Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5631 E. 2026/2716 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5631
Karar No
2026/2716
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/586 Esas, 2025/973 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye ... Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2024/218 E., 2024/529 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı sigortalısı .. San. ve A.Ş.'ne ait emtiaların ..'dan Türkiye'ye taşınması için ../.. .. gemisine ahşap kasalar ile hasarsız bir şekilde yüklendiğini, .. Uluslararası Limanı'nda gerçekleştirilen tahliye esnasında vinç halatlarının kopması sebebiyle .. numaralı kasanın geminin ambar zeminine düşerek hasarlandığını, davalının akdî ve fiilî taşıyan sıfatını haiz olduğunu, müvekkilinin 32.382,44 USD hasar tazminatı ödemesi yaparak sigortalısının zararını tazmin ettiğini ve 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (TTK) 14 72... sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 183. maddeleri uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu iddia ederek 32.382,44 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek bankaların USD cinsi dövize uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;davanın süresinde açılmadığını, davaya konu uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin yetki alanında olmadığını, yetkili mahkemelerin Almanya Haren Mahkemeleri olması gerektiğini, müvekkilinin akdî veya fiilî taşıyan olmadığını, dava konusu hasarın boşaltma limanı işçilerinin kusurundan kaynaklandığını, müvekkilinin taşıyan olduğu düşünüldüğünde dahi gözetim ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığının söylenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklanıp Türk mahkemelerinin münhasır yetki esasına göre düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı, konişmentoda taşıyan sıfatıyla davalı .. adının bulunduğu, konişmentonun taşıyan adına acente sıfatı ile dava dışı .. .. ..(..) .. .. tarafından ..'te imzalandığı, taşıyanın Türkiye acentesinin konişmentonun düzenlenmesine aracılık ettiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığından ve davacı vekilinin 10.12.2024 tarihli beyan dilekçesi gereği dava dışı sigortalı adına Türk bir firma tarfından düzenlenmiş bir navlun faturası da dosyaya ibraz edilmediğinden TTK'nın 105/2 hükmüne göre dava konusu olayda Türk mahkemelerinin münhasır yetkili olduğundan söz edilemeyeceği, TTK'nın 1237. maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, sigortalının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentonun ön ve arka yüzündeki yetki şartının sigortalı gönderilen ve buna göre davacı açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Almanya Mahkemelerinin yetkili olduğu, bu doğrultuda davalı vekili tarafından ileri sürülen milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 07.10.2022 tarihli konişmentonun yükleme limanında düzenlenmiş olduğu, konişmentonun ekinin 4.maddesinde; hukuk ve yargı yetkisi başlığı ile; bu konişmentodan kaynaklanan veya bu konişmento ile ortaya çıkan anlaşmazlıkların burada aksi belirtilmediği sürece münhasıran sayfa 1'de belirtilen taşıyanın esas iş yerinin bulunduğu yer mahkemeleri tarafından ve bu yer yasalarına uygun olarak karara bağlanacağının düzenlendiği, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 47. madde hükmüne göre yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşmalarının mümkün olduğu, sigortalı taşıtan ile davalı taşıyan arasında imzalanmış yazılı bir navlun sözleşmesi dosyaya sunulmadığı, bu kapsamda TTK'nın 1237/2 maddesi uyarınca konişmento hükümlerinin esas alınması gerektiği, konişmentonun kıymetli evrak olması nedeniyle taşıyanın imzasını içermesinin yeterli olduğu, yükletenin imzasının ise isteğe bağlı olduğu, kaldı ki söz konusu konişmentoda alıcı imzası bulunmaması hâlinde de konişmentonun geçerli olacağından, davacı vekilinin konişmentoda yazılı yetki sözleşmesinin geçerli olmadığına ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacı ... şirketinin sigortalısını bağlayan yetki şartı halefi sıfatıyla davacı ... şirketini de bağlayıcı nitelikte bulunduğu, yetkili kılınan mahkemenin belirli olduğu, yetki sözleşmesinin taraflarının tacir olduğu, tacirler arasında TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden TBK'nın 20. vd. maddelerinin haksız işlem şartlarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasında tacirin özenli davranma borcunun da gözetilmesi gerektiği, buna göre yetki sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşımakta olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartının genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığı, somut uyuşmazlıktaki gibi Türk mahkemelerinde dava açılamayacağı, konişmentodaki yetki şartının yazılı, açık ve belirli olması nedeniyle geçerli olduğu ve bu nedenle davanın yetki sözleşmesi gereği Almanya Mahkemelerinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5631, K. 2026/2716, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5631-e-2026-2716-k-e575aad7ebd6