Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/298 E. 2026/980 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/298
Karar No
2026/980
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/298 Esas

KARAR NO:2026/980

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:11/07/2024

NUMARASI:2023/227 Esas, 2024/421 Karar

DAVANIN KONUSU:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)

DAVA TARİHİ:04/04/2023

KARAR TARİHİ:16/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine -sözde- şahsi kefil olması sebebiyle ... A.Ş. tarafından İstanbul 32.İcra Dairesi’nin .... (Eski Esas ...) sayılı takibinin açıldığını, ... A.Ş.'nin işbu sözde alacağını davalı ... AŞ.’ye devir ve temlik ettiğini ancak söz konusu takibe dayanak yapılan 20/04/2015 tarihli Faktoring Sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin kesinleşmesinden itibaren yaklaşık 8 yıl sonra işbu menfi tespit davasının açıldığını, Faktoring Sözleşmesinin "kefil" kısmındaki yazıların (adı ve soyadını, adresini, kefil olunan miktarı, kefalet türü ve kefalet tarihini) el yazısı ile yazıldığını ve imzalandığını, yine aynı sözleşmenin "müşteri" kısmındaki kaşe üzerine atılan imzanın çıplak gözle bakıldığında dahi "kefil" kısmındaki imza ile aynı olduğunun görüldüğünü savunarak davanın reddini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda,davacının ileri sürdüğü imza ile yazı itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebileceği, aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarında 20/04/2015 tarihli Faktoring Sözleşmesindeki imzanın davacının eli ürünü olduğu, ''Kefil'' başlıklı kısmın altında yer alan yazılar ile rakamların ise davacı ...'ın eli ürünü olmadığının belirtildiği, sözleşme tarihi itibariyle TBK'nın yürürlükte olduğu ve sözleşmedeki yazı ve rakamların da kefilin eli ürünü olması gerektiği, davacının dava dışı şirketin ortağı veya yetkilisi olmasının kefalet sözleşmesinde sadece eş rızası açısından farklılık arz ettiği bununla birlikte geçerlilik şartlarında bir farklılık olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne; davalının davacıya atfen atılı bulunan imzanın ve yazıların sahte olduğunu temlik aldığında bilebilecek durumda olmadığı gerekçesiyle davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; kök ve ek raporda inceleme konusu belgedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun sabit hale geldiği, sözleşmedeki yazı yönünden her iki rapor arsında çelişki olduğunu, öncelikle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemesi sebebiyle kararı usul ve esas yönünden yasaya aykırı olduğunu, davacının faktoring sözleşmesi şirketin ortağı olduğu dönemde kesil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, Yargıtay'ın bir kısım kararlarında, TBK m.583’te yer alan şekil kurallarının, ticari işlere ilişkin kefalet sözleşmelerinde geçerli olmayacağını, TTK m.7’de düzenlenen teselsül karinesinin TBK m.583’ün istisnası olduğunu belirttiğini, buna göre ticari işlere ilişkin kefalette, kefil müteselsil borç altına girdiğini el yazısıyla belirtmemiş olsa dahi, TTK m.7’de düzenlenmiş olan karine gereği vermiş olduğu kefaletin müteselsil olarak nitelendirileceğini,davanın TMK'nın 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, Yargıtay 19. HD'nin 2016/5618 E.,2017/1675 K.sayılı ilamının da bu yönde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince, Faktoring Sözleşmesindeki imzanın davacının eli ürünü olduğu, ''Kefil'' başlıklı kısmın altında yer alan yazılar ile rakamların ise davacı ...'ın eli ürünü olmadığının belirtildiği, sözleşme tarihi itibariyle TBK'nın yürürlükte olduğu ve sözleşmedeki yazı ve rakamların da kefilin eli ürünü olması gerektiği, davacının dava dışı şirketin ortağı veya yetkilisi olmasının kefalet sözleşmesinde sadece eş rızası açısından farklılık arz ettiği bununla birlikte geçerlilik şartlarında bir farklılık olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. ... AŞ.ile dava dışı ....Şti arasında 20/04/2015 tarihli Faktoring Sözleşmesi imzalanmış ve dava dışı ....Şti'nin ortağı ve şirket müdürü olan davacı ... da sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalamış, sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle 15/10/2015 tarihinde İstanbul 32. İcra Müdürlüğü’nün .... (...) sayılı dosyası ile davacı ve dava dışı şirket aleyhine icra takibi başlatmıştır. Davacı daha sonra 12/02/2016 tarih ve 9010 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan karar ile şirket ortaklığından ve müdürlüğünden ayrılmıştır. İstanbul 32. İcra Müdürlüğü’nün .... (...) sayılı dosyasından alınan aciz belgesi ile davalı tarafından davacı aleyhine 11/02/2022 tarihinde tasarrufun iptali davası açılmış, 14/03/2023 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiş, bunun üzerine davacı 04/04/2023 tarihinde işbu menfi tespit davasını açmıştır.Somut olayda davaya konu faktoring sözleşmesi hükümleri yerine getirilip, davacının ortağı ve yetkilisi olduğu şirkete finansman sağlandıktan sonra davacının; şirket ortaklığından ayrılarak, imzası kendisine ait olan kefaletin, el yazılarının kendisine ait olmadığı gerekçesiyle usuli eksiklik ileri sürmesi,TMK'nın 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın reddine; davada ihtiyati tedbir kararı verilmediği ve davacının dava açmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,

2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2024 gün ve 2023/227 Esas, 2024/421 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-DAVANIN REDDİNE,

4-Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,

5-İlk derece yargılaması yönünden;

a)Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 1.095,53 TL harçtan mahsubu ile artan 363,53 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

c)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 41,00 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

d)Davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

e)İstanbul Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

6-İstinaf yargılaması yönünden;

a)İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,

b)İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna aşvurma harcı ile 270,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.953,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

c)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/298, K. 2026/980, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-298-e-2026-980-k-a5139f9bb858