Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/535 E. 2026/1406 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/535
Karar No
2026/1406
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/535 Esas

KARAR NO : 2026/1406 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2022/1038 Esas - 2023/1078 Karar

TARİH: 26/12/2023

DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı firmadan 0 km anahtar teslimi ...Ticari servis minibüs aracı satın aldığını, silecek suyu koymak için motor kaputunu açtığında sağ ön çamurluk kaportası kısmının diğer çamurluktan farklı olduğunu fark ettiğini, aracı davalıya götürmüş ise de olumsuz cevap aldığını, bu sebeple aracın yenisiyle değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davalı müvekkil şirket yetkili ... bayisi olduğunu, araç markasının Türkiye distribütörü ise ... A.Ş. olduğunu, müvekkiline satılan araçların buradan temin edilmekte olduğunu, bu nedenlerle davanın HMK 61. madde ve devamınca düzenlenen hükümler gereği Türkiye distribütörü ... A.Ş.'ye ihbar edilmesi gerektiğini, davaya sebep uyuşmazlığın temelini ticari satım oluşturmakta olduğunu, davacının iddia ettiği gibi aracın sağ ön çamurluk kaportasının bir kısmında ayıbın varlığından bahsedebilmesi ve davalı müvekkili şirketin sorumlu tutabilmesi için üzerine düşen muayyene sorumluluğunu yerine getirmiş olması gerekmekte olduğunu, Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu gereği alıcı satılan malı sekiz gün içerisinde incelemek ve malın ayıplı olduğunun anlaşılması üzerine bu durumu satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğunu, eğer alıcı devraldığı malı gözden geçirmez ve bildirimde bulunma yükümlülüğünü yerine getirmezse satılan malın kabul edilmiş sayılacağı Borçlar Kanunu hükümleri gereğince ortada olduğunu, Dilekçe ekinde sundukları araç teslim tutanağından da anlaşılacağı üzere davacının aracı 20/12/2013 tarihinde teslim almış ve bu durumun davacı yanca imza altına alınarak araç teslimi yapılmış olduğunu, davacının ise dava dilekçesinde de belirttiği gibi aracı kontrol tarihi 28/02/2014 olduğunu, 04/03/2014 tarihinde davalı müvekkiline başvuruda bulunmuş olduğunu, dolayısıyla davacının yerine getirmesi gereken muayyene ve ihbar külfetinin zamanında yerine getirilmediğinin açık olduğunu, aracın sıfır kilometre olarak davacı yana teslim edilmiş olduğunu, karşı yanın iddia ettiği gibi herhangi bir ayıpta bulunmamakta olduğunu, teslim anında dahi görülebilecek bir ayıptan bahseden davacının satış esnasında bir şikayetinin dahi bulunmamış olduğunu, aracın sıfır km, hatasız ve masrafsız bir şekilde davacıya tesliminin yapıldığının ortada olduğunu, ayrıca ekte sundukları 04/03/2014 tarihli iş emrinde, davalı müvekkilin servisinde yapılan incelemelerde aracın sağ ön çamurluğunda orijinal olmayan ve yetkili servis prosedürüne uymayan kaporta ve boyama işlemi yapıldığını, dolayısıyla aracın davacının elinde iken kaza yaptığı ya da yetkili servis dışında başka bir işleme maruz kaldığının ortada olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 26/12/2023 tarih 2022/1038 Esas - 2023/1078 Karar sayılı kararında; Dava; satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında; satıma konu aracın yenisi ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde değer ve iş kaybının ödenmesi talebine ilişkin davadır. (...)

SBGM'den gelen cevaba göre; davaya konu ... şase nolu aracın trafiğe çıktığı tarih olan 02/01/2014 tarihinden sonraki ilk kazasının 22/06/2014 tarihinde olduğu, dolayısıyla yetkili servis tarafından tutulan 04/03/2014 tarihli "araçta yetkisiz servis tarafından kaporta boya işlemi yapıldığına dair tutanak" öncesinde kaza kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Tacirler arası ticari satış ilişkilerinde uygulanan TTK'nun 20/1-c bendi uyarınca; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.

TBK'nun 223 maddesi; " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.

Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmünü; havidir.

Kaldırma ilamından önce alınan her iki bilirkişi heyet raporunda da; davaya esas hasarlı çamurluğun satıştan önce hasarlandıktan sonra değiştirilip boyanarak taşıtın davacıya teslim edildiği, aksinin davalı tarafça ispat edilemediği yönünde kanaat bildirilmiş olup, bu kanaatin teknik ve bilimsel dayanakları raporlarda açıklanmamış ise de; davalı yan gerek cevap dilekçesinde gerekse ilk ikinci bilirkişi heyet raporlarına itiraz dilekçelerinde, dava konusu aracın hasarsız teslim edildiğini, teslim ile aracın ilk servise getirildiği tarih arasında davacı tarafından aracın hasarlı hale getirilerek yetkisiz serviste tamirat yapılmış olabileceğini, öte yandan dava konusu ayıbın gözden geçirme ile anlaşılabilecek açık ayıp olduğunu ileri sürmüştür. Dosyaya mübrez davacının imzasının bulunduğu araç teslim tutanağında aracın hasarsız teslim alındığı yazılı olmakla birlikte, aracın teslim sırasında davacı tarafından muayene edildiğine dair bir kayıt mevcut değildir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu aracın bazı kısımlarının mevcut boyasının üstüne tekrar boya çekilmek suretiyle sonradan boyandığı, davaya konu aracın servise götürülmeden önce tramer kaydının bulunmadığı, bu itibarla tüm bilirkişi raporları da dikkate alınarak, davaya esas hasarlı çamurluğun satıştan önce hasarlandıktan sonra değiştirilip boyanarak taşıtın davacıya teslim edildiği, bu şekilde macun işlemi olmadan, yedek parçanın sadece boyanarak takılması veya hasarlı parça üzerindeki boyanın sökülerek yeniden boyanması durumunda, işçilik kalitesine bağlı olarak takılan parçanın boya kalınlık değerleri orijinal parça ile uyumlu olduğundan, sonradan takılan parçanın orijinal veya yan sanayi yedek parça olup olmadığının göz ile muayene veya boya kalınlık ölçümü ile ayırt edilemeyeceği, meslek ve sanat itibarıyla kaporta/boya uzmanı olmayan ortalama bir kişinin bu durumu fark etmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, araçtaki gizli ayıbın satıştan sonra oluştuğuna ilişkin bir delil de bulunmadığına göre aracın satılırken gizli ayıplı olarak satıldığının kabul edilmesi gerektiği, bu durumda da TBK'nın 225/1.maddesinin uygulama imkanı bulacağı anlaşılmakla; aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine dair talebin kabulüne, aracın serviste kaldığı süre için davacının oluşan kazanç kaybı talebinin yapılan hesaplama doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur "gerekçesi ile,

A-Davacının davasının aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebi yönünden KABULÜ İLE;

1-2014 model ... marka-model ticari aracın davalı tarafından ayıpsız olan misliyle değiştirilerek davacıya verilmesine, ... plakalı davacı tarafından alınan aracın davalıya iadesine, edimlerin birlikte ifasına, (...)

B-Davacının davasının kazanç kaybı talebi yönünden KISMEN KABULÜ İLE;

1-2.625,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

2-Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, ilk derece mahkemesinin olaya uygun gerekçe göstermediğini, davacının açık ikrarını yok sayarak, meslek ve sanat itibarıyla kaporta/boya uzmanı olmayan ortalama bir kişinin bu durumu fark etmesinin mümkün olmadığını ifade ederek davayı kabul ettiğini, ancak dava dilekçesinde kaportadaki durumun gözle görülebilir olduğunun "...silecek suyunu doldurmak için motor kaputunu açtığımda sağ ön çamurluk kaportası kısmının diğer çamurluktan farklı olduğunu fark ettim...." şeklindeki davacı ikrarı ile sabit olduğunu, bizzat davacı vekilinin 23.03.2017 tarihli 6. celsedeki "....müvekkilimin bu konudaki ilgisi ve tecrübesi bu ayıbı görebilmesini sağlamıştır...." şeklindeki ifadesinin de iddia olunan ayıbın fark edilebilecek nitelikte açık olduğunu ortaya koyduğunu, davayı kabul etmemek kaydı ile davacının iddia ettiği ayıp görüldüğü üzere açık ayıp olup, hem dava dilekçesindeki ikrar, hemde davacı vekilinin beyanları ile satış sırasında görülmeme olasılığı bulunmadığını, mahkemenin aracın gizli ayıplı olduğuna dair gerekçesinin hatalı olduğunu, açık ayıp söz konusu olmasa bile, malı satın ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle, malın ayıplı olduğunun tespit edilmesi halinde bu ayıbı aynı süre içinde TTK 18/3 fıkrasına uygun şekilde bildirmekle yükümlü olduğunu, davacının TTK 23/1-c ve TTK 18/3 madde hükümleri gereği davalıya ihbar ve ihtarda bulunmadığını, satış ve teslimin yapıldığı tarihten çok sonra 04/03/2014 tarihinde müvekkilinin servisine götürdüğünü, süresi içerisinde bildirim yapılmadığı için ayıp sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararları talep edemeyeceğini, aracın davacıya sonradan boyanmış olarak satıldığına dair hiçbir delil bulunmadığı gibi, ne zaman ve hangi olaydan dolayı kaynaklandığı belli olmayan boyadan davalının sorumlu tutulamayacağını, teslim anında dahi görülebilecek bir ayıptan bahseden davacının satış esnasında bir şikayeti bulunmadığını, 20.12.2013 tarihli araç teslim tutanağı ile aracın ayıpsız bir şekilde davacıya teslim edildiğinin taraflarınca ispatlandığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu,

Dava konusu araçta, misli ile değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir ayıp bulunmadığını, mahkemece semenin tenzili yoluna gidilmesi gerektiğini, seçimlik haklar hususunda anlaşamayan taraflarca açılan davalarda, hakim tarafından bu hakların sınırlandırılabileceğini, feshin satıcıya getireceği zarar ile alıcının bundan elde edeceği yarar arasında açık bir oransızlık bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, kabul kararı ile davalı şirketin, aracın değeri nispetinde uğrayacağı zarar ile davacı tarafın elde edeceği yarar arasında oransızlık meydana geldiğini, ilk derece mahkemesince semen tenzili yoluna gidilmesi ve davacı yan bakımından aracın kullanıldığı süre nazara alındığında araçta meydana gelen değer kaybının tespit edilerek davalı şirkete iadesi gerektiğini, TBK 227/4 maddesinde Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilceğinin, 227/5 maddesinde ise satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcının, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanıbileceğinin düzenlendiğini, TBK 227/5 maddesi uyarınca davacının aracın misli ile değişim talebinde bulunabilmesi için araçtaki eksikliğin satış bedeline çok yakın olması gerektiğini, dava konusu aracın kaportasındaki basit bir civatanın farklı olmasından bahisle değişim kararı verilmesinin araçtaki eksiklik satış bedeline yakın olmadığından hakkaniyete uygun düşmediğini,

TBK'nun 229 maddesi uyarınca; satış sözleşmesinden dönen alıcının, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlü olduğunu, iade süresi zarfında davacı yanca kullanılmış araçta değer kaybı oluştuğunu, aksi durumun davacı lehine sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini, davacı tarafın davaya konu aracı kullandığı süre içinde araçta meydana gelen değer kaybının tespit edilerek bu bedelin davalıya iadesi gerektiğini, aracın 2013 yılında satışının yapıldığı, karar tarihine kadar 10 yıldan fazla kullanıldığı dikkate alındığında aracın ayıpsız misli ile değişimine hükmedilmesinin TMK 2. maddesindeki hakkaniyet ilkesine aykırı olacağını, aracın dava tarihine kadar hangi koşullarda ve nasıl kullanıldığının bilinmediğini, dolayısıyla satın alınıp iyice eskitilen bir aracın gizli ayıplı olduğundan dolayı ayıpsız misli ile değişim kararı verilmesinin taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesini bozacağını,

Davayı kabul etmemek kaydıyla; ayıp oranında bedel indirimi ve ücretsiz onarım hakkının da değerlendirilmesi gerekir iken ilk derece mahkemesince bu seçenekler üzerinde durulmadan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,

Davacının kazanç kaybına ilişkin verilen hükmün de hatalı olduğunu, aracın davacı talebi doğrultusunda davalı servisine getirildiğini ve talebi doğrultusunda davalı servisine bırakıldığını, davacının kendi rızasına dayanan bir işlem neticesinde davacının kazanç kaybına uğradığından bahsedilemeyeceğini, belirlenen 2.625,00-TL kazanç kaybının neye göre hesaplandığının, hangi baremler esas alınarak bu miktara ulaşıldığının da belli olmadığını,

Görevsizlik, yetkisizlik, veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine de o mahkemenin hükmedeceğini, davacının ilk olarak davasını İstanbul Anadolu 3. Tüketici Mahkemesi'nde açtığını, ancak 2014/405 E. - 2014/237 K. sayılı dosya ile görevsizlik kararı verildiğini, dosya görevli ticaret mahkemesine gönderildiğine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca görevsizlik kararına bağlı olarak da tarafları lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, bu konuda hüküm kurulmadığını,

Dava konusu araçların üretim aşamasındaki boyama işlemlerinin, işçiler tarafından değil, boyama işlemi için üretilmiş ve geliştirilmiş makineler tarafından gerçekleştirildiğini, ancak aracın trafiğe çıktıktan sonra nerelerde, ne şekilde kullanıldığının önem arzettiğini, uyuşmazlıktaki en önemli noktanın ayıbın niteliği olduğunu, davacı ikrarı ile bu ayıbın gözle görülebildiğine kuşku bulunmadığını, davaya konu araçta imalata dayalı bir hata olmamakla beraber, ihtimal ve olasılıklardan uzak hakkaniyet doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini,

İleri sürerek; izah edilen ve re’sen dikkate alınacak sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında; satıma konu aracın yenisi ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde değer ve iş kaybının ödenmesi talebine ilişkin olup, mahkemece gözden geçirme ve ihbar yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, dairemizin 2020/1372 esas, 2022/1804 karar sayılı kararı ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda aracın misli ile değişimi ve kazan kaybına dayalı maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Tüketici mahkemesinde açılan davanın görevsizlik kararı ile ticaret mahkemesine geldiği, mahkeme ara kararı uyarınca davacıya dava değerini belirlemesi ve harcı ikmal etmesi için süre verildiği, davacı yanın 95.000,00-TL bedelle satın aldığı aracın yenisi ile değiştirilmesini bu kabul görmez ise 20.000,00-TL değer ve iş kaybı talep ettiğini beyan etmiştir. Harç 95.000,00-TL üzerinden ikmal edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde davalıdan satın aldığı sıfır km minibüs tipi ticari servis aracını 02/01/2014 tarihinde trafiğe çıkardığını, 28/02/2014 tarihinde silecek suyu koymak için kaputu açtığında, aracın sağ ön çamurluk kaporta kısmının diğer çamurluktan farklı olduğunu farkettiğini, aracı 04/03/2014 tarihinde yetkili servise götürdüğünü ve servis tarafından yapılan inceleme sonucu kendisine olumsuz cevap verildiğini ileri sürerek aracın yenisi ile değiştirilmesini talep etmiştir.

Mahkmece kaldırma ilamı öncesinde araca ait fatura, teslim tutanağı, tüm servis kayıtları ve servis faturaları, trafik tescil kaydı dosya arasında alınmış, araç üzerinde keşif yapılarak makine mühendisi ve hukukçu bilirkişi marifetiyle 10/01/2017 havale tarihli rapor alınmıştır. Raporda, aracın sağ ön çamurluğunu bağlayan cıvatanın farklı ve cıvata başlarının kalın olduğu, boya ve macun yapıldığı, yapılan kalın boya ve macunun çatladığı, bu tespitlerin aracın sağ ön çamurluğunun hasarlandığını, orijinal olmayan yetkili servis dışında kaporta ve boyama işlemi yapıldığını gösterdiği, sıfır km araç satışlarında genellikle yetkili satıcı firma servisinde kontrol yapılarak aracın teslim edildiği, hiçbir alıcının aracı alırken gözden geçirmediği, araçta tespit edilen ayıbın da araç teslim alınırken dışarıdan bakarak anlaşılacak türde olmayıp gizli ayıplı olduğu, dava konusu aracın satıştan önce sağ ön çamurluğundan taşıma esnasında hasarlandığı ve yetkili olmayan serviste özensiz biçimde tamir edilerek davacıya teslim edildiği kanaati bildirilmiştir.

Tarafların itirazı üzerine mahkeme İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi bilirkişilerden oluşturulan heyet marifetiyle laboratuvar ortamında keşif ve inceleme yaptırılmış, 28/02/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ayıplı olduğu iddia edilen sağ ön çamurluk üzerinde yapılan incelemede, motor bölgesindeki üç adet bağlantı cıvataları üzerindeki izlere göre cıvata başlarına fırça ile rötuş boya uygulandığı, çamurluk üzerinde ölçülen boya kalınlık değerleri ve homojen dağılımına göre macun ile tamirat yapılmadığı, hasarlanan orijinal sağ ön çamurluğun sökülerek yerine yedek parça yeni çamurluğun boyanarak sonradan takıldığı, satış öncesindeki lojistik işlemlerinde veya yetkili servisteki operasyonlarda nadiren de olsa taşıtların hasara uğrayabildikleri, davaya esas hasarlı çamurluğun da bu şekilde satıştan önce hasarlandıktan sonra değiştirilip boyanarak taşıtın davacıya teslim edildiğinin anlaşıldığı, bu şekilde macun işlemi olmadan, yedek parçanın sadece boyanarak takılması veya hasarlı parça üzerindeki boyanın sökülerek yeniden boyanması durumunda, işçilik kalitesine bağlı olarak takılan parçanın boya kalınlık değerleri orijinal parça ile uyumlu olduğu, sonradan takılan parçanın orijinal veya yan sanayi yedek parça olup olmadığının ise göz ile muayene veya boya kalınlık ölçümü ile ayırt edilemediğini, meslek ve sanat itibarıyla kaporta/boya uzmanı olmayan ortalama bir kişinin bu durumu fark etmesi mümkün olmadığı için, davaya esas ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, buna göre davalı ve ihbar olunan tarafların “araçta açık ayıp olduğu” iddiasının heyet tarafından doğru bulunmadığı kanaati bildirilmiştir.

Her iki bilirkişi heyet raporunda da; davaya esas hasarlı çamurluğun satıştan önce hasarlandıktan sonra değiştirilip boyanarak taşıtın davacıya teslim edildiği, aksinin davalı tarafça ispat edilemediği yönünde kanaat bildirilmiş olup, bu kanaatin teknik ve bilimsel dayanakları raporlarda açıklanmamış ise de; davalı yan gerek cevap dilekçesinde gerekse ilk ikinci bilirkişi heyet raporlarına itiraz dilekçelerinde, dava konusu aracın hasarsız teslim edildiğini, teslim ile aracın ilk servise getirildiği tarih arasında davacı tarafından aracın hasarlı hale getirilerek yetkisiz serviste tamirat yapılmış olabileceğini, öte yandan dava konusu ayıbın gözden geçirme ile anlaşılabilecek açık ayıp olduğunu ileri sürmüştür. Dosyaya mübrez davacının imzasının bulunduğu araç teslim tutanağında aracın hasarsız teslim alındığı yazılı olmakla birlikte, aracın teslim sırasında davacı tarafından muayene edildiğine dair bir kayıt mevcut değildir.

Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında dava konusu aracın tüm kasko ve sigorta poliçesi bilgileri ile hasar kayıtları Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden celbedilmiş olup, gerekçede belirtildiği üzere aracın trafiğe çıktığı tarih olan 02/01/2014 tarihinden sonraki ilk kazasının 22/06/2014 tarihinde gerçekleştiği, aracın davacıya teslim tarihi olan 20/12/2013 tarihi ile davalı yetkili servisine götürüldüğü 04/03/2014 tarihi arasında herhangi bir kazasının bulunmadığı anlaşılmıştır. TTK'nun 23/1-c bendi uyarınca ticari satışlarda olağan bir muayene ile görülemeyecek ayıplarda alıcının sekiz gün içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi zorunlu ise de; TBK'nun 225/1 fıkrası uyarınca; ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, davacı tarafından aracın 04/03/2014 tarihinde götürüldüğü davalı yetkili servisi tarafından dava konusu aracın sağ ön çamurluğunda orijinal olmayan ve yetkili servis prosedürüne uymayan kaporta ve boya işlemi yapıldığına dair tespit tutanağı tutulmuş ise de, teslim tarihi ile aracın servise giriş tarihi arasında aracın, bu işlemlerin yapılmasını gerektirir hasara uğradığına dair bir delil bulunmadığı, her iki bilirkişi heyeti tarafından hasarlı çamurluğun şekilde satıştan önce hasarlandığı ve akabinde değiştirilip boyanarak taşıtın davacıya teslim edildiği kanaatinin bildirildiği, bu durumun satıcı açısından ağır kusur teşkil edeceği, dolayısıyla araçtaki ayıp açık ayıp olsa dahi davalının TTK'nun 225/1 fıkrası uyarınca muayene ve ihbar külfetinin süresinde yerine getirilmediği savunmasına dayanamayacağı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davacı tarafından servis taşımacılığında kullanılan dava konusu aracın 04/03/2014 tarihinde davalı yetkili servisine bırakıldığı, mahkemece kaldırma ilamı öncesinde aldırılan 11/06/2019 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda aracın serviste kaldığı süre nedeniyle davacının kazanç kaybının 2.625,00-TL olarak belirlendiği, aracın ayıp nedeniyle servise bırakıldığı nazara alındığında, davalının davacı tarafından aracın kendi iradesi ile servise bırakıldığına, kendi rızası ile yaptığı işlem nedeniyle davacının kazanç kaybı talep edemeyeceğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacının TBK'nun 227/2 fıkrası uyarınca müspet zarar mahiyetindeki bu zararını davalıdan talep edebileceği sonucuna ulaşılmıştır.

6100 Sayılı HMK'nun 331/2 fıkrası uyarınca görevsiz mahkemede açılmış davada verilen görevsizlik kararı sonrası, talep üzerine davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilir. Görevli mahkemede devam eden dava görevsiz mahkemede devam eden davanın devamı mahiyetinde olup, görevsizlik kararı yönünden ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez. Bu nedenle davalı yanın, görevsizlik kararı nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.

TBK'nun 227/1 fıkrasının alt bentlerinde alıcının ayıptan doğan seçimlik hakları düzenlenmiş olup, alıcı bu haklarından herhangi birini kullanabilecek ise de; sözleşme taraflarından alıcının yanında, bu seçimlik haklardan birinin kullanılmasının sözleşmenin diğer tarafı olan satıcı için de orantısız güçlükleri de beraberinde getirmemesi zorunludur. Dava konusu aracın sıfır km olarak 95.000,00-TL bedel ile satın alındığı tartışma konusu değildir. Mahkemece kaldırma ilamı öncesinde İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi bilirkişilerden oluşturulan heyet marifetiyle laboratuvar ortamında keşif yapılarak düzenlenen bilirkişi heyet raporunda dava konusu ayıp nedeniyle araçta oluşacak değer kaybının satış tarihi itibariyle 3.800,00-TL olduğunun, diğer ifade ile araç ayıplı hali ile satılsa idi satış tarihindeki değerinin satış bedelinden 3.800,00-TL daha düşük olacağının belirlendiği, öte yandan dava konusu aracın davacı uhdesinde bulunduğu sürede başka maddi hasarlı kazalara karıştığının da tramer kayıtlarından tespit edildiği, bu durum nazara alındığında, aracın ayıpsız misli ile değişiminin davalı satıcıya, davacının elde edeceği menfaate göre orantısız güçlük getireceği, mahkemece somut olayın özelliğine göre misli ile değişim yerine bedelde indirime karar verilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gözetilmeksizin hüküm tesis edilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2023/3706 esas, 2024/6237 karar sayılı ilamı).

Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yapılacak başkaca tahkikat işlemi bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,

İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2023 tarih ve 2022/1038 Esas 2023/1078 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,

2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;

3-Davacının dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişim talebinin REDDİNE,

4-Davacının terditli olarak ileri sürdüğü değer kaybı oranında bedel indirimi isteminin kısmen kabulü ile 3.800,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5-Davalının kazanç kaybı talebinin kısmen kabulü ile 2.625,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6-Fazla istemin reddine,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

7-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00-TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.642,00-TL (342,00 TL + 1.300,00-TL toplamı) harcın mahsubu ile bakiye 910,00-TL'nin talep halinde davacıya iadesine,

8-Davacı tarafından yatırılan 732,00-TL peşin harç, 25,20-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 757,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 2.314,10-TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 647,94-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,

10-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 2.204,50-TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.587,24-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,

11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 6.425,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

12-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 6.425,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

13-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

14-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,

15-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 200,00-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam; 1.369,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

16-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/535, K. 2026/1406, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-535-e-2026-1406-k-8898b928f2bc