Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1181 E. 2026/1240 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1181
Karar No
2026/1240
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1181 Esas

KARAR NO: 2026/1240

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (Kapatılan)İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 13/05/2026

NUMARASI: 2024/776 Esas, 2026/494 Karar

DAVANIN KONUSU: İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))

KARAR TARİHİ: 24/09/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlu ...dan olan alacağının tahsilini teminen ... İcra Dairesinin ... E sayılı dosyasıyla 10.040.273,00TL toplam alacağı için kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibine başladığını ve takibin kesinleştiğini, takip dosyasında borçlu ...ın % 20 hissedarı olduğu ... A.Ş'ne İİK 89 maddesi uyarınca haciz ihbarnameleri gönderildiğini, İcra Müdürlüğü'nün 12.03.2024 tarihli kararı ile ... AŞ'nin 1. Haciz İhbarnamesine belirtilen (zimmetinde sayılan) 11.852.932,41 TL ve bu rakama işleyecek faiz ve ferileriyle sınırlı olmak üzere dosyaya borçlu olarak eklenmesine karar verildiğini, 20.02.2024 tarihinde talimat yolu ile borçlu şirkete ait 18 adet menkul malın haczedildiğini, ancak ilçede yediemin deposu bulunmadığından muhafaza işlemi yapılamadığını, bilirkişi raporu ile hacizli malların muhammen bedelinin 13.830.000 TL olduğunun tespit edildiğini, haczedilen menkullerin muhafazası ve satışa hazır hale getirilmesi için tekrar haciz mahalline gidildiğinde hacizli menkullerin fabrikada olmadığı ve haciz mahallinden kaçırıldığının öğrenildiğini,davalı şirketin işletmesini tamamen boşattığını, şu anda herhangi bir faaliyetinin söz konusu olmadığının haciz tutanağından da anlaşılacağını, yine davalının faaliyet adresinden başka bir yere nakledildiğine dair herhangi bir ilan bulunmadığının Ticaret Sicil kayıtlarından da anlaşılacağını, davalının hacizli mallar dahil tüm mallarını saklaması ve hileli işlemlerle elden çıkarması, faaliyet merkezini terk etmesi ve yeni bir faaliyet merkezi edinmemesi, ödemelerini tatil etmesi ve taahütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması vs'nin İİK 177 maddesinde yazılı doğrudan iflas halini oluşturduğu gerekçesi ile davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin İİK 177 uyarınca doğrudan doğruya iflası istenmiş ise de kanunun aradığı şartların gerçekleşmediğini, doğrudan doğruya iflasın istenebilmesi için gerekli ilk şartın davacının alacaksı olması olduğunu, ancak davacı ile müvekkili arasında herhangi bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, bu hususun müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde görüleceğini, davacının icra takibinde borçlu olarak ...ın göründüğünü, bu kişinin müvekkili şirketin yalnızca % 20 oranında hissedarı olduğunu, başkaca herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, davacı ile ... arasında borç ilişkisinin bulunmadığını, davacının hileli yollarla ...'dan boş bono alarak rakam kısmını doldurarak icra takibine geçtiğini,... ile davacı arasında 10.000.000,00TL'lik bono verilmesine sebep olabilecek herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, ... tarafından davacı aleyhine Bursa 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1136 E sayılı menfi tespit davası açtığını ve dosyanın halen derdest olduğunu, menfi tespit davasının neticesinin ...'ın ve dolayısıyla da müvekkilinin davacıya karşı borcunun olup olmadığını doğrudan etkileyeceğinden menfi tespit davasının neticelenmesinin beklenmesi gerektiğini, ...'ın müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, şahsın sadece ortaklık payının bulunduğunu, onun da üzerinde zaten haciz bulunduğunu,müvekkilinin haciz ihbarnameleri öncesinde ...'te bulunan fabrikasındaki faaliyetlerini azaltmayı planladığını ve ekonomik krizin etkisiyle de fabrikada çalışan tüm işçilerin tazminatları ödenerek işten çıkışlarının yapıldığını, fabrikanın faaliyetinin sona erdirilip başka alanda çalışma planı çerçevesinde fabrikada bulunan makine ve teçhizatın da resmi olarak satışının yapıldığını, müvekkilinin hali hazırda vergi ve SGK borcu olmayıp, bir kaç şirketten de alacağının bulunduğunu, bu hususların ticari defterlerde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin Sancaktepe İstanbul adresine taşındığını ve yapılan adres değişikliğinin Ticaret Siciline bildirildiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığından taahhütlerinden kurtulmak için kaçmasının da söz konusu olmadığını, yine davacının gerçek bir alacağı bulunmadığından alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması gibi bir durumun da olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; Somut dosya kapsamında dava dilekçesinde bahsedilen .... Genel İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasında, davacının alacaklı, dava dışı ...ın ise borçlu olduğu, dava dışı ...ın davalı şirkette ortak olduğu, davalı iflası istenen şirkete İİK'nın 89. maddesi gereğince haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, davalı şirketin itiraz etmemesi üzerine şeklen borçlu durumda göründüğü, davacı tarafın davalı şirketten alacağı olduğunu ileri sürmediği dava dışı ortağın borcundan dolayı haciz ihbarnamelerine dayalı olarak alacak iddiasında bulunduğu, davacının davalı şirketten alacaklı olduğuna dair başka herhangi bir belge ve delil bulunmadığından davacının iş bu iflas davası açmasında aktif husumetinin bulunmadığı, ayrıca davacının aktif husumeti olmadığından İİK'nın 179. maddesi gereğince borca batık olduğu tespit edilen davalı şirket hakkında iflas kararı verilemeyeceği gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler ve kesinleşen icra takipleri, davalının müvekkiline karşı doğrudan sorumlu hale geldiğini, borcun ödenmemesi yolunda açık mal kaçırma girişimleri açıkça ortaya konulduğunu, Mahkemenin bu dar yorumunun alacaklıların hak arama hürriyetini kısıtladığı gibi, hileli işlemlerle mal kaçıran borçluların korunması sonucunu doğurduğunu, davalı şirketin kesinleşen haciz ihbarnameleri neticesinde müvekkiline karşı yasal borçlu sıfatını kazandığını, bu borcun ifa edilmemesi ve şirketin mal varlığının hileli işlemlerle tasfiye edilmesinin doğrudan iflas nedeni olduğunu, mahkemenin şekli bir yaklaşımla husumet yokluğu kararı verirken davalının 14 milyon değerindeki menkul malları kaçırarak müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediği gerçeğinin hukuki değerlendirme dışı bıraktığını, dosyadaki bilirkişi raporunun, davalının öz kaynaklarının -21.352.825,38 TL olduğunu ve şirketin teknik olarak iflas ettiğini bilimsel verilerle ispatladığını, mahkemenin alacağın kaynağına ilişkin hatalı bir ayrıma giderek davayı reddetmesinin İcra ve İflas Kanununun ruhuna ve sistematiğine aykırı olduğunu, İİK 89 maddesi uyarınca kesinleşen haciz ihbarnamelerinin hukuki sonuç doğurduğunu, davalının asıl borçlu ile birlikte müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu hale geldiğini, borcun ifası noktasında doğrudan muhatap konumuna geçtiğini, kaldı ki davalı şirketin, pay sahibi olan ...a karşı da borçlu olduğunu, bu borcunu ifa etmekten kaçındığının ve adı geçen pay sahibinin alacakların ödenmemesi yoluna başvurduğunu, davalı şirketin menfi tespit davası açmadığını ve borcun kesinleştiğini, kesinleşen bir borcun alacaklısı olan müvekkilinin, borçlunun borca batık olması ve mal kaçırması durumunda iflasını talep etmesinin en doğal yasal hakkı olduğunu, Mahkemenin tespitinin İİK 89 maddesi emredici hükümlerine ve hukuki sonuçlarına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin takip borçlusu sıfatını kazandığından sorumlu olduğu borcu ödemekle mükellef olduğunu, davalının bu borcu ödememek için fabrikasını kapattığını ve mallarını kaçırdığını, müvekkilinin kesinleşen icra takibi ve haciz ihbarnameleri ile davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiğini, davalı şirketin teknik olarak borca batık durumda olduğunu, davalı şirketin mal kaçırma eylemlerinin tespit edildiğini, Bursa ... İcra Ceza mahkemesinin 2024/159 E sayılı kesinleşen Mahkeme kararı ile de hükme bağlandığını, 14 Milyon TL değerindeki hacizli menkullerin hileli olarak kaçırıldığını ve alacağın tasfiyesinin engellendiğini, bu hileli işlemler yapılmamış olsaydı huzurdaki davanın açılmasına gerek kalmayacağını, bilirkişi raporundaki tespitlerin, davalının savunmasının mesnetsiz olduğunu ve davanın reddi için ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini, İİK 177/1-1 kapsamında doğrudan iflas şartlarının oluştuğunu, davalının kötü niyetli olarak tasfiye sürecine girdiğini ve başta müvekkili olmak üzere alacaklıları zarara uğratma kastıyla hareket ettiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalının iflasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 177. maddesi uyarınca iflas istemine ilişkindir.

Davanın ilk olarak açıldığı Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/560 Esas 2024/447 Karar sayılı yetkisizlik kararı ile İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır.

İlk derece Mahkemesince, davacının davalı şirketten alacağı olduğunu ileri sürmediği dava dışı ortağın borcundan dolayı haciz ihbarnamelerine dayalı olarak alacak iddiasında bulunduğu, davacının davalı şirketten alacaklı olduğuna dair başka herhangi bir belge ve delil bulunmadığı, davacının iş bu iflas davası açmasında aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

İstinafa konu uyuşmazlık; davacının davalı şirketin ortağı dava dışı ...dan olan 10.040.273,00 TL alacağının .... Genel İcra Dairesinin ... E sayılı dosyada başlattığı takibin kesinleşmesi üzerine davalı şirkete İİK'nun 89. maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnameleri sonucunda icra dairesince verilen 12/03/2024 tarihli karar ile borçlu olarak eklenmesi nedeniyle haczedilen malların davalı şirketçe kaçırıldığı iddiasına dayalı açılan doğrudan iflas davasında davacının davalı şirket hakkındaki iflas talebinde bulunup bulunamayacağı, bu kapsamda aktif husumetin bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

1-İİK'nun 181. maddesi gereğince, usul başlığı ile "159, 160, 164 ve 166. maddelerinin bu fasıl hükmüne göre vuku gelen iflaslara da tatbik olunur." düzenlemesi ve diğer emredici kurallar kapsamında, işin esasına geçilmeksizin resen incelenmesi uygun görülen hususlar incelenmiştir.

Bu kapsamda, iflas davasının İİK'nun 154/3. fıkrası gereğince, borçlu şirketin muamele merkezinin bulunduğu mutlak yetkili yer ticaret mahkemesinde açıldığı ve iflas avansının karşılanmış olduğu anlaşılmıştır. Ancak her ne kadar gerekçeli karar içeriğinde İİK'nun 166 maddesindeki usulle ilanların yapıldığı belirtilmiş ise de, dosyada ilanlara rastlanmadığından İİK'nun 166. maddesi gereğince iflas talebinin ilanlarının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği anlaşılamamıştır. Bu nedenle öncelikle ilanlara ilişkin işlemlerin yerine getirilip getirilmediği araştırılarak, ilanların yapılmamış olması halinde gerekli ilanların yapılarak, yapılmış ise bir örneklerinin dosya kapsamına eklenerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu eksiklik giderilmeden karar verilmesi isabetli olmamıştır.

2-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 177/1. fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla;

1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;

2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;

3-308 inci maddede ki hal varsa;

4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır.

Alacaklı, doğrudan doğruya iflas davasında alacağının varlığını ispat etmek zorundadır. Bundan başka, alacaklı dayandığı doğrudan doğruya iflas sebebini de ispat etmekle yükümlüdür (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1153).

İİK'nın 177. maddesi "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı ve "Evvelce Takibe Hacet Kalmaksızın İflas" alt başlığı altında kaleme alınmış olup maddede belirtilen hallerde evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilmek, alacaklıya tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir. Yani bu madde uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunabilmek için alacaklı sıfatına sahip olmak gerekir.

.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası incelenmesinde, davacısının alacaklı ve davalının ise borçlu olduğu, takibin;10.000.000,00 TL 25.08.2023 düzenleme tarihli ve on milyon TL bedelli bono (İstenen: Yıllık Reeskont Avans), 40.273,00 TL Ödenmesi gereken tarihten işbu icra takibinin açılışına kadar işlemiş geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 10.040.273,00 TL alacağın tahsili istemine dayalı olduğu anlaşılmıştır.

.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı Dosyasında icra Müdürlüğü'nün 12.03.2024 tarihli kararı ile; " üçüncü şahıs adına düzenlenen İİK’ nun 89/1, 2, 3 haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, süresi içerisinde haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediği ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemediği ve icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin (89/3 haciz ihbarnamesinin tebliğ ediltdiği ) yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim etmediği anlaşıldığından 1. Haciz ihbarnamesinde belirtilen (zimmetinde sayılan) 11.852.932,41-TL miktar ile sınırlı olmak üzere üçüncü şahıs; ... Anonim Şirketinin dosyaya borçlu EKLENMESİNE," karar verildiği ve şirket adresinde talimat yolu ile fiili haciz işlemlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.

Somut davada davacı, davalı şirketin ortağı aleyhine başlatılan icra takibinde davalı şirkete İİK 89 maddesi uyarınca gönderilen ve kesinleşen haciz ihbarnameleri uyarınca davalı şirketin borçlu sıfatını kazandığını, borçlu ile birlikte borçtan müteselsilen sorumlu olduğunu, borcun ifası noktasında doğrudan muhatap konumuna geldiğini ve kesinleşen icra takibi ve haciz ihbarnameleri ile davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı ise cevap dilekçesinde, takip borçlu ...ın davacı aleyhine söz konusu icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti amacıyla Bursa 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1136 E sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini iddia etmiştir.

İlk derece Mahkemesince Bursa 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1136 E sayılı dosyası uyap üzerinden celbedilmiştir.

Dosyanın incelenmesinde; davacının ..., davalısının... olduğu ve ....Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptali talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

dosyamızın Davalısı tarafından İcra iflas kanunda belirlenen yasal hak düşürücü süre içinde davacıya karşı açılmış bir menfi tespit davası bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı şirkete gönderilen haciz ihbarnamelerinin kesinleştiği ve hak düşürücü süre içinde de davalı tarafından açılmış bir menfi tespit davası da bulunmadığı, davacının İİK 89. Maddesi hükmü uyarınca haciz ihbarnamelerinin kesinleşmesi suretiyle alacağı üçüncü kişiden(davalıdan) haciz yolu ile tahsil yetkisine kavuştuğu dikkate alındığında, bu aşamada davacının, İİK 89. Maddesi uyarınca alacaklı sıfatına haiz olması nedeniyle aktif husumetinin bulunduğu düşünülse de, icra takibinin asıl borçlusu tarafından, takip alacaklısı davacıya karşı açılan menfi tespit davasının yapılacak yargılaması sonucunda asıl borçlu lehine bir karar verilmesi halinde, bu davanın, eldeki dava bakımından davacının alacaklı sıfatını etkileyebileceği kanaatine varılmıştır.

Bu nedenle öncelikle Bursa 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1136 E sayılı dosyasının akibetinin araştırılarak sonucunun beklenmesi, dosyanın sonucuna göre davacının alacaklı sıfatının olup olmadığı tartışıldıktan ve alacaklı olduğunun net bir şekilde tespitinden sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

O halde mahkemece, öncelikle İİK'nın 181. maddesi yollaması ile İİK'nın 166. madde hükmüne uygun olarak ilanların yaptırılarak(yaptırılmış ise dosya kapsamına eklenerek) Bursa 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1136 E sayılı dosyasının akibetinin sorularak sonucunun beklenmesi ile sonucuna göre davacının alacaklı sıfatının olup olmadığının tartışılarak alacaklı olduğunun net bir şekilde tespitinden sonra, davacının doğrudan iflas sebeplerinden biri olan İİK'nın 177/1 de yer verilen borçlunun ''... alacaklının haklarını ihlal eden, hileli muamele sayılan veya bunlara teşebbüs sayılan...'' muamelelerinin bulunup bulunmadığının araştırılması ile yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırmanın yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenler ile uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355 ve 353/1.a.6 bendi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

2-(Kapatılan)İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... Esas, 2026/... Karar sayılı ve .../05/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,

4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1181, K. 2026/1240, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1181-e-2026-1240-k-e8defc6ad804