İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1422 E. 2026/502 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1422
Karar No
2026/502
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1422 Esas KARAR NO : 2026/502

DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 27/07/2026 KARAR TARİHİ : 28/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; ... Şirketi'nin yüzde 30 oranında ortağı olduğunu, söz konusu şirketin uzun yıllardır ticari faaliyette bulunmadığını, vergi dairesi ve ticaret sicili kayıtlarından terkin edildiğini, şirketin tek temsil ve ilzam yetkilisi olan ...'e ulaşılamadığını, şirket adına kayıtlı görünen ... plakalı araç nedeniyle Motorlu Taşıtlar Vergisi ve diğer kamu alacaklarının tahakkuk etmeye devam ettiğini, aracın fiilen mevcut olmadığını, şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması sebebiyle resmi kurumlarda işlem yapacak bir temsil organının bulunmadığını, şirketin ihyasını talep etmediğini ancak ... plakalı araçla sınırlı olmak üzere kamu kurumları nezdinde işlem yapabilmek için yetkilendirilmek istediğini, bu yetkinin şirketi temsil etme veya malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunma amacı taşımadığını, yalnızca aracın hukuki durumunun açıklığa kavuşturulması, trafik ve vergi kayıtlarının düzeltilmesi ve yeni borç tahakkuklarının önüne geçilmesi gayesiyle hareket ettiğini, kendisinin kamu kurumunda maaşlı personel olarak çalıştığını ve faaliyeti olmayan bir şirket nedeniyle sürekli idari işlemlerle karşı karşıya kalmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ... plakalı araçla sınırlı olmak üzere trafik tescil şube müdürlükleri, vergi daireleri, noterlikler, sigorta bilgi ve gözetim merkezi, Emniyet Genel Müdürlüğü ve ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı İle Diğer İlgili Kamu Kurum Ve Kuruluşları nezdinde aracın hukuki durumunun araştırılması, kayıp olduğunun tespiti, tescil kayıtlarının düzeltilmesi, aracın tescilden düşürülmesi veya hurdaya ayrılması gibi işlemlerin yürütülmesi amacıyla yetkili kılınmasını, bu yetkinin şirket temsil yetkisi niteliğinde olmadığının hüküm altına alınmasını, mahkemece farklı bir usulün uygun görülmesi halinde mağduriyeti giderecek en uygun hukuki çözümün resen belirlenmesini, kararın ilgili kurumlara gönderilmesini veya kesinleşme şerhli örneğinin kendisine verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce incelenen tüm dosya kapsamına göre; Dava, ticaret sicilinden terkin edilmiş (silinmiş) bir limited şirketin yüzde 30 ortağı tarafından, şirkete ait fiilen mevcut olmayan bir aracın (... plaka) vergi ve trafik kayıtlarının düzeltilmesi, tescilden düşürülmesi veya hurdaya ayrılması amacıyla "sınırlı yetki" verilmesi talebinden ibaret tespit davasıdır. Mahkememizce resen gözetilmesi gereken dava şartları kapsamında, İstanbul Ticaret Odası'ndan ve İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden yapılan sorgulama sonucunda davalı şirketin dava tarihinden önce "Terk" edildiği, sicil kaydının kapatıldığı ve faal olmadığı resmi kayıtlarla sabit olmuştur. Türk Medeni Kanunu'nun 47. ve 50. maddeleri uyarınca tüzel kişiler, kazandıkları hak ehliyetini ve fiil ehliyetini ancak tüzel kişiliklerinin devamı süresince korurlar. Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca bir sermaye şirketinin hukuki varlığı, ticaret siciline tescil ile başlar ve ticaret sicilinden terkin (silinme) edilmesiyle resmen sona erer. Sicilden silinen, terk durumuna düşen bir şirketin tüzel kişiliği, hak ehliyeti ve buna bağlı olarak mahkemeler önünde taraf olma ehliyeti (HMK m. 50) ortadan kalkar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesi uyarınca "tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları" dava şartıdır. Aynı kanunun 115. maddesi gereğince mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında resen (kendiliğinden) araştırmakla yükümlüdür. Davanın açılabilmesi ve yürütülebilmesi için karşılıklı olarak hak arayan ve kendisine karşı hak aranan tarafların (davacı ve davalı) hukuken var olması ve "taraf sıfatını" (husumet ehliyetini) taşıması zorunludur. Davalı şirketin sicil kaydının kapatılmış ve "terk" durumunda bulunması nedeniyle, kendisine karşı dava yöneltilebilecek aktif veya pasif bir hukuki konusu kalmamıştır. Tasfiye süreci tamamlanarak veya terk edilerek sicilden silinen şirkete karşı husumet yöneltilmesi hukuken olanaksızdır. Bu itibarla, dava tarihi itibarıyla hukuki varlığı bulunmayan ve pasif husumet ehliyeti (davalı sıfatı) taşımayan şirkete karşı açılan davanın usulden reddi gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, davalı şirketin sicilde "terk" durumda olması ve tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle pasif husumet (taraf) ehliyeti yokluğundan (HMK m. 114/1-d, 115/2) usulden reddine, 2-Davacı tarafça yatırılan peşin harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yatırılan gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde talep eden tarafa resen iadesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 28/07/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

*Bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1422, K. 2026/502, T. 28.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1422-e-2026-502-k-f77a2503219c