Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/635 E. 2026/1494 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/635
Karar No
2026/1494
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/635 KARAR NO : 2026/1494

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2022 NUMARASI : 2021/639 Esas 2022/957 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:18/06/2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/639 Esas ve 2022/957 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı ... A.Ş. vekili 22.09.2021 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkilinin sigortacılık işi yaptığını, dava dışı sigortalı... Şti.’ne ait taze limon emtiasının taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile müvekkili tarafından teminat altına alındığını, MEDUME858102 numaralı deniz yolu taşıma senedi tahtında Türkiye’den Kanada’ya taşınmak üzere .... gemisine hasarsız olarak yüklendiğini, SEGU 9074317 numaralı konteynerden tahliye edilen emtiaların bozulduğunu ve çürüdüğünü, ekspertiz incelemesinde ısı derecesinin konşimentoda belirtildiği üzere tüm seyir boyunca +6 dereceye ayarlanmış olması gerekirken, paletlerin içinde konulmuş olan ısı kaydedicilerin konteyner içi sıcaklığının taşıma süresince +9,9 derece aralığında kaydedildiğini, sıcaklığın zaman zaman + 20 dereceye çıktığını, 1 nolu davalının navlun faturası düzenlenerek navlun ücretinin bizzat tahsil ettiğini belirterek TTK m. 1178 gereğince “akdi taşıyan”, iki nolu davalının ise “fiili taşıyan” olması nedeniyle sorumlu olduğunu, dava dışı sigortalının uğradığı zararının müvekkilince tazmin edildiğinden TTK’nın m. 1472’ye göre sigortalının haklarına halef olduğunu, borçlular aleyhine İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7834 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, borçluların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek kötü niyetli ve haksız olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı .....’ya İzafeten .... Şirketi vekili 16.11.2021 tarihli cevap dilekçesiyle; dava konusu taşımanın merkezi Cenevre İsviçre’de bulunan ....’nın MEDUME858102 numaralı konşimento tahtında üstlenildiğini, kırkambar taşıması olan konteyner taşımalarında konşimentoların arka yüzünde taşıma şartlarının yer aldığını, konşimentonun 10. maddesinde yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak belirlendiğini, MÖHUK m. 47 de de tarafların yetki sözleşmesiyle yetkili mahkemeyi belirleyebileceğini, konşimentoda taşımanın yüklenildiğini, konşimentonun arka yüzünde taşımanın şartlarının bulunduğunu, konşimentoyu ciroyla devralan sigortalının bu şartlarda bağlı olduğunu, MÖHUK m. 24/1’e göre tarafların açık olduğu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davanın esası yönünden ise; TTK m. 1185’e göre usulüne uygun bir ihbar yapılmadığını, her iki tarafın katıldığı bir tespit bulunmadığını, hasarın TTK m. 1185 gereğince süresinde ihbar yapılmadığını, her iki tarafın katıldığı bir tespit yapılmadığını, teslim sırasında ya da hasar hemen belli değilse en geç 3 gün içinde yazılı olarak bildirilmesi zorunlu olduğunu, aksi halde taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten zararın meydana geldiğinin kabul olunacağı, TTK m. 1185/4 uyarınca her iki tarafın iştiraki ile mahkemelerce yük üzerinde tespit yaptırılması gerektiği, her iki tarafın iştiraki ile tespit yapılabileceği, tek taraflı tespitin yeterli olmadığını, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığını, malların varış limanından alıcının deposuna başka bir firma tarafından alıcının deposuna taşındığını, zararın müvekkilinden kaynaklandığını ispatlaması gerektiğini, dava dışı sigortalının zararının %10 daha fazla hasar ödeme durumu olması halinde itiraz haklarını saklı tuttuklarını belirterek %20 icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini ancak %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettikleri belirterek davanın pasif husumet, yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep ettiği belirlendi. Davalı ... Şirketi vekili 08.11.2021 tarihli cevap dilekçesiyle; TTK m. 1246 uyarınca davanın 1 yıllık süre içerisinde ikame edilmediğini, TTK m. 1188 vd. uyarınca hem taşımanın tamamlandığı tarih hem de davacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihi itibariyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taşımanın MEDUME858102 numaralı konişmento kapsamında yapıldığını, sözleşmenin 10.3. maddesi ile yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak belirlendiğini, ancak konşimento ile sözleşme yapılan taşıma Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden yapılacaksa, New York Güney Bölgesi için dava münhasıran Birleşik Devletler Bölge Mahkemesi huzurunda açılacak ve münhasıran Birleşik Devletler Hukuku uygulanacağı, TTK m. 1237 uyarınca tacir olan tarafların yetki sözleşmesi gereğince yetkili konşimentoda yer alan mahkeme olacağını, eksper raporunun hasar tespitinden 8 gün sonra alındığını, emtianın hasarlandığı iddiasının mesnetsiz ve belirsiz olduğunu, emtiaların ne zaman nasıl ne şekilde hasarlandığının belirli olmadığını, taşımanın FCL/FCL (Full Container Load) olarak gerçekleştiğini, taşıyana mühürlü olarak teslim edildiğini, konşimento üzerinde "Slac Shippers Load, Stow, Eight, And Count" yani "Yükleyici Yükledi İstifledi Saydı Ve Mühürledi" klozunun yer aldığını, usulüne uygun survey ve hasar ihbarının yapılmadığını, TTK m. 1185 e göre usulüne uygun bir ihbar yapılmadığını, her iki tarafın katıldığı bir tespit bulunmadığını, hasarın TTK m. 1185 gereğince süresinde ihbar yapılmadığını, her iki tarafın katıldığı bir tespit yapılmadığını, teslim sırasında ya da hasar hemen belli değilse en geç 3 gün içinde yazılı olarak bildirilmesi zorunlu olduğunu, aksi halde taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten zararın meydana geldiğinin kabul olunacağı, TTK m. 1185/2 uyarınca her iki tarafın iştiraki ile mahkemelerce yük üzerinde tespit yaptırılması gerektiği, her iki tarafın iştiraki ile tespit yapılabileceği, tek taraflı tespitin yeterli olmadığını, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığını, müvekkillerine kusur izafe edilemeyeceğini belirterek davanın yetki, hak düşürücü süre ve zamanaşımı ile esastan reddini talep etmiştir. Davacı vekilinin 24.11.2021 tarihli .....’ya İzafeten ....Şirketinin cevap dilekçesine karşı beyan dilekçesinde; davalının yetki itirazını kabul etmediklerini, yetki şartının geçersiz olduğunu, davalının hasar ihbarı yapılmadığı yönündeki itirazını ret ettiklerini, taşımanın yapıldığı süreçte ısı artışlarının meydana geldiğinin tespit edildiğini, % 10 ilave bedelin davalılardan talep hakkının bulunduğunu belirtmiştir. Davacı vekilinin 24.11.2021 tarihli .... Şirketinin cevap dilekçesine karşı beyan dilekçesinde; davalının zamanaşımı ve hak düşürücü itirazını kabul etmediklerini, eşyanın teslim edildiği tarihin 06.12.2019 olduğunu, icra takibinin 24.09.2020 tarihinde başladığını, yetki şartını kabul etmediklerini, davalının hasar ihbarı yapılmadığı yönündeki itirazını ret ettiklerini, taşımanın yapıldığı süreçte ısı artışlarının meydana geldiğinin tespit edildiğini, % 10 ilave bedelin davalılardan talep hakkının bulunduğunu belirtmiştir. Dava: sigorta sözleşmesine dayalı akdi ve fiili taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasarlanmasına istinaden açılan rücuen takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7834 Esas sayılı dosyası, arabuluculuk tutanağı, analiz sertifikası, faturalar ve dekontlar, ekspertiz raporu, gümrük kayıtları, konşimento, nakliyat abonman sözleşmesi incelenmiştir. İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7834 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... A.Ş.’nin takip borçluları .....’ya İzafeten ....Şirketi ve ... Şirketi aleyhine 10.09.2020 tarihinde ilamsız icra takibinde 39.157,12 TL asıl alacak üzerinden takibe geçtiği, borçlu ....’ye ödeme emrinin 28.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 05.10.2020 tarihinde takibe konu borca, faize, faiz oranına ve ferilerine itiraz ederek takibi 05.10.2020 tarihinde durduğu; borçlu ...’na ödeme emrinin 29.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 29.09.2020 tarihinde takibe konu alacak ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi 30.09.2020 tarihinde durduğu belirlenmiştir. Davalı ...'ya İzafeten .... A.Ş.’nin dosyaya ibraz edilen konşimento da yer alan yetki ilk itirazı incelendiğinde; bu halde yetkili mahkemenin m.10/3'e göre MEDUM802977 Nolu konişmento da yer alan ve milletlerarası yetki kaydını içeren konişmento kuralının genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu açıktır. Buradaki genel işlem şartı, ticari nitelikte olsa da, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu m. 20-25’te yer alan denetime tabidir. Söz konusu denetim gerek tüketici gerekse de ticari nitelikteki genel işlem şartlarına uygulanmaktadır. Ayrıca söz konusu hükümler, tarafların iradelerinden bağımsız olarak emredici nitelikte kurallar barındırmakta ve bu sebeple kamu düzenine ilişkindir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 2 uyarınca, hukuki işlemin tarihine bakılmadan, TBK m. 20-25’de yer alan kurallar geçmişe yönelik olarak da uygulanabilecektir. Öte yandan somut olayda yabancılık unsurunun bulunması da, kamu düzeni ile ilgili bulunan söz konusu hükümlerin uygulanmasını engellememektedir. Çünkü bu konuda “Türk hukukunu doğrudan uygulanan kuralları” başlıklı MÖHUK m. 6 uygulama alanı bulur: “Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hallerde o kural uygulanır”. Öğretiye göre, iç hukukta sözleşmeler için getirilmiş olan ve kamu yararı açısından önemli olan hükümler (örn. kira hukukuna ilişkin emredici hükümler, hâkimin fahiş cezai şartı indirmesi gibi), Türkiye’de yabancı bir hukuka tabi olan sözleşmelere de doğrudan uygulanır (Bkz. Aysel Çelikel / Bahadır Erdem: Milletlerarası Özel Hukuk, 11. Bası, 2012, s. 155). Genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin bu kapsamda değerlendirileceği açıktır. Dolayısıyla yabancılık unsurlu olaylarda dahi, mahkemenin TBK’ da yer alan genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarını uygulaması gerekmektedir. Olayda konşimentoda yer alan yetki kaydının müzakere edildiği kabul edilse dahi, TBK m. 25’e göre söz konusu genel işlem şartı içerik denetimine tabidir. Bu maddeye göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamaz”. Somut olaydaki yetki kaydının geçerli olduğu kabul edildiğinde, söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan her türlü uyuşmazlıkta davacının yükle ilgilinin Londra mahkemelerine başvurması gerekecektir. Bu halde TBK m. 25 çerçevesinde söz konusu yetki kaydının geçersiz sayılmasına sebep olmaktadır. Dürüstlük kuralına göre, söz konusu yetki şartının geçerli olması Türkiye’de bulunan ihracatçı firmalar açısından açık bir dengesizlik yaratmaktadır. Türk içtihat hukukunda TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi konişmentolarda yer alan uluslararası yetki ve tahkim kayıtları için uygulanmıştır. Bu hususta verilen yerel mahkeme kararlarının Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi tarafından da onaylandığı görülmektedir. (Örneğin: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1-) 2012/147 Esas, 2-) 2012/148 Esas, 3-) 2012/201 Esas, 4-) 2012/205 Esas, 5-) 2012/230, Esas 6-) 2012/236 Esas, 7-) 2012/247 Esas, 8-) 2012/249 Esas, 9-) 2012/312 Esas, 10-) 2012/313 Esas, 11-) 2012/317 Esas, 12-) 2012/319 Esas, 13-) 2012/342 Esas, 14-) 2013/10 Esas, 15-) 2013/12 Esas, 16-) 2013/18 Esas, 17-) 2013/37 Esas, 18-) 2013/49 Esas, 19-) 2013/51 Esas, 20-) 2013/52 Esas, 21-) 2013/54 Esas, 22-) 2013/55 Esas, 23-) 2013/74 Esas, 24-) 2014/16 Esas, 25-) 2014/22 Esas, 26-) 2014/42 Esas, 27-) 2014/56 Esas, 28-) 2014/73 Esas, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin – 1-) 2014/428 Esas, 2-) 2014/443 Esas, 3-) 2014/483 Esas, 4-) 2014/1370 Esas, 5-) 2015/22 Esas, 6-) 2015/23 Esas, 7-) 2015/206 Esas, 8-) 2015/469 Esas, 9-) 2015/503 Esas, 10-) 2015/667 Esas, 11-) 2015/1200 Esas, 12-) 2015/1210 Esas, 13-) 2015/1211 Esas, 14-) 2015/1444 Esas, 15-) 2016/898 Esas, 16-) 2016/1009 Esas, 17-) 2016/1454 Esas, 18-) 2018/144 Esas, 19-) 2018/386 Esas) Dolayısıyla, Yargıtay İhtisas Dairesi tarafından da, konşimentolardaki yetki tahkim kayıtları açısından TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi hâli hazırda kabul gören ve uygulanan bir yoldur. Söz konusu uygulama da, temelde, somut olaydaki yükle ilgilinin hak arama özgürlüğü üzerinde yetki ve tahkim kaydının ekonomik bir sınırlama yapıp yapmadığı ölçütüne dayanmaktadır. Bu tür bir etkinin olmadığı durumlarda yetki ve tahkim kaydı geçerli görülürken, hak arama özgürlüğünün fiilen sınırlanmış olacağı durumlarda genel işlem koşulu niteliğindeki bu kayıtlar bağlayıcı nitelikte sayılmamaktadır. Ayrıca, Konişmentoda yer alan yetki kaydı incelendiğinde "Tüccarın açtığı herhangi bir davanın ve aşağıda belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla taşıyıcının açtığı herhangi bir davanın Londro Yüksek Mahkemesi'nin inhisari yetkisinde olduğu ve ingiliz kanunlarına tabi olduğu kabul edilmiştir Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden yapılacak taşımalara ilişkin dava, münhasıran NewYork Güney Bölgesinden sorumlu Birleşik Devletler Bölge Mahkemesinde açılacak ve ABD kanunları münhasıran geçerli olacaktır. Tüccar herhangi bir diğer mahkemede dava açmamayı ve başka bir mahkemede açılan davanın sona erdirilmesinde oluşacak taşıyıcının makul yasal giderlerini ve masraflarını karşılamayı kabul eder. Tüccar yukarıda belirtilen esasa ilişkin tüccar aleyhine verilmiş herhangi bir karara itiraz hakkından feragat eder. Navlun veya tüccarın taşıyıcıya ödemesi gereken herhangi bir diğer tutarla ilgili herhangi bir anlaşmazlık durumunda, taşıyıcı seçim hakkı kendisinde olmak üzere belirtilen ülkelerde ya da yükleme limanı, boşaltma limanı, teslim yerinin bulunduğu ülkede veya tüccarın ticari faaliyetinin bulunduğu herhangi bir yerde tüccar aleyhine dava açabilir." bu kaydın her iki taraf için belirli bir mahkemeyi yetkili kılmadığı, taraflardan birinin menfaatlerinin üstün tutulduğu ve karşılıklı dengenin bulunmadığı bir mahkeme seçimi yapıldığı görülmektedir. Uluslararası Usul Hukuku açısından bu tür yetki kayıtları “Asimetrik Yetki Kaydı” olarak anılmaktadır. Bu tür kayıtların mahkemenin belirli olmaması sebebiyle geçerli olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca bu durum, genel işlem şartı denetimi dışında ortaya çıkmaktadır. Mahkemeye sunulan asimetrik yetki kaydının geçersizliği için genel işlem şartı denetimine başvurmaya dahi gerek yoktur. Sonuç olarak, MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince 6098 sayılı TBK m. 25 uyarınca başvurulacak içerik denetimde bu tür yetki kayıtlarının evleviyetle dürüstlük kuralına da aykırı olacağı açıktır. Dolayısıyla gerek genel usul hukuku ilkeleri gerekse de BK m. 25 özelinde söz konusu mahkeme kaydının geçerli bir uluslararası yetki sözleşmesi olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Yetki itirazına dayanak yapılan konşimento kaydının geçerli olmadığından bu yöndeki yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı ... Şti’nin yetki itirazı incelendiğinde bu davalının diğer davalı...’nın düzenlediği konşimentodaki yetki itirazını ileri sürdüğü ancak bu davalının 09.10.2019 tarihli fatura ile navlun faturası düzenlediği, akdi taşıyan sıfatına sahip olduğu ve merkezinin İstanbul olup, diğer davalının düzenlediği konşimentoda yetki kaydının bu davalıyı bağlamadığı, bu davalının yetki itirazının kötü niyetli olduğu tespit edilmekle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı ....’nın hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları incelendiğinde; yükün alıcıya teslim tarihinin 06.12.2019 olduğu davacının icra takibini 10.09.2020 tarihi ile başlattığı, itirazın 05.10.2020 tarihi ile yapıldığı ve bu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde 22.09.2021 tarihinde davanın açıldığı, böylece TTK m. 1188 deki 1 yıllık hak düşürücü sürenin kesintiye uğraması ile birlikte her defasında yeniden başlaması nedeniyle dolmadan davanın açıldığı tespit edilmekle hak düşürücü itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek bilirkişiler kaptan ...., Gıda Mühendisi .... ve Doç. Dr. ... 29.08.2022 tarihinde rapor alınmıştır. Bu raporda dava konusu olan sigorta ... .. Şti.’ne ait 25.800 kg limon emtiasının 01.11.2019 tarihinde fiili taşıyan...’ya ait MEDUME858102 nolu deniz yük senediyle Türkiye’den Kanadaya... gemisi ile taşındığı, taşımanın SEBU9074317 nolu soğutuculu / reefer konteynerde yapıldığı, hasarın 06.12.2019 tarihinde tespit edildiği, ekspertiz incelemesinin ise 11.12.2019 tarihinde yapılıp 19.03.2020 tarihinde raporun düzenlendiği, ekspertiz incelemesinde taze limon emtiasının istenilen sıcaklıkta taşınmamasından kaynaklı zarar gördüğünün belirtildiği, konşimento üzerinde konteynerde istenilen taşıma sıcaklığının +6 C olarak belirtildiği, paketlerden birinin içine konulan casus ısı kaydedicisinde taşımanın yol boyunca +9,9 C’de yapıldığının belirlendiği, zaman zaman konteyner sıcaklığının +20 C’ye çıktığının da tespit edildiği, 06.12.2019 tarihinde Kanada’nın QUEBECK Eyaletinde mukim Montreal şehrine komşu lavel şehrinde alıcı deposunda paletli limonların tahliyesi sırasında çürüme küflenme ve yumuşama hasarlarının belirlendiği ürünlerinin %22,50’nun çürüdüğünü bir kısmının kahverengi bir kısmının ise ezilme hasarına uğradığı, yükleme günü ürünlerin konteynere yüklendiği tarihte sıcaklığın +16 C olduğu, ekspertiz raporun kapak sayfasında “ilk yükleme hava sıcaklık değerleri kargonun sıcak doldurulmuş olduğunu gösteriyor” ibaresinin yer aldığını, bu raporla sıcaklık kontrollerinin taşıma süresi boyunca izlendiğini, yükleme sırasında davalının konteyner içi sıcaklığın yüksek olduğuna dair konşimentoya şerh koymadığını, ürünlere ait bitki sağlık sertifikasının dosyada bulunduğu ancak üreticinin hasat zamanına ilişkin bilgi bulunmadığı, hasarın tespit tarihi olan 06.12.2019 tarihinde sovtaj tutarının 2.274,20 USD olarak açıklandığı, limonun niteliği itibari ile 5 ay süreyle depolanabileceği, ancak depolama sıcaklığının +6 C - +8 C olması gerektiği, hasat edilen ürünün kendi iç sıcaklığının da kontrollü bir şekilde düşürülmesi yani ilk etapta ön soğutma yapılması gerekli daha sonra konteynere yüklenmesinin sağlanması gerektiği, tarım ürünlerinin soğuk zincir ile taşınması ve depolanması için Gümrük ve Ticaret Bakanlığının çıkardığı tebliğe göre soğuk zincirin en baştan itibaren korunması gerektiği, somut olayda konteynere yükleme zamanında sıcaklığın yüksek olmasından kaynaklı olduğu, davalılardan ....’ın akdi taşıyan diğer davalı ...’nın ise fiili taşıyan durumunda olduğu, eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu durumda, hasara veya ziyaya uğradığında yük ilgilileri tarafından ispatlanması gerektiği, deniz yük senedinde +6 C ‘ de soğutmalı konteynerde yükün taşınacağını belirtildiği, taşıma süresince, TTK m. 1178/1f hükmü gereğince, taşıyanın yüke özen borcu göstermesi gerektiği, ancak teknik değerlendirmede konteyner iç sıcaklığın taşıma boyunca +6 C’ye ayarlı olduğu halde limon emtiasında bozulma meydana geldiği taşıyanın tüm taşıma boyunca ve tahliyede sahil elektriğine bağlandığında sapma meydana getirecek derecede bir kusurunun bulunmadığını, eşyanın taşıyanın hakimiyetindeyken hasara uğradığını ispatlanamadığını, bu nedenle davalıların sorumluluğunun olmadığını belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 12.09.2022 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkili şirketin aktif husumetin bulunduğu, ancak davalıların zararlarından sorumlu olmadığı tespitinin dayanaksız olduğu, ekspertiz raporunda +6 C’de taşınması gereken emtianın sevkiyat süresince, bu derecede taşınmadığı, +9,9 C de ortalamanın belirlendiği, emtianın sevkiyat öncesi iyi ve sağlam durumda olduğu, bu durumda taşıyanın kusurlu olduğu ve konşimentoda belirtilen emtiada ısının taşınmadığı belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalılar vekilinin 12.09.2022 ve 19.09.2022 tarihli beyan dilekçelerinde bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının olmadığını, usulüne uygun ihbarın da yapılmadığını, soğutuculu konteynerin sözleşmeye uygun bir şekilde çalıştırıldığını, hasarın malların sıcak yüklenmesinden kaynaklandığının belirlendiğini, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini belirtmişlerdir. Dosyada toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre Dava konusu olan emtianın Türkiye’den Kanada ya satışı yapılan taze limon emtiası olup, Mersinden Kanada nın QUEBECK eyaletine taşındığı, satışın CIF teslim şekliyle yapıldığı, davalılardan ... taşımacılık şirketinin navlun faturasını düzenleyerek Akdi taşıyan olduğu, diğer davalı ....’nın ise fiili taşıyan sıfatına haiz olduğunu, taşıma konusu emtianın 01.11.2019 tarihinde fiili taşıyan ... ..’ya ait MEDUME858102 nolu deniz yük senediyle Türkiye’den Kanadaya ... gemisi ile taşındığı, taşımanın SEBU9074317 nolu soğutuculu / reefer konteynerde yapıldığı, hasarın 06.12.2019 tarihinde tespit edildiği, ekspertiz incelemesinin ise 11.12.2019 tarihinde yapılıp 19.03.2020 tarihinde raporun düzenlendiği, bu raporda bilirkişilerin de belirlediği üzere emtianın konteynere yüklenirken ilk yükleme hava sıcaklık değerlerinin kargonun sıcak olarak konteynere doldurulduğunu, gösterdiği, yükleme sırasında sıcaklığın 16 C olarak ölçüldüğü, taşıma boyunca konteynerdeki ısı değerlerinin data logger kayıtlarına göre +6 C de sabit tutulduğu, ancak konteyner içerisinde bulunan casus ısı kaydedicisinde sıcaklığın ortalama +9,9 C ve zaman zaman +20 C olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. Bu halde taşıma konusu emtianın teknik anlamda konteyner içerisindeki ısısının muhafaza edebilmesi için teknik bilirkişilerin raporlarında yer aldığı üzere önceden ön soğutmaya tabi tutularak konteynere yüklenmesi ve bu şekilde konteyner iç ısısının sabit kalması ile taşınması gerekli iken yükleyen / taşıtan / gönderen / satıcının ön soğutmayı yapmaması nedeniyle iç ısının zaman zaman +20 C’ye çıktığı, genelde ise +9,9 C de yükün taşındığı belirlenmiştir. Buna göre soğuk zincirin korunması ve emtianın bozulmaması için başlangıçtan itibaren yükün soğutalarak konteynere yüklenmediği, taşıyanın data logger kayıtlarında +6 C’den farklı bir değer bulunmadığı bu değerin ise konşimentoda yer alan +6 C ile uyumlu olduğu, sonuç olarak taşıyanın üzerine düşen taşıma koşul ve şartlarını sağladığı halde davacının sigortalısının emtiada ön soğutma yapmaması nedeniyle zararın meydana geldiği, TTK m. 1178 / 1f göre davalının özen borcunu yerine getirdiği anlaşıldığı..." gerekçesi ile, davacının davasının reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taze limon emtiasının yüklü olduğu konteynerin, deniz yolu taşıma senedi tahtında Türkiye'den Kanada'ya taşınmak üzere "...." gemisine hasarsız bir şekilde yüklendiğini, tahliye işlemleri neticesinde SEGU 9074317 numaralı konteynerden tahliye edilen emtiaların bozulduğu ve çürüdüğünün anlaşıldığını, ekspertiz tarafından yapılan inceleme neticesinde, ısı derecesinin taşıma senedinde belirtildiği üzere tüm seyir boyunca +6 dereceye ayarlanmış olması gerekirken, paletlerin içinde konulmuş olan ısı kaydedicilerin konteyner içi sıcaklığı taşıma süresince ortalama +9,9 derecede aralığında kaydettiği ve sıcaklığın zaman zaman +20 derecelere kadar çıktığının tespit edildiğini, akdi ve fiili taşıyanın, hem kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediğini hem de hasarın, eşyanın kendi hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğinden TTK m.1178 uyarınca taşıyanın sorumluluğu söz konusu olduğunu, mahkemece hasarın deniz taşıması sırasında gerçekleşmediği ve davalıların zarardan sorumlu olmadıkları tespitinin haksız ve dayanaksız olduğunu, sevkiyat öncesinde emtianın tüm analiz ve testlerinin usulüne uygun olarak yapıldığını, emtianın sevkiyat öncesinde iyi ve sağlam durumda olduğunun tespit edildiğini, bunun aksini gösteren bir ibarenin konşimento üzerinde bulunmadığını, taşıyanın söz konusu emtialara ilişkin özen yükümlülüğünün gümrük işlemlerini tamamlanması akabinde başlayacak olup davalının söz konusu yüke olan sorumluluğunun başlaması için gemiye yüklenmesine dahi gerek olmadığını, sevkiyat boyunca konşimentoya derç edilen derecede taşınmaya emtianın hasarlanması sebebiyle meydana gelen zarardan davalının sorumlu olacağının aşikar olduğunu, ayrıca davalı taşıyanın söz konusu konteyneri hiçbir şekilde kontrol etmemesi ve söz konusu durumu dava dışı sigortalıya haber vermemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, emtiada meydana gelen zararın emtianın uygun ısıda taşınmamasından meydana geldiğinin aşikar olduğunu ve hasarın davalı taşıyanın sorumluluğu altında meydana geldiğinin de kuşkusuz olduğunu, emtianın kaç derecede taşınması gerektiğinin konşimento üzerine yazıldığını, taşıyanın, gereken ısı derecesinin ne olduğunu bilmesine rağmen sevkiyat süresince bu ısıyı sağlayamadığını, emtianın +6 dereceden daha düşük bir derecede taşındığını ve bu durumun emtianın hasara uğramasına sebep olduğunu, taşıyanın, eşyaya özen borcunu yerine getirmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için konteynere yüklemenin yükleten tarafından yapıldığı düşünülse dahi konşimentoda belirlenen ısı derecesinin sevkiyat süresince muhafaza edilmesi yükümlülüğünün davalıya ait olduğunu, davalıların hasardan sorumlu olduğunun Danıştay 8. Dairesi'nin 2011/2237 E. 2011/2623 K. sayılı kararı ile delil niteliğini ve hukuken geçerli belge niteliğini haiz olarak tanımlanan ekspertiz raporu ile ispatlandığını, dava konusu hasarın yükün istifinden kaynaklanmamakta, emtianın taşınması için uygun koşulların sevkiyat boyunca sağlanamamasından kaynaklanmakta olduğunu, davalının cevap dilekçesinin ekinde sunduğu ısı kayıtlarının kim tarafından düzenlendiğinin belli olmadığını, bu ısı kayıtlarına dayanılarak yazılan bilirkişi raporunun da eksik inceleme ile yapıldığını, davalı taşıyanın söz konusu konteyneri hiçbir şekilde kontrol etmemesi ve söz konusu durumu dava dışı sigortalıya haber vermemesinin hayatın olağan akışına aykırı kabul edilmesi gerektiğini, davalının savunmalarını ispat etmediğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, deniz taşımacılığı sırasında sigortalı emtianın zarar görmesinden kaynaklanan zararın tazmini için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, taşınan limon emtiasında meydana gelen zararın dava dışı sigortalının kusurundan kaynaklanmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede davalı yönünden hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2021/639 Esas 2022/957 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/635, K. 2026/1494, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-635-e-2026-1494-k-bf171141db67