Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/291 E. 2026/1009 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/291
Karar No
2026/1009
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/291

KARAR NO: 2026/1009

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/11/2025

NUMARASI: 2025/1044 Esas 2025/1281 Karar

DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))

KARAR TARİHİ: 08/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... isimli şahsın müvekkil bankanın borçlusu olduğunun, icra takibinin 07.11.2025 tarihi itibariyle toplam borcu 1.168.450,19-TL olduğu, ... 'ın iflası istenen davalı ... Limited Şirketi üzerindeki tüm hisselerine 24.10.2025 Tarihli müdürlük kararı ile alacağımız için haciz kararı verildiğini, müvekkil banka yapılan bu hisse haczi ile beraber şirketten kar payı ve şirketin sahibinin alacaklı olduğu tüm kalemler için alacak sahibi olduğunu, bu haliyle müvekkili alacaklı olarak İİK md. 177/1 (borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa) ve İİK m. 179 hükümleri uyarınca iflas isteyebilecek kişilerden olduğunu, şirketin sahibi ...'ın tek sahibi olduğu ... Limited Şirketi'nin vergi dairesi ve SGK'ya olan borçları tatil edildiğini ve ödenmediğini, bu husus gerekli müzekkereler yazıldığında tespit edilebileceğini, ayrıca borçlu ...'ın şirketin tüm hisselerine haciz şerhi işlendiğinden davalı şirketten alacaklı durumda olup bu haliyle alacaklı olarak davalı sermaye şirketinin iflasını borca batık olması nedeniyle İİK 179. Maddesi uyarınca iflasını isteyebileceğini beyanla davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:

Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, " ...takip borçlusu ile iflası talep edilen şirketin ayrı kişiler olması nedeniyle, davanın taraf ehliyeti ve husumet yönünden iflas davasının açılabilmesi için gereken yasal koşulları taşımadığı anlaşılmıştır. Bu eksiklik, davanın esasına girilmesine engel olup, giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı niteliğindedir. Tüm bu nedenlerle, davacının talebinin davacı tarafça dayanılan takip dosyasında borçlunun şirket olmaması sebebiyle hukuken dinlenebilir nitelikte olmadığı" gerekçesiyle davacının davasının HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; dosyaya sunulan süre uzatım dilekçesinde tarafımca vekil olarak gerek davalı şirketin gerekse davalı asil ...'ın vekaletnameleri sunularak ilk itirazlar yapıldığını, dosyaya sağlıklı cevap verebilmek adına sayın mahkemeden her iki davalı yönünden de 2 haftalık ek süre talep edilmişse de yerel mahkeme tarafından her iki davalının vekaleti sunulmasına rağmen yalnızca davalı şirketin vekili olarak uyap vekil kaydı yapıldığını ve yalnızca davalı şirket yönünden tarafımıza cevap verme süresinden itibaren 2 haftalık ek süre verildiğini, yerel mahkemenin davalı ... yönünden ek süre vermemesi yerel mahkemenin takdirinde olan bir husus olduğu kaçınılmaz olup dosyaya davalı ... vekili olarak kaydımızın yapılmamış olması ve hatta gerekçeli kararın vekil olarak tarafıma yapılmamış olması doğru olmadığını, kesinlikle gerekçeli karar da davalı ... yönünden ilam vekalet ücretine hükmedilmemesini kabul anlamına gelmemekle davalı şirket yönünden de vekille temsil ediliği ve hatta tarafımıza 12/11/2025 tarihi itibarile verilen süre uzatıma rağmen 10/12/2025 tarihinde cevap süremizin bittiği hususu beklenmeksizin yerel mahkeme tarafından 28/11/2025 tarihinde karar verilmesi hukuken isabetli olmadığını, bu sebeplerle istinaf incelemesi neticesinde dava şartı yokluğu sebebiyle verilen usulden red kararının hukuken doğru bir karar olduğuna katılmakla söz konusu kararın yalnızca her iki davalının vekille dosyayı temsil ettiği hususu istinafça değerlendirilerek her iki davalı yönünden de maktu ilam vekalet ücretinin de eklenerek hükmün düzeltilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili katılma yolu ile yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, İİK 177. ve 179 maddesine dayalı iflas istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunun doğrudan doğruya iflas hallerini düzenleyen 177. Maddesinde Evvelce takibe hacet kalmaksızın alacaklının talebi üzerine:

"Madde 177 – Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir.

1– Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yolu ile yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;

2 – Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;

3 – 308 inci maddedeki hal varsa;(1)

4 – İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse

Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır. (Ek: 9/11/1988-3494/36 md.) Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fikrası burada da uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.

Diğer yandan 2004 sayılı İİK nın 178-179 ve 6102 sayılı TTK'nın 376.maddelerinde sermaye şirketlerinin herhangi bir icra veya iflas takibine maruz kalmadan temsilcileri tarafından borca batık durumda oldukları mahkemeye yapılacak bir başvuru ile iflasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

Öncelikle davacının, davalı şirketinin temsilcisi olmadığından İİK nın 178-179 ve 6102 sayılı TTK'nın 376.maddeleri uyarınca doğrudan davalı şirketin iflasına talep etme hakkı bulunmamaktadır.

Diğer yandan davacının, İİK 177. Maddesi uyarınca davalı şirketin iflasını talep edilebilmesi için öncelikle iflasa tabi olan davalı şirketten alacaklı olduğunu, sonrasında İİK 177. Maddesininde belirtilen iflas şartlarının gerçekleştiğini ispatlaması gerekmektedir. Somut olayda davacı bankanın davalı şirketten bir alacağı bulunmadığı, takibin dava dışı ... hakkında başlatıldığı takip borçlusu ile iflası talep edilen şirketin ayrı kişiler olduğu, borçlu gerçek kişinin davalı şirket üzerindeki hisselerine haciz konulduğu, dava dışı ...'ın borçlarından davalı şirketin sorumlu olduğuna dair dosyaya sunulan bilgi ve bulunmadığı gibi bu yönde bir iddia da ileri sürülmediğinden davalı şirkete husumet yöneltilmesi doğru görülmemiştir.

Her ne kadar mahkemece davacının, dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de açılan iflas davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu yönüyle düzeltilmesine karar verilmiştir.

Davalı vekilinin istinafı yönünden; Dosya kapsamına göre; davalı şirket vekili 12/11/2025 tarihli süre uzatım talebinde bulunması nedeniyle mahkemenin 17/11/2025 tarihli ara kararı ile davalı vekiline iki hafta ek cevap süresi verilmesine karar verilmiş ise de dava dilekçesinin usulüne uygun davalıya tebliğ edilmediği görülmüştür.

Emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere; Taraflara hukukî dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. 1982 Anayasası'nın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukukî dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde: "(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". hükmü düzenlenmiştir.

Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama sürelerinin yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.

Somut olayda, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden sonuca gidildiği görülmüştür. Bu durumda davalının hak arama özgürlüğü kapsamında iddia, savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirilme ve açıklama yapma hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı ise de davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi nedeniyle davalının savunma hakkının ihlal edilmesi davalı aleyhine bir durum oluşturmadığından eleştiri konusu yapılmıştır.

Öte yandan dava dilekçesi davalıya tebliğe çıkartılmamış ise de davalı taraf açılan davadan haricen haberdar olması nedeniyle kendini vekil ile temsil ettirmiş olup davalı vekili dosyaya süre uzatım talep dilekçesi ile birlikte vekaletname ibraz etmiştir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323 ncü maddesinin 1. bendinde açıkça belirtildiği gibi vekalet ücreti bir yargılama gideridir. Bu nedenle, 29/5/1997 gün, 4/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında yazılı olduğu şekilde, yargılama giderlerinden olan avukatlık parası, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden hükme bağlanır. Davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise vekalet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir (HMK md. 330)

Yargılama harç ve giderleri, HMK'nın 326. maddesi uyarınca kural olarak davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Bu durumda gider yapan taraf haklı ise yaptığı gider karşı tarafa yükletilmeli, haksız ise yapılan yargılama gideri üzerinde bırakılmalıdır.

O halde mahkemece; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiğine göre davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir.

Davalı vekili ayrıca dava dışı ...'ın da vekili olduğunu, her iki davalı yönünden de vekalet ücretini hükmedilmesini talep etmiş ise de sadece davalı şirketin iflası talep edildiği, dava dışı ...'a yöneltilmiş bir dava bulunmadığından bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, ... ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../11/2025 tarihli ve 2025/..Esas 2025/.. Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,

2-Açılan iflas davasının PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,

3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL istinaf harcından, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcın davacıdan tahsiline,

4-Davacının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

7-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

İstinaf giderleri yönünden;

1-Harçlar Kanunu gereğince taraflarca yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,

2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

-Davalının istinafı yönünden alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından, yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcın davacıdan tahsiline,

3-Davacının istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 2.298,50 TL'nin (1.683,10.TL istinaf başvuru harcı ve 615,40 TL karar harcının) davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 164 maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/291, K. 2026/1009, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-291-e-2026-1009-k-5fe9e94d5c1a