İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/876 E. 2026/536 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/876
Karar No
2026/536
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2025/876 Esas KARAR NO :2026/536

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:24/11/2025 KARAR TARİHİ:07/07/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 21.11.2019 tarihinde Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 16. maddesi ve ekleri uyarınca özel güvenlik görevlilerinin kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ulusal ve dini bayramlar ile genel tatil çalışmaları ve sosyal haklara ilişkin sorumluluğun yüklenici sıfatını haiz davalıya ait olduğunun kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilinin haciz tehdidi altında .... İş Mahkemesi ilamına istinaden .... İcra Müdürlüğü dosyasına 32.651,03 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, yapılan bu ödemenin rücuen tahsili amacıyla gönderilen ihtarnamelere davalı tarafından olumsuz yanıt verildiğini, Yargıtay kararları uyarınca hizmet alım sözleşmelerinde işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğunun açık olduğunu, davalı tarafından başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve işbu davanın İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının tüm taleplerine karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ilgili maddesinde müvekkil şirketin sorumluluğunun kıdem tazminatı, ulusal ve dini bayramlar ile genel tatil ücretleri ve yıllık izin ücreti ile sınırlı olduğunu, dava konusu edilen icra dosyasındaki ilam vekalet ücreti, icra vekalet ücreti, icra masrafları, harç ve yargılama giderlerinin sözleşme kapsamında müvekkilin sorumluluğunda bulunmadığını, icra dosyasına konu personelin iş akdinin devamsızlık nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini ve söz konusu fesihte müvekkilin bir kusurunun bulunmadığını, personelin davacının kontrolü ve talimatları altında çalıştığını, davacının icra dosyasında ödediği faiz oranından daha yüksek bir faiz oranını (reeskont avans faizi) talep etmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ederek davanın reddini savunmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, dava dışı işçiye işe aide davası neticesinde hükmedilen tazminat miktarının davacı işveren tarafından ödenmesi sebebiyle davalı yüklenici- alt işverenlerden rücuen tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; Dava dışı içi tarafından açılmış olan .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından ... Karar sayısı ile 06/05/2024 tarihinde verilen ilama dayanarak başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyasına davacı tarafından ödenen 32.651,03 TL'nin işbu dosyanın taraflar arasında akdedilmiş olan hizmet sözleşmesi uyarınca davalıdan rücuen tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2004 tarih, ... karar sayılı ilamı da bu yöndedir. İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir. HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir. Somut olay bakımından yapılan incelemede taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmede açıkça İstanbul İcra Dairelerinin yetkili kılınmış olması sebebiyle davalının icra dairesini yetkisine yönelik yapmış olduğu itirazının reddine karar verilerek yargılamaya kalındığı yerden devam olunmuştur. 4857 Sayılı İş Kanununun 2/6.maddesinde, "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu'nun 146.) maddesinde düzenlenen, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Aralarındaki sorumluluğun tayininde ise sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmekte olduğundan yargılama esnasında celp edilmiş olan tüm evraklar, davalılar ile aralarında akdedilmiş olan sözleşme hükümleri, .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyası bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosyanın 1 iş mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup bu kapsamda ibraz edilmiş olan raporda özetle; Dosyaya sunulan tahsilat makbuzunda davacı tarafından .... İcra Dairesi 2025/... E. Sayılı icra dosyasına Davacı ... ... A.Ş tarafından Rücu Hakkımız Saklıdır ibaresiyle 03/03/2025 tarihinde 32.651,03 TL ödeme yapıldığı görülmüştür Taraflar arasında imzalanan Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesinin incelenmesinde davacı ... ... A.Ş ile davalı ... A.Ş arasında 21/11/2019 tarihinde imzalandığı; Sözleşmenin 16.Maddesinin incelenmesinde özel güvenlik görevlilerinin kıdem tazminatı, ulusal ve dini bayramlar ile genel tatillerde yaptıkları çalışmalar ve yıllık izin ücreti sorumluluğunun davalıya ait olduğu belirtildiğini, ayrıca, aynı maddeye göre, müvekkile ait işyerinde çalıştırılan personele ilişkin yasal sorumlulukların, vergi ve sigorta primlerinin davalı ... A.Ş tarafından ödeneceğinin belirlendiği görülmüştür. .... İş Mahkemesinin 06/05/2024 tarihli .... sayılı ilamın incelenmesinde davacının ... davalıların ise davacı ... ... A.Ş ile davalı ... A.Ş olduğu ve işe iade davası olup 06/05/2024 tarihinde davanın kabulüne karar verilerek "1)Davanın KABULÜNE; a-İşverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının davalı ... ANONİM ŞİRKETİ nezdindeki İŞİNE İADESİNE, b-Davacının süresinde başvurması halinde, işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat tutarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren 4 aylık ücreti tutarında brüt 26.665,44 TL olarak tespitine, c-Davacının işe iade için süresi içinde işverene başvurması halinde, hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarından oluşan boşta geçen süre alacağının brüt 43.574,52 TL olarak davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verildiği 47. Hukuk Dairesinin 2024/1868 esas, 2025/116 karar ve 29/01/2025 tarihli ilamı ile, İstinaf talebinin esastan reddine kesin olarak karar verilmekle, hükmün, 29/01/2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. .... İcra Dairesi 2025/... E. Sayılı icra dosyasına Davacı ... ... A.Ş tarafından Rücu Hakkımız Saklıdır ibaresiyle 03/03/2025 tarihinde 32.651,03 TL ödeme tarihinden itibaren dava tarihine kadar REESKONT faizi ile icra inkar tazminatı ve tazminatsız şekilde seçenekli olarak hesaplanmıştır. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/3853 Esas, 2024/2229 Karar Sayılı, 24.06.2024 Tarihli onama ilamında anılan Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2019/269 Esas, 2020/180 Karar Sayılı, 16.01.2020 Tarihli "Yüklenici işçisinin hizmet aktinin feshi sonrasında işveren ve yüklenici aleyhine açtığı işe iade davasında davanın işçi lehine sonuçlandığı, işe iade edilmeme halinde de bir bedel ödenmesine karar verildiği ve işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işverenin işçiye bu bedeli ödediği anlaşılmaktadır. İşçinin hizmet aktini yüklenici ile imzalamasına rağmen, işyerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenici birlikte gerçekleştirmek zorundadır. İşverinin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesi mümkün değildir. Ayrıca İş Mahkemesince işveren ve yüklenici müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde bu hususu düzenleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu durumda işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işçiye ödenen bedelden tarafların yarı yarıya sorumlu tutulmaları gerekir." şeklindeki gerekçeli ilamı uyarınca somut olayda alınan bilirkişi raporunda da belirtilmiş olduğu üzere taraflar arasındaki sözleşmede özel güvenlik görevlilerinin kıdem tazminatı, ulusal ve dini bayramlar ile genel tatillerde yaptıkları çalışmalar ve yıllık izin ücreti sorumluluğunun davalıya ait olduğu belirtildiğini, ayrıca, aynı maddeye göre, müvekkile ait işyerinde çalıştırılan personele ilişkin yasal sorumlulukların, vergi ve sigorta primlerinin davalı ... A.Ş tarafından ödeneceğinin belirlendiği anlaşılmakla davacı tarafından ödenmiş olan bedelin tamamının sözleşme hükümleri kapsamında davalıdan talep edilebileceği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir. Somut olayda davacının dava dışı işçiye ödeme yaptığı tarih 03/03/2025 olmasına rağmen icra takibinde 18/04/2025 tarihinden itibaren takip tarihine 10/06/2025 tarihine kadar olan sürede işlemiş faiz talep etmiş olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak hesaplama yapıldığında arada geçen 1 ay 25 günlük sürede %44,25 oranındaki avans faizi üzerinden 2.177,11 TL işlemiş faiz talep edebileceği görülmekle davacının davasının bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 32.651,03 TL 'nin %20'si oranında olan 6.530,21 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ KISMEN İPTALİ ile; takibin 32.651,03 TL asıl alacak, takip öncesi işlemiş 2.177,11 TL faiz olmak üzere toplam 34.828,14 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, -Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmesine, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 32.651,03 TL 'nin %20'si oranında olan 6.530,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 2.379,11-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.763,71-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken başlangıçta peşin olarak yatırılmış olan 615,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 702,90-TL ( başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 95,00-TL, bilirkişi ücreti: 8.000,00-TL olmak üzere toplam: 8.797,90-TL yargılama giderinin %99,55 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 8.758,31-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 34.828,14-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacının reddedilen talepleri bakımından davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 157,89-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00TL'nin %99,55 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 4.579,30 TL'sinin davalıdan alınarak, kalan 20,70-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/876, K. 2026/536, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-876-e-2026-536-k-82b307c5c26c