Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/293 E. 2026/985 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/293
Karar No
2026/985
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/293 Esas

KARAR NO:2026/985

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:07/11/2024

NUMARASI:2023/157 Esas, 2024/254 Karar

DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)

KARAR TARİHİ:16/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin ... internet sitesi üzerinden 3 farklı satış biçimi olan rezervasyonlu satış, hibrit satış ve "..." imkanlarının tamamını sağlandığını, müvekkilinin eserini/fikri haklarını korumak amacıyla kendi adına 28.04.2021 tarihinde, ... sitesinden, ... numaralı zaman damgası seri numarasıyla koruma altına aldığını, müvekkilinin 28/04/2021 tarihinde geliştirmiş olduğu internet sitesini ve bu sitede arz ettiği satış yöntemlerini kendi adına tescil ettirdiğini, davalı şirketin ilk olarak müvekkili tarafından geliştirilen "..." modelini kendi internet sitesinde "..." ismi altında adına tescil ettirerek kullanmakta olduğunu, müvekkili tarafından tescil ettirilen "..." modeli ile davalının "..." modeli birebir aynı olduğunu, marka başvuru isminden ve başvuru tarihinden de anlaşılacağı üzere davalının açıkça kötü niyetli ve haksız davrandığını ileri sürerek, ... başvuru numaralı "..." marka tescilinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı şirketin dava konusu satış uygulamasından elde etmiş olduğu net kazanç nedeniyle şimdilik 1.000-TL'nin ve 50.000-TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının eserden doğan haklarının ihlal edilebilmesi için kural gereği ortada mevcut bir eser bulunması ve davacı tarafın da bu eserin sahibi olması gerektiğini, davacının da dava dilekçesinde birçok defa belirttiği üzere,ne kendisine ait olduğunu iddia ettiği “...” uygulamasının ne de müvekkiline ait '...” projesindeki satış uygulamasının bir “eser” değil, bir fikir ve satış modeli olduğunu, davacının internet sitesi incelendiğinde tarafların faaliyet alanlarının çok farklı olduğunu, davacı tarafın internet sitesinde ...,... ve ... aletlerin satışını yapmakta olduğunu, her ne kadar davacının internet sitesinde “...” başlıklı bir sekme bulunsa da bu alanda herhangi bir ürünü / satışı bulunmadığını, müvekkili Şirketin ... perakende sektöründe öncü bir firma olduğunu ve ... perakende alanında faaliyet gösterdiğini,müvekkili şirketin davacının internet sitesinden ve satış uygulamasından haberdar olması ve bunu “taklit” etmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, ilk derece mahkemesi iş modelinin eser niteliğinde olmadığı yolundaki görüşüne itibar edilemez. 5846 sayılı FSEK hükümleriyle eser sahibine sağlanan fikri hak korumasının fikrin bizatihi kendisine ait olmayıp onun ifade ediliş biçimine ilişkin olacağı, başka bir anlatımla ortaya çıkmış eserin bizzat kendisinin korunduğu, eserin ortaya çıkmasına esas olan fikrin korunmasının söz konusu olmadığı, dosya kapsamında mevcut deliller ve bilirkişi raporuna göre "..." iş modelinin FSEK kapsamında eser olarak kabul edilemeyeceği, yine her ne kadar davacı taraf dijital ortamda gerçekleşen işlemlerin ve fikri mülkiyet haklarının kaydedilmesi amacıyla iş modeli hakkında 28/04/2021 tarihinde zaman damgası oluşturmuş ise de, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacıya ait iş modelinin davalı tarafından taklit olunduğunun kanıtlanamadığı, zira duruşmada yeminli dinlenen davalı tanıklarının, "..." isimli uygulamanın 2021 yılında ve öncesinde de şirket bünyesinde projelendirilmesi durumunun değerlendirildiğini belirttikleri, yine davacı tanığının da davacıya ait "..." uygulamasının 2021 yılında oluşturulduğunu beyan ettiği, pandemi sonrası süreç ve günün ekonomik koşulları gözetildiğinde anılan yılda taraflarca kullanılan/oluşturulan iş modelinin harcıalem nitelikte kabul olunması gerektiği, ayrıca fikrin projelendirilmesinin de zaman alacağının kuşkusuz olduğu, kaldı ki anılan iş modelinin eser olarak kabul olunmayacağı, bu noktada davacının FSEK'e dayalı taleplerinin reddi gerektiği,dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davalının ... başvuru numaralı marka başvurusunun tescilinin bulunmadığı, marka hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek; sadece sanat eseri kategorisindeki eserlerinin değil, bilgisayar programları, arayüzler, araişlerlikler de 5846 sayılı kanun korumasından faydalanmakta olduğunu,müvekkilin yaptığı çalışmalara ilişkin kayıtlar google drive dosyası olarak ibraz edildiğini, her ne kadar hükme esas alınan raporda google drive dosyası içindeki kayıtların istenildiği gibi düzenlenebileceğine, yani bu kayıtların sonradan oluşturulabileceği belirtilse de davalının bu yönde bir beyanı olmadığını, yani davalı başından beri "..." modelinin, müvekkile ait "..." modelinden önce geliştirildiğine yönelik bir savunma yapmadığını, davalının yapmadığı bir savunmanın dikkate alınmasının hukuken bir anlamı olmadığını, bununla birlikte müvekkili tarafından geliştirilen fikir, eser olarak kabul edilmese bile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümleri müvekkil tarafından geliştirilen eseri koruma altına almakta olduğunu, kararın vekalet ücreti yönünden de hatalı olduğunu, eser sahipliğinin tespiti, hükümsüzlük ve maddi tazminat taleplerinin tek bir davanın içinde ileri sürülen talepler olup, ayrı ayrı davalar olmadığını, bunun için her bir talebi ayrı bir dava olarak algılayıp her biri için ayrı vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, hükümsüzlüğü talep edilen markanın, tescil ettirilmediği davalının beyanı ile yargılama sırasında anlaşıldığını, ortada tescilli bir marka yoksa hükümsüzlük davasının reddine karar verilemeyeceğini, olsa olsa karar verilmesine yer olmadığına karar verilebileceğini, bu durumda dava açılmasına davacı sebep olmadığından davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, FSEK kapsamında "..." satış uygulamasının davacıya ait olduğunun tespiti ve "..." satış uygulamasının davalının internet sitesinden kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile marka hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." iş modelinin FSEK kapsamında eser olarak kabul edilemeyeceği, davacının dava dilekçesinde haksız rekabete ilişkin talebinin bulunmadığı, davalının marka başvurusunun tescil edilmeyip geçersiz olduğu, ilk derece mahkemesince FSEK'e dayalı talepler ve marka hükümsüzlüğü talebi yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, objektif dava birleşmesi söz konusu olduğundan, FSEK eser sahipliğinin tespiti/önlenmesi, marka hükümsüzlüğü ve maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi yönünden,her bir asli talep yönünden davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, TPMK sicil kayıtları aleni olup, tescil edilmeyen marka hakkında hükümsüzlük davası açan davacının, bu hususta kendisinin kusuru bulunmadığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/293, K. 2026/985, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-293-e-2026-985-k-db59527df06e