Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/861 E. 2026/1033 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/861
Karar No
2026/1033
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/861

KARAR NO: 2026/1033

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/02/2026

NUMARASI: 2025/779 Esas - 2026/152 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/05/2026

Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin, davalı .... Şti.’den ... Taşıt Tanıma Sistemi kapsamında Taşıt Kimlik Ünitesi ile araçlarına self-servis yakıt dolum sistemi üzerinden 2020 yılından itibaren akaryakıt alımı yapmıştır. Ancak müvekkil, bu hizmeti sona erdirdiğini, hizmetin sona ermesinden sonra, davalı, müvekkilin ... A.Ş.’deki ... numaralı kredili mevduat hesabı limitinden, 13.02.2025 tarihinde ...fatura açıklaması ile 486.000,00 TL haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak çektiğini, bahse konu bedelin tahsili için müvekkil ile davalı arasında herhangi bir anlaşma bulunmadığını, müvekkilinin, haksız olarak çekilen 486.000,00 TL’nin tahsili için İstanbul .... İcra Dairesi’nin ...E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının, bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazı, borcun varlığını ve hukuki dayanağını ortadan kaldırmadığını, itirazın kötü niyetli olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamında, müvekkil tarafından davalının, müvekkilinin ... A.Ş.’deki ... numaralı kredili mevduat hesabı limitinden 486.000,00 TL alacağı tahsil etmesi için tanzim ettiği fatura gerçeğe aykırı olduğu gibi müvekkil tarafından da kabul edilmemiş, iade edilmiş olup; davalının haksız olarak kredili mevduat hesabından para tahsil etmesi haksız ve sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini, ayrıca, davalının icra takibine itirazının, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca kötü niyetli olup, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edildiğini, alacğın, ticari reeskont avans faizi ile birlikte tahsil edilmesini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının İstanbul .... İcra Dairesi’nin ...E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, icra takibinin devamına, 486.000,00 TL ana alacağın işlemiş ve işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, icra inkar tazminatının (en az %20 oranında) davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Taraflar arasında akdedilen 10.12.2020 tarihli "Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşmesi" uyarınca ihtilaf halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığını ,ayrıca, müvekkil şirketin merkezi Bayrampaşa/İstanbul'da yer aldığını, dolayısıyla, işbu davanın hem davalı müvekkilin merkezinin bulunduğu yer hem de ilgili sözleşmede belirtilen yetki maddesi itibariyle İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, ayrıca belirtmek gerekir ki, İstanbul .... İcra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyasında da yetki itirazlarının mevcut olduğunu, ancak bu itirazlarının değerlendirilmeden işlem yapıldığını, anlaşılacağı üzere yetkisiz icra dairesinde başlatılan bir takip kapsamında işbu davanın açıldığını, açıklanan nedenlerle işbu davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, uzun yıllardır ...'in ... Distribütör firması olduğunu, müvekkili şirketin, uzun yıllardır ...'in ...... Distribütör firması olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket, davacı şirketle 10.12.2020 tarihli "Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşmesi" imzaladığını, işbu sözleşme kapsamında davacı şirkete belirli sayıda taşıt tanıma cihazı teslim edilmiş, iskonto oranları belirlenmiş ve faturalandırıldığını, müvekkili şirket tarafından cihazların aktif hale getirilmesiyle birlikte, davacı şirket adına DBS açılmış ve yakıt alımları bu sistem üzerinden yapıldığını, ilgili sözleşme uyarınca, araçlara yerleştirilen tanıma cihazları sayesinde yapılacak her yakıt alımı için DBS üzerinden ödeme alınması ve sözleşmede kararlaştırılan fesih şartlarının gerçeklemesi halinde müvekkil şirketin, cihaz başına belirlenen cezai şartı DBS limiti üzerinden tahsil edebileceği hüküm altına alındığını, bu doğrultuda, sözleşmenin temel şartlarından biri, davacının yeterli limite sahip DBS hesabını sözleşme süresince açık tutmasını,

DBS sistemi bu sözleşme kapsamında teminat ve tahsilat aracı olarak kullanıldığını, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca davacının sözleşme yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi, süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi, davacının adına DBT-DTS kapsamında kredi tanımladığı banka tarafından söz konusu DBS-DTS kredisinin veya BTM'nin iptaliyle ilgili müvekkil şirkete bilgi gelmesi durumunda cezai şartı DBS üzerinden tahsil etme ve sözleşmeyi herhangi bir bildirimde bulunmaksızın feshetme hakkı tanındığını, nitekim davalı adına DBS-DTS kredisi tanımlayan banka ... olup, bankadan gelen 10.02.2025 tarihli mail ile, davacının ... limit iptal işleminin 12.02.2025 tarihinde başlatılacağına dair müvekkile bilgi verildiğini, davacı şirketin DBS limitini iptal ettirmesiyle birlikte, sözleşmenin tarafı olarak yükümlülüklerine devam etmeyeceğini açıkça ortaya koymuş olduğunu, nitekim, davacı taraf dava dilekçesinde hizmeti sona erdirdiklerini açıkça kabul ettiklerini, bu doğrultuda, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca müvekkil şirket tarafından 486.000,00-TL bedelli fesih tazminatı davacının DBS kredi limitinden tahsil edildiğini, nitekim sözleşmenin 7. maddesi uyarınca, müvekkil şirketin DBS hesabı üzerinden davacıya herhangi bir ön bildirimde bulunmaksızın cezai şartı tahsil etme hakkı bulunduğunu, sonuç olarak davacı tarafından İstanbul .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyasıyla 486.000,00- TL'yi icra takibine koyulması üzerine tarafımızca yapılan itiraz hukuka uygun olup davacının açmış olduğu işbu itirazın iptali davası hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu itibarla, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesiyle birlikte davanın usulden reddine, sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise haksız ve dayanaktan yoksun olan işbu davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesine ve davanın usulden reddine, aksi takdirde, cevap dilekçesinin kabulü ile işbu davanın esastan reddine, %20'den aşağı olmamak kaydıyla davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Huzurdaki davanın icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk kapsamında son tutanağın dosyaya sunulduğu, İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ...esas sayılı dosyasının celp edildiği, davalı tarafça icra takibinde borca ve yetkiye itiraz edildiği, HMK’nın 114. maddesinde dava şartlarının düzenlendiği ve itirazın iptali davalarının da genel dava şartlarının yanında geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, geçerli bir itirazın varlığı, davanın süresinde açılmış olması, hukuki yarar bulunması ve takibi geçersiz kılacak bir durumun olmaması gibi özel dava şartlarına tabi olduğu, bu kapsamda mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir.

Davalının yerleşim yeri adresi ......./ İstanbul'dur. Davalı taraf, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince, ayrıca kendilerinin yerleşim yeri itibariyle, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı yönünde beyanda bulunmakta, davacı taraf ise yapılan sözleşmeyi kabul etmemektedir. Taraflar arasında yapıldığı iddia olunan sözleşmede, İstanbul (Çağlayan) Mahkemem ve İcra Daireleri yetkili kılınmıştır.

Fakat sözleşme davacı tarafça kabul edilmemektedir. Dosyamız yönünden davalının yerleşim yeri itibariyle sonuca etkili olmayacağı görülmekle, sözleşmenin taraflar arasında geçerli olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmamıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmesel ilişkiden kaynaklı para alacağı istemine ilişkin olmadığı, davacının bir edimi yerine getirip karşılığında para alacağı istemine ilişkin olmadığı, bu sebeple HMK. m. 10/1 hükmünün uygulanması mümkün olmadığı, uyuşmazlığın ticari ilişki kapsamında davalının davacıdan bir miktar tahsil etmiş olduğu, davalının yapmış olduğu bu tahsilatın yerinde olup olmadığı, yerinde olmadığından bahisle geri iadesi için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu görülmektedir.

Huzurdaki davada, para borcunun ifası mevzûbahis olmadığından alacaklının yerleşim yeri Mahkemesinin yetkili olacağına dair kural uygulanmayacaktır. Taraflar arasında ticari ilişki olması sebebiyle, haksız fiil hükümleri gereğince yetkinin belirlenmeside mümkün değildir.

Davalının yerleşim yeri itibariyle, dava dayanağı ilamsız takibin yetkili olmadığı anlaşılan İstanbul .... İcra Dairesinden başlatılmış olduğu, neticede davalı/borçlunun yetki itirazının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu halde, yetkili icra dairesinde usûlüne uygun takip yapılmaması karşısında, geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmadığından eldeki itirazın iptali davasında usulüne uygun başlatılan icra takibi olmadığından davanın usûlden reddine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki haksız itirazın iptali talebiyle dava açıldığını, ilk derece mahkemesince davalının icra dairesine yönelik yetki itirazının kabul edildiğini, geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedildiğini, bu kapsamda davalı lehine 45.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, söz konusu kararın usul ve yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, kaldırılmasının gerektiğini, mahkemece yetki itirazının kabul edilmesi halinde dosyanın yetkili yere gönderilmesine karar verilmesi gerekirken doğrudan davanın reddedildiğini, yetkisizlik tespiti yapılmasına rağmen dosyanın yetkili icra dairesine veya mahkemeye gönderilmesine yönelik hüküm kurulmadığını, yalnızca davanın reddedildiği ve müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini,

HMK sistematiğinde yetkisizlik kararı verilmesi halinde talep üzerine dosyanın yetkili yere gönderilmesinin esas olduğunu, mahkemece bu imkânın ortadan kaldırıldığını, bu durumun hukuki dinlenilme hakkını ve usul ekonomisini ihlal ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarında benzer durumlarda davanın usulden reddi yerine esasa girilmesi gerektiğinin kabul edildiği, İstanbul BAM 13. HD 12.07.2024 tarihli kararda davanın usulden reddedilmesinin yerinde bulunmadığının ve istinaf başvurusunun haklı görüldüğünün belirtildiğini, İstanbul BAM 43. HD 04.11.2021 tarihli kararda da yetki itirazı kabul edilerek davanın usulden reddedilmesinin doğru bulunmadığının ifade edildiğini, uyuşmazlığın müvekkilinin hesabından haksız olarak çekilen 486.000,00 TL’nin iadesine ilişkin olduğunu, para alacağı niteliğinde bulunduğu,

TBK m.89/1 uyarınca para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edildiğini, HMK m.10 uyarınca sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesinin de yetkili olduğunu, İİK m.50 atfıyla bu kuralların icra daireleri bakımından da geçerli olduğunu, müvekkilinin kendi yerleşim yerinde icra takibi başlatmasının usule uygun olduğunu, İstanbul BAM 12. HD 29.09.2022 tarihli kararda alacaklının yerleşim yerinde başlatılan takibin geçerli olduğunun kabul edildiğini, Sakarya BAM 7. HD 06.05.2024 tarihli kararda para borçlarında alacaklının yerleşim yerinin yetkili olduğunun ve yetki itirazının reddedilerek esasa girilmesi gerektiğinin belirtildiğini, birden fazla yetkili icra dairesi veya mahkemenin bulunması halinde davacıya seçimlik yetki hakkı tanındığını, davalının yerleşim yerinin genel yetkili olmasının özel yetki kurallarını ortadan kaldırmadığını, icra dairesinin yetkili olduğu gözetilerek esasa girilmesi gerekirken davanın usulden reddedildiğini, esasa ilişkin inceleme yapılmadığını, dosyanın yetkili yere gönderilmesi imkânının ortadan kaldırıldığını, buna rağmen davalı lehine 45.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkili aleyhine mağduriyet doğduğunu, HMK m.331/2 uyarınca yetkisizlik halinde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece hükmedilmesinin gerektiğini, mahkemece bu hükme aykırı şekilde karar verildiğini, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulünün gerektiğini, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.02.2026 tarihli, 2025/779 Esas ve 2026/152 Karar sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK m.353 uyarınca kaldırılmasının gerektiğini, davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinafa konu uyuşmazlığın; takibin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı ve bu kapsamda usulüne uygun bir ilamsız icra takibinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile, davacının hesabından haksız olarak tahsil edildiği ileri sürülen bedelin iadesi istemine dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının yetkiye ve borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, bunun üzerine İİK’nın 67. maddesi uyarınca eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İİK'nın 50/1. maddesine göre, para veya teminat borcuna ilişkin takiplerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye dair hükümleri kıyasen uygulanır. Bununla birlikte, takibe esas alınan sözleşmenin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesinde ise genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu düzenlenmiştir.

Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa yeri kararlaştırılmamışsa, ifa yerinin 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre belirleneceği açıktır. Ayrıca taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunması halinde HMK'nın 17. maddesi uyarınca “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.

Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; icra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın HMK’daki yetki kuralları çerçevesinde ön sorun (hadise) olarak incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine yapılan itirazın haklı olduğunun tespiti halinde ise mahkemece davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir.

Zira itirazın iptali davalarında, ödeme emrinin takip borçlusuna yetkili icra dairesince tebliğ edilmiş olması, icra dairesinin yetkisine itiraz edilen hallerde HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartı niteliğindedir.Somut olayda davalı taraf, taraflar arasında Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede yetki şartının bulunduğunu ve sözleşme uyarınca İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri ile İcra Dairelerinin yetkili kılındığını ileri sürmektedir.

Davacı taraf ise, düzenlendiği iddia olunan sözleşmeyi kabul etmemekte olup, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde sahtelik iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu beyan etmektedir. Bu durumda öncelikle taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Sonrasında ise yetkili icra dairesinin, sözleşmede yer alan yetki şartı uyarınca HMK'nın 17. maddesine göre mi yoksa TBK'nın 89. maddesine göre mi belirleneceği hususunun yerel mahkemece değerlendirilmesi gerekir. Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 20/09/2017 tarih ve 2016/11255 Esas, 2017/6086 Karar sayılı ilamında da, mahkemece davacı tarafın sözleşme üzerindeki imzasının kendisine ait olup olmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. (Yargıtay 19. HD'nin 20/09/2017 tarih ve 2016/11255 - 2017/6086 E-K sayılı Kararı).

Öte yandan, taraflar arasında akdi ilişkinin varlığının tespiti halinde; İİK'nın 50. maddesi, TBK'nın 89/1. maddesi ve HMK'nın 10. maddesi uyarınca, uyuşmazlığın para alacağına ilişkin olması nedeniyle alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri icra dairesinin de yetkili olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19. HD'nin 04/11/2015 Tarih ve 2015/2795 - 2015/14017 E-K sayılı Kararı).

Hal böyle olunca, mahkemece taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşmesi yönünden davacıya ait imza incelemesi yaptırılarak elde edilecek sonuca göre, yukarıda açıklanan hukuki değerlendirmeler çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/861, K. 2026/1033, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-861-e-2026-1033-k-b0379cbe176d