Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/878 E. 2026/1653 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/878
- Karar No
- 2026/1653
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/878 KARAR NO : 2026/1653
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2022 NUMARASI : 2021/971 Esas 2022/1224 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/971 Esas ve 2022/1224 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı ... A.Ş. vekili 24.12.2021 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin sigortalısı ... A.Ş.’ye ait kakao çekirdeği emtiasının taşınması sırasında oluşacak risklere karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile teminat altına alındığını, 9 adet konteyner içinden toplam 150 kakao çekirdeği emtiasının 29.06.2020 tarihli HLCUAB1200605543 numaralı konşimento tahtında .... gemisiyle Abidjan’dan İstanbul’a taşındığını, emtianın ıslanarak küflendiğini ve emtiaların birbirine yapışarak kullanılmaz hale geldiğinin tespit edildiğini, hasar sebebinin ekspertiz incelemesinde konteyner kapaklarından bir nedenden dolayı kapaklarda kullanıma bağlı oluşan deformasyon, çatlak ve/veya lastiklerinin yırtık olması sebebiyle yağmur suyunun içeri irerek emtiaya sirayet etmesi nedeniyle oluştuğunun belirlendiğini, davalının konşimentoyu düzenlemek ve taşıma işlemini fiilen gerçekleştirmek suretiyle “fiili taşıyan” olarak hareket ettiklerini, emtianın taşıma sırasında hasar görmesi sebebiyle davalıların taşıya sıfatıyla oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, 6102 sayılı TTK m. 1472’e göre müvekkilinin kanuni halef sıfatını kazandığını, 6102 sayılı TTK m. 1178 uyarınca davalıların kendilerinden beklenen dikkat ve özeni göstermediklerini, hasarın eşyanın kendi hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğini, taşıyanın sorumluluğu bulunduğunu, davalılar / borçlular hakkında İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün 2021/3337 Esas sayılı dosyasıyla icra takibine geçtiklerini, ancak davalıların itirazı ile takibin durduğunu, arabuluculuk bürosuna başvurduklarını, anlaşamama tutanağının imzalandığını belirterek davalıların icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... İzafeten ... A.Ş. vekili 02.02.2022 tarihli cevap dilekçesinde; dava konusu emtianın yükleme limanı olan Abidjan Limanına dava dışı üçüncü kişi tarafından kara yolu ile, Abidjan Limanından İstanbul Limanına müvekkil şirket ... A.Ş. tarafından deniz yolu ile HLCUAB1200605543 nolu seawaybill ile İstanbul Limanından davacının sigortalısı olan alıcının bulunduğu adrese dava dışı üçüncü kişi alıcı tarafından kara yoluyla taşındığını, kombine taşımanın kara yolunda gerçekleştirilen ön taşıma ve son taşıma aşamalarının müvekkil şirket ile bir ilgisi bulunmadığını, davacının davasına dayanak hiçbir evrakı dava dosyasına sunmadığını, sunulacak evraklara karşı itiraz etme ve yeni evrak ve delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, davacının dosyaya sunduğu NAS şartlarında m. 8/a bendinde hasarı öğrenir öğrenmez sigortacıyla bilgi verilmesi gerektiği halde sigortalının bu işlemi yapmadığı ve yine m. 8/d bendine göre taşıyıcının kusurlu olması halinde taşıyıcıya ihbarname gönderilmesi gerektiği ancak herhangi bir ihbarnamenin gönderilmediği, belirterek davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı, davacının sigortalısına ex-gratia ödeme yapma ihtimalinin bulunduğunu, davacının emtia nakliyat sigorta ve abonman poliçelerini dosyaya sunması gerektiğini, yapılan ödemenin ENSP ve NAS kapsamında olup olmadığının tetkikinin sözleşme ve poliçeler ile ispatlanabileceğini, yine konşimentonun m. 24’te yetkinin kesin olarak belirlendiğini, Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki yönünden davanın reddini istediklerini, davacının sigortalısının usulüne uygun hasar ihbarında bulunmadığını, 3 günlük yasal süre içerisinde (TTK m. 1185) hasar ihbarının yapılmadığını, tespitin bu süre içerisinde yapılmadığından hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kabul edilemeyeceğini bu konuda bir karine oluştuğunu, taşıyanın sadece deniz taşımasını üstlendiğini, gönderen firmanın adresinden yükleme limanına kara taşımasının 3. kişi tarafından yapıldığından zararın deniz taşımasında meydana geldiği ispatlanamadığı gözetilerek müvekkilinin sorumlu olamayacağını, malların mühürlü olarak taşınarak alıcısına teslim edildiğini, FCL / FCL kaydıyla malların taşındığını, ayrıca yine konşimento üzerinde "Shippers Load, Stow, Eight, And Count" yani yükleyici yükledi istifledi saydı ve mühürledi klosunun yer aldığını, buna göre hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kanıtlanabilmesi için davacının hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ispatlaması gerektiğini, konteynerlerde hasar ve delik bulunmadığını, taşıyanın sorumluluğunun TTK m. 1186’a göre sınırlı olduğunu belirterek davanın aktif husumet, yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasarlanmasına istinaden açılan rücuen takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün 2021/3337 Esas sayılı dosyası, poliçe, ihtarname, faturalar, konşimento, ekspertiz raporları, hasar dosyası incelenmiş ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün 2021/3337 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... A.Ş.’nin takip borçlusu ....İzafeten ... A.Ş. aleyhine 29.03.2021 tarihinde 2.090,25 Euro üzerinden ilamsız takibe geçtiği, borçluya ödeme emrinin 05.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 07.04.2021 tarihinde takibe konu borcun ferileriyle birlikte tamamına itiraz ederek 07.04.2021 tarihinde takibi durdurduğu belirlenmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesinde nakliyat abonman sözleşmesinin 8.A ve 8.D bentlerine göre sigortacının sigortalıya ödeme yapmaması gerektiği ve ödemenin ex-gratia ödeme olduğu iddiası nedeniyle davacıdan 30.03.2022 tarihinde alınan beyan dilekçesinde sigortalı ... AŞ’den 30.12.2020 tarihinde alınan ibraname ve temlikname ile hem TTK m. 1472 ve devamına göre ve hem de TBK m. 183 vd. göre ibraname ve temlikname aldığı, böylece zararın davacının sigortalısı üzerinde doğması halinde bu zarardan dolayı davacının alacağının temlikine istinaden dava açma hakkının ve aktif taraf sıfatının bulunduğu belirlenmiştir. Dava konusu emtianın davacı sigorta şirketi dışında ayrıca ... A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından müşterek sigorta yapıldığı, davacının %45, .... A.Ş.’nin %45 ve ... A.Ş.’nin %10 riski üstlenerek sigorta yaptığı, diğer davacı ... A.Ş.’nin ise İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2021/318 Esas – 2022/48 Karar sayılı dosyasında davanın yetki yönünden reddine karar verildiği ve bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından 2022/819 Esas – 2022/727 Karar sayılı 02.06.2022 tarihli kararıyla istinaf talebinin reddine karar verilerek kesinleştiği belirlenmiştir. Davalı ...’a İzafeten ... A.Ş. yetki itirazı değerlendirildiğinde; davalı şirketin akdi taşıyan ve dava dışı sigortalının ise yükleten olduğu taşıma ilişkisine fiili taşıyan olarak bulunan akdi taşıyanın talebi ile taşıma işini üzerine alan dava dışı ... fiili taşıyan olduğu, taşıma senedindeki 24. maddenin yetkili mahkemeyi kesin olarak belirlediği iddiasının kabul edilemeyeceği, belirlenmiş olup bu yöndeki yetki itirazı da re edilmiştir. Kısaca açıklanacağı üzere yetkili mahkemenin m. 24’e göre HLCUIZ1161105664 numaralı taşıma senedinde yer alan ve milletlerarası yetki kaydını içeren konşimento kuralının genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu açıktır. Buradaki genel işlem şartı, ticari nitelikte olsa da, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu m. 20-25’te yer alan denetime tabidir. Söz konusu denetim gerek tüketici gerekse de ticari nitelikteki genel işlem şartlarına uygulanmaktadır. Ayrıca söz konusu hükümler, tarafların iradelerinden bağımsız olarak emredici nitelikte kurallar barındırması nedeniyle kamu düzenine ilişkindir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 2 uyarınca, hukuki işlemin tarihine bakılmadan, TBK m. 20-25’de yer alan kurallar geçmişe yönelik olarak da uygulanabilecektir. Öte yandan somut olayda yabancılık unsurunun bulunması da, kamu düzeni ile ilgili bulunan söz konusu hükümlerin uygulanmasını engellememektedir. Çünkü bu konuda “Türk Hukukunu Doğrudan Uygulanan Kuralları” başlıklı MÖHUK m. 6 uygulama alanı bulur: “Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hallerde o kural uygulanır”. Öğretiye göre, iç hukukta sözleşmeler için getirilmiş olan ve kamu yararı açısından önemli olan hükümler (Örn. kira hukukuna ilişkin emredici hükümler, hâkimin fahiş cezai şartı indirmesi gibi), Türkiye’de yabancı bir hukuka tabi olan sözleşmelere de doğrudan uygulanır (Bkz. Aysel Çelikel / Bahadır Erdem: Milletlerarası Özel Hukuk, 11. Bası, 2012, s. 155). Genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin bu kapsamda değerlendirileceği açıktır. Dolayısıyla yabancılık unsurlu olaylarda dahi, mahkemenin TBK’da yer alan genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarını uygulaması gerekmektedir. Olayda konşimentoda yer alan yetki kaydının müzakere edildiği kabul edilse dahi, TBK m. 25’e göre söz konusu genel işlem şartı içerik denetimine tabidir. Bu maddeye göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamaz”. Somut olaydaki yetki kaydının geçerli olduğu kabul edildiğinde, söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan her türlü uyuşmazlıkta davacının yükle ilgilinin Hamburg mahkemelerine başvurması gerekecektir. Bu halde TBK m. 25 çerçevesinde söz konusu yetki kaydının geçersiz sayılmasına sebep olmaktadır. Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, Türk içtihat hukukunda TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi konşimentolar da yer alan uluslararası yetki ve tahkim kayıtları için uygulanmıştır. Bu hususta verilen yerel mahkeme kararlarının Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi tarafından da onaylandığı görülmektedir. (Örneğin: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1-) 2012/147 Esas, 2-) 2012/148 Esas, 3-) 2012/201 Esas, 4-) 2012/205 Esas, 5-) 2012/230, Esas 6-) 2012/236 Esas, 7-) 2012/247 Esas, 8-) 2012/249 Esas, 9-) 2012/312 Esas, 10-) 2012/313 Esas, 11-) 2012/317 Esas, 12-) 2012/319 Esas, 13-) 2012/342 Esas, 14-) 2013/10 Esas, 15-) 2013/12 Esas, 16-) 2013/18 Esas, 17-) 2013/37 Esas, 18-) 2013/49 Esas, 19-) 2013/51 Esas, 20-) 2013/52 Esas, 21-) 2013/54 Esas, 22-) 2013/55 Esas, 23-) 2013/74 Esas, 24-) 2014/16 Esas, 25-) 2014/22 Esas, 26-) 2014/42 Esas, 27-) 2014/56 Esas, 28-) 2014/73 Esas, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin – 1-) 2014/428 Esas, 2-) 2014/443 Esas, 3-) 2014/483 Esas, 4-) 2014/1370 Esas, 5-) 2015/22 Esas, 6-) 2015/23 Esas, 7-) 2015/206 Esas, 8-) 2015/469 Esas, 9-) 2015/503 Esas, 10-) 2015/667 Esas, 11-) 2015/1200 Esas, 12-) 2015/1210 Esas, 13-) 2015/1211 Esas, 14-) 2015/1444 Esas, 15-) 2016/898 Esas, 16-) 2016/1009 Esas, 17-) 2016/1454 Esas, 18-) 2018/144 Esas, 19-) 2018/386 Esas) Dolayısıyla, Yargıtay İhtisas Dairesi tarafından da, konşimentolardaki yetki tahkim kayıtları açısından TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi hâli hazırda kabul gören ve uygulanan bir yoldur. Ayrıca, Konişmentoda m. 24'de yer alan yetki kaydı incelendiğinde "Uygulanacak hukuk ve yetki anlaşması / Aksi burada kararlaştırılmadıkça, taşıyan ile taşıtan arasında iş bu taşıma senedi sözleşmesinden doğan herhangi bir dava, talep, uyuşmazlık veya yargılama Alman Hukukuna tabi olacak ve Hamburg Mahkemelerinde görülecek. Taşıyanın, tacirin ticari ikametinde dava açmasıda mümkündür." bu kaydın her iki taraf için belirli bir mahkemeyi yetkili kılmadığı, taraflardan birinin menfaatlerinin üstün tutulduğu ve karşılıklı dengenin bulunmadığı bir mahkeme seçimi yapıldığı görülmektedir. Uluslararası Usul Hukuku açısından bu tür yetki kayıtları “Asimetrik Yetki Kaydı” olarak anılmaktadır. Bu tür kayıtların mahkemenin taşıyan açısından belirli olmaması sebebiyle geçerli olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca bu durum, genel işlem şartı denetimi dışında ortaya çıkmaktadır. Mahkemeye sunulan asimetrik yetki kaydının geçersizliği için genel işlem şartı denetimine başvurmaya dahi gerek yoktur. Sonuç olarak MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince somut olayda yetki itirazına dayanak yapılan konşimento kaydının geçerli olmadığından bu yöndeki yetki ilk itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Mahkememizce verilen ara karar kapsamında bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişiler ..., Gıda Mühendisi ... ve Kaptan ....’da alınan 26.09.2022 tarihli raporda; taşımaya konu malın ekspertiz incelemesi yapıldığı, .... Şti.’nin 28.12.2020 tarihli raporunda dava konusu emtianın 3 ayrı sigorta şirketi tarafından müşterek sigorta (... A.Ş., ... A.Ş. ve... A.Ş.) yapıldığı, 3465 torba, 224.333 kg net, 226.655 brüt çekirdek kakao emtiasının Fil Dişi Sahillerinin Abidjan Limanından .. Gemisine yüklenerek Türkiye Ambarlı Limanına getirildiği, 28.12.2020 tarihinde pandemi nedeniyle depoya girişe izin verilmediğinden evrak üzerinde yapılan incelemeyle bu emtianın 9 adet konteynerle taşındığı, İstanbul Ambarlı Limanına geldikten ve gemiden tahliye edildikten sonra ... Antreposuna sevk edildiği, ...firmasının tahliyeye nezaret ettiği, ıslak ve hasarlı emtiaların tespit edildiği, 9 konteyner içinde toplam 150 torba, 9.662 kg net, 9.792 kg brüt çekirdek kakao emtiasının hasarlı olduğunun tespit edildiği, tahliye sonrası depoda hasarın belirlendiği, bunlardan 1.400 kg’ın aşırı çürük ve küflenmiş olması nedeniyle tüketime uygun olmadığı, geri kalan 8.562 kg’nin ise kurutma işlemine tabi tutularak stoka alındığı, zararın emtianın sovtaja tabi tutulacak niteliği olmaması nedeniyle 4.645 Euro olduğunun belirtildiği, emtianın niteliği itibariyle üzerinde canlı ve ölü böcekler bulunduğu, gemide bulunan emtia üzerinde öncelikle fumigasyon işlemi yapıldıktan sonra 26.08.2020 tarihinde gemiden tahliye edildiği, 9 konteynerin içerisinde değişik sayılarda toplam 150 torba emtianın hasarlandığının belirlendiği, bu küflenmenin ve böceklenmenin taşıma sırasında gerekli sıcaklık ve nem koşullarına uyulmamasından doğabileceği, küf gelişiminin 2-3 günde gerçekleşebileceğini, konteynerlerde olduğu belirtilen ıslanmanın deniz suyu mu tatlı suyu mu olduğuna dair gümüş nitrat testinin yapılmadığı, aynı zamanda sadece kakao yükünün fotoğrafların çekildiği, konteynerlere dair bir fotoğraf çekilmediği ve tespit yapılmadığı, ekspertiz raporunda sadece konteyner kapaklarındaki bir nedenden dolayı yağmur suyunun içeriye girerek emtianın hasarlanmasına sebebiyet vermiş olabileceğinin belirtildiği, konteynerlerin kondisyonuyla ilgili bir fotoğraf olmaması nedeniyle konteyner üzerinde inceleme yapılmadan ve belirtilen deformasyonların saptanmadığı, sadece muhtemel ibaresine dayanılarak düzenlenen ekspertiz raporunun zararın konteyner kapaklarındaki çatlak veya yırtıktan kaynaklandığını ispat etmeyeceği, tazminat talep eden yük ilgililerinin zararın taşıyanın sorumluluğundan kaynaklandığını ispatlayamadığını, yükün konteynere yükleme sırasında nemli veya sıcak olarak yüklenmesinin de hasara sebebiyet verebileceğini, bu haliyle taşıyanın sorumlu tutulamayacağını, davacının TTK m. 1472’ye istinaden halefiyet sıfatını da ibraz edilen ödeme dekontuyla ispatladığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 19.10.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporunun yeterli incelemeyi taşımadığını, zira emtianın konteynere hasarsız ve eksiksiz şekilde yüklendiğinin kabul edilmesi gerektiğini, TTK m. 1178 gereğince taşıyanın yükün iyi bir şekilde muhafaza edilerek taşıması gerektiğini, bu nedenle davalının sorumluluğunun bulunduğunu belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı vekili 19.10.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporunda müvekkilinin kusurlu olmadığının tespit edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; Taşımaya konu emtianın sigortalı ... A.Ş.’ne ait Fildişi Sahillerinden satın aldığı, bu ülkenin Abidjan Limanından İstanbul Ambarlı Limanına ....Gemisiyle taşınan 9 konteyner içerisinde yüklenmiş olan 3465 torba, 224.333 kg net, 226.655 brüt çekirdek kakao emtiası olduğu, bu emtianın İstanbul Ambarlı Limanına geldikten sonra gönderilenin deposu olan Hadımköy’deki ... Antreposuna sevk edildiği ve 27.08.2020 tarihinde ... firması nezaretinde tahliye edildiği, 9 konteynerden ayrı ayrı toplam 150 torba, 9.662 kg net, 9.792 kg brüt çekirdek kakao emtiasının ıslak bir şekilde çıktığının belirtildiği, her bir konteynerde ayrı ayrı ürünlerin hasarlı olduğunun tespit edildiği, bu ürünlerden ekspertiz raporunda belirlendiği üzere 8.562 kg’nin kurutularak stoka alındığı, 1.400 kg’nin ise aşırı çürüme ve küflenme sebebiyle sovtaja uygun olmaması da değerlendirilerek imha edildiği, imha edilen ürün değerinin 4.645 Euro olduğu, davalının taşıyan sıfatın sahip olduğu, TTK m. 1178 gereğince taşıyanın sorumluluklarının bulunduğu, ekspertiz raporunda ve bilirkişi raporunda hasarın konteyner kapaklarındaki deformasyondan kaynaklanmış olabileceğine ilişkin bir kanaatin belirtildiği, ancak tahliye sırasında konteyner kapaklarının hasarlı olduğunun tespit edilemediği/edilmediği, bu konuda taşıyanı sorumlu kılacak delillerin dosyada bulunmadığı belirlenmiştir. Ayrıca yükleme konusu olan ürünlerin sadece bir konteynerde değil tüm konteynerlerde farklı miktarlarda çuvallarda hasarlı olduğu belirtilmiş olup, bu tespite göre tüm konteynerlerin hasarlı olması gerekmekte olup, hayatın olağan akışına da aykırı bir tespit içermektedir. Zira bu konteynerlerde birinde veya ikisinde kapak sistemindeki arıza, conta zayıflığı gibi sebeplerle veya konteynerlerde bulunan delikler nedeniyle belli sayıda ürünün hasar görmesi mümkün olup, tüm konteynerlerdeki ürünün konteyner zafiyeti ya da gerekli vasıfları taşımadığı iddiasıyla hasarlı olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Eksperin konteynerler kapaklarında herhangi bir deformasyon saptanmış olması halinde bunu raporunda belirtileceği ve sonuç raporunda “muhtemelen” ifadesinin kullanılmayacağı ve bunun yerine net bir ifade ile konteyner kapaklarındaki deformasyona atıfta bulunulacağı, gibi dava dosyasına fotoğraflarda konteyner bulunmadığı, konteynerlerin kondisyonlarını gösteren herhangi bir fotoğraf ya da analiz raporu olmadığından dolayı kakao yükünde oluşan bozulmanın yükün gemiye yüklenmeden önce mi, taşıma sırasında mı, yoksa tahliyeden sonra mı hasarlandığına dair yorum yapmanın mümkün olmadığı, Davalının sorumluluğun davalı aleyhine doğması için dava konusu zıyanın “eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olduğunun” ispatı gerektiği, TTK m.1l185, f.1 uyarınca “Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır; zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir” denilmekte ve aynı maddenin 4. fıkrası bu yükümlülüğe aykırı davranılması durumunda uygulanacak yaptırımı zikredilerek eşyanın zıya veya hasarın taşıyana ihbar edilmesi veya tespit ettirilmesi halinde taşıyanın sorumluluğunun doğacağı, aksi halde bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul edileceği belirtilmektedir. Dava dosyasında taşıyana yapılmış bir ihbar bulunmadığı, dolayısıyla eşyanın denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi Davalı tarafından teslim edilmesi gerektiği ve bu zararın davalının sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği sonucunun doğacağı belirlenmiştir. Kısacası dava dosyasında yüklerin yüklendiği konteynerlerin gemi üzerindeki konumlarını gösteren bir “Bay Plan” ve konteynerlerin kondisyonlarını gösteren herhangi bir fotoğraf ya da rapor olmadığı gibi çekirdek kakao yükünde oluşan bozulmanın yükün gemiye yüklenmeden önce mi yoksa taşıma sırasında mı meydana geldiği de belirlenememiştir. TTK m.1185 uyarınca taşıyan lehine doğan bu karinenin aksinin davacı tarafından çürütüldüğünü kabul etmek mümkün değildir. Sonuç olarak, zararın taşıyanın hakimiyet alanı sırasında meydana geldiği ispatlanamadığı..." gerekçesi ile, davacının, davasının reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararın eksik bilirkişi raporuna dayandığını ve Danıştay kararlarınca delil niteliğini haiz ekspertiz raporunun göz ardı edilerek hasarın teknik olarak taşıma sırasında konteynerden su alarak gerçekleşemeyeceği değerlendirmesinin eksik ve hukuken hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasarın konteynerdeki delikten sızan suyun emtialara sirayet etmesi sebebiyle meydana gelmesinden dolayı konteynerın hangi aşamada delindiği önem arzetmeksizin zarardan taşıyanın sorumlu olduğunu, yüklemenin yükleten tarafından yapılması durumunda bile taşıyanın sorumluluğunun devam etmekte olduğunu, kaptanın, yükleme ve istif 3. kişilerce yapılsa dahi yükleme ve boşaltmaya nezaret etmekle yükümlü olduğunu, Danıştay kararları uyarınca hukuki belge niteliğine haiz ekspertiz raporu ile hasarın tespiti yapıldığından TTK madde 1185/2'e göre hasar bildirimi yapılmasına gerek olmadığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ödenen 1.360,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davacıdan tahsiline karar verilse de, bu hususun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkının açıkça ihlali olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesinden doğan zararın rücuen tazmini için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmalıdır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, taşıma konusu emtianın hasara uğramasında davalının sorumlu olduğunun ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2022 tarih ve 2021/971 Esas 2022/1224 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.