Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1537 E. 2026/2269 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1537
- Karar No
- 2026/2269
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1537 - 2026/2269 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1537 KARAR NO : 2026/2269
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/04/2026 NUMARASI : 2025/428 Esas 2026/171 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. MÜDAHİLLER : 1- VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Konkordato
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 14/07/2026 YAZIM TARİHİ : 14/07/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2026 tarih ve 2025/428 Esas, 2026/171 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; İDDİALARIN ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin zirai ilaç ve tarım ürünleri kapsamında tarım sektöründe faaliyet göstermekte iken, tarım sektöründe yaşanan sıkışıklık, tahsil kabiliyetinin azalması, madde ve ürün teslimi ve nakliye tesliminde yaşanan gecikmeler nedeniyle işlerin aksadığını, satış ve tahsilat döngüsünün şirketin nakit akışını zorlaştırdığını, bunun yanı sıra ekonomik anlamda dövizdeki aşırı değerlenme ve para piyasasındaki faiz artışlarının, hem tarım sektöründe daralmaya, hem de finansman maliyetlerinde artışa sebep olduğunu, sektördeki daralmaya bağlı olarak ürün satışlarının düşmesinin müvekkili şirketi tahsilatta sıkıntıya soktuğunu, ayrıca dövize bağlı artışların zirai ilaç, tedarik, lojistik ve depolama maliyetlerinin yükselmesine neden olduğunu, bununla birlikte ileriye dönük olarak kesilen çeklerin ödenmeme riskini de doğurduğunu, müvekkili şirketin hali hazırda vadesi gelmiş ve ödenmemiş borcunun bulunmadığını, vadesi gelmemiş borçlarını karşılayacak mevcutta tahsil kabiliyeti olan alacak ve hakedişlerinin bulunduğunu, ancak ülkenin ekonomik koşulları sebebiyle müvekkili şirketin alacaklarını tahsil edemeyeceği noktada vadesi gelecek borçlarını ödeyememe ve temerrüde düşme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, olası bu durumda dahi müvekkili şirketin adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullerini satarak borçlarını karşılama ihtimalinin bulunduğunu, ekonomik anlamda ülke bazındaki dalgalanmalar esnasında sektöre can veren firma ve aktörlerin girdikleri dar boğazlarda ekonomik hayatının devamlılığının sağlanabilmesi için konkordato gibi hukuki kurumlardan faydalanması gerektiğini belirterek, dava dilekçesi ekinde sunulan proje kapsamında müvekkili şirket hakkında İİK'nun 287.maddesi uyarınca üç aylık geçici mühlet verilerek, mal varlığının muhafazası için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2026 tarih ve 2025/428 Esas, 2026/171 Karar sayılı kararı ile; İİK'nun "Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması" başlıklı 292. maddesi hangi durumlarda konkordato talebinin reddine karar verildikten sonra borçlunun iflasına karar verileceğinin açıkça belirtildiğini, özellikle eldeki dava açısından yukarıda da belirtildiği üzere davacı şirketin komiser talimatlarına uygun davranmadığı, alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği, alacaklılar arasındaki eşitlik prensibine uygun davranmadığı anlaşıldığından, İİK'nın 292/1-c maddesi uyarınca konkordato talebinin reddine ve davacı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf talebi ile; komiser talimatlarına uymaması ve alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği gerekçesiyle kesin mühletin kaldırılması yönünde rapor tanzim ettiğini, mahkeme de bu yönde karar verildiğini ve şirketin iflasına dair karar verildiğini, dosyaya sunulan tüm komiser raporlarında, davacı müvekkil şirketin borca batık olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, komiser tarafından hiç bir somut delile dayanmayan ve müvekkil şirketin taraf olmadığı, nihai karar ekinde sunulan senet suretlerinden de anlaşılacağı üzere müvekkil şirketin alacaklı sıfatına haiz olduğu ve borçlandırıcı işlem ile hiçbir ilgisinin olmadığının sabit olduğunu, borca batık olmadığı belirtilen bir firmanın, alacaklıları zarara uğratma kastından bahsedilmesi hayatın ve özellikle ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle; mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/428 Esas, 2026/171 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Davacının konkordato talebi üzerine ilk derece mahkemesince davanın reddine ve davacı şirketin iflasına karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Konkordato; dürüst bir borçlunun, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir cebri anlaşma olup, bununla alacaklılar, borçluya karşı alacaklarının bir kısmından feragat ederler ve/veya borçluya borcunu ödeme konusunda belli bir süre verirler, borçlunun bu süre içinde, borcunun kabul edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından kurtulmasını sağlayan bir hukuki müessesedir. «Konkordato», elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mâli durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Piyasa koşulları, ekonomik kriz, aslında kötüniyetli olmayan borçluları, borçlarını ödeyemeyecek duruma düşürebilir. Mâli durumu bozulmuş ve bu nedenle tüm borçlarını vadesinde ödeyemeyecek durumda olan borçlular eğer iflâsa tabi ise iflâsın eşiğinde bulunuyor demektir. Eğer iflâsa tabi değilseler, önce davranan alacaklılar alacaklarına tamamen kavuşabilirken, diğer borçlularına iyiniyetle daha fazla tolerans gösteren, daha fazla zaman tanıyan alacaklılar ise alacaklarını hiç ya da tamamen alamayacaklardır. 2004 Sayılı İİK.'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl edileceği kapsamında, Selçuk Öztek/Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185 de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir. Konkordato komiseri tarafından sunulan 26.02.2026 tarihli raporda; Kaydi ve rayiç değer bilançoya göre varlıkların borçlarını karşılama oranının 1'in üstünde olması sebebiyle davacı şirketin borca batık olmadığı, 15/01/2026 tarihinde yapılan ilan sonrası başvuruda bulunan alacaklı sayısının 22, alacak toplamının ise 99.196.031,45 TL olduğu, davacı şirket yetkili temsilcisi tarafından kaydedilen alacaklılar hakkındaki 22 alacaklının başvurusunun tamamı için borç kabul beyanında bulunulmuş olduğu, davacı şirketin konkordato teklifinden önce doğan alacaklıların bir kısmına, kesin mühlet içerisinde komiserin izni alınmaksızın ödemeler yapıldığı, bu bağlamda alacaklılar arasında eşitlik prensibine uygun davranmadığı, tasarruf yetkisinin sınırlarını aştığı, davacı şirketin 31/03/2025 tarihli konkordato projesinde 38.531.936,29 TL kredi riski bulunduğu, 17/02/2026 tarihi itibariyle şirketin kredi riskinin ise 10.898.289,32 TL olduğu, şirket ortağı ...'ın babası ... tarafından banka kredilerinden ... Bankası'nın 15/08/2025, ...'ın 05/08/2025, ...'ın ise 25/07/2025 tarihinde kapatıldığı, ... Bankasındaki kredi için şirket ortağı ... tarafından 07/11/2025 tarihinde 8.218.000,00 TL ödeme yapıldığı, ... kredi kartına 106.172,67 TL ve araç kredisi için 21.826,00 TL'lik şahsi ödemeler yapıldığı, şirket ortağı ...'ın amcası ...'a şirketin herhangi bir borcu olmadığı halde 17/02/2026 tarihinde 1.460.824,00 TL müşteri kambiyo senedinin ciro edildiği, ...'ın maliki olduğu taşınmazın davacı şirketin kredi riskine karşılık ...'a 3.şahıs ipoteği bulunduğu ve kendisi tarafından 22/01/2026 tarihinde 12.582.000 TL Halkbank kredi kapaması yapılarak ipotek verilen taşınmazın fek edildiği, borçlu şirketin İİK'nun 297.maddesindeki yasaklara riayet etmemesi, komiserin talimatlarına uymaması ve alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket etmesi nedeniyle kesin mühletin kaldırılması gerektiği kanaatinde olduğu belirtilmiştir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, konkordato komiser raporu göz önüne alınarak davacı şirketin komiser talimatlarına uygun davranmadığı, alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği, alacaklılar arasındaki eşitlik prensibine uygun davranmadığı anlaşıldığından, İİK'nunun 292/1-c maddesi uyarınca davacı şirket hakkında verilen kesin mühletin kaldırılarak davacının konkordato talebinin reddi ile iflasının açılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı görülmüştür. Yukarıda belirtilen sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2026 tarih ve 2025/428 Esas, 2026/171 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA, Dair, dairemizce dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda oy birliğiyle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 bendi gereğince İİK'nın 164. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 14/07/2026 tarihinde karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır