Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2412 E. 2026/1287 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2412
Karar No
2026/1287
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2412

KARAR NO : 2026/1287

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/09/2022

NUMARASI : 2018/946 Esas - 2022/658 Karar

DAVA: Tazminat (Ticari İşletmenin Satılması veya Devrinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 06/08/2018

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/07/2026

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; davalılar ile müvekkili arasında .....Ltd.Şti. şirketin devri maksadıyla 16/01/2018 tarihinde sözleşme düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşmede devir bedeli olarak kararlaştırılan 1.550.000'-TL'yi ödediğini , tüm görüşmeleri davalıların babası ..., davalı ...'nun eşi ... ve emlak komisyoncusu ... ile yaptığını, bu görüşmeleri ... ve mail yoluyla gönderilen bilgi ve belgeler üzerinden yürüttüklerini, müvekkili ile emlakçı ve işletmenin yetkili müdürü arasındaki görüşmede şirketin mali durumunun iyi düzeyde olduğunun söylendiğini, sonradan devir işleminde emlakçıyı bulup, süreci yürütenin ... olup, bu kişinin işletme müdürü ... tarafından belirlenerek hile olgusunun gerçekleştirilmesi bakımından el ve iş birliği içinde hareket ettiklerini öğrendiğini, şirket devralınıp işletilmeye başlandığında kar elde etmesi bir yana zararda olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin zihninde yanlış kanaatler uyandırılarak aldatıldığını, davalıların gerçek gelir durumunu bildikleri halde kendilerinden beklenen açıklamayı yapmamak suretiyle hile kapsamında sorumlu olduklarını belirterek devir bedeli olarak ödenen tutara karşılık şimdilik 350.000-TL'nin ihtarın tebliğinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalılar vekili; müvekkillerinin devri yapılan şirketin ... ... Merkezinde ... Mağazasının işletmeciliğini yaptığını, müvekkillerinin bu işletmeyi almak istediğini belirten davacıyla görüşmeleri yaptıklarını, davacının gerekli incelemelerde bulunduğunu, müvekkillerinin 08/01/2018 tarihinde Av....'in ofisinde şirketin tüm yıllara ait bilanço, mizan, gelir tablosunu davacı tarafla paylaştıklarını, davacının dilekçesinde bu durumdan bahsetmediğini, bu görüşmenin hile iddiasının temelinden sakat olduğunun göstergesi olduğunu, şirkete ilişkin tüm bilgi ve belgenin davacıyla paylaşılmasından sonra sözleşme imzalandığını, hile söz konusu olmadığını, davacının hisselerini devraldığı şirketin işlettiği ... Mağazasını basiretli bir tacir gibi yönetemeyip kendi eksikliğini gizleyerek, hile savına dayanıp müvekkilleri aleyhine dava açtığını, hisse devrini müteakip makul bir süre geçmemişken gelir hedefleyip zarar ettiğini beyan ederek hileye dayanmaya çalışmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davalıların hissedarı olduğu şirket hisselerini ve bu şirket tarafından işletilen ... ... içinde yer alan ... isimli işletmeyi 16/01/2018 tarihinde davacıya satıp devrettikleri, davacının 08/05/2018 tarihinde gönderdiği ihtarname ile TBKnın 36 madde hükmü uyarınca aldatma neticesi iradesi sakatladığından sözleşme ile bağlı olmadığını belirtip ödediği tutarın iadesini talep ettiği,devir öncesi süreçte davacının 15 gün boyunca ... İşletmesine gidip gözlemde bulunduğu, müşteri potansiyelini izlediği,müdür ve çalışanlardan bilgi aldığı, daha sonra vekiline verildiği belirtilen mali verileri inceleyerek devraldığı,işletmenin zarar ettiğini anlaması ile davalıların hile yaptığını ileri sürdüğü,davacı bir iş insanı olup, devir öncesinde gidip işletmenin durumunu gözlemlemiş, akabinde sunulan bir kısım gayri resmi mali verilere bakarak sözleşme imzaladığı,şirketin ticari defterlerini inceleme imkanı olmasa dahi, şirketin resmi kurumlara sunduğu mali verileri inceleyip değerlendirme imkanı mevcut olduğu,gayri resmi kayıtların olduğunu bildiği ve devir sonrasında aynı şekilde kayıt dışı işleme devam ettiğinin bilirkişilerce saptandığı,her ne kadar ilk bilirkişi heyeti aldatmanın gerçekleştiği yönünde tespitte bulunmuş ise de dinlenen tanık beyanları ve tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde davacının gayrı resmi kayıtlarla yetinmek suretiyle hareket ettiği sonucuna varıldığından davacının hile/aldatma hukuki olgusunu ispat edemediği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili;alınan ilk bilirkişi raporunda haklılığın ortaya çıktığını ,itirazlar üzerine ikinci bir heyetten rapor alınmak istendiği , mahkemece sonuçta bu talep yerine getirilmeden,rapora itirazlar cevaplanmadan, aynı heyetten soyut ve yetersiz bir ek rapor alınarak, bu ek rapora göre davanın reddine karar verildiğini ,raporlar arasındaki çelişkinin giderilemediğini ,hükme esas alınan ikinci heyet ek bilirkişi raporunda,devir bedelinin 1.222,728-TL olduğu belirtilmiş, sonuçta emsalleri ile karşılaştırıldığında dava konusu işletme için bu devir bedeli 1.222.728,00-TL'nin fahiş olmadığı belirtildiği , ek raporda yapılan soyut yorum bile %27'lik bir hesap hatasına dayandığını, eskiden beri zarar ettiği ortaya çıkan bir işletmenin devredilmesinde, devralan müvekkilin aldatılıp aldatılmadığı üzerinde toplandığı, zarar eden bir işletmeyi, ciddi bir bedel ödeyerek devralan bir kişinin bunu bilerek devraldığını kabul etmek, akla ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ,Müvekkil, Almanyada ticaret yapan bir işletmeci olduğu ,davalılar ve işletmede çalışan davalı yakınları tarafından yanlış bilgi ve belgelerle aldatıldığı ,davalıların hisse devri sözleşmesinde, davacı müvekkilin düştüğü esaslı yanılmayı bilebilecek durumda olduğu olduğunun kabulü de hayatın olağan akışına uygun olduğu,hisse devri sözleşmesinin hükümsüzlük koşullarının oluştuğunun kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmadığını ileri sürerek (Yargıtay 11. HDnin 2020/5861-2021/4110 sayılı kararı)kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE :Davacı tarafından davalılardan devir alınan şirket payları ve işletme devrinin hile nedeniyle iptali ile ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.

Mahkemece ; şirketin ticari defterleri incelenerek 04/02/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu alınmış, bu raporda dava dilekçesi ekinde yer alan gelir gider tablosu ile şirketin 2017 yılı ticari defter kayıtlarına göre cironun %76 oranında şişirilerek ütopik ciro sunulduğu, gelir gider tablosunda gösterilen gider toplamının da 2017 yılı ticari defter kayıtlarında var olan tutardan %12.62 oranında düşük gösterildiği, şirketin yasal defterlerinde 2016-2018 yılları arası faaliyet zararının artan şekilde katlanıp, gelir elde edilmediğinin görüldüğü, davacının da tek sayfa hazırlanmış gelir-gider tablosu ile yetirip bunun dışında Vergi Dairesinden alınan ya da mali müşavir onaylı veya kurumlar vergisi beyannamesi eki resmi mali tabloları incelemeden hisseleri devraldığı, 2.bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında, devre esas alınan 2017 yılı bilançosu, devir sonrasına ait 2018 yılı bilançosu ile karşılaştırılmış, kayıtlarda mevcut ciro ve zarar raporda gösterilmiş ayrıca getirtilen ... kayıtlarına göre oluşan ciro rakamları ile de karşılaştırılması yapılarak, ... kayıtlarındaki ciroların, maliyeye bildirilen cirolardan yaklaşık %30-35 oranında fazla olduğu, bu kayıtlar dışında dava dışı şirketin satış ve karlılık rakamlarını gösteren bir takım bilgi ve belgelerin daha dosyada olduğu bu belgelerdeki ciro rakamlarının gerek defter kayıtları gerekse ... yer alan rakamlardan daha fazla olduğu, bu haliyle şirketin kayıt dışı işlemlerinin olduğu sonucuna varıldığı, esasen şirketin 2013 yılında kurulduğu tarihten bu yana zarar ettiğinin davacı tarafça şirketi devralırken maliyeye verilen beyanlar incelenmek suretiyle hemen tespit edilebileceği yolunda kanaat sunulmuştur.

Davacının işyerini devir alır iken yanında Avukatı ,karşı yan satıcıların Avukatı özellikle davalıların şirketinin mali müşaviri ,emlakçı hazır olduğu halde görüşmeler yaptıkları ;Mal müşavirin beyanında şirketin tüm bilgilerini yanında götürdüğünü ,ancak karşı yanın Avukatının kendisine bir şey sormadığını beyan etmiştir. İkinci bilirkişi heyeti ;şirketin ticari defterlerinde şirketin 2015 yılından itibaren hiç kar etmediği ,hep zarar ile sonlandığını tesbit etmiştir.Aynı heyet raporunda ;şirketin gerçek satışlarının kayıt edildiği getirtilen kayıtlara göre davadışı şirketin 2016 yılında kayıtlara geçmeyen satışının 570.084-TL, 2017 yılında 184.487-TL satışın ticari defterlerine kayıt edilmediği belirlenmiştir. Davacının da işletmecilik yaptığı 2018 yılında davacının gerçek satışının 855.627-TL iken ticari defterlerde 672.652-TL olarak gösterildiği,davacının da yaptığ ısatışları ticari defterlerinde daha az gösterdiği tesbit edilmiştir.Şirket mali müşaviri tüm belgeleri yanında götürdüğünü,kimsenin kendisine bir şey sormadığını beyan etmesine göre her iki tarafın şirketin gerçek durumunun kayıtlarda yazıldığı gibi olmadığını bildikleri sonucuna varılmaktadır. Yine işletme müdürü ;devir alınan zamanda yaz dönemine girildiği ,bir miktar ... tarafından zam yapıldığı,menü uygulamasının kaldırılması gibi bir takım işletmede değişiklik yapıldığını beyan etmiştir.Davacının yatırımcı olduğu ,görüşmlere her iki yanın Avukatlarının katıldığı ,sonradan resmi kayıtlara ulaştığında durumu anladığı iddiası hayatın olağan akışına ,hayat tecrübelerine uygun bulunmamıştır. Davacının ; ticari hayatı bildiği ,görüşmelerde Avukatından hukuki yardım almış olduğu gözetildiğinde işletme umduğu gibi gitmeyince bu kez gerçekte bildiği gerçek durumun kendisinden gizlendiğini ileri sürerek hile nedeniyle iptal davasına dayanak ettiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporu takdiri delil olup hakim kanaatini tüm delilleri değerlendirerek bir sonuca varabilir.İkinci bilirkişi raporu kanaat oluşturacak incelemeyi içermektedir.

Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde ; şirketin kayıt dışı işlemlerinin 2018 yılında şirket davacı tarafından devir alındıktan sonra da devam ettiği,somut durumun şirketin kayıtlarını talep etmeden devrin kandırılarak yapıldığını kabule elverişli olmadığı ,davacının şirketin gerçek durumunu bildiği ,ticari defterlerde görünen zararın da gerçek olmadığı ,2016 yılında kayıtlara alınmayan satış miktarı 570.000-TL iken şirketin 48.000-TL zarar ettiğinin gösterildiğinin tesbit edildiği,davacının aldatılarak sözleşme imzaladığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 15,40-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 07/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2412, K. 2026/1287, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2412-e-2026-1287-k-d0a186e53e16