Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/811 E. 2026/974 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/811
- Karar No
- 2026/974
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/811
KARAR NO: 2026/974
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/02/2026
NUMARASI: 2025/799 Esas 2026/114 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...A.Ş. arasında davalıya ait unlu mamüller üretip satan "..." markasının şubeleşmesi ve mevcut şubelerin verimliliğinin artırılması için Müvekkil'den "Danışman" olarak hizmet alınması konusunda 24.02.2025 imza tarihli "Danışmanlık Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin "Danışmanın Sorumluluk Sınırları" adlı 3. madde içeriğinde, müvekkilinin franchise sözleşmesi imzalanana kadar olan tüm aşamalarında danışmanlık yapacağı, doğru ve işe uygun franchise adaylarının bulunmasında azami gayreti göstereceği, davalının franchise onayı vermekte serbest olacağı ve bu kararın sonuçlarından müvekkilinin sorumlu tutulmayacağı, ayrıca müvekkilinin franchise işletme süreçlerinde mağaza yönetimi ve franchise bedellerinin tahsilatında sorumluluğunun bulunmayacağı hususları düzenlendiğini, müvekkili davalı ile aralarında akdedilen sözleşme ile üstlendiği danışmanlık edimini gereği gibi yerine getirmiş ancak davalı şirketin müvekkiline 2025 Nisan, 2025 Mayıs ve 2025 Haziran aylarına ilişkin danışmanlık ücret tutarlarını ödemediğini, bu nedenlerle; davalı şirketin .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı icra takibine yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazın iptaliyle takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin merkezi İstanbul ... olduğunu, İİK. 50. Maddesi delaleti ile HMK. 6. Maddesi uyarınca ilamsız takiplerde borçlunun ikametgahındaki icra müdürlükleri yetkili olduğunu, İstanbul icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiğini, ortada bir hizmet sözleşmesinde edimin ifa edildiği iddiası ve fakat hizmet verildiğini iddia eden tarafından faturasının düzenlenmediği ve edimin ifa edildiğinin ispatının davacı alacaklıda olduğu bir "danışmanlık hizmet sözleşmesinden " doğduğu iddia edilen alacak davası söz konusu olduğunu, sadece sözleşme, tek başına alacağı ispatlanamayacağını, ifa/teslim edilmemiş hizmet mevcut olduğunu, bu ifanın yerinin de İstanbul (Anadolu) olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmeye göre, davacının ücrete hak kazanması için sorumlu olduğu edimlerini yerine getirmiş olması gerektiğini, davacının sözleşme gereği vermeyi taahhüt ettiği hizmetleri vermediğini, davacı tarafında sözleşmeye konu hizmetlerin hiçbiri verilmediğini, davacının tek bir raporlama, faaliyet raporu, sunum iletmediği gibi, tek bir aday dahi bulamamış, değerlendirmek üzere müvekkili şirkete iletmediğini, davacı tarafından edimin ifa edildiğini ispatlayan tek bir belge ve fatura da sunulmadığını, davacı tarafından, müvekkili şirkete sözleşme gereğince hizmetin kapsamına giren hizmetler verilmediği gibi, uygun bir tane Franchise adayı dahi bulunarak müvekkili şirkete sunulmadığını, müvekkili şirkete, markası ile ilgili sunumlarını hazırlayarak iletmediğini, aday bulma hizmetini dahi yerine getirmediğini, bu şartlar altında danışman olarak vermesi gereken hizmeti vermediği halde ücret alacağı olduğu iddiası ile icra takibi başlattığını, bu nedenlerle; itirazlarımızın kabulü ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, %20 az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "...Taraflar arasında 24/02/2025 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi imzalandığı, mezkur sözleşmenin 8. maddesinde; taraflar arasında çıkacak ihtilaflarda İstanbul Anadolu Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu hüküm altına alındığı görülmüştür. Davalı borçlu vekili icra takibine yaptığı itiraz dilekçesinde İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olması nedeniyle yetkiye de itiraz etmiştir. Davalı aynı zamanda cevap dilekçesinde de hem Mahkemenin hem de İcra Dairesinin yetkisizliğine ilişkin ilk itirazını Mahkemeye sunmuştur.
Yüksek yargı kararı ve taraflar arasındaki sözleşme dikkate alındığında, ilamsız takibin yetkisiz icra dairesi olan ....İcra Müdürlüğünde başlatıldığı anlaşılmakla; Mahkememizce takip yapılan icra dairesinin yetkili olmadığına kanaat getirilmiş ve yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; münhasır yetki sadece borçlunun itirazı üzerine inceleme konusu haline gelmekte olup yerel mahkeme tarafından kesin yetki kuralı gibi re'sen dikkate alınması hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafça usule uygun bir şekilde yetki sözleşmesi nedeniyle münhasır yetki bulunduğu itirazı yapılmadığından takibin açıldığı icra dairesi yetkili hale geldiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklı bakiye hizmet bedeline istinaden faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 2025 yılı Nisan- Mayıs- Haziran ayları danışmanlık ücreti alacağına istinaden toplam 240.000,00 TL asıl alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde hem borca hemde icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunu'nun 67. Maddesinde düzenlemiştir buna göre ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.'' İtirazın iptali davası açılabilmesi için HMK Md. 114'te düzenlenen genel dava şartlarının yanı sıra bazı bir takım özel dava şartlarının varlığı gerekmektedir buna göre geçerli bir icra takibinin bulunması, borçlunun geçerli bir itirazının bulunması ve davanın süresinde açılmış olması itirazın iptali davasının özel şartlarını oluşturmaktadır.
Somut olayda olduğu gibi, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı olursa, emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisini incelemesi gerekir. İtirazın iptali davasında mahkemece, icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmişse, yetkili icra dairesinde takip başlatılmadan yetkili mahkemede açılan dava dinlenemez.
Çünkü, itirazın iptali davasının şartlarından birisi geçerli bir icra takibinin yapılmış olmasıdır. İcra takibi yetkisiz yerde başlatılmış ve yetkiye itiraz edilmişse, itirazın iptali davası dinlenemez. Bu da, yetkili yer icra dairesinde takip başlatmış olmayı, özel yasada düzenlenen dava şartları arasında göstermekte olup bu husus kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her safhasında resen dikkate alınması gerekmektedir.
2004 sayılı İİK.nun 50.maddesinde yetki düzenlenmiştir. Düzenlemede, para ve teminat borcu için takip hususunda usul kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı belirtilmiştir.Takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6. maddesinde genel yetkili mahkeme düzenlenmiş ve genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu ifade edilmiştir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir.
Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla takip, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemelerin bulunduğu icra dairesinde başlatılabilir.
Diğer yandan 6100 sayılı HMK'nın 17.maddesinde; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.
Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmüne yer verilmiş, HMK'nın 18/2. maddesinde ise yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılmasının, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olmasının, yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesinin şart olduğu düzenlenmiştir.
HMK'nın 17.maddesi münhasır yetki hükmüdür ancak kesin yetkiyi düzenlememektedir. Yani yetki itirazı süresi içerisinde ileri sürülmediği takdirde mahkemece re'sen nazara alınamayacak, yetkisiz mahkeme yetkili hale gelecektir.
HMK'nın "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19. maddesinde; "(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
(2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
(3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.
(4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." hükmü ile yetki itirazının şekli ve zamanı ile usulüne uygun yetki itirazının bulunmaması halinde mahkemenin yetkili hale geleceği düzenlemiştir.
Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı vekili icra takibine yapmış olduğu itiraz dilekçesinde " taraflar arasında herhangi bir yetki sözleşmesi bulunmadığı, İİK. 50. Maddesi delaleti ile HMK. 6. Maddesi uyarınca ilamsız takiplerde borçlunun ikametgahındaki icra müdürlükleri yetkili olup, İstanbul icra dairesinin yetkisine itiraz etiğini, İtirazı doğrultusunda yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğüne gönderilmesini" talep etmiştir. Aynı şekilde cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin merkezi İstanbul ... olduğunu, İİK. 50. Maddesi delaleti ile HMK. 6. Maddesi uyarınca ilamsız takiplerde borçlunun ikametgahındaki icra müdürlükleri yetkili olduğunu, İstanbul icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiğini bildirmiştir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 17.maddesi münhasır yetki hükmü ise de kesin yetkiyi düzenlememektedir. Yani münhasır yetki itirazı süresi içerisinde ileri sürülmediği takdirde mahkemece re'sen nazara alınamayacaktır. Bu nedenle davalı tarafça usulüne uygun münhasır yetki itirazı bulunmadığından resen dikkate alınması hatalı olmuştur.
Davalı vekili her ne kadar yetki itirazında HMK. 6. Maddesi uyarınca ilamsız takiplerde borçlunun ikametgahındaki icra müdürlükleri yetkili olup, İstanbul icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ise de takip tarihi itibariyle davacı alacaklının yerleşim yeri adresinin ..../ İstanbul'da bulunduğu anlaşılmıştır. O halde, davacı seçimlik hakkına dayanarak TBK'nın 89. Maddesi uyarınca icra takibinin yapıldığı tarihteki davacının yerleşim yerinin bulunduğu yetkili İstanbul İcra Daireleri'nde takibin başlatıldığı gözetildiğinde mahkemenin kararı hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece özel dava şartı yokluğundan verilen red kararı hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 bendi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/02/2026 tarihli ve 2025/... Esas 2026/..... Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/07/2026