Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1006 E. 2026/1459 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1006
- Karar No
- 2026/1459
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1006
KARAR NO: 2026/1459
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/02/2026
NUMARASI: 2024/1110 Esas - 2026/75 Karar
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ile davalı Davalı ...Anonim Şirketi vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...'den, ... plaka ile kullanmakta olduğu, . model, bayi çıkışlı aracını 19.02.2021 tarihinde .... Noterliği aracılığı ile satın aldığını, dava konusu aracın satın alınıp kullanılmaya başlandıktan sonra davalı ...'e düzenli olarak bakıma götürüldüğünü, müvekkilinin aracının 88.849 km olduğunda, araçta vites değiştirirken bir silkeleme oluştuğunu fark ettiğini ve aracı satın almış olduğu davalı şirkete servise götürdüğünü, ... tarafından 13.05.2024 tarihinde araçtaki vites sorunu sebebiyle aracını getirmiş olan müvekkiline, öncelikle kontrol edeceklerini, şanzımanın su almış olduğunu, bunun aracın kullanımı ve tüketici tarafından meydana gelemeyecek bir sorun olduğunu belirttiklerini, aracın hali hazırda bir sel felaketinde kalmamış yahut yoğun bir yağış dahi görmediğini, görse dahi araçların yağmura dayanıklı bir şekilde üretildiklerini, dava dilekçesi ekinde sunulan faturada belirtilen tamiratın yapıldığını, yapılan tamiratın garanti kapsamında yapılması ve ilgili davalı şirket tarafından gizli ayıp sebebiyle oluşan bu hasarın hiçbir bedel ödenmeden tamir edilmesi gerekirken faturada belirtilen tutarın müvekkilinden tahsil edildiğini, akabinde aracın düzelmediğini ve şanzımandaki arızanın devamı üzerine müvekkilinin birkaç kez yetkili servisi aradığını, servis yetkililerince aracın normal olduğunun aracın servise getirilmesine gerek olmadığı bilgisinin kendisine verildiğini, müvekkilinin aracını 03.04.2024 de davalı ...'e genel km bakımı için götürdüğünde herhangi bir problem gözükmediğine dair raporlanmasına rağmen bir ay içinde aracın şanzımanının su ile dolduğunu ve motora kadar suyun gidebileceğinin belirtildiğini, düzenli bir şekilde bakımları yaptırılan ve davalı şirketten sıfır olarak satın alınan 2021 model araçta bu şekilde büyük bir hasarın meydana gelmesinin araçta gizli ayıbın bulunduğunu kanıtladığını, müvekkilinin aracı bu haliyle kabul etmeyeceğini ve bu arızanın davalılar tarafından garanti kapsamında karşılanmasını talep etmişse de bu isteğinin kabul görmediğini, müvekkilinin aracı şanzıman problemi sebebi ile kullanamadığını ve şirketinin ticareti için elzem olması nedeni ile aracındaki şanzıman değişimini ...'te yaptırmak zorunda kaldığını, yapılan onarım sonucunda şanzımanın tamamen yenilendiğini ve müvekkilinin ilgili firmaya araçtaki gizli ayıp sebebi ile 180.000,00 TL ödeme yaptığını, tüm bu nedenlerle aracın öncelikle ayıpsız olarak yenisi ile değiştirilmesini, mümkün olmaması halinde müvekkilince bedellerinin ödendiği aracın onarımından kaynaklı fatura bedellerinin; şimdilik 30.000,00 TL olarak ileride arttırılmak üzere avans faiziyle kendilerine iadesine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı olarak kötüniyetle açıldığını, davacı tarafın davasının ve iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı taraf dava konusu aracı 19.01.2021 tarihinde satın ve teslim aldığını, garanti süresinin 2 yıl olduğunu bu sürenin 19.02.2023 tarihinde dolduğunu, huzurdaki davanın ise 30.12.2024 tarihinde açıldığını, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, davaya konu aracın davacı tarafa tam ve eksiksiz teslim edildiğini, yapılan araştırmada davacı tarafın periyodik bakımlarını yetkili servislerde düzenli yaptırmadığının tespit edildiğini, ...model aracın periyodik bakımının hangisi önce gelirse 10.000 km veya 1 yıl olduğunu, dava konusu aracın müvekkili şirketteki ilk bakımının 28.01.2022 tarihinde ve 16.327-km'de olduğunu, devam eden süreçlerde ortalama 20.000 km aralıklarla periyodik bakım için müvekkilinin servisine giriş yaptığını, periyodik bakımlarının yetkili serviste düzenli yapılmaması halinde üretici garantisinin geçerli olmadığını, araçta var olduğı iddia edilen şanzıman arızasının kullanıcı hatasından kaynaklandığını, dava konusu aracın kilometresi incelendiğin -de satın ve teslim alınmasının üzerinden neredeyse 4 yıl geçtiğini ve 13.05.2024 tarihi itibariyle yaklaşık 90.000 km kullanıldığını, davacı tarafın 03.04.2024 tarihinde müvekkili şirkete periyodik bakım için girdiğini, davacı tarafın beyanlarla aracın ayıplı olduğunu iddia ederek, kötüniyetli olarak haksız menfaat elde etmeye çabaladığını, haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... ( yeni ünvan ....) vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir problem bulunmadığını, aracın periyodik bakımlarının üretici firmanın belirlediği aralıklarda yapılmadığının tespit edildiğini, dava konusu araçta üretim kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacı yanın iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu aracın arıza tarihi itibariyle 3 yıldan uzun süredir kullanılmakta olduğunu, arıza tarihinde 88 bin kilometreden fazla yol katettiğini, 3 yıldan uzun bir sürede bu denli yüksek kilometre yapmış olan bir aracın, üretimden kaynaklı ayıplı olduğu ve servis girişinde garanti kapsamında onarımının yapılması gerektiğinden bahisle çeşitli taleplerde bulunulmasının hakkaniyete ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu aracın periyodik bakımlarının eksik olarak yapıldığını, dava konusu aracın ilk periyodik bakımının 28.01.2022 tarihinde ve 16.327 kilometredeyken yapıldığını, sonrasında gerçekleştirilmesi gereken bakımların ise ortalama 20.000 kilometre aralıklarla yapıldığını, üretici firmanın belirlemiş olduğu periyotlara riayet edilmediğini, dava konusu aracın arıza verdiği tarihte 88.849 kilometre yol yapmış olduğu ve ağır şartlar altında kullanılıyor olmasına rağmen yapılması gereken bakımların zamanında ve tam yapılmamış olması ve kullanıcı hatası nedeniyle arıza oluştuğundan, bununla birlikte garanti süresinin ve zaman aşımı süresinin de dolmuş olduğundan bahisle müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilme -sinde; davacı tarafça satın alınan ... plakalı aracın ayıplı olması nedeni ile ayıpsız misli ile değiştirilmesi, aksi halde onarım için yapılan masrafların satıcı davalı ... .... Şti ve ithalatçı firma olan... ... A.Ş.'den tazmini istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce dava konusu araç üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; aracın gizli ayıplı olduğu, ayıbın giderilebilir mahiyette olduğu tespit edilmiştir. Aracın satış ve alıcıya teslim tarihinin 19/02/2021 olduğu ve TBK'nın 231.maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 19/02/2023 tarihinde dolacağı, işbu davanın bu süre geçtikten sonra 30/12/2024 tarihinde açıldığı, her ne kadar TBK'nın 231/2 maddesinde satıcının satılanı ağır kusurlu olarak devretmesi halinde iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı belirtilmiş ise de; satıma konu aracın sıfır olarak satıma sunulan ve yurt dışından ithal edilen bir araç olduğu, aynı zamanda marka olarak da dünya çapında bilinirliği olan ve güven duyulan bir araç olduğu, araçta ortaya çıkan ayıbın ise bilirkişi raporları ile gizli ayıp olduğu, aracın kullanılmasıyla ortaya çıkacağının belirlendiği, bu durumda satıcının araçtaki ayıbı biliyor olmasının mümkün olmadığı, ayıbı gizlemek için herhangi hileli bir yola başvurulduğu da iddia ve ispat edilmemiş olduğundan satıcının ağır kusurundan bahsetme imkanı bulunmadığı(İstanbul BAM 43. HD 2023/346 Esas, 2025/695 Karar sayılı ilamı) ve bu durumda somut olay bakımından TBK'nın 231/2 maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı, TBK 231/1 fıkrası hükmünce satıcının iki yıllık zamanaşımı süresinden faydalanacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu araca ilişkin olarak, satış tarihinden itibaren kim tarafından, hangi süre ile ve hangi hususlarda garanti verildiği, bu garanti süresinin hangi tarihe kadar uzatıldığı ve uzatılmış garanti süresinden kimin ve hangi taleplere ilişkin olarak sorumlu olduğunun ve davalı ... ... A.Ş.'nin aracın ithalatçısı konumunda olduğu ve sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği, satım sözleşmesinde ayıptan doğan talep hakları kendisine karşı ileri sürülemeyeceğinden, garanti sözleşmesi kapsamında davacının talebinin anılan davalıya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğinin tespiti açısından garanti belgeleri celp edilmiş olup, ithalatçı firma olan davalı... ... A.Ş.'nin de 2 yıllık garantisinin olduğu, her iki davalı açısından da uzatılmış garanti süresi bulunmadığı anlaşılmış olup, TBK'nın 231. maddesinde yer alan zamanaşımı süresinin dava tarihi itibari ile her bir davalı yönünden geçtiği, davalılarca süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, zamanaşımını kesen başkaca bir sebep de bulunmadığı görülmekle, davanın her iki davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davayı konu aracın teslimden sonra düzenli bakım ve servis süreçlerinden geçirilmiş; buna rağmen 88.849 km’de vites geçişlerinde silkeleme ve sürüş güvenliğini etkileyen sorun ortaya çıktığını, davalı yetkili serviste yapılan kontrolde şanzımanın su aldığı belirtilmiş, bunun kullanıcı kaynaklı olamayacağı ifade edildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun, iddialarını esaslı biçimde doğruladığını, kararın TBK m.231/son istisnasını “dünya markası” gibi hukuk dışı bir varsayımla bertaraf ederek açık hataya düştüğünü, mahkemenin TBK m.231/son (satıcının ağır kusuru halinde 2 yıllık zamanaşımından yararlanamaması) hükmünü uygulamadığını, ağır kusurun, yalnız “ayıbı bilerek satma” olmadığını, “dünya çapında bilinirlik” ağır kusurun yokluğunu ispatlayan bir karine olmadığını, mahkemenin, kanun maddesinin aradığı hukuki testi yapmadan, dosyaya özgü teknik olguyu “marka güvenilirliği” ile peşinen bertaraf ettiğini, bunun gerekçenin yerini alan bir varsayım olduğunu, hukukî denetime elverişli olmadığını, kararın “gizli ayıp vardır” deyip “ağır kusur yoktur” sonucuna, hiçbir somut teknik/organizasyon incelemesi yapmadan sıçradığını, mahkemenin, tbk m.231/son’u uygulamamak için “hile ispat edilmedi” dediğini; oysa ağır kusur ile hilenin aynı şey olmadığını, mahkemenin zamanaşımını teslim tarihinden başlatmış ve 2 yıl dolduğu için reddettiğini, bunun, tbk m.231/1’in kuralı olduğunu, ancak kuralın hemen yanında istisna olduğunu ve tbk m.231/son: ağır kusur halinde 2 yıl uygulanma, denildiğini, somut olayda: arıza “eşanjör delinmesi → şanzımana su karışması” gibi teknik ve esaslı bir arıza olduğunu kullanıcı hatası olmadığını, imalat hatasına dayalı olduğunu, zarar doğrudan ayıptan kaynaklı olup, bu tespitler varken “ağır kusur olamaz, çünkü dünya markası” gerekçesinin, tbk m.231/son’a karşı hukukî bir cevap olmadığını, dünya markasının aracında bu şekilde araçta mevcut olan ağır ve gizli ayıp var iken tüketicinin bunu ayıp ortaya çıkmadan fark etmesi ve bilmesi gerektiğini iddia etmek hiçbir hukuki çerçeveye sığmadığını
beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ...Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; konusu para ile ölçülebilen davalarda araç değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, dava konusu aracın fatura bedeli üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını ve aracın fatura değeri üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretinin davacı tarafından ödenmesi yönünde düzeltilmesi ve de tarafımız ve tüm davalı tarafları lehine ayrı ayrı vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, satılanın ayıplı olması nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişimi, olmadığı takdirde onarım bedelinin tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, satıcının ağır kusurlu olup olmadığı ve davalı lehine takdir edilecek vekalet ücretinin miktarı noktasındadır.
Davacı şirket, davalı ... Limited Şirketi'nden 19/02/2021 tarihli faturaya göre ... plakalı aracı 363.660,40 TL bedelle satın almıştır.
Davacı tarafça, ayıplı olması nedeniyle satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi olmadığı takdirde onarım bedelinin ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalılar diğer savunmaların yanı sıra zamanaşımı definde bulunmuşlardır.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi).
Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).
Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Ayrıca, ayıba karşı tekeffül hükümleri alıcı ile satıcı arasında geçerlidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 231/1. Maddesine göre, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Anılan maddenin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre ise, satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
İki yıllık süre, ayıp ister açık ister gizli olsun, ayıbın görülmesiyle değil satılanın alıcıya devriyle birlikte işlemeye başlar.
Alıcının ayıbı tespit edememesi iki yıllık sürenin işlemeye başlamasını engellemez. Satıcının satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu, özellikle kasıtlı veya ağır ihmalli, mesela alıcıyı aldatmış ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz(Fikret Eren, Borçlar Hukuk Özel Hükümler, 9. baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2021, s. 127, 129.)
Davacı, dava konusu aracı davalılardan ... Limited Şirketi'nden 19/02/2021 tarihinde satın almış olup, davalı satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri gereği sorumluluğu 19/02/2023 tarihinde dolmuştur. Davalı ... Limited Şirketi'nin satış tarihi itibariyle satıcı/bayi olup aracın üreticisi olmaması, iddia olunan ayıbı bilerek ya da ağır kusuru ile aracı sattığının iddia ve ispat edilmemesi karşısında satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Ayıbın gizli olması(gizli ayıp) ile ayıbın gizlenmesi aynı olmayıp, gizli ayıbın söz konusu olması dahi tek başına satıcının ağır kusurlu olduğunu ispata yeterli değildir.
Bu nedenle, eldeki davada TBK'nın 231/2. Maddesinin uygulanma şartları bulunmadığından davalı satıcı ... Limited Şirketi iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanacaktır. Buna göre dava konusu araçta 13/05/2024 tarihinde 88.849 km'deyken meydana gelen şanzıman arızasından kaynaklı davanın açıldığı 30/12/2024 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi geçmiş olup, davalı satıcı ... Limited Şirketi'nin iddia edilen ayıptan sorumlu tutulması mümkün değildir.
Davalı ...Anonim Şirketi(...A.Ş.) ise aracın satıcısı olmadığından dava konusu şanzıman arızası nedeniyle davacıya karşı ayıba karşı tekeffül hükümleri gereği sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu davalı tarafından araca 2 yıl garanti verilmiş ise de dava konusu aracın şanzıman arızası verdiği tarih itibariyle garantisi dolmuş durumdadır. Bu nedenle, garanti süresinden sonra ortaya çıkan arıza nedeniyle davalı ...Anonim Şirketi'nin garanti sorumluluğu da bulunmamakta -dır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacının aracını tamir ettirmesi nedeniyle aracın misliyle değişimini talep edemeyecek olması nedeniyle feri talep olan onarım bedeli esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesine ve ret sebebinin ortak olması(A.A.Ü.T.'nin m. 3/2) nedeniyle davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin ve davalı ...Anonim Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili ile davalı ...Anonim Şirketi istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı ...Anonim Şirketi tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/07/2026