Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/54 E. 2026/949 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/54
- Karar No
- 2026/949
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/54
KARAR NO: 2026/949
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/06/2022
NUMARASI: 2021/670 Esas - 2022/430 Karar
DAVA: Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... ile diğer davalılar ... ve ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın ...Şubesi ile...ve ... A.Ş.(eski ünvanı ....A.Ş.) arasında ... imzalandığını, davalılar/borçlular ..., ..., ... ile ...Köylüsün anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, bahse konu sözleşmelere istinaden, borçlu firma adına krediler tahsis edildiğini, ancak, borçlu kredine kaynaklanan borçlar ödemediğinden .... Noterliği’nin 16.09.2019 tarih, ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi ve 02.10.2019 tarih, ... yevmiye numaralı kat ihtarnameleri keşide edildiğini, ihtarnamenin sözleşmede yer alan adreslere keşide edilmesine rağmen kefillerden ...'a tebliğ edildiği, diğer kefiller ve borçlu firmaya tebliğ edilemediğini, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine, davalı/borçlular ..., ..., ... ile ...Köylüsün tarafından takibin yetkili yerde açılmadığı, borçluların borcu olmadığı, icra takibindeki asıl alacağa, işleyecek ve işlemiş faiz oranına ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiklerini bildiren dilekçeleri ile ayrı ayrı itirazda bulunulduklarını, itirazların haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı ...A.Ş. hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı’nın 2019/934 Esas sayılı dosyasından 09/09/2020 tarihi itibariyle iflas kararı verilmiş olduğundan, borçlu firmanın işlemlerinin yürütüldüğü ........ İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasına dilekçe ile müracaat edilerek, borçlunun iflas ettiği 09.09.2020 tarihi itibariyle bankanın muaccel olan 1.508.717,40 TL tutarındaki alacaklarımızın yanı sıra 70.030,00TL mer'i çek risklerinin ve 13.000,00TL mer'i teminat mektubu riskimizin iflas masasına kaydedilmesi ve 14.09.2020 tarihi itibari ile firmadan toplamda 20.500,00 TL tutarında POS alacaklarının masaya kayıt edilmesi için başvurularının ... numaraya kaydedilmiş olduğundan, davanın sadece kefiller davalı/borçlular ..., ..., ... ile ...Köylüsün hakkında açıldığını beyan ile itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü beyanlarında kefaletin eş rızası alınmaksızın verildiğini, bu nedenle kefil sıfatı işlemlerinin geçersiz olduğunu, bu nedenle de davalının davacıya borcunun bulunmadığını, davacının asıl borçlu ...Anonim Şirketinin .... İflas Müdürlüğü'nün ... esas dosyasına alacak talebi için başvurması gerektiğini savunmuş, dava dilekçesinde istenen faizin fahiş olduğunu, itirazın iptali davasının reddi ile % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk başvuru şartı dava konusu icra takip dosyası için yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, davalı, tacir veya kamu tüzel kişisi olmadığından banka ile davalı arasında akdedildiği iddia edilen sözleşmedeki yetki anlaşmasının geçersiz olduğunu, bu nedenle takibin İstanbul .... Müdürlüğünde başlatılması ve itirazın iptali davasının da İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, yetki itirazında bulunduklarını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından .... Noterliğinin 16.09.2019 tarih, ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarı davalıya tebliğ edilmediğini, dolayısı ile alacak ve faiz miktarının kesinleşmediğini, davacı banka ile dava dışı şirket arasında 2 adet Genel Kredi Sözleşmesi bulunduğunu, davalının adının eski tarihli GKS nde geçtiğini, davalının 04.06.2018 tarihinde imzalamış olduğu Hisse Devir Sözleşmesi ile ...A.Ş.’deki bütün paylarını devrettiğini, 19.06.2018 tarihinde Şirket Yönetim Kurul üyeliğinin sona erdiğine ilişkin karar Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ettirildiğini, ikinci GKS’nin akdedildiği tarih itibariyle davalının asıl borçlu şirket ile bir ilişiğinin bulunmadığını beyan ile davanın usul ve esas yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle arabuluculuk şartı gereği gibi yerine getirilmediğinden ve yetki bakımından usulden reddi gerektiğini, davalının şirketin ortağı iken 06.11.2018 tarihli "Hisse Devir Sözleşmesi" başlıklı belge ile asıl borçlu şirketteki tüm hisselerini ...'ya devrettiğini, bu tarih itibari ile de şirketle hiçbir ilgisi ve bağı kalmadığını, T.B.K.'nun 594. maddesi gereğince davacının davalıya karşı haklarını kaybettiğini, davalının imzaladığı sözleşmedeki kefalet hükümlerine ilişkin beyanlar yasanın aradığı müteselsil kefalete ilişkin hükümlere uygun olmadığını, bu sebeple müteselsil kefaletin geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu borcun davalı ... ve dava dışı ... ile ...tarafından üstlenilmiş olduğunu, davanın bu şahıslara ihbarının gerektiğini, talep edilen faizin fahiş olduğunu beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle arabuluculuk şartı gereği gibi yerine getirilmediğinden ve yetki bakımından usulden reddi gerektiğini, davalının 06.11.2018 tarihli "karşılıklı İbraname" başlıklı belge ile tüzel kişilik ve ortaklar tarafından ibra edildiğini, bu belge ile davalılardan ... ile dava dışı ...A.Ş., ...ve ..., davalıya karşı huzurda görülmekte olan davaya konu kredileri ödemeyi ve kefaletleri kaldırmayı yüklendiğini, bu tarih itibari ile de şirketle hiçbir ilgisi ve bağı kalmadığını, T.B.K.'nun 594. maddesi gereğince davacının davalıya karşı haklarını kaybettiğini, davalının imzaladığı sözleşmedeki kefalet hükümlerine ilişkin beyanlar yasanın aradığı müteselsil kefalete ilişkin hükümlere uygun olmadığını, bu sebeple müteselsil kefaletin geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu borcun davalı ... ve dava dışı ... ile ...tarafından üstlenilmiş olduğunu, davanın bu şahıslara ihbarının gerektiğini, talep edilen faizin fahiş olduğunu beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosya kapsamı ve bilimsel veriler ile uyumlu, denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacı banka kayıtlarına göre icra takip tarihi itibariyle davacının davalılardan toplam gayrinakit alacağının 7.593,18 TL, toplam nakit alacağının 14.581,46 TL olduğu tespit edilmiş olup, kefaletlerin geçerli olduğu, davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile kredi asıl borçlusu dava dışı şirketin davacı bankaya olan kredi borçlarından ötürü sorumlu oldukları kanaatine varılmakla, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, davalıların takibe itirazının iptaline, takibin Gayrinakdi Çek Kredisi alacağından 4.060,00 TL asıl alacak, 586,67 TL işlemiş faiz, 84,18 TL faizin BSMS, 2.862,33 TL masraf olmak üzere toplam 7.593,18 TL üzerinden devamına, Ticari Kredi Kartından olan alacaktan 14.350,41 TL asıl, 231,05 TL işlemiş akdi faiz, 11,01 TL faizin BSMV si olmak üzere toplam 14.581,46 TL üzerinden devamına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar arabulucuk ve başvurucu tarafından maddi hatanın düzeltilmesine dair tutanak tutulmuş ise de bu tutanağın tek taraflı tanzim edildiğini, taraflarının ve diğer tarafların muvafakatinin alınmadığını, bu belgenin bağlayıcı olmadığını, bu durum arabuluculuk tutanağındaki bir hatadan kaynaklanmadığını, doğrudan başvuru belgesi ile yapılan başvuruya ilişkin olduğunu, arabuluculuk tutanaklarının icra edilebilirliğine ilişkin olarak dahi Mahkeme Kararının arandığı usul kuralları nazara alındığında bu şekilde düzenlenen bir belge ile arabuluculuk konusunun değiştirilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı tacir olmayıp sözleşmedeki yetki şartının davalıyı bağlamayacağını, mahkemenin de yetkisiz olduğuna dair itirazlarını ileri sürdüklerini, dava sadece müteselsil kefil sıfatında bulunanlara yöneltilmiş olup asıl borçlu ve yetki şartına imza atan tarafa husumet yöneltilmeden imzalanan yetki şartına dayanılmasının usulen mümkün olmadığını, yetkili yerde başlatılmış usulüne uygun bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, T.B.K.'nun 594. maddesi gereğince davacının davalıya karşı haklarını kaybettiğini, dava dışı asıl borçlu şirketin 09.09.2020 tarihinde iflasına karar verilmiş ise de davacı tarafından durumun davalıya bildirilmediğini, davalı şirketteki hisselerini devrederek şirketten ayrıldığını ve şirketle herhangi bir bağının kalmadığını, davacının davalı açısından bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve davalının yasal başvuru haklarını kaybederek zarara uğradığını, davacının davalıya karşı başvuru haklarını kaybetmiş olduğunu ve geçerli bir kefaletin de mevcut olmadığını, dava konusu olan ve mevcudiyeti tespit edilen gayri nakdi çek kredisi ve ticari kredi kartına ilişkin olarak davalı tarafından imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını, imzalanmış olan sözleşmedeki kefalet hükümlerine ilişkin beyanlar yasanın aradığı müteselsil kefalete ilişkin hükümlere uygun olmadığını, bu sebeple müteselsil kefaletin geçersiz olduğunu, talep edilen alacak kalemleri ve taraflarca akdedilmiş olan sözleşme açısından "Kefaletin Verildiği Anda Borcun Belirli ya da Belirlenebilir Olması Gerektiği" şartının gerçekleşmediğini, bu sebeple de kefaletin geçersiz olduğunu, dava konusu borç davalı ... ve dava dışı ... ile ...tarafından üstlenildiğini ve davanın bu şahıslara ihbarı gerektiğini, faiz oranlarının fahiş olduğunu, bu şekilde işletilen ve işletilmesi talep edilen faiz oranlarından davalıdan sorumlu tutulmasının hukuken kabul edilemez olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartı dava konusu icra takip dosyası için yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, arabuluculuk son tutanağının taraflarının muvafakati olmaksızın arabulucu ve alacaklı vekili tarafından imza altına alınan maddi hata düzeltme tutanağının başvuru formunda sehven dosya numarası ve icra müdürlüklerinin yanlış beyan edilmesi gerekçesiyle arabuluculuk başvurunun konusunun değiştirildiğini, dava ve icra takibi yetkisiz yerde ikame edilmiş olduğundan yetkisizlik sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, hesap kat ihtarı davalıya tebliğ edilmediğini, usulsüz tebliğ ile yapılmış icra takibinin ve işbu icra takibine konu davanın reddi gerektiğini, mahkemenin kararının dayanağı olan bilirkişi raporunda iki adet genel kredi sözleşmesinden hangisine dayalı olarak kredi kullanıldığına ilişkin inceleme yapılmadığını, hesap kat ihtarına konu kredinin açılış ve kullanım tarihi yeni GKS’den kaynaklandığını, kredi kullanım tarihinin yeni GKS döneminde olması ve ödeme tablosunda kefil olarak davalının imzasına yer verilmemesi davalının sorumlu olmadığının çok açık bir biçimde gösterdiğini, kredi açılış tarihi ile ikinci genel kredi sözleşmesi aynı tarih olduğundan borcun ikinci genel kredi sözleşmesine dayanarak kullandırıldığını, bahse konu kredinin davalının imzaladığı sözleşmeden kaynaklanmadığını, davacı kefilin kefil olarak imzalamadığı sözleşmelerden doğan borçtan sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, mahkemece genel kredi sözleşmesinin 41.1 madde hükmüne dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de anılan sözleşme hükmü davacıyı, imzası bulunmayan sözleşmeler nedeniyle sorumluluk altına sokacak biçimde yorumlanamayacağını, mahkemece, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğini, hesap kat ihtarına konu borç davalının kefil olarak imzasının yer almadığı ikinci GKS’den kaynaklandığını, davalının 04.06.2018 tarihinden itibaren...ile hiçbir ilişiğinin ve bağının kalmadığını, ilk olarak akdedilen gayri nakdi kredi sözleşmesinde davalının kredi sözleşmesinin tarafında değil yalnızca kefil sıfatıyla yer aldığını, ikinci olarak akdedilen GKS'de ise davalının isminin yer almadığını, dava konusu borcun ikinci GKS’den doğduğunu ve davalının tarafı veya kefili olmadığı bir sözleşmeden sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının yerinde olmadığını, ilk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında dava konusu borcun hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığına ilişkin inceleme yapılmadığını ve hazırlanan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar ..., ..., ... vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yetki itirazının yerinde olup olmadığı, kredi kartı ve çek taahhütnamesinden doğan borçların kefalet kapsamında bulunup bulunmadığı, faiz miktarı ve davanın konusuz kalıp kalmadığı noktalarındadır.
Davacı banka ile dava dışı ...A.Ş. arasında 16.02.2018 tarihinde 140.000,00 TL limitli ... imzalanmış, davalı ... bu sözleşmeye aynı limitle müteselsil kefil olarak imzalamış, 22.06.2018 tarihinde 2.500.000,00 TL limitli ... imzalanmış, ..., ... ve ... bu sözleşmeye aynı limitle müteselsil kefil olmuştur.
Davacı banka tarafından, kredi borçlusu ve kefillere gönderilen .... Noterliğinin 16.09.2019 Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, muaccel hale gelen ve ihtarnamede gösterilen kredi alacağının 7 gün içinde ödenmesi gerektiği ihtar edilmiştir.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "Bankamız ile imzalanan sözleşmeler, ihtarnameler, hesap özetleri '' nedenine dayalı olarak ticari kredi kartından kaynaklanan toplam 14.621,64 TL ile çek kredisi borcundan kaynaklanan toplam 7.667,51 TL alacakların tahsili istemiyle 03.10.2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlularının itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Dosya istinaf incelemesi aşamasındayken, davacı vekili ve davalılar ..., ... vekilleri tarafından sunulan dilekçeler ile, itirazın iptali davasının konusu olan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının ödenerek kapatıldığını, davacı beyanının da bu yönde olduğunu belirterek, davanın konusuz kalmış olması nedeniyle konusuz kaldığına dair karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan etmişlerdir.
Davalı ...vekili, beyan dilekçesinde, istinaf başvurularının kabul edilerek, müvekkili yönünden davanın reddine ve kötü niyet tazminatına verilmesini talep ederek istinaf dilekçesindeki iddiaları tekrar etmiştir.
İstinaf aşamasında verilen dilekçe içeriğine göre, davalı ...'ün istinaf incelemesi yapılırken, haklarındaki hükmü istinaf etmeyen ve haklarındaki ilk derece mahkemesi hükmü kesinleşen davalılarca borcun ödenmesi sonucu, hakkındaki dava istinaf aşamasında devam eden ... hakkındaki davanın da konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusuz kaldığından, davalı ... bakımından konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Ancak HMK'nın 331/1. maddesi uyarınca, yargılama giderlerinden hangi tarafın sorumlu olduğunun belirlenmesi bakımından, davanın açıldığı andaki haklılık durumunun tespiti gerekmektedir.
Dosyaya sunulan 16.02.2018 tarihinde 140.000,00 TL limitli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi 13.4 maddesinde, "İşbu sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıklarda...sözleşmeyi imzalayan banka şubesinin bulunduğu yer ile İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin ayrı ayrı yetkili olduğunu, ancak bu Mahkeme ve İcra Müdürülüklerinin yetkili kılınmasının, kanunen yetkili kılınmış olan mahkeme ve icra dairelerinin yetkisini kaldırmadığını, kanunen yetkili kılınmış olan mahkemelerde ve icra dairelerinde veya müşteriye ait mal ve değerlerin bulunduğu yerlerde ya da ilgili hesabın bulunduğu banka şubesinin yerleşim yerinde de banka tarafından yasal yollara başvurabileceğini müşteri kabul ve taahhüt eder.'' düzenlemesi bulunmaktadır.
İİK'nın 50. Maddesi "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir." düzenlemesi içermektedir. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerince değerlendirme yapılması gerekmektedir. HMK'nun 17. maddesine göre; tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.
Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yapılan yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi olacaktır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin ve icra dairelerinin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkeme ve icra dairelerinin de yetkisinin devam etmesini istiyor ise, diğer bir anlatımla, münhasır olmayan yetki sözleşmesi yapmak istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir.
Eldeki uyuşmazlıkta yukarıda metni verilen yetki şartının münhasır yetki olmadığı anlaşılmaktadır. Davaya konu genel kredi sözleşmeleri davacı bankanın ... şubesi tarafından akdedilmiş olup, söz konusu sözleşmede İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri de yetkili kılındığından istinaf eden davalıların yetki itirazları yerinde görülmemiştir.
Arabuluculuk Son Tutanağında .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası yazılarak, Maddi Hata Düzeltme Tutanağında icra dairesi numarası .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası olarak düzeltilmiştir. Uyaptan yapılan sorgulama da .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasının taraflarla ilgili olmadığı, tutanakta ...... yazılacakken .... yazılması maddi hata olduğu görülerek davalıların bu yöndeki itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, dava dışı kredi borçlusu ...AŞ şirketi ile davacı bankanın ... Şubesi arasında 16.02.2018 tarihinde 140.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesinin gerçekleştirildiği, sözleşmede müteselsil kefil olarak davalılardan ... imzasınında yer aldığı, 22.06.2018 tarihinde ikinci kez kredi sözleşmesinin gerçekleştirildiği, kredi miktarının 2.500.000,00 TL tutarında olduğu, sözleşmedeki müteselsil kefiller olarak ..., ..., ... imzalarının yer aldığı, davalı ... imzasının mevcut olmadığı, adı geçen davalı tarafça, davalılardan ... ve ... arasında 04.06.2018 tarihinde adi yazılı şekilde hisse devir sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede ...'ün devir eden diğer davalıların ise devir alan olarak yer aldığı, hissesi devir edilen şirketin ........ ... AŞ olduğu, hisselerinin tamamının devredilmiş olduğu, 19.06.2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde, şirketin temsilcileri olarak ...'un münferiden yetkili temsilci olarak tayin edildiği, ...'ün önceki görevinin ise sona erdiğinin belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece davacı bankanın kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davacı banka ile kredi asıl borçlusu dava dışı ...A.Ş (Eski Unvan .... A.Ş.) arasında 16.02.2018 tarihinde 140.000,00 TL ve 22.06.2018 tarihinde 2.500.000,00 TL limitli ... imzalandığı, incelenen 140.000,00 TL limitli sözleşmede ...'ün müteselsil kefil sıfatıyla 140.000,00 TL'den sorumlu olmak kaydıyla kefalet imzasının bulunduğu, 2.500.000,00 TL limitli sözleşmede 140.000,00 TL limitli sözleşme ile bağlantı kurulduğu, sözleşmede ..., ... ve ...' un müteselsil kefil sıfatıyla ayrı ayrı 2.500.000,00 TL'den sorumlu olmak kaydıyla kefalet imzalarının bulunduğu, sözleşmeler kapsamında dava dışı asıl borçlu ...A.Ş.'ye ..... nolu Ticari Kredi Kartı kredi kartı ve Çek Karnesi verildiği, davacı banka alacağının keşide edilen...ve ... seri numaralı çeklerin, karşılıksız çıkması üzerine 5941 sayılı Çek Yasası gereğince çek hamillerinin talebi üzerine yapıları yasal sorumluluk bedeli talep etmesi ve ticari kredi kartı hesabından yapılan harcamalar ile sözleşme gereği tahakkuk ettirilen faizlerin ödenmemesinden kaynaklandığı, davacı bankanın davalı müteselsil kefilleri takip ve dava hakkının mevcut olduğu, 03.10.2019 takip tarihi itibariyle,
Gayri Nakdi Çek Kredisi için davacı bankanın davalılardan 4.060,00 TL asıl alacak, İşlemiş Akdi Faiz ve 84,18 TL Faizin BSMV ve 2.862,33 TL masraf olmak üzere toplam 7.593,18 TL alacaklı olduğunun, davacı bankanın tespitten fazla olmak üzere 4.060,00 TL asıl alacak, 709,69 TL işlemiş temerrüt faizi, 35,49 TL Gider Vergisi ve 2.862,33 TL masraf olmak üzere toplam 7.667,51 TL alacak talebinde bulunduğunu, talebin tespitlerini aşan 74,33 TL lık kısmının yerinde olmadığı, 03.10.2019 takip tarihi itibariyle, ...nolu Ticari Kredi Kart Hesabı için davacı bankanın davalılardan 14.350,41 TL asıl alacak, 231,05 TL İşlemiş Akdi Faiz ve 11,01 TL faizin BSMV olmak üzere toplam 14.581,46 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı, davacı bankanın tespiti aşan 40,18 TL talebinin yerinde olmadığı, davacı bankanın 03.10.2019 takip tarihinden itibaren, borç tamamen tahsil oluncaya kadar davalılardan Ticari Kredi Hesabı için 14.350,41 TL asıl alacak (matrah) üzerinden % 24,00 oranımı aşmamak ve TC Merkez Bankası tarafından üç ayda bir açıklanan kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranını geçmemek şartıyla değişen oranlarda belirlediği nispette temerrüt faizi ve faiz üzerinden hesaplanacak % 5 oranındaki BSMV'ni talep edebileceği, Gayri Nakdi Çek Kredileri için 4.060,00 TL asıl alacak üzerinden % 48,00 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 i oranındaki BSMV ni talep edebileceği tespit edilmiştir.
Kefil, kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olmakla birlikte banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması durumunda yeni sözleşmede, ilk sözlemeye kefalet eden kefilin imzası bulunmaması ve ilk sözleşmede yeni imzalanan sözleşmeye atıfta bulunulmaması halinde bu yeni kullandırılan krediden dolayı ilk sözleşmeye kefalet edenin sorumluluğundan söz edilemeyecektir .
Somut olayda, takip konusu gayri nakdi çek kredisi yönünden yapılan incelemede, çek hesabının, davalı ...'ün kefil olduğu 16.02.2018 tarihli ... imzalandıktan sonra 07.03.2018 tarihinde açıldığı görülmüştür. Diğer davalıların kefil oldukları ..., davalı ...'ün diğer davalılara yaptığı 04.06.2018 tarihli hisse devri sözleşmesi sonrasında 22.06.2018 tarihinde imzalanmıştır. Bu durumda söz konusu çek hesabının davalı ...'ün kefil olduğu 16.02.2018 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığının kabulü gerekir.
Bankaların verdikleri çek karneleri nedeniyle her bir çek yaprağı için zorunlu karşılık ödeme riski bulunması nedeniyle çek karnesi verilmesi gayri nakdi kredi verilmesi niteliğindedir. Ancak çekin karşılıksız işlemi sonucu zorunlu karşılığının bankaca ödenmesi sonucu gayrinakdi kredi nakit krediye dönüşecek ve kredi borçlusu nakit kredi kullanmış olacaktır. Bu durumda davalı ...'ün gayri nakdi çek kredisinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Ticari Kredi Kartından Kaynaklanan Borç yönünden yapılan incelemede, söz konusu ticari kredi kartı hesap özetlerinde kullanıcının ... olduğu, dosyaya sunulan hesap özetlerinde son ödeme tarihlerinin 17.05.2019, 16.07.2019, 13.08.2019 olduğu görülmüştür. Davalı ... ile davalılardan ... ve ... arasında 04.06.2018 tarihinde yapılan adi yazılı hisse devir sözleşmesinden sonra, devralan davalıların müşterek müteselsil kefil oldukları 22.06.2018 tarihinde 2.500.000,00 TL limitli ... imzalanmış olup, 06.11.2018 tarihinde ... hisselerini dava dışı ...'ya devretmiştir.
Dosya kapsamından söz konusu kredi kartının davalı ...'ün kefil olduğu 16.02.2018 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığına ilişkin davacı banka tarafından herhangi bir belge sunulmamıştır. Hesap özeti tarihleri ve kredi kartı kullanıcısı ... 06.11.2018 tarihinde hisseleri devralarak, aynı tarihli Genel Kurul Kararı ile şirket yönetici seçilmiştir. Dosyada bulunan Karşılıklı İbraname de, asıl borçlu şirket, ..., ... ve ...'ın diğer davalılar ... ve ...'u, İş Bankasına olan borçlardan dolayı ibra ettiklerini, kefaletin geçersiz olduğunu, kefaletten kaynaklı borçlarının bulunmadıklarını kabul ettikleri görülmüştür. Söz konusu kredi kartının davalı ...'ün kefil olduğu 16.02.2018 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığı ispatlanamadığın -dan Mahkemece davalı ...'ün kredi kartı borcundan sorumlu tutulması isabetsiz görülmüştür.
Bu durumda, davalı ...'ün takip konusu ticari kredi kartından kaynaklanan borçtan sorumlu olmadığı göz önünde bulundurularak davalı ... hakkında açılan davanın gayri nakdi çek kredisi borcundan sorumlu olduğu, ticari kredi kartı borcundan sorumlu olmadığı gözetilerek, davalı ... aleyhine açılan davada kısmen haklı olduğundan, HMK'nın 331/1.maddesi uyarınca yargılama giderlerinden ve bu kapsamda vekalet ücretinden haklılık oranına göre sorumlu tutulması gerekmiştir.
İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - 2021/443 K. sayılı kararı).
Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar ..., ..., ... vekillerinin istinaf başvuurlarının kabulüne,ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının sadece davalılar ..., ..., ... yönünden kaldırılmasına, davanın davalılar ..., ..., ... dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, hakkındaki hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan diğer davalı ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen hüküm kesinleşmiş olduğundan hükmün kesinleşen kısımlarının tekrar edilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davalılar ..., ... ve ... vekillerinin İstinaf taleplerinin ayrı ayrı KABULÜ İLE; İstinaf incelemesine konu mahkeme kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
A- Davacının davasının ... yönünden KISMEN KABULÜNE,
1- ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, davalıların takibe itirazının İPTALİNE, takibin Gayrinakdi Çek Kredisi alacağından 4.060,00 TL asıl alacak, 587,00 TL işlemiş faiz, 84,00 TL faizin BSMS, 2.862,00 TL masraf olmak üzere toplam 7.593,00 TL üzerinden DEVAMINA,
2-Ticari Kredi Kartından olan alacaktan 14.350,00 TL asıl, 231,00 TL işlemiş akdi faiz, 11,00 TL faizin BSMV 'si olmak üzere toplam 14.581,00 TL üzerinden DEVAMINA,
3-Fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE,
4-14.350,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 24 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 i BSMV uygulanmasına,
5-4.060,00 TL alacağa takip tarihinden itibaren % 48 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 i BSMV uygulanmasına,
6-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan, asıl alacak miktarları üzerinden % 20 icra inkar tazminatlarının davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7- Alınması gereken 1.514,74 TL den peşin harçtan peşin alınan 269,20 TL ve icra veznesine yatırılan harç 111,45 TL toplamı 380,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.134,09 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Davacı tarafça yapılan 269,00 TL peşin harç giderinin davalı ...'dan alınarak davacı tarafa verilmesine,
9-Davacı tarafça yapılan 59,00 TL başvurma harcı, 138,00 TL posta ve 1.200,00 TL bilirkişi ücreti gideri toplamı 1.397,00 TL den kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.390,00 TL sının davalı ...'dan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
10-Davacı vekili için AÜÜT gereği tayin ve takdir olunan, 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
11-Davalı ... kendisini ile temsil ettirdiklerinden, davalı vekili için AÜÜT gereği tayin ve takdir olunan, 114,51 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
12-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılamayacak olan gider avansının ilgili tarafa iadesine
13-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin 1.313,00 TL sının davalı ...'dan tahsili ile 17,00 TL sının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
B-Davalılar ..., ... ve ... yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
1-Davalı ... kendisi vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince hesaplanan 14.696,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
C-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları yönünden;
1-Davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından yatırılan istinaf karar harcının, istemi halinde kendilerine iadesine,
2-Davalılar ... ve ...'un yargılama gideri talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 221,00 TL 'nin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
4-Yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK.'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/05/2026