Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/956 E. 2026/1020 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/956
Karar No
2026/1020
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/956 Esas

KARAR NO:2026/1020

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:30/03/2026

NUMARASI:2026/20 Esas, 2026/273 Karar

DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:02/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... A.Ş.nin yetkili servisi olduğunu, davalı sigorta şirketi ile aralarında 20/09/2023 tarihinde imzalanmış bir Servis Anlaşması'nın bulunduğunu, sözleşme uyarınca müvekkilin davalı şirket tarafından kasko sigortası ile teminat altına alınan araçların hasar onarımını yaptığını ve onarım bedellerini doğrudan sigorta şirketinden tahsil ettiğini, basit hasarlar dışındaki durumlarda sigortalı tarafından hasar ihbarının yapıldığını, davalı sigorta şirketinin atadığı eksperin müvekkili servise gelerek hasar tespitini yaptığını ve onarım bedelini belirlediğini, müvekkili şirketin eksper raporunun davalı sigorta şirketi tarafından onaylamasının ardından onarım işlemlerine başladığını, onarım tamamlandıktan sonra davalı şirketin talebi doğrultusunda fatura (araç sahibi şirket ise şirket adına, şahıs ise şahıs adına) düzenlediğini, dava dışı ...'a ait ... plakalı aracın hasarı sözleşme ve kasko poliçesi kapsamında müvekkili serviste onarılarak sahibine teslim edildiğini, aracın teslimi ile birlikte sigortalıdan alınan gerekli belgeler hasar dosyası ve düzenlenen faturalar davalı sigorta şirketine ve eksperine eksiksiz şekilde teslim edildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini, davalının onarım bedelinin sözleşme gereği 30 gün içerisinde müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini, müvekkili servis tarafından dava dışı ...'a ait araçta yapılan onarım ve yedek parça değişimlerine ilişkin 12/08/2024 tarihli 160.588,92 TL e-faturanın düzenlendiğini, işbu fatura ve gerekli tüm belgelerin davalı sigorta şirketinin eksperine teslim edildiğini, davalı tarafın faturayı kayıtlarına aldığını ve yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalının faturayı sözleşme süresinde ödemediğini, alacağın temerrüde düştüğünü, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını, davalının borca- takibe- yetkiye ve faize itiraz ettiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kayması kaydı ile davalı tarafından İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline, icra takibinin devamına, alacak likit tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ile talep ettiği görüldü. Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki Anlaşmalı Servis Sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiğini, davacı tarafın hasarın kapsamı- niteliği ve kullanılan yedek parçaların miktarı konusunda yeterli açıklama yapmadığını, alacak talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının hesaplama yöntemini somutlaştırmadığını, alacağın sadece fatura ibrazı ile ispatlanamayacağını, hasar onarım bedeline ilişkin tahakkuk eden KDV tutarından sorumlu olmadığı, icra takibine yapılan itirazda haklı olduklarını, davaya konu alacak iddiasının yargılamayı gerektirdiğini bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyan ederek huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; HMK'nın 17. maddesine göre tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabileceği, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılacağı, somut olayda da, taraflar arasında akdedilen 20/09/2023 tarihli "Servis Anlaşması" m.19 uyarınca taraflar arasında ortaya çıkacak tüm uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, davacı tarafça davalı ile dava dışı ... aleyhine icra takibine geçildiği, her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, icra takibindeki (1) nolu borçlu ...'ın mernis adresinin Ümraniye/İSTANBUL olduğundan bu borçlunun Mernis adresi esas alınarak takibin yetkili İstanbul Anadolu 8.İcra Dairesinde yapıldığı, eğer takipte birden fazla borçlu varsa, icra takibinin bu borçlulardan birinin ikamet adresinde açılabileceği ileri sürülmüş ise de, takip borçlularından işbu dosyanın davalısı ile davacı arasında yetki sözleşmesi bulunduğu, yetki sözleşmesi nedeniyle davalı yönünden kesin yetki hali söz konusu olduğu, davacı vekilinin işaret ettiği HMK 7 maddesindeki düzenlemenin, kesin yetkiyi bertaraf edemeyeceği, davalı borçlu yönünden yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin yetki değerlendirmesinin yerinde olmadığını, icra dairesinin yetkisi ile itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini, icra takibinin yetkili icra dairesinde açıldığını, ancak davalı borçlu ... Sigortaya ilişkin itirazın iptali davasının taraflar arasındaki sözleşmede yer alan İstanbul Mahkemelerinde açıldığını, sözleşmede yer alan dava yetkisinin yetkili mahkeme tayini itirazın iptali davası için geçerli olup, icra takibinin yetkisini etkilemediğini, icra takibinde iki borçlunun bulunduğunu, diğer borçlu ...'ın mernis adresi Ümraniye İstanbul olduğundan bu borçlunun mernis adresi esas alınarak yetkili İstanbul Anadolu 8.İcra Dairesinde tabin yapıldığını, bilindiği üzere takipte birden fazla borçlu varsa takibin bunlardan birinin ikamet adresinde açılabileceğini,ilamsız icra takibinin yetkili İstanbul Anadolu İcra Dairesinde açıldığını, borçlulardan biri olan davalı ile yapılan sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin" yetkili kılınmasının, İİK 50/1 ve HMK 447/2 de yer alan yetki kurallarını bertaraf etmeyeceğini,HMK 10 maddesi gereğince sözleşmenin ifa yerinin davacının işyeri adresi olan Altunizade Üsküdar olduğunu, bu adresinde İstanbul Anadolu Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetki alanında kaldığını, taraflar arasındaki ticari hizmet sözleşmesinde davalı sigorta şirketinin üstlendiği edimin davacı tarafından yapılan hizmet ve imalat bedelini ödemek olduğunu ve para borcundan kaynaklandığını, sözleşmeden doğan para borçları için sözleşmenin ifa edileceği yerdeki icra Müdürlüğünün de yetkili olduğunu, para borcunun ödeneceği yerin alacaklının ikamet ettiği yer olduğunu, her iki durumda da İstanbul Anadolu İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, 20/09/2023 tarihli "Servis Anlaşması" kapsamındaki hizmet bedeli alacağının tahsiline yönelik İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında, 159.308,92 TL asıl alacak ve 18.892,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 178.200,92 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda, davalı borçlu vekili icra takibine yönelik yasal süresinde yaptığı itirazında, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 19.maddesi gereğince İstanbul Mahkemeleri ve İcra daireleri yetkili olduğundan bahisle İstanbul Anadolu İcra Dairesinin yetkisine itiraz etmiş olup Mahkemece yapılan yargılama neticesinde yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.Uyuşmazlık, dava konusu icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra müdürlüğünce usulüne uygun şekilde ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ve ödeme emrine borçlu tarafından usulüne uygun şekilde yapılmış itirazın bulunması gerekir. Somut olayda, davalı borçlu vekili ödeme emrine karşı süresinde sunduğu itirazında, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 19.maddesi gereğince İstanbul Mahkemeleri ve İcra daireleri yetkili olduğundan bahisle İstanbul Anadolu İcra Dairesinin yetkisine itiraz etmiş olup, bu durumda icra dairesinin yetkisi İİK’nın 50. maddesine göre HMK hükümleri çerçevesinde hadise şeklinde incelenip değerlendirilmelidir.Somut olayda, icra takibi, fatura alacağına dayandırılmıştır. Buna göre takipte 2004 sayılı İİK'nın 50. maddesi yollanması ile HMK'nın 6. maddesi gereğince borçlunun ikametgahındaki icra daireleri ile birlikte BK'nın 89.maddesi gereğince alacaklının ifa zamanındaki yerleşim yeri icra dairelerinin yetkili bulunduğu, yetkinin kesin nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Kanunda yetkinin kesin olarak belirlenmediği hallerde 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesi gereğince tarafların yetki sözleşmesi yapmaları mümkündür. Davalı tarafça inkar olunmayan sözleşmenin 19. maddesinde İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili kılındığı açıkça belirtilmiştir. Anılan maddede aksine bir hüküm bulunmadığından yetki şartında gösterilen icra dairesi münhasır yetkili icra dairesi olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin tarafları tacir olduğundan anılan yetki şartı HMK'nun 17. Maddesi hükmüne uygun olup geçerlidir.İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Davalının icra takibine süresinde sunduğu yetki itirazında, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 19.maddesi gereğince İstanbul Mahkemeleri ve İcra daireleri yetkili olduğundan bahisle İstanbul Anadolu İcra Dairesinin yetkisine itiraz ettiği, davalının yetki itirazının süresinde ve usulüne uygun olduğu, bu nedenle icra takibinin yetki sözleşmesinde kararlaştırılan İstanbul Mahkemelerinde başlatılması gerekirken yetkisiz İstanbul Anadolu İcra Dairesinde başlatıldığı, buna göre yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığı anlaşılmakla mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesinde bir isabetsizlik yoktur.Öte yandan, HMK'nın yetkiyi düzenleyen maddelerinde kesin yetki halleri açıkça belirtilmiştir. HMK'nın 18/1. maddesi uyarınca, yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde yapılabilir. Ancak, HMK'nın 17. maddesindeki, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemelerde açılabileceğine ilişkin yetki kuralı, aksi de kararlaştırılabildiğinden münhasır yetkiyi düzenlemekte olup, kesin yetki kuralı değildir. (Yargıtay 23 Hukuk Dairesi 205/2461 E-2015/8326 K sayılı 21.12.2015 tarihli kararı) Bu nedenle Mahkemenin yetki sözleşmesi nedeniyle davalı yönünden kesin yetki hali söz konusu olduğu yönündeki değerlendirmesi isabetli olmamışsa da, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bu yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/20 Esas, 2026/273 Karar sayılı ve 30/03/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.02.07.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/956, K. 2026/1020, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-956-e-2026-1020-k-00eefe8f1ed7