Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/587 E. 2026/968 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/587
Karar No
2026/968
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/587 Esas

KARAR NO:2026/968

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:17/09/2024

NUMARASI:2020/436 ESAS, 2024/223 KARAR

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:16/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ...'nin " ...-..." isimli kitabın çevirisi için taraflar arasında 24.04.2014 tarihli sözleşme bulunduğunu, davacı taraf, telif ücreti açısından davalı tarafça büyük oranda yanıltıldığını, satışlar açısından eksik bilgilendirildiğini, telif ödemesinin düşük miktarda yapıldığını, davalı tarafından gönderilen e-postada ilgili çeviri kitabın 50 bin bandında satıldığını, ancak Mayıs 2018 tarihi itibariyle toplam bandrol adedinin 325 bin olduğunu tespit ettiklerini, taraflar arasında sözleşme bitim tarihi olan 2019 Şubat ayından sonra bir sözleşme yapılmadığı ve e-posta üzerinden sadece örnek sözleşme gönderildiğini, bu sözleşmenin imzasız olduğu dolayısıyla yeni bir sözleşmenin revize edilmediğini, davacının beyanlarında 2014-2019 yılları arasını kapsayan 5 yıllık çevirmen sözleşmesine istinaden davalı ... davacı ...'ye 600.000 TL borçlu olduğunu kabul ettiği ve bunu ödeme teklifinde bulunduğunu, davacının, davalının 2014-2015-2016-2017-2018 ve 2019 yıllarında sürekli bandrol aldığını ve dava konusu kitabı bastığını dile getirdiğini, sonuç olarak davacı tarafın, davalının İstanbul 12.İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazının iptali ile takibin devamına, takibe konu asıl alacak ve faiz toplamı 660.297,64 TL'nin asıl alacak olan 456.503,00 TL'ye takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı tarafından tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davaya konu ... isimli kitap özelinde bandrol sayıları ile matbaada yapılan baskı sayıları arasında bir fark olmamakla birlikte her kitap özelinde çeşitli nedenlerle böyle farklar olabileceğini, baskı sayısı alınan bandrol adetleri üzerinden değil, basılan (matbaa faturasıyla belgelenen) adetler üzerinden hesaplanması gerektiğini, bandroller nihai bir veri oluşturmadığını, Baskı tarihleri aynı olan kitaplarda matbaada basım aşamasında ya da...'den alınıp matbaaya teslim edilmesi sırasında sehven karışıklılar olabildiğini, Aynı matbaada üretim faaliyeti gösteren iki farklı yayınevinin bandrolleri birbirine karışabildiğini, Aynı matbaada üretim faaliyeti göstermeyen firmaların dahi bandrolleri bir şekilde edinilerek (ve/veya çoğaltılarak) korsan kitap satan firmalar tarafından satışa sunulabildiğini, Müvekkili firmanın çevirmenlerle yaptığı sözleşme gereği özellikle tekrar baskılarda istediği kadar bandrol alabildiğini, Bu işlemden sorumlu çalışanların zaman zaman muhtemel tekrar baskılarda kullanmak üzere planlanan baskı adedinden fazla bandrol aldığı ve aynı kitabın çeşitli baskılarında bunları matbaaya gönderdiği de tespit edildiğini, Bu, bandrol yönetmeliğine aykırı tutum ve davranışların tespit edildiği 2019 Ağustos ayında ilgili birim denetlenerek mevcut bandrollerin tespiti yapılmış ve büyük bir çoğunluğu çevirmenlerine göre tasniflenerek noter aracılığıyla (29.08.2019 tarihinde) imha ettirildiğini,Son tahlilde müvekkili firmanın çalıştığı tek bir matbaa olup bu matbaaya faturalandırmalar da baskı adedi üzerinden yapıldığını, Bandrol sayıları ile baskı adetleri arasında insan hatasından kaynaklı ufak uyumsuzluklar olmakla birlikte somut baskı sayısı matbaa çıktıları ile ortaya konabildiğini, herhangi bir hesap yapılırken, üretim adedini doğru bir şekilde faturalandırmak ve buna mukabil ödeme talep etmek durumunda olan matbaanın verileri esas alınması gerektiğini, telif ücretleri hesaplanırken kitabın ilgili tarihteki kdv hariç satış tutarı esas alınmalıdır telif ücreti hesaplanırken davaya konu kitabın ilgili tarihteki net fiyatı üzerinden hesap yapıldığını, davacının müvekkiline göndermiş olduğu ihtarnamede, aleyhine başlattığı icra takibi ve sonrasında sayın mahkeme huzurundaki bu davada dahi hesaba konu kitap fiyatları belirtilmediğini, sözkonusu kitapların kdv hariç net fiyatları belirlenmeden, davacının varsa alacağının hesaplanması mümkün olmadığını, haksız ve mesnetsiz açılmış davanın reddini, davacının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davacı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İstanbul 1. FSHHM 2020/436 Esas 2024/223 Karar 17.09.2024 Tarihli kararı: "...Bilirkişi Raporları: 25/02/2022 tarihli Doç. Dr. ... ve ... tarafından dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda "Davalı tarafın incelemeye ibraz edilen 2014-2020 mali dönemlerine ait ticari defterlerinden 2014-2015-2016 mali dönemlerine ait ticari defterlerini süresi içerisinde açılış tastiği yaptırılmış , ancak kapanış tastiğinin yaptırılmamış olduğu, ancak 2017-2018-2019-2020 mali dönemlerine ait ticari defterlerinin ait olduğu yılda yürürlükte olan T.T.K. ve V.U.K. hükümlerine göre tutulduğu, ticari defterinin yasal süreleri içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil niteliğinde olup olmadığının takdirinin sayın mahkemede olduğu, Dava dosyası kapsamında yer alan ... Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen bandrol formları toplamında 415.000 bandrol alındığı tespit edildiği,Davalı tarafın kayıtlarında 2014-2019 yıllarında 338.000 adet kitap satışı karşılığında toplam Brüt 7.718.800,00TL KDV hariç hasılat sağladığı,Davalı taraf ticari defter kayıtlarında tarafların birden çok eser bakımından ticari ilişkilerinin olduğu tespit edilmiş olmakla, yapılan incelemede dava konusu “...” adlı eser telif bedeli açıklaması ile net 69.121,00 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, iş bu net ödemenin brüt karşılığının 76.801,11 TL hesap edildiği, Taraflar arasındaki sözleşmenin %10 olduğu kabulü halinde davacı tarafın Brüt Telif Ücreti hesaplamasının 771.880,00 TL olacağı, iş bu tutardan net ödemenin (76.801,11TL) tenzili neticesinde Brüt Telif Ücreti alacağının 695.078,89 TL hesap edildiği, 23.05.2018 tarihli mailin kabulü halinde davacı tarafın Brüt Telif Ücreti hesaplamasının 718.464,00 TL olacağı, iş bu tutardan net ödemenin (76.801,11 TL) tenzili neticesinde Brüt Telif Ücreti alacağının 641.662,89 TL hesap edildiği, Taleple bağlılık ilkesi gereği davacı tarafın dava konusu icra takibinde 456.503,00TL asıl alacak talebinde bulunduğu hususunun takdirinin sayın mahkemede olduğu,Gecikme Faizi Talebi Bakımından Davacı tarafın icra takibinde 456.503,00 TL asıl alacak için 203.776,32 TL geçmiş gün faizi talebinde bulunduğu, ancak söz konusu icra takibinde geçmiş gün faizi talebinin hangi faiz türünden talep edildiği dosya kapsamından net anlaşılamadığından, takdiri sayın mahkemede olmak üzere hesaplamalar alternatifli olarak sunulduğu,Talep edilen Telif Bedeli %10 üzerinden olduğu kabulü halinde Yasal Faiz üzerinden 196.817,46 TL talep edebileceği, Talep edilen Telif Bedeli 23.05.2018 tarihli mail %8 ve %7 olduğu kabulü halinde Yasal faiz üzerinden 189.844,70 TL talep edebileceği, Talep edilen Telif Bedeli %10 üzerinden olduğu kabulü halinde ... faizi üzerinden 320.729,50 TL talep edilebileceği, Talep edilen Telif Bedeli 23.05.2018 tarihinden sonra %8,%7 olduğu kabulü halinde ... faiz üzerinden 303.349,68 TL talep edilebileceği, " kanaatini bildirmiştir. Alınan rapora gelen itirazlar doğrultusunda dosya aynı heyete iki kez tevdi edilmiş ve 06/10/2022 tarihli ve 21/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplamalar yapılmış olup, kök rapordaki kanaatlerini yineledikleri anlaşılmıştır.Daha sonra FSEK uzmanı ..., Prof. Dr. ..., SMMM ... alınan 02/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "Mali inceleme neticesinin “özet” bölümünde arz edildiği, toplam 383.000 adet üzerinden %10 ( Kdv hariç, stopaj düşülerek) telif ödemesi hesabı yapılması gerektiği, FSEK md. 52 hükmü gereğince mali haklara ilişkin sözleşmelerin yazılı olmasından hareketle yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere mail yazışmalarının sözleşmenin feshi ya da yenilenmesi sonucu doğurmayacağı"sonuç ve kanaatini bildirmiştir. Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki dava; taraflar arasında 24/02/2014 tarihinde yapılan sözleşme gereğince ödenmesi gereken bedellerden eksik yapıldığı iddia edilen bedellerin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davacı taraf davalı şirketin sözleşmeye konu edilen kitabın satış bilgileri ile ilgili davacıyı eksik bilgilendirdiği ve sözleşme gereğince ödenmesi gereken bedelin ödenmediğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise davanın zaman aşımına uğradığını, davaya konu edilen kitap için alınan bandrollerin değil fiili baskı adedinin hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; taraflar arasında 24/02/2014 tarihinde "..." isimli kitabın "üretim, yayım, dağıtım ve çeviri sözleşmesi" imzalandığı, dava konusu edilen kitaba ilişkin çevirilerin davacı ... tarafından yapıldığı, dava konusu edilen kitabın işleme, yayım, dağıtım ve her türlü satışının davalı şirkete 5 yıllık süre için devredildiği, sözleşme 2-a maddesi gereğince davacıya çeviri ve telif bedeli olarak yapılan her baskı için eserin satışa sunulduğu tarihteki üst satış ücretinin birim fiyatının 2000 adet ile çarpımı sonucu bulanacak tutarın KDV hariç %10'u oranında davacıya 30 gün içinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, dosya kapsamında dava konusu edilen kitabın bandrol ve baskı detaylarının ... Bakanlığından istendiği, kitap için toplamda 415.000 bandrol alındığı, taraflar arasında yapılan e-mail yazışmalarında 23/05/2018 tarihinde satış oranının 50.000 ile 100.000 arası için %8, 100.000'den sonrası içinde %7 oranında bedel ödenmesinin konuşulduğu ancak bu görüşmelerin kesin bir sonuca bağlanmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava konusu kitap için 415.000 bandrol alınması nedeni ile taraflar arasındaki sözleşmenin revize edilerek %7 oranında telif ödenmesi gerektiği, davalı ticari defterlerinde dava konusu kitapla ilgili olarak 2014-2019 yılları arasında 388.000 adet satışın yapıldığı, bu miktar üzerinden yapılan bilirkişi incelemesinde davacıya ödenmeyen 641.662,89 TL telif alacağı ücretinin hesaplandığı, icra takibine ise 456.503 TL üzerinden başlandığı, dosya kapsamında alınan ikinci heyetteki bilirkişi raporunda da taraflar arasındaki mail yazışmalarının taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi revize edici nitelikte olmayacağı kanaati bildirilerek ihtimalli hesap yapıldığı, hesaplama doğrultusunda %10 üzerinden hesaplama yapılırsa davalı tarafça yapılan 130.000 TL'lik ödemenin mahsubu ile davacının talep edeceği alacak miktarının 510.453,40 TL olduğu, mail yazışmaları dikkate alınarak kademeli hesaplama yapıldığında ise 332.935,91 TL'lik alacağının bulunduğunun hesaplandığı anlaşılmıştır. Zamanaşımı bakımından yapılan incelemede; taraflar arasında sözleşmenin 2014 yılında yapıldığı ve 5 yıllık dönemi kapsadığı, eldeki davanın ise 2020 yılında açıldığı anlaşılmakla, davalının zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki mail yazışmalarının sözleşmeyi revize edip etmediği hususunda ise; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin kanun gereğince yazılı yapılması gerektiği ve taraflarca imzalanması gerektiği anlaşılmakla mail yazışmalarının sözleşmeyi revize etmediği kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamında alınan her iki bilirkişi raporunda da bu hususun revize sözleşmesi manasına gelmediği belirtilmiştir.Alacak miktarı yönünden yapılan incelemede ise; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında bandrol ve fiili satış sayısı üzerinden ayrı ayrı hesaplama yapıldığı, ilk heyetten alınan bilirkişi raporunda hesaplamanın daha net ve dosya kapsamına uygun olduğu, bu bağlamda davacının ödenmeyen telif bedeli miktarının 641.662,89 TL olduğu, ancak icra takibinin 456.503 TL üzerinden başlatıldığı anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gereğince bu miktar üzerinden asıl alacağın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Faiz hesabı yönünden ise; davacının ödenmeyen telif bedelleri için faiz talebinde bulunabileceği anlaşılmakla, asıl alacağı işlemiş faiz üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir. İcra inkar tazminatı bakımından ise dava konusu edilen alacağın miktarı ve varlığının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.Yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile İstanbul 12. İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin 456.503 TL asıl alacak ve bu alacağa işlemiş yasal faiz üzerinden devamına, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Açıklanan sebeplerle;

1-Davanın KABULÜ ile İstanbul 12. İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin 456.503 TL asıl alacak ve bu alacağa işlemiş yasal faiz üzerinden devamına,

2-Davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,..." karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Faiz yönünden tesis edilen hükmün hatalı olduğunu, Dava dilekçesi sonuç ve istem bölümünde, Davalı borçlunun, İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün.... Sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazının iptali ile takibin devamına, takibe konu asıl alacak (456.503,00 TL) ve işlemiş faiz (203.776,64 TL) toplamı 660.279,64.-TL’nin, asıl alacak olan 456.503,00.-TL'ye takip tarihinden itibaren işleyecek AVANS faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline",karar verilmesi talep edildiğini, İcra takibinde, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere hem 203.776,64 TL işlemiş faiz (geçmiş gün faizi), hem de takip tarihinden itibaren işleyecek AVANS faizi talep edildiğini,, -takip tarihine kadar işlemiş faiz (geçmiş gün faizi) talebimiz 203.776,64.-TL- olmasına karşın, kararda-TAKİP TARİHİNE KADAR İŞLEMİŞ FAİZ MİKTARI- yazılmadığını, Mahkemece asıl alacağa işlemiş AVANS faizi yerine, işlemiş YASAL faize hükmedilmesi ise hatalı olduğunu, Hükme esas alınan 25.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda, takip talebinde geçmiş gün faizinin hangi faiz türünden talep edildiğinin anlaşılamadığı ileri sürülerek, takdir mahkemeye ait olmak üzere, 2014-2019 yılları arasında yapılan baskılardan doğmuş telif alacaklarına alternatifli olarak hem yasal hem avans faizi hesabı yapıldığını, Mahkeme kararının faize ilişkin bölümündeki eksik ve hatalı hükmün kaldırılarak, talepleri gibi takibin 456.503 TL asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş 203.776,64 TL avans faizi ile asıl alacak 456.503 TL'ye takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi üzerinden devamına karar verilmesini, işlemiş faiz tutarının kararda yer almasını talep ettiklerini, icra inkar tazminatı talebimizin reddedilmesinin hatalı olduğunu,Dava konusu alacak sözleşmeden doğduğunu ve likid olduğunu, Mahkeme, asıl alacak tutarı olan 456.503 TL üzerinden hesaplanan 72.475,75 TL vekalet ücretinin davalıdan alınmasına hükmettiğini, Takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarının hükme yazılmaması vekalet ücretinin de hükme eksik yazılmasına neden olduğunu, yasal vekalet ücreti yönünden de Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Gerekçeli kararda taraflar arasındaki mail yazışmalarının sözleşmeyi revize etmediği kanaatine varıldığını, dosya kapsamında alınan her iki bilirkişi raporunda e-posta yazışmalarının revize sözleşme manasına gelmediğinin belirtildiği açıklandığını, Yerel Mahkeme davalının sözleşmenin revize edildiği iddiasını reddettiğini, buna göre telif oranının sözleşmede belirlendiği gibi %10 olduğu açık olduğunu, %10-8-7 oranlarına karşılık gelen 641.662,89 TL olarak belirlenmesi doğru olmadığını, Asıl alacak yönünden ödenmeyen toplam telif ücretinin %10 telif oranına karşılık gelen 695.078,89 TL olarak belirlenmesi yönünde kararın gerekçesinin düzeltilmesini, buna karşılık asıl alacak için taleple bağlılık ilkesi gereğince 456.503,00 TL asıl alacak talebinin kabulüne karar verilmesini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunduklarını, zamanaşımı itirazlarının mahkeme tarafından reddedilmiş ise de itirazların reddine ilişkin bir gerekçe bulunmadığını,davaya konu takip 13/07/2020 tarihinde açıldığını, ihtarname 13/01/2020 tarihli olduğunu, 2014 yılına dair eksik ödenen telif ücreti bu tutar üzerinden faiz talebinde bulunduğunu,talepler 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, tüm eserlere ilişkin hesaplamaların baskı adeti üzerinden yapılması gerektiğine ilişkin iddialarımız sayın mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, baskı adetleri yerine bandrol adetleri üzerinden yapılan hesaplamalar dikkate alınmak sureti ile verilen kararın, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye uygun olmadığı gibi adil de olmadığını, Bilirkişilerce de tespit edildiği üzere taraflarınca her ne kadar da matbaaya müzekkere yazılarak baskı adetlerinin sorulması istenmiş ise de Mahkemece taleplerinin yerine getirmediğini,bilirkişilerce de bu husus ile ilgili bir tespit yapılamadığını, bilirkişi raporlarında çelişkili rakamlar yer aldığını,25/02/2022 tarihli Bilirkişi Raporunun 10. Sayfasında önce 388,000 adet satış yapıldığı belirtilmiş ancak sonrasında 338,000 adet satış üzerinden bir hesaplama yapıldığı belirtildiğini, 06/10/2022 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda ise 415,000 bandrol alındığı bunun 32,000 adedinin noter huzurunda imha edildiği netice itibari ile 383,000 bandrol kaldığı tespit edildiğini,21/10/2023 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda 388,000 ve 383,000 adet olmak üzere iki alternatifli hesaplama yapıldığını, 02/05/2024 tarihli 2. Bilirkişi Raporu'ndaki hesaplamalar da bu yönde olduğunu,taraflar arasındaki sözleşmede yer alan telif oranı taraflarca 23.05.2018 tarihli e-posta ile satış oranın 50.000-100.000 aralığı için %8, 100.000’den sonrası içinse %7 olması hususunda anlaşmaya varıldığı konusunda mutabık kalınarak revize edilmiş ise de sayın mahkeme bu anlaşmaya itibar etmediğini, taraflar arasındaki bu yazışmanın sözleşmenin revize edildiği yönünde kabul edilmeyecek ise dahi tarafların aralarındaki cari hesap ilişkisine dair bir mutabakat olarak kabul edilmesi gerektiğini, hesaplama yapılırken tüm baskı adetleri üzerinden ilk 50,000 adet baskı için %10, sonrasındaki 50,000 adet baskı için %8 ve geriye kalan baskı adedi için %7 telif oranı uygulanması gerektiğini, alacak tutarından müvekkil tarafından davacıya yapılan tüm ödemeler düşülmediğini,hükme esas alınan bilirkişi raporu'nda "davacı tarafın talep edebileceği 69.121,00 TL net ödemenin, 76.801,11 TL brüt tutarının tenzili neticesinde Brüt Telif Ücreti alacağı (718.464,00 TL – 76.801,11 TL) Brüt 641.662,89 olacağı değerlendirilmiştir".Şeklindeki tespitler gerçeği yansıtmadığını,Söz konusu hesaba itirazları neticesinde alınan 06/10/2022 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Davacının dava konusu ödemeler toplamının net 130.207,00TL brüt 144.674,44TL olduğunun tespit edildiğini, 19.11.2023 tarihli 2. Ek Raporda ve 02.05.2024 tarihli nihai raporda da yinelendiğini, Dolayısı ile Sayın Mahkemenin Davacının da kabulünde olduğu tespit edilen net 130.207,00TL brüt 144.674,44TL ödeme yerine söz konusu itirazlar değerlendirilmeksizin hazırlanan ilk raporu hükme esas almasının doğru olmadığını, gerekçeli kararda davacınında kabulünde olan bu ödemenin neden hesaptan düşülmediğine ilişkin bir açıklaması da bulunmadığını,davacının alacağının net tutar üzerinden hesaplanması gerekirken brüt tutar üzerinden hesaplanması doğru olmadığını, takip ve açılan dava net tutar üzerinden açıldığını,davacının alacağı hesaplanırken net tutar üzerinden bir karar verilmesi gerektiğini,mahkemenin bilirkişilerce brüt tutar üzerinden yapılan hesaplamaları dikkate alarak hüküm kurduğunu,faize ilişkin verilen kararın ise hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,ödeme emrinde hesaplanan işlemiş faizin hangi süre ile hangi faiz oranı üzerinden hesaplandığına ilişkin bir açıklama bulunmadığını, faiz oranının ne olduğu bilirkişilerce dahi tespit edilemediğini,bilirkişilerce faiz hesabı yapılırken davacının brüt alacağı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, gerekçeli kararında faizin başlangıç tarihini de belirlenmediğini, hangi tarihte temerrüde düştüğüne ilişkin ispat külfeti Davacının üzerinde olduğunu,davacı tarafından icra takibi 13.07.2020 tarihinde başlatılmış olup bu tarihten öncesi için yapılan faiz hesapları hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, İtirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş, davalı vekili ise katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosyada mübrez bilirkişi raporlarında;

-25.02.2022 tarihli kök bilirkişi raporunda; ... Bakanlığı tarafından gönderilen bandrol formları toplamından 415.000 bandrol, davalı defter incelemesinden ise 388.000 adet satış yapıldığı, davaya konu eser için ticari defterde 69.121.00-TL (brüt 76.801,11-TL) ödeme bulunduğu, 2014-2019 arası için 388.000 adet bandrol için yapılan ödeme mahsubu sonrasında %10 üzerinden telif ücretinin 695.078,89-TL i 23.05.2018 tarihli mailin kabulü halinde bu tarihten sonrası için dikkate alınarak (275.000 adet için %10, 100.00 adet için %8 ve 13.000 adet için %7 ) 641.662,89-TL alacak hesaplandığı,

-06.10.2022 tarihli 1. Ek Bilirkişi raporunda; yapılan ödeme 130.207,00-TL(brüt 144.674,44-TL) mahsubu sonrasında %10 üzerinden alacağın 627.205,56 TL ve mailin kabulü halinde kademeli hesaplamanın ise 573.789,56 TL olduğu,

-Sunulu 2. Ek Bilirkişi raporunda; 388.000 adet bandrol üzerinden yapılan 76.801,00-TL ödemenin mahsup edilerek 695.078,00 TL ve mailin kabulü halinde ise kademeli hesaplama ile 641.662,89 TL olarak hesaplandığı,

-Yeni teşekkül ettirilen bilirkişi heyetince sunulan 02.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda ise; 415.000 adet bandrolden, imha tutanağına göre 32.000 adet imha edilmesi sonrasında 383.000 adet bandrol bulunduğu ve ancak önceki heyet tarafından davalı defterlerine göre 388.000 adet satış yapıldığı tespit edildiği, hesaplamanın KDV hariç %10 üzerinden ve stopaj vergisi düşülmek suretiyle yapılması gerektiği, hesaplamaya göre 771.880,00 TL brüt telif ücretinden %17 stopaj 131.219,60 TL mahsubu sonrasında 640.66,40 TL ve 130.207,00 TL yapılan ödeme mahsup edildikten sonra %10 esas alınarak yapılan hesaplamada alacağın 510.453,40 TL olduğu, mailin kabulü halinde kademeli olarak (%10,%8,%7) yapılan hesaplamada ise alacağın 332.935,91 TL olarak alacak hesaplaması yapıldığı görülmüştür.

1-İlk derece mahkemesince taraflar arasında imzalanan sözleşmenin kanun gereğince yazılı yapılması gerektiği, mail yazışmalarının sözleşmeyi revize etmediği gerekçesi ile alacağın 641.662,89 TL olarak tespit edildiği görülmekte ise de, karar gerekçesinde belirtildiğinin aksine tespit edilen 641.662,89 TL alacak 23.05.2018 tarihli mailin kabulü halinde kademeli olarak yapılan alacak hesaplamasına ilişkin olduğu anlaşılmakla, karar mevcut haliyle kendi içinde çelişkilidir.

2-Yargılamada iki farklı heyet tarafından tanzim edilen raporlar incelendiğinde;İmha tutanağı sonrasında bandrol sayısının 383.000 olduğu, ancak davalı ticari defterlerinden 388.000 adet baskı yapıldığı anlaşılmakla birlikte, yukarıda yer verilen rapor ayrıntılarından da görüldüğü üzere raporlar arasında vergi kesintileri, mahsup edilen ödemeler dahil hesaplamalar arasında belirgin farklılıklar bulunduğu gibi, mahkemece ilk bilirkişiler tarafından sunulan kök ve 2 ek rapora itibar edilmeyerek dosyanın yeni teşekkül ettirilen bilirkişi heyetine tevdii edilmesinden sonra, ilk heyet tarafından sunulan raporda yer alan "hesaplamanın daha net ve dosya kapsamına uygun olduğu" gerekçesi ile ilk rapora dayalı hüküm kurulması yerinde olmadığı gibi iki farklı heyet tarafından sunulan raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin tahkikatın da sona erdirilmesi de yerinde değildir.

3-Mahkemece yapılması gereken, öncelikle raporlar arasındaki teknik yönden hesaplama farklılarını gideren ve dava itirazın iptali istemiyle açıldığından takiple sıkı bağlılık gereği, icra takibinde asıl alacak kalemlerinin "dönemler halinde" ve "eksik ödenen telif ücreti" olarak talep edilmesine göre, hesaplamanın da dönemsel olarak ve denetime uygun şekilde yapıldığı yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alarak sonuca gidilmesi gerekir.

4-Bu nedenlerle, taraflar vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre, taraflar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Taraflar vekillerinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ayrı ayrı kısmen KABULÜNE,

2-İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17.09.2024 Tarih 2020/436 Esas 2024/223 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,

4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, taraflar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

5-İstinaf peşin harcının talebi halinde tarafları iadesine,

6- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 195,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.878,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 150,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.833,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.16/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/587, K. 2026/968, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-587-e-2026-968-k-6ee3f2c80f09