve sürekli arızalanması sebebiyle hayatın olağan akışına uygun olduğu, aksinin davalı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ... bedelinin Euro olarak düzenlenen ödeme planına göre yabancı para üzerinden ödendiğinin de dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı tarafından mevzuat gereğince Euro üzerinden düzenlenen faturada TL karşılığının da gösterildiği, bilirkişi raporlarında davacının söz konusu makineden fayda sağlamadığı tespit edildiğinden davacı alacağından mahsup edilecek bir bedelin bulunmadığı, davacı tarafından ayıplı makinenin satış bedelinin ve müspet zararının talep edildiği, menfi zarar talep edilmediği, dolayısıyla her iki alacağa birlikte hükmedilmesinin TBK'nın 227. maddesine uygun olduğu, davalının taraf olmadığı ... Sözleşmesi hükümlerini davacıya karşı ileri süremeyeceği, davalı tarafından tutanak ile makinenin teslim alındığı kabul edilmesine rağmen kendisinin davacıdan fiziken teslim almadığı, davacı tarafından makinenin ayıplı ve atıl durumda olması sebebiyle hali hazırda bir fayda sağlanmadığından Mahkemece faiz talebinin kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, Mahkemece Harçlar Kanunu 16 ve 30 maddeleri uyarınca değer esasına göre olan davalarda dava değerine göre nispi harcın tam olarak yatırılıp yatırılmadığını bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen inceleme ve eksik harç bulunması halinde tamamlattırma, tamamlanmaması halinde HMK 30 maddesi uyarınca işlem yapma yükümlülüğünün bulunduğu, yabacı para alacaklarında dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden dava tarihindeki kur, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihindeki kur dikkate alınarak harcın hesaplanması gerektiği, Mahkemece bu husus dikkate alınarak eksik harcın tamamlattırılması ara kararının yerinde olduğundan bu durumun davacıya yol gösterme olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, hüküm duruşmasına ilişkin 28/12/2023 tarihli tutanak incelendiğinde Mahkemece hüküm açıklandıktan ve duruşma tutanağı taraf vekillerine verildikten sonra başka bir dosyanın duruşmasının devamı sırasında davalı vekilinin duruşma salonuna tekrar girip beyanlarına itiraz etmesi üzerine Mahkemece tarafların beyanları tekrar alınarak aynı hükmün kurulduğu, bu durumda Mahkemece hükümden önce ihsası reyde bulunduğunun söylenemeyeceği, dosya kapsamı itibariyle hakimin reddi ve çekinme sebeplerinin oluşmadığı, davalı tarafından da buna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, davalı makinenin ayıplı olduğunu ve iadesini kabul etmesine ve bu hususlar uyuşmazlık konusu dahi olmamasına ve davacının defterlerinin incelenmesine rağmen sürekli raporlara ve ara kararlara itiraz ettiği ve hakimin reddi talebinde bulunduğu gözetildiğinde amacının yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu kanaatinin oluştuğu, bu sebeple Mahkemece HMK 41/1-b-c uyarınca hakimin reddi talebine ilişkin geri çevirme kararı verilmesinin de usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 351 maddesi delaletiyle 329 maddesinde düzenlenen kötü niyetli istinaf sebebiyle davalı aleyhine yargılama giderlerine ve disiplin para cezasına hükmedilmesi talebinin bu hususun takdire bağlı olması ve davalının kötü niyeti tespit edilemediğinden reddine karar verilmiştir.

Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-HMK'nın 351 maddesi delaletiyle 329 maddesinde düzenlenen kötü niyetli istinaf sebebiyle davalı aleyhine yargılama giderlerine ve disiplin para cezasına hükmedilmesi talebinin reddine,

3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 23.532,79 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 5.883,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.649,79 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/937, K. 2026/1369, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-937-e-2026-1369-k-c13871331271