Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2053 E. 2026/1156 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2053
- Karar No
- 2026/1156
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2053 KARAR NO : 2026/1156
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/08/2022 (Dava) - 05/07/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/991 Esas - 2023/500 Karar DAVA : Limited Şirket Hissesinin Tescili BAM KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2023 tarihli 2022/991 Esas ve 2023/500 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Şti'nin 9650 hissedarı olduğunu, davalının şirketin 9620 hissedarı olduğunu, hisse devrinden sonra şirketi temsil için iki müdür yetkili kılındığını, bunlardan birinin davalı ... olurken diğeri ... olduğunu, şirketin temsil ve ilzamının çift imza kuralına bağlandığını, 2017 yılı ve sonrası ortaya çıkan uyuşmazlıklar nedeniyle müvekkili şirketin defalarca genel kurul toplantı çağrısında bulunmasına, ... şirketinin gelir - gider hesapları hakkında bilgi istemesine rağmen davalı tarafından bu bilgilendirmelerin yapılmadığını, hesap verme yükümlülüğünün ihlal edildiğini, müşterek müdür ...'nün imzasını gerektiren işlem ve sözleşmelerde, bu imza olmaksızın tek başına hareket ettiğini, geçersiz veya yok hükmünde işlemlere defalarca imza attığını, şirketi maddi zarara uğrattığını, şirket aleyhine haksız rekabet hükümlerini ihlal edecek şekilde hareket ettiğini, şirkete karşı icra takibi yaparak şirket ile hasım haline geldiğini, ortakların ön alım dahi tüm haklarını gasp ettiğini, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/906 E. Sayılı kararı ile davalı ...-...” Un yönetim ve temsil yetkisinin davanın esası yönünden verilecek kararının kesinleşmesine kadar tedbiren kaldırılmasına, davanın esası yönünden verilecek kararının kesinleşmesine veya yeni müdür/müdürler seçilinceye kadar; davalı .... Şti. müdürü olarak görev yapan ...' nün şirket adına yapılacak tüm iş ve işlemlerde Münferit imzası ile şirket temsil ve ilzam yetkisi verilmesine karar verildiğini, Dava dışı 3.kişi ....' nın, Marmaris 5.Noterliği 09061 yevmiye numaralı ve 02/12/2021 tarihli ihtarnamesinde, " ... Şirket sermayesinin 9619 oranına tekabül eden payları, davalıdan Marmaris 2. Noterliğinin 22.11.2021tarih 9768 sayılı ile tasdikli pay devir sözleşmesi ile devralmış bulunduğunu ifade ettiğini, Dava dışı ....' nin, söz konusu ihtarnamede pay devrinin Genel Kurul Kararına bağlanmasını talep ettiğini, ancak söz konusu ihtarname ile her ne kadar davalının 3 .kişiye pay devri yaptığı açıklanmışsa da iş bu dava açıldığı tarih itibari ile, davalı, tarafımıza Marmaris 2.Noterliğinin.22/11/2011 tarih 9768 sayılı pay devir sözleşmesini hiçbir şekilde tebliğ etmediğini ve sözleşmenin koşulları ile ilgili bilgi alma haklarının bugüne kadar önüne geçildiğini, ....' ın söz konusu ihtarnamesi üzerine 28/01/2022 tarihli Olağan Üstü Genel Kurulunun 3 numaralı gündem maddesi ile pay devrinin reddine karar verildiğini kararın Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, her ne kadar (davalının 9620 hissesinin 9619'una tekabül eden) pay devrinin reddine karar verilmişse de davalının, payını devretmesi ve pay devir sözleşmesini kendilerine tebliğ etmemesinin ön alım hakkına aykırı olduğunu, Şirket esas sözleşmesi 6.2.1 Maddesi uyarınca, Pay sahiplerinden herhangi birinin paylarının tamamının veya bir kısmının doğrudan veya dolaylı surette ve sermaye artırımı da dahil herhangi bir hukuki yöntem veya işlem kapsamında herhangi bir kişi tarafıl1dan devralınmasına yönelik bir Teklifalmaları halinde aşağıda yer alan koşullar çerçevesinde öncelikli alım hakkını (ön alım hakkı) veya birlikte satma hakkını (Birlikte Satma Hakkı) haizdirler." hükmüne havi olduğunu, dava dışı ....' ın ....' un %19' luk hissesi için teklif getirdiği anda davalının diğer ortaklara yazılı bildirim yükümlülüğünün doğduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin pay sahipleri sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen ön alım hakkının tanınarak davalı üzerindeki şirket hissesinin müvekkili adına tescil edilmesini ve ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Marmaris 2. Noterliği'nin 22.11.2021 tarih 9768 numaralı pay devir sözleşmesi muteber bir sözleşme gibi gösterilerek 3. Kişi ....” ın Marmaris 5. Noterliği'nin 09061 yevmiye numaralı ve 02.12.2021 tarihli ihtarnamesine konu edilmiş ise de bu sözleşme müvekkilinin gerçek ve serbest irade ve beyanını içermediğini ve netice itibariyle mutlak butlan ile malul olmakla Beyoğlu 18. Noterliği'nin 07.02.2022 tarih 02934 sayılı ihtarnamesi ile feshedildiğini ve fesih beyanı muhatabına tebliğ edildiğini, devamında Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1049 E. Sayılı dosyasında anılan sözleşmenin iptali hususunda dava ikame edildiğini davanın halen derdest olduğunu, davanın müvekkil lehine sonuçlanması halinde önalım hakkının kullanılmasını gerektiren bir devir işleminden bahsedilemeyeceğinden eldeki davanın reddedilmesinin gerekeceğini, davacının ....Şirketindeki hisselerini dava dışı ....' dan devraldığını devir bedelinin ödenmesinde temerrüde düşmesi sebebiyle ... tarafından Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/340 E. Sayılı dosyasında davalı aleyhine sözleşmenin feshi ve devre konu hisselerin iadesi konusunda dava açtığını, dosyanın istinafta olduğunu, davanın ... Şirketi aleyhine sonuçlanması halinde eldeki davanın davacısının şirket ortaklığını kaybedeceğini ve dava açma sıfatını taşımayacağını, davacının 3. Kişi ...' a hisse devrini 02.12.2021 tarihli Marmaris 5. Noterliği'nden gönderilen 09061 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile öğrendiğini, 18.02.2022 tarihli Genel Kurulu toplantısında pay devrinin reddine karar verdiğini, tescil edilmeyen pay devir işleminin sadece tarafları arasında borç-alacak ve tazminat hükmü doğurabileceğini, hisse devir sözleşmesinin Beyoğlu 18. Noterliği'nin 07.02.2022 tarih 2934 yevmiye numaralı ihtarı ile feshedildiğini belirterek, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...davacı tarafından talebe konu ön alım hakkının kullanılabilmesi için, bu hakkı veren düzenlemenin şirket ana sözleşmesinde öngörülmesi şarttır. Mahkememizce celp edilen şirket ana sözleşmesi incelendiğinde ön alım hakkı ile ilgili herhangi bir düzenlemenin yer almadığı, ana sözleşmenin 13. maddesinde hüküm bulunmayan hususlar hakkında TTK hükümlerine atıf yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 577/1-b maddesi gereğince de davacının hisse devri sözleşmesi niteliğinde olan ve şirket ana sözleşmesinde düzenlenmeyen "04/06/2016 tarihli "Yatırım ve Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin 6. Maddesi gereğince ön alım haklarını kullanmayacağı anlaşıldığından aksi yöndeki beyanlara itibar edilmeyerek davanın reddine karar vermek gerekmiş ...'' gerekçesiyle; ''...Davanın REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının %20 hissesinin %19'una tekabül eden pay devrinin reddine karar verilmişse de davalının, payını devretmesi ve pay devir sözleşmesini müvekkili şirkete tebliğ etmemesi ön alım hakkına aykırılık teşkil etmekte ise de bu hususun yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını ve davanın reddine karar verildiğini, ön alım hakkı şirketler nezdinde sözleşmesel bir hak olup müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan yatırım ve hisse devir sözleşmesinde tanınmış olup şirket ana sözleşmesinde ön alım hakkına ilişkin bir ibare bulunmamasının müvekkili şirketin ön alım hakkı olmadığı şeklinde yorumlanamayacağını, gerekçeli kararda dayanak gösterilen 23.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda hisse devir sözleşmesinin hiçbir şekilde incelemeye esas alınmadığını, taraflar arasında imzalanan 04.06.2016 tarihli hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinden ise kesinlikle söz edilemeyeceğini, keza ilgili sözleşme uyarınca müvekkili şirketin sermaye bedeli yatırdığını ve akabinde de ... şirketinin %50 hissedarı ve müşterek müdürü haline geldiğini, bu noktada sözleşme hükümleri uygulandığına göre sözleşmenin diğer hükümlerinin de uygulanabilir olduğu dolayısıyla da müvekkili şirketin ön alım hakkının olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, pay sahipleri arasındaki gerçek önalım hakkının ancak sözleşmesel düzeyde incelenebileceğini yoksa esas sözleşmelerde gerçek önalım hakkına yer verilmesinin mümkün olmaması gerektiğini, bir şekilde esas sözleşmede yer alan gerçek önalım hakkının pay sahipleri sözleşmesi olarak değerlendirilebilmesinin istisnai bir olasılık olduğunu, geçersiz bir esas sözleşme hükmünün tahvil yoluyla borçlar hukuku sözleşmesi olarak dikkate alınmasının tamamen olanaksız olmadığını, istisnaen tüm kurucu pay sahiplerinin açık bir şekilde önalım hakkını kabul ettikleri küçük ortaklıklarda tahvil yoluyla geçersiz olan esas sözleşme hükmünün pay sahipleri arasında bir sözleşme olarak dikkate alınması olanağı bulunduğunu, ancak bunun için de bazı koşullar aranması gerektiğini, ön alım hakkı içeren sözleşmeler bakımından sözleşmenin zorunlu içeriği, sözleşme tarafları (ön alım hakkı sahibi ve yükümlüsü) ile sözleşme konusu olup bedel hususunda TBK madde 241/III düzenlemesinin kıyasen uygulama alanı bulabileceğini, başka bir ifadeyle sözleşmede herhangi bir düzenleme yapılmadıysa, bedel ödeme borcunun devredenin üçüncü kişiyle yaptığı sözleşmedeki bedele göre tespit edileceğini, bu nedenle sınırlandırılmamış ve sınırlandırılmış önalım hakkı ayrımının paylar üzerinde tesis edilen sözleşmesel önalım hakkı bakımından da yapıldığını, Yerel Mahkeme tarafından sunulan bu savların hiçbirisinin incelenmediğini, bilirkişi raporuna itirazların kabul edilmediğini; müvekkili şirketin hissedarlar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca tanınan ön alım hakkı hukuki açıdan değerlendirmeye alınmadığını; kanun maddesi emredici olmamasına ve ön alım hakkı sözleşmesel bir hak olarak değerlendirilmesi gerekirken bu yorumlama yapılmayıp eksik inceleme neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak davanın reddi yoluna başvurulduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne ve davalının hisse payının ön alım hakkı nedeniyle müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, limited şirket ortağının ve ön alım hakkına dayanan limited şirket hissenin tescili talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre TTK'nın 577/1-b maddesi uyarınca davacın önalım hakkını kullanabilmesi için şirket ana sözleşmesinde bu hususa ilişkin düzenleme bulunması gerektiği, şirket ana sözleşmesinde ortakların önalım hakkı bulunduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, kaldı ki önalım hakkının kullanılabilmesi için geçerli bir devrin bulunması gerektiği, davalının pay devrinin şirket genel kurulunca onaylanmadığı ve TTK'nın 595. maddesi uyarınca geçerli bir pay devrinin gerçekleşmediği hususları gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla (bkz. Yargıtay 11. HD'nin 05/06/2017 tarihli 2016/4502 E., 2017/3377 K. sayılı kararı), davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2023 tarihli 2022/991 Esas ve 2023/500 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 732,00 istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/06/2026