Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/534 E. 2026/793 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/534
- Karar No
- 2026/793
- Karar Tarihi
T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/534 KARAR NO : 2026/793
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ :21/05/2026
Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; kargo ve taşıma işleriyle uğraşan müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin en son ...'in ... kentinden getirdiği hammaddenin alüminyum ve çelik imalatı için kullanılacak sıvı maddeler olduğunu, taşıma esnasında yüklemenin yapıldığı konteynırda sızma olduğu için ...'da davalıya ait malların gemiden indirildiğini, davalı şirket yetkilisine e-posta yoluyla haber verildiğini ve taşınanın tekrar taşınmaya uygun hale getirilmesi için yapılan işlemlerin anlatıldığını, müvekkilinin çözüm arayışına gitmesine rağmen davalının sorumluluğu kabul etmediğini ve kargoyu almayı reddetme talebinde bulunduğunu, ancak müvekkilinin çevreye zarar vermeden problemi çözme yoluna gittiğini, taşınanı indirimli olarak tekrar taşınmaya uygun hale getirdiğini ve ... tarihli ... USD bedelli faturanın müvekkili tarafından ödendiğini, yapılan işlemlere ilişkin survey raporu düzenlettirildiğini, müvekkilinin bunu yapmaması halinde davalının daha fazla zarara uğrayacağını, ham maddenin imhası için dahi ... USD istendiğini, müvekkili tarafından ödenen fatura bedeline herhangi bir KDV ve masraf eklenmeden davalı şirket adına ... tarihli ve ... sayılı irsaliyeli fatura düzenlendiğini, fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, yukarıda bahsedilen alacak ve cari hesap sözleşmesi gereğince ... USD cari hesap alacağının tahsili için Diyarbakır İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında başlatılan ilamsız takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmenin navlun sözleşmesi olduğunu ve faturanın düzenlendiği tarih ile icra takibinin başlatıldığı tarih gözetildiğinde zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacı taşıyanın, eşyanın zıyaa veya hasara uğramasından yahut geç teslim edilmesinden ileri gelen zararlardan sorumluluğunun TTK'nın 1178. maddesinde düzenlendiğini ve sorumluluğun kapsamının eşyayı teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar geçen süre ile sınırlandırılmış olduğunu, müvekkili şirkete ait malların, davacı şirketin himayesinde olduğu zaman diliminde zıyaa ve hasara uğradığını ve bu zararın davacının sorumluluğunda olduğunu, TTK'nın 1186/f.3 hükmüne göre taşıyana ait veya onun tarafından sağlanmış olmadıkça, eşyanın konulduğu konteyner, palet veya benzeri taşıma gereçlerinin de taşıyanın sorumluluğu bakımından eşya kavramının kapsamı içinde olduğunu, dolayısıyla söz konusu taşıma gereçlerinin zıyaa veya hasara uğraması durumunda taşıyanın bundan ileri gelen zararlardan sorumlu olduğunu, davacının müvekkili tarafından ...'in ... kentinden ithal edilen ham maddeyi Türkiye'ye getirerek müvekkiline teslim borcu altında bulunan bir taşıyıcı olduğunu, gerek paketleme, yükleme, konteynırda istifleme ve gerekse de mala zarar vermeksizin varış limanına getirerek indirme/boşaltma ve teslim borcu altında olduğunu, tüm bu süreçlerin tamamına, mal sahibi müvekkilinim bir dahiliyeti/etkisi bulunmadığını, dolayısıyla da bu süreçlerde meydana gelen tüm hasar ve masraflardan davacının sorumlu olduğunu, müvekkilinin tek sorumluluğunun taşıma bedelinin ödenmesi olduğunu, davada ileri sürülen maddi vakıanın "malın içinde bulunduğu konteynırda meydana gelen sızma" olduğunu, söz konusu sızmanın nedeni her ne ise, bu konuda müvekkilinin bir ihmal ve kastından söz edilemeyeceğini, zira müvekkilinin sadece malın siparişini veren ithalatçı firma olduğunu ve yükleme, istifleme, taşıma aşamalarına katılmadığını, aksine sızmanın, paketleme, yükleme veya istiflemeden kaynaklandığının söylenebileceğini, sızma sebebi olabilecek her türlü eylemsel sorumluluğun, taşıyan davacının asli edim sorumluluğu olduğunu, bu sorumluluğun taşıtana yüklenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davacı tarafından taşıma sırasında yapılan masraf ve ödemeler karşılığı düzenlenen ... seri nolu ... USD faturanın ... tarihli olduğu, cari hesap ekstresi içerisinde yer alan diğer faturaların ise ... - ... tarihleri arasında düzenlendiği, davacı vekili tarafından da düzenlenen faturaların tamamının davaya konu edilen taşıma sözleşmesinden kaynaklandığının kabul edildiği, düzenlenen faturaların hangi tarihte ödeneceğine ilişkin dosyaya yansıyan bir belge ve beyan bulunmadığı, bu halde faturaların düzenlendiği tarihte muaccel olduğunun kabulü gerektiği, eldeki itirazın iptali davasına konu icra takibinin ise 28.03.2019 tarihinde 6102 sayılı TTK'nın 1246. maddesinde düzenlenen 1 yılık zaman aşımı süresi dolduktan sonra başlatıldığı, dosya içerisinde zaman aşımını durduran veya kesen herhangi bir sebebe rastlanmadığı gerekçesiyle açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; müvekkilinin dava konusu olan olayda davalı firma adına gelen malzemeleri taşıtmak üzere gemi taşımacılığı ile davalı adına sözleşme yaptığını, ancak dava konusu olayın taşıma sözleşmesi alacağı olup, bundan kaynaklanmasının söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından cari hesaba geçirilen ve davalı firma yöneticileri ile yapılan elektronik posta yazışmalarında görüleceği üzere fatura edilen alacağın oluşan zarara ilişkin olduğunu, taşıma bedeli olmadığını, müvekkili tarafından ödenen fatura asılları ve cari hesap alacakları yönünden yeterli inceleme yapılmadan sanki taşıma sözleşmesi navlun alacağı gibi düşünülüp değerlendirilen davada buna ilişkin olarak TTK'nın 1246 - 1188 maddeleri baz alınarak 1 yıllık zaman aşımı süresi uygulandığını, fakat alacağın cari hesap sözleşmesinden kaynaklı olması dolayısıyla zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğunu, müvekkilinin oluşan zararı en iyi şekilde gidermek için sorunun tesbiti için survey raporu düzenlettiğini, daha sonra davaya konu faturalarda görüleceği üzere 3. bir firma olan ....'ye zararı tamir ettirdiğini, burada müvekkilinin vekaletsiz iş görme hükümlerine dayalı işlem yaptığının kabul edilebileceğini ve tabi olduğu zaman aşımının buna göre belirlenmesi gerektiğini, somut olay için kanunda özel bir sürenin öngörülmemiş olması hâlinde TBK’daki genel zamanaşımı sürelerinin geçerli olacağını, eşyanın gemiye bekleme süresi içinde yüklenmemesi, bekleme süresi içinde eşyanın gemiden boşaltılmaması, gemiye yanaşma/bekleme yeri gösterilmesinde geç kalınması gibi sebeplere dayalı olarak geminin “ulaşmış gemi” statüsüne gelmesine engel olunması ve bu nedenle taşıyan tarafından geçerli bir hazırlık bildiriminde bulunulamaması sebebiyle bekleme süresinin başlayamaması gibi hâllerde ortaya çıkacak gecikme zararlarının navlun sözleşmesinden doğan alacaklar kapsamında değerlendirileceğini, taşıtan ya da gönderenin kusurlu davranışları nedeniyle ortaya çıkan ve sözleşme dışı nedene bağlı olarak değerlendirilebilecek diğer gecikmelerde her olayın somut özelliklerine bakılması ve buna göre kanuni düzenlemelerde tesis edilen zaman aşımı sürelerinin her somut olay için ayrı tespit edilmesi gerektiği halde bu hususlar irdelenmeden haksız olarak davanın reddine karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanununun (HMK) 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, deniz taşımasından doğan alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı tarafından yurt dışından ithal ettiği ürünlerin taşınması işini üstlendiği, yapışkan niteliğindeki bu ürünlerin ikinci gemiye aktarımı sırasında konteynerde sızma olduğunun fark edilmesi üzerine ikinci gemiye aktarım yapılmadığı ve davacı tarafından davalı şirkete haber verilerek ... tarihli survey raporunun tanzim edilmesini sağladığı, anılan rapora göre taşınan malzemelerin olması gerekenden yüksek şekilde istiflenmesi dolayısıyla sızıntının meydana geldiğinin tespit edildiği, davacı tarafından yükün gemiye yüklenmesi için yeniden paketlenmesi ve istiflenmesi amacıyla dava dışı iki şirketten hizmet aldığı ve bu hizmetlere istinaden düzenlenen fatura bedellerinin tarafınca ödendiği iddiasıyla söz konusu fatura bedellerinin davalı taşıtana rücu etmek üzere ... tarihli, ... sayılı ... USD bedelli faturayı düzenleyerek davalı şirkete gönderdiği, ayrıca cari hesaba dayalı bir miktar alacağı da eklemek suretiyle davalı aleyhine icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut takip dosyasına göre; ... tarihinde Bakırköy . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında cari hesap özetine ve ... tarihli ... USD bedelli faturaya dayalı olarak ... USD asıl alacak, ... USD faiz ile toplam ... USD alacak için takip başlatılmış, 1 USD = ... TL olarak bildirilmiş, bu takibe yetki itirazı üzerine dosya Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... Esasına gönderilmiş olup, ... tarihinde aynı dayanak ve miktar ile davalı aleyhine takibe girişilmiş, ödeme emri davalı borçluya ...'de e-tebligat ile tebliğ edilmiş, davalı borçlu tarafından ...'de süresinde itiraz edilmiş, davacı alacaklıya tebligat yapılmamış ve eldeki dava yasal süresinde açılmıştır. Mahkemece davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 1246. maddesinde belirlenen 1 yıllık zaman aşımı süresinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında konişmento, taraflar arasında imzalanmış bir navlun sözleşmesi, davacının yeniden yükleme yapmak için ödediğini iddia ettiği bedel için ödeme belgeleri ve teslim belgelerinin bulunmadığı anlaşılmakla Dairemizin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile bu belgelerin taraflardan temin edilerek gönderilmesi için dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş, Mahkemece davalı tarafa gönderilen muhtıra sonucunda davalı vekilince konişmentonun ellerinde bulunmadığı belirtilerek numarası bildirilmiş ve resmi kurumlardan celbi talep edilmiş olup, davalı tarafından sunulan diğer belgeler arasında navlun sözleşmesinin bulunduğu belirtilmiş ise de yazı ekinde navlun sözleşmesi görülememiştir. Bunun dışında sunulan diğer belgelerin de daha önce dosyada yer alan belgeler olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça takibe ve davaya konu edilen fatura bedelinin navlun olmadığı, taşımada meydana gelen zararın giderimi için yapılan masraflara ilişkin olduğu, bu nedenle zaman aşımı süresinin buna göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Navluna ilişkin 6102 Sayılı TTK'nın ilgili maddeleri incelendiğinde; yasanın 1138. maddesinde "Taşıyan, navlun karşılığında; a) Yolculuk çarteri sözleşmesinde eşyayı, geminin tamamını veya bir kısmını ya da belli bir yerini taşıtana tahsis ederek; b) Kırkambar sözleşmesinde ayırt edilmiş eşyayı, denizde taşımayı üstlenir." denilmek suretiyle deniz taşımasında navlun karşılığı yapılacak işler belirtilmiş olup, 1203. maddesinde "Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur" denilerek eşyayı teslim alacak kişinin navlun sözleşmesi, konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca taşıma bedelinden sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca davalının yurt dışından satın aldığı ürünlerin taşınması ve kendisine teslim edilmesi yönünden taraflar arasında navlun sözleşmesi, tarafları davacı ve davalı olan konişmento veyahut diğer deniz taşıma senedinin bulunması halinde davalının taşıma bedeli olan navlundan bedelini ödemek sorumluluğu altında olduğunun kabulü gereklidir. Davalı tarafça her ne kadar davalı adına düzenlenen ... tarihli faturanın navlun değil, meydana gelen zarara ilişkin olduğu, yahut davacının vekaletsiz iş gördüğünün kabul edilebileceği iddia edilmiş ise de; taraflar arasında navlun sözleşmesinin bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, taşınan ürünün sızması sonucunda yeniden yükleme yapılması gerektiği durumda davacı tarafından yapılan masrafın da navlun sözleşmesi kapsamında olacağı, TTK'nın 1237. maddesinde belirlenen "Taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır" hükmü de dikkate alındığında kabul edilmesi gerektiğinden, Mahkemece zaman aşımı süresinin bu hükümlere göre değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosya kapsamı ile taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı görülmektedir. Yine dosya kapsamına göre taraflar arasındaki ilişkinin deniz yoluyla taşıma işine ilişkin olduğu, bu hususun her iki tarafın kabulünde olduğu, olaya vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanamayacağı, dava konusunun 6102 sayılı TTK'da özel olarak düzenlendiği, dolayısıyla TTK'nın 1246. maddesinde belirlenen; navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların bir yılda zaman aşımına uğrar hükmünün uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte 1246. maddenin devamında; "Bu süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar." denilmekle zaman aşımı süresinin alacağın muaccel olmasıyla başlayacağı belirlenmiş, yasanın 1197. maddesinde ise "Navlun, eşyanın tesliminin istendiği anda ve her hâlde boşaltma süresinin sonunda muaccel olur" denilerek zaman aşımı süresinin başlangıcına işaret etmiştir. Ne var ki dosya kapsamında alacağın muaccel olup olmadığına yönelik bir delil bulunmamakta, Dairemizce geri çevirme kararı sonrasında sunulan belgelerin incelenmesinde TTK'nın 1197. maddesi uyarınca zaman aşımı süresinin işlemeye başlayacağı anın belirlenmesini sağlayabilecek nitelikte belge sunulmadığı görülmüştür. O halde Mahkemece Dairemiz geri çevirme kararından sonra davacı tarafından bildirilen ... sayılı konişmentonun ilgili Gümrük Müdürlüğü ve Liman Başkanlığından sorularak dosyaya kazandırılması, bu belgelere ve yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere göre zaman aşımı süresinin başladığı tarih tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre davanın zaman aşımı süresinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekli iken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Dosyanın gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için kararı veren İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının davacıya İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-) Dairemiz kararının 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,