İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/802 E. 2026/407 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/802
Karar No
2026/407
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/802 Esas KARAR NO : 2026/407

DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 22/12/2024 KARAR TARİHİ : 30/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; öncelikle adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini, muris ...'ın kendine ait dükkanını ...'na kiraya verdiğini, ...'nun eski bakanlarla irtibatı olduğunu belirterek, teşvik alacağını, devlet destekli bir yurt projesi olduğunu söylediğini, müvekkilinin bu sözlerle kandırarak kefalet sözleşmesi imzalamaya ikna ettiğini, banka personelinin de kredinin devlet destekli olduğunu beyan ettiğini, murisin işbu kefalet sözleşmesine dayanılarak açılan icra takibine maruz kaldığını, elindeki taşınmazların elinden gittiğini beyanla; ... 2. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasının tedbiren teminatsız olarak durdurulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107 kapsamında aldatma (hile) nedeniyle kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin tespitini, yine haksız eylem nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107 kapsamında uğranılan zararın bilirkişi tespitinden sonra şimdilik 100 TL olarak tarafına iadesini ve söz konusu haksız eylemin gerçekleştiği tarihten (sözleşmenin imzalandığı tarih) itibaren bankalarca en yüksek mevduat fazi ile beraber ve söz konusu sözleşme nedeniyle uğranılan zararın sözleşme tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte tarafına ödenmesini ... A.Ş., ...Tic. Ltd. Şti., ... ve ... müştereken ve müteselsilen olmak üzere, uğranılan maddi tazminatın müteselsilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL olarak talep edilmesini ve söz konusu sözleşme tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi ile tarafına ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep ettiğini, müvekkilinin İstanbul'da ikamet etmekte ve ticaret ile uğraşmakta olduğunu, müvekkilinin davacıların murisi ...'ın dükkanını kiralamış olup söz konusu dükkanda kebap dükkanı açıp ticari faaliyette bulunmuş olduğunu, bu vesile ile davacıların murisi ... ile tanışmış olduğunu, müvekkilinin ayrıca ... Tic. Ltd. Şti'nin ortağı ve yetkilisi olup bu şirket ile Kredi Yurtlar Müdürlüğü'ne bağlı ... bulunan bir yurdu kiralamış ve buraya tadilat yaparak öğrenci yurdu haline getirip ticari kazan elde etmek gayesi ile söz konusu şirketi kurmuş olduğunu, müvekkilinin kiralamış olduğu yurt için yapılan tadilat masrafları yükselince diğer davalı ... A.Ş.'den kredi kullanmak durumunda kaldığını, bu esnada müvekkilinin işlerinin iyi olup kebap dükkanı iş yapmakta olduğunu, bu vesile ile davacıların murisinin ...'ın müvekkili ile samimi ve dost olduklarını, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin ...Tic. Ltd. diğer davalı ... A.Ş.'den kredi kullanmış ve kullanılan krediye davacıların murisi ... ve eşi ... kefil olmuş ve müteveffa müvekkiline kiralamış olduğu dükkanı ipotek vermiş olduğunu, bu işlemler esnasında müvekkili tarafından herhangi bir şekilde hileli bir harekette bulunmamış olduğunu, dosyaya sunulan kira sözleşmesi incelendiği üzere kiranın başlangıcı 2015 yıl olduğunu, bu dönem müvekkilinin işleri yolunda gitmekte ve kazancı iyi durumda olduğunu, sonrasında müvekkilinin kurmuş olduğu şirket ile öğrenci yurdu işine girmiş ve hatta söz konusu yurtta davacıların murisi ...'ın kayın biraderi yani davacılardan ...'ın kardeşi işe girmiş ve çalışmış olduğunu, ilerleyen dönemde 2019 ve 2020 yıllarında tüm dünyada ve ülkemizde gelişen Covit-19 salgın hastalığı yüzünden bilindiği üzere önce restoranılar ve okulların, üniversite ve yurtların kapanmış olduğunu, söz konusu dönemden herkesin etkilendiği gibi müvekkilinin de etkilenmiş işletmiş olduğunu ve restoranın kapanmış olduğunu, yine aynı şekilde müvekkilinin ortağı olduğu şirketin kiralamış olduğu yurdu Kredi Yurtlara iade etmiş olduğunu, dolayısıyla davalı ... Tic. Ltd. diğer davalı ... A.Ş.'den kullanmış olduğu krediyi ödeyememiş olduğunu, davacıların murisi müvekkili ...'nun şahsına kefil olmadığını, yine müvekkili ...'nun şahsı için ipotek vermemiş olduğunu, söz konusu banka kayıtları ve ipotek akit tablosu incelendiğinde söz konusu hukuki işlemlerin diğer davalı ... Tic. Ltd. İçin yapılmış olduğunu, aynı şekilde müvekkilininde diğer davalı ...A.Ş.'ye şahsi kefaleti bulunmakta olduğunu, işbu sebeple haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın müvekkili yönünden reddini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın müvekkili yönünden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacıların muris ...'ın yasal mirasçıları olduklarını, davacı ... ve eşi ...'ın kandırıldıklarını ve allatma ile davalı ...'nun ortağı olduğu ... Şti.'nin diğer davalı ... A.Ş.'den kullanmış olduğu krediye kefil olduğunu ayrıca maliki olduğu iki dükkanı ipotek verdiğini bu sebeple mağdur olduğunu haksız şekilde dükkanların davalı banka tarafından satıldığını fakat kefalet dayalı alınan bonolar için başlatılan icra dosyalarına, ipotekli gayrimenkullerin satışından elde edilen tahsilatların beyan edilmediğini beyanla, oluşan zararlarının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak 100 TL maddi tazminatı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmekte olduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususların müvekkili ile uzaktan yakından ilgisi olmayıp haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep ettiklerini, bila tarihli 18 sayfa dava dilekçesinin sadece sonuç ve talep kısmında müvekkili ...'nun adı geçmekte olduğunu, müvekkilinin ... ilçesinde yaşamakta olup davacıları tanımadığı gibi davacılar ve murisleri ile hiçbir ticari veya alacak verecek ilişkileri olmadığını, dolaysıyla dava dilekçesinde belirtilen hususların hiçbirinin müvekkili ile ilgisi olmayıp haksız davanın müvekkili yönünden reddini talep ettiklerini, davalılardan ...'nun müvekkilinin oğlu olup, davalı ...'nun İstanbul'da ikamet etmekte ve ticaret ile uğraşmakta olduğunu, müvekkilinin dosya ile ilgisi sadece ...'nun oğlu olması olduğunu, dolayısıyla hangi hukuki olgu ile müvekkiline huzurda görülen dava ile husumet yöneltildiğini anlamış olmadıklarını, işbu sebeple haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın müvekkili yönünden reddini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; müvekkili gerek davacı ve gerek davacıların murisi ... ile hiçbir hukuki münasebeti olmadığı dava dilekçesinde belirtilen olaylar müvekkili ile ilgi ve alakası olmadığını, müvekkilinin oğlunun, diğer davalı ...'nun, davacıların murisi ...'ın dükkanını kiralamış olması ve yine müteveffanın diğer davalı şirket .... Ltd. Şti'nin diğer davalı ... A.Ş.'den kullanmış olduğu krediye kefil olmasının müvekkili ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığını, işbu sebeple müvekkili şirkete haksız ve hukuka aykırı şekilde açılan davanın reddini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın müvekkili yönünden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. Diğer davalılara usulüne uygun tebligat hazırlandığı ancak davaya karşı cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, davacıların murisi ...'ın davalı ...Ltd. Şti.'nin ... A.Ş.'ye borçlarını teminen tesis ettiği kefaletlerinin geçersiz olduğu iddiasına dayalı tazminat davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıların murisine kefaletnameyi imzalarken banka çalışanı tarafından yeterli bilgi verilmediğini, devlet destekli kredi verileceğinin söylendiğini, murisin evrakları okuyamadığını, davalılar tarafından aldatıldığını, eş muvafakatnamesini imzalayan ...'ın okuma yazması olmadığını, sözleşmeyi algılayabilecek durumu olmadığını, sözleşmenin akdedilmesinde irade bozukluğu olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin geçersiz sözleşmeye dayanarak tahsilatlar yaptığını, kefaletin geçersiz olduğunu iddia ederek davacıların uğradığı maddi zararın davalılardan tazminini talep ettiği görülmüştür. Genel Kredi Sözleşmesi, kefalet sözleşmesi , eş muvafakatnamesi , tarafların delilleri celp edilip incelenmiştir. 12/01/2018 tarihli 2.500.000,00TL limitli Kefalet Sözleşmesinin incelenmesinde ; davacıların murisi ...'ın davalılardan ... Ltd. Şti.'nin davalı ... A.Ş ile akdettiği 12.01.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında doğmuş ve doğacak tüm borçlarına 2.500.000,00TL limitle kefil olmak için müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı görülmüştür. Davacı...tarafından 12.01.2018 tarihli eş muvafakatnamesinin dosyaya sunulduğu görülmüştür. Eş muvafakatnamesinde 12.01.2018 tarih ve ... numaralı GKS için ...’ın banka ile imzalayacağı 12.01.2018 tarihli kelafet sözleşmesi ile 2.500.000TL limitle kefil sıfatı ile imzalamasına muvafakat ettiğinin belirtildiği görülmüştür. 12/01/2018 tarihli 50.000,00TL limitli Kefalet Sözleşmesinin incelenmesinde ; davacıların murisi ...'ın davalılardan ...Tic. Ltd. Şti.'nin davalı ... A.Ş ile akdettiği 12.01.2018 tarihli Ticari Kart Sözleşmesi kapsamında doğmuş ve doğacak tüm borçlarına 50.000,00TL limitle kefil olmak için müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı görülmüştür. Davacı ... tarafından 12.01.2018 tarihli eş muvafakatnamesinin dosyaya sunulduğu görülmüştür. Eş muvafakatnamesinde 12.01.2018 tarih ve... numaralı Ticari Kart Sözleşmesi için ...’ın banka ile imzalayacağı 12.01.2018 tarihli kelafet sözleşmesi ile 50.000TL limitle kefil sıfatı ile imzalamasına muvafakat ettiğinin belirtildiği görülmüştür. Mahkememizin... tarihli duruşmasında davacı tanığı ...; "... davacıların murisi benim dayımdır, ben dayımdan davalı ... ve ...'nun ...'nun akrabası olduklarını, bir iş kuracaklarını, bu işte ...'dan destek alacaklarını söylediklerini duydum, dayım yengeme imza atması için zorlamış, yengemin okuma yazması yoktur, dayım ... Fakültesinde memur olarak çalışmaktaydı, oradan emekli oldu, gözleri ileri derecede bozuktu ve kendisi kamburdu, davalıların dayımı kandırdığını duydum, onların dayım ile konuşmalarına şahit olmadım, Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu; davalı ... avcılar parsellerde öğrenci yurdu açacaklarını, devletten kredi alacaklarını, yurdu işlettikten sonra dayıma para vereceklerini söylediklerini duydum, Davalı ... vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: yengem imzayı dayım için atmıştır, okuma yazma bilip bilmediğini bilmem, bana sadece imza attığı evrakı okumadığını söyledi, başka bir diyeceğimiz yoktur..." beyan ettiği görüldü. Mahkememizin 25/11/2025 tarihli duruşmasında davacı tanığı ...; "...ben 2015 yılından pandemiye yani 2020 yılına kadar davalı ...'nun ... isimli iş yerinin işletmesini yaptım, davalı ...'nun ...'a avcılarda yurt açacağım, kredi çekeceğim, seni de müdür yapacağım dediğini duydum, sonradan ben hastayken ... ziyaretime geldi, davalı ...'na yardımcı olayım mı diye sordu, davalı ...'nun babasını kefil göstereceğini söyledi, ... bu iş nedeniyle...'a giderek davalı ...'nun babasından senet aldı, bunu bana ... kendisi söyledi, krediye kefil olduğu için bunun teminatı olarak davalı ...'nun babasından senet aldı, davalı ... benim de olduğum ortamda bu kredinin devlet destekli olduğunu, Süleyman Soylu'yu tanıdığını söyledi, bankadan geldiğini söyleyen kişi bir gün Közde Kebap'ın önündeki masada oturdu, evrakları çıkarttı, ... karısını çağırdı, sert biriydi, karısına evrakları imzalamasını söyledi, karısı da tek kelime etmeden imzaladı, ... bu işin bozulmamasını, kimsenin duymamasını istedi, benim bildiğim ve duyduğum ... davalı ... için daha evvel de kredi çekmişti, kefil olmuştu, bu kredilerin de bir kısmı ödenmemişti, Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: ... kamburdu, çok kalın bir gözlüğü vardı, imzanın yapıldığı ortamda vardım, davalı ...'nun projeye destek vereceğini söyledi, ...'ın eşi okumadan imzaladı, ...'ın eşinin okuma yazma bilip bilmediğini bilmem..." beyan ettiği görüldü. Mahkememizin 03/03/2026 tarihli duruşmasında davacı tanığı ...; "...ben ... ile 1998 yılından beri komşuydum, ... Tıp Fakültesinde dekanın ofisinde çalışırdı, oradan emekli oldu, %50 engelli raporu vardı, engelliliğinin kamburluğu nedeni ile olduğunu biliyorum, büyük numaralı gözlük kullanıyordu, zihinsel bir engeli yoktu, evinde sertti, eşi ve çocukları her sözünü dinlerlerdi, kefalet sözleşmesi ...'a ait davalı ...'nun işlettiği kebap dükkanının bahçesinde imzalanmıştır, hatta ben imza atmadan önce ...'ı uyardım, ... bana devlet destekli kredi çekeceklerini, öğrenci yurdu açacaklarını, kiracısı olan ...'nun bu işten para kazanacağını, ...'nun kendisine "boşta geziyorsun, sen de yurdun müdürü olursun" dediğini bana söylemiştir, eşini çağırdı, eşi gelmek ve imza atmak istemedi, ... eşine söz hakkı tanımadı, "sözleşmeyi imzala" dedi, ben ...'ın eşinin sözleşmeyi okumadığını, eşinin okumadan imza atmasını istediğini gördüm, bildiğim kadarıyla ... çok tahsilli değildir, az okuma yazması vardır, kanunu bilmez, ... 2024 yılında vefat etti, sözleşmeyi imzaladıktan sonra vefatından iki ay önceki zamana kadar ... ile görüşmeye devam ettim, bana kefalet sözleşmesi ile ilgili bir şey anlatmadı ancak ben kefalet nedeni ile ödemeler yaptığını biliyorum, Davacılar vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: ...'a imza ederken baskı yapıldı mı ? Tanık davacının sorusuna cevap verdi: ...'a imza atması için sadece kendi eşi ... baskıda bulundu, davalıların baskısı olmadı, bankadan iki bayan bir erkek personel geldi, bayanlardan birisi davalı ...'nun eşiydi, şuanda eşiyle ayrılmışlar,..." beyanında bulunduğu görüldü. Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 581. maddesinde, “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun bor-cunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Kefaletin türleri ise TBK'nın 585 vd. maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586. maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir. TBK'nın 583. Maddesi gereğince; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz” hükmünü içermektedir. Kefalet sözleşmesi için Kanun'da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşır. Bu nedenle, kefalet sözleşmesi Kanun'da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa, sözleşme TBK'nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacaktır. TBK'nın 584/1. maddesinde “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır” şeklinde düzenleme bulunmakta olup, bu hüküm kefalet sözleşmesinin şekline dair bir kural olmayıp, maddi bir geçerlilik koşuludur. 6100 Sayılı HKM'nun 206. maddesi: "Okuma ve yazma bilmediği için imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır. Okuma ve yazma bildiği hâlde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya düzenlenmesine bağlıdır. İmza atamayan kimselerin, cüzdanla iş yapmayı usul edinmiş kuruluşlarla olan işlemlerde kullanacakları mühür, kazınmış imza, işaret veya parmak izinin, işlemin başlangıcında hesap defterine veya cüzdanına basılmış olması veya önceden noterde bir örneği saklanmak üzere onanmış bulunması yeterli olup, her işlemde ayrıca onamaya bağlı değildir. Yukarıda belirtilen hükümler dairesinde noterlerce onaylanacak veya düzenlenecek olan senetler için ilgilisinden harç, vergi ve değerli kâğıt bedeli alınmaz.'' hükmünü içermektedir. 6098 Sayılı TBK'nın 36. maddesine göre; taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Aldatmadan söz edebilmek için gerekli unsurlar; aldatma eylemi, aldatma kastının bulunması, zarar ve aldatma ile zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır.Aldatma eylemi, sözleşmenin karşı tarafınca veya bu kişinin bilgisi kapsamında üçüncü kişi tarafından aldatıcı hareketlerle gerçekleşmektedir. Karşı tarafı aldatmaya yönelmiş bir eylem olmadan açıklanan irade beyanı her ne kadar yanılgı içerse de, aldatma kastı bulunmadığından hile eylemi gerçekleşmemiş kabul edilecek ve sözleşmenin hileye dayanarak iptal edilebilmesi ihtimali gündeme gelmeyecektir. Aldatma kastından söz edebilmek için ise, eylemi gerçekleştiren kimse yaptığı şeyin doğru olmadığını bilmeli ve karşı tarafı kandırma kastıyla hareket etmelidir. Hukuki işlem ile gerçekleştirilen eylem arasında illiyet bağı bulunmazsa, hileden söz edebilmek mümkün değildir. 6098 sayılı TBK'nın 39/1 maddesinde;"Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin, 21/10/2019 tarih, ... E., ... K, 14/11/2017 tarih,... E.,... K sayılı ilamları) Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıların murisi ...'ın davalı... Şti.'nin ... A.Ş.'ye borçlarını teminen 12/01/2018 tarihli 2.500.000TL limitli ve 50.000,00TL limitli kefalet sözleşmeleri imzaladığı, TBK'nın 583 maddesi uyarınca kefalet sözleşmelerinin yazılı olarak yapıldığı, kefalet tarihi, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve müteselsil kefil ifadesinin el yazıları ile belirtildiği, davacılardan ...'ın imzaladığı eş muvafakatnamelerinin aynı tarihli olduğu, davacıların kefalet sözleşmesinin devlet destekli kredi verileceğine inandırılarak murislerine imza attırıldığına ilişkin iddianın TBK'nın 36. Maddesi uyarınca davacı tarafça ispatı gerektiği, TBK'nın 39. Maddesine göre de yanılma sebebiyle sözleşmeyi yapan tarafın yanılma veya aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmesi gerektiği, davacılar vekilinin delil listesinde bulunan icra takip dosyalarının 2020 tarihinde başlatıldığı, dava dilekçesi ekindeki ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasında davacıların murisinin davalı ... hakkındaki şikayetine yönelik 08.03.2022 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacıların murisinin 18/04/2024 tarihinde vefat ettiği, Kefalet Sözleşmelerinde devlet destekli kredi verileceğine ilişkin ibare olmadığı, davacıların murislerinin davalılar tarafından aldatıldığına yönelik iddialarının davacılar tarafından ispatlanamadığı gibi TBK'nın 39.maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü sürede de ileri sürülmediği, davacılar vekilince her ne kadar dava dilekçesinde davacılardan ...'ın okuma yazma bilmediği ileri sürülmüş ise de bu iddiaya ilişkin delil sunulmadığı, dinlenen davacı tanıklarının davacı ...'ın müteveffa eşi ...'ın yönlendirmesiyle eş muvafakatini imzaladığını beyan ettikleri, davacı ...'ın okuma yazma bilmediğine ilişkin tanık beyanı bulunmadığı , kefalet sözleşmesi tarihinde geçerli eş rızası bulunduğundan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiasının davacı tarafça ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 732-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 615,40-TL. harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL. harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 100-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.000-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının, davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalılar yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/06/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/802, K. 2026/407, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-802-e-2026-407-k-7334dc176754