Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/653 E. 2026/1127 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/653
- Karar No
- 2026/1127
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/653
KARAR NO : 2026/1127
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/04/2025 (Karar)
NUMARASI : 2023/647 Esas, 2025/199 Karar
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alıcıya adresinde teslim edilmek üzere 29.04.2023 tarihinde davalının ...Şubesi'ne bir adet otomobil şanzımanı teslim ettiğini, gönderinin üzerine "önemlidir" notu düşüldüğünü, taşıma senedi ve fatura bilgilerinde eşyanın 24 kg ağırlığında olduğu ve diğer detayların mevcut olduğunu, 128,00 TL taşıma ücretinin de ödendiğini, sonraki günlerde alıcının defalarca arandığını ancak kargonun kendilerine ulaşmadığı bilgisinin verildiğini, davalının ... Şubesi'ne durumun haber verildiğini, ürünün teslim edilmediğini kendilerinin de teyit ettiklerini, defalarca davalının hem ... Şubesi hem de.... Şubesi ile görüşüldüğünü ancak bir netice alınamadığını, 15.05.2023 tarihinde müvekkiline bir paketin "sizin" diye geri gönderildiğini, paketin hem ambalajından hem de ağırlığından gönderilen şanzımanın kendilerininki olmadığının davalıya bildirildiğini ve kargoyu davalıya iade ettiklerini, geri gönderilen paketin ağırlığının 12 kg olduğunu, davalının başka birine ait rastgele bir eşyayı müvekkiline teslim ederek sorumluluktan kurtulmak istediğini, muhaverenin uzadığını ve aracın uzun süre tamirde kaldığını, 13.06.2023 tarihli dilekçe ile davalıya başvurulduğunu ve zararın tazminin istendiğini, davalının 25.06.2023 tarihli mail ile olumsuz yanıt verdiğini, davalının umursamaz tavır sergilediğini, gerekli detaylı araştırmayı yapmadığını, eşyanın kaybolmasında müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davalının pervasızca veya kasıtlı davranışları sonucu eşyanın kaybolduğunu, müvekkili tarafından yapılan araştırmada zayi olan şanzımanın güncel fiyatının 87.785,56 TL olduğunu, nakil masraflarının bu miktara dahil olmadığını, yüksek enflasyon ve döviz kurundaki ani yükseliş nedeniyle bedelin 100.000,00 TL'yi aşabileceğini, aracın normalinden fazla bir tamir süresi geçirdiğini, müvekkilinin zararının oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik zayi olan eşya bedeli olarak 80.000,00 TL, aracın fazladan tamirde geçen günleri için şimdilik 10.000,00 TL, taşıma için alınan 128,37 TL olmak üzere toplam 90.128,37 TL'nin 13.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile zayi olan malzeme nedeniyle ortalama tamir makul süresini aşan araç mahrumiyet bedelini 25.500,00-TL olarak artırmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gönderenin kusursuz sorumluluğu ilkesi gereğince müvekkiline herhangi bir kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu kargoların taşıma senetlerinde taşınan malın değerine ve içeriğine ilişkin herhangi bir bilgi verilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkilinin sorumluluğu kabul edilecek olsa dahi TTK 882 maddesi hükmüne uygun olarak gönderinin değerini kaybeden kısmının her bir kilogramı için 8,33 özel çekle hakkı istenebileceğini, söz konusu kargonun içeriğinin ispatlanamadığını, yetersiz ambalajlama sebebi ile zararın oluşumuna göndericinin sebep olduğunu, Posta Hizmetleri Kanunu 7. Maddesi uyarınca müvekkilinin kargo gönderilerine ilişkin içerik bakmasının yasak olduğunu, eşyanın niteliği ve değerinin taşıyana teslim anında beyan edilmediğini, bedel tazminini gerektiren koşulların gerçekleşmediğini, davacının tazminat talebinin haksız olduğunu, müvekkilinin mezkur taşımada bir kusurunun bulunmadığını, davacının eşyayı sigortalatarak prim ödemesi gerektiğini, müvekkilinin ağır kusuru bulunmadığından mahrum kalınan kârdan da sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 09.04.2025 tarihli hükümle; "...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava taşıma sözleşmesi nedeniyle taşının tamamen kaybolmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıya taşınmak üzere bir otomobil şanzımanı teslim ettiğini, davalının teslim adresine teslimat yapamaması nedeniyle davalıya müracaat ettiklerini, davalının da bunun üzerine kendilerine başka bir şanzıman verdiklerini, müvekkilinin bu şanzımanın kendisine ait olmadığını beyan ederek kargo firmasına iade ettiğini bu nedenle, tamamen kaybolan şanzımanın bedelini, şanzımanın tamir edilememesi nedeniyle meydana gelen zararı ve taşıma ücretini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, taşıma senedinde malın cinsine dair herhangi bir ibare bulunmadığını bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun TTK'nin 882.maddesi ile sınırlı olduğunu beyan etmiştir.
Mahkememizce öncelikle değerlendirilmesi gereken husus, taşıma senedinde davacının belirttiği eşyanın niteliklerini gösteren herhangi bir açıklama bulunmamasına rağmen, taşıma esnasında tamamen kaybolan eşyanın değerinin davacı tarafından talep edilip edilemeyeceği hususudur. Kural olarak taşıma senedinde evsafı, niteliği, niceliği belirtilmeyen eşyanın tamamen kaybolması halinde TTK'nin 882.madesi kapsamında özel çekme hakkı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Ancak somut olayda, davacının davalıya şanzıman teslim ettiğini belirttiği, davacı tarafından sunulan, mesajlaşma içeriklerinde davalının davacıya başka bir şanzımanı teslim edilememe nedeniyle iade ettiği, davacının da bu şanzımanın kendisine ait olmadığını beyan ederek kargo firmasına bunu geri verdiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacının teslim ettiği kargo desisi ile davacıya geri gönderilen kargo desisinin de aynı olmadığı taşıma senetlerinden anlaşılmaktadır. Bununla beraber davalı taraf taşıma konusu eşyanın akıbetine ilişkin yeterli araştırma yapmamış ve Mahkememize makul bir açıklamada bulunmamıştır. TTK'nin 886. Maddesinde, zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilin veya ihmalinin sebebiyet verdiği taşıyıcı sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz hükmü bulunmaktadır. Davalı eşyanın akıbetine dair ikna edici bir açıklamada bulunmadığından TTK'nin 886.maddesi de dikkate alındığında davacının tazminat taleplerinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Alanında uzman bilirkişiler tarafından düzenlene raporda, söz konusu şanzımanın değerinin 50.000,00 TL olacağı, şanzımanın zamanında teslim edilememesi nedeniyle aracın makul tamir süresinin uzaması nedeniyle meydana gelen zararın 25.500,00 TL olacağı ve taşıma ücretinin de 128,37 TL olduğu tespit edildiğinden ve davacının makul tamir süresinin uzaması nedeniyle talep ettiği tutarı ıslah ettiği..." gerekçesiyle
"...1-Davanın kısmen kabulü ile;
75.628,37 TL'nin 13.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince dosyaya sunulan deliller incelenmeksizin ve somut dayanaktan yoksun bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının zamanaşımına uğrayan taleplerine yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 864. maddesi uyarınca taşıma senedindeki eksik ve yanlış bilgilerden gönderenin kusursuz sorumlu tutulduğunu, taşıma senedinde malın niteliğine ve değerine ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığını, kargo içeriğinin şanzıman olduğuna ilişkin iddiaların ispatlanamadığını, Posta Hizmetleri Kanunu'nun 7. maddesi gereğince gönderilerin içeriğini araştırma hak ve yetkilerinin olmadığını, davacının 80.000,00 TL değerinde olduğu ileri sürülen emtiayı sigorta yaptırmaksızın 128,37 TL gibi düşük bir taşıma ücretiyle alelade kargo olarak göndermeyi tercih etmesinin kendi kusuru olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 878/1-b maddesi gereğince yetersiz ambalajlama sebebiyle zararın doğduğunu ve ispat yükünü yerine getiremeyen davacının müvekkil şirketi yanıltarak külfeti üzerlerine bırakmak istediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte Türk Ticaret Kanunu'nun 882. maddesindeki sınırlı sorumluluk ilkesi uyarınca net olmayan ağırlığın her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkı ve 880. maddedeki sınırlar üzerinden tazminat hesabı yapılması gerektiğini, ağır kusurları bulunmadığından ve davacı tarafça usulünce ispatlanamadığından aracın tamirde kaldığı süreye ilişkin kâr mahrumiyeti taleplerinden de sorumlu tutulamayacaklarını, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3908 Esas ve 2020/2558 Karar sayılı emsal ilamının da bu doğrultuda olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, taşıma sözleşmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü/kısmen reddine karar verilmiş, davalı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;
1-) Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukukî gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukukî gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır.
İlk derece mahkemesince verilen kararda birbirinden farklı tespitler içeren üç ayrı bilirkişi raporu mevcut olduğu halde hangi bilirkişi raporuna hangi saikle itibar edildiği açıkça ifade edilmediğinden kararın bu yönüyle yukarıda alıntılanan temel ilkeye aykırılık teşkil ettiği görülmektedir.
2-) TTK'nın 875. maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıma hukukunda, taşıyıcının kendisine teslim edilen eşyayı hak sahibine tamamen veya kısmen teslim edememesi hali ziya, taşınan eşyada meydana gelen ve eşyanın değerinin düşmesine neden olan her türlü maddi kötüleşme ise hasar olarak nitelendirilir. Böyle bir durumda tazminata esas alınacak değer ise eşyanın tamamen ya da kısmen ziyaı halinde TTK'nın 880/1 hükmü kapsamında belirlenir. Buna göre, taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır. Yine aynı Kanun'un 882. maddesine göre 880 ve 881. maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlanır.
"Taşıyıcının özeni" alt başlıklı TTK'nın 876. maddesine göre de, zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Ancak aynı Kanun'un 886. maddede ifade edildiği üzere, taşıyıcı veya yardımcıları zarara, kasten veya pervasızca ve bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle sebep olursa, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaktır. (bknz. Yargıtay 11. H.D. 2025/6032 E. 2025/6819 K. Sayılı ilamı)
Somut olayda ilk derece mahkemesince kabul edilen oluş dahilinde davalı taşıyıcı kargı şirketinin sınırlı sorumluluk hükümlerinden faydalanamayacağı yönündeki açıklayıcı tespit yerinde ise de takdir edilen miktar dahilinde 22.10.2024 tarihli makine mühendisi....tarafından hazırlanan rapor (bedel itibariyle iş bu rapordaki tespite itibar edildiği düşünülmekle) dayanak tutularak taşıma işine konu araç şanzumanının "rapor tarihi itibariyle hesaplanan" ikinci el piyasa değeri olarak 50.000 TL zayi bedeline hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Yukarıda alıntılanan emsal kararda da yer verildiği üzere taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanmalıdır. Bu kapsamda taşıma sözleşmesine konu araç şanzumanının emsal piyasa rayicine yönelik araştırma sonrasında teknik bilirkişi...tarafından hazırlanan 22.10.2024 tarihli rapora itibar edilerek ürünün kargoya verildiği tarih itibariyle tespit olunan 28.359,53 TL üzerinden talebe göre kısmen kabul kararı verilmelidir.
Bir diğeri dava ve ıslah dilekçesinde hükmolunacak tazminata 13.06.2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesi istenilmekle rapor tarihindeki rayiç değere 13.06.2023 tarihinden itibaren faiz işletilmiş olması da 6100 sayılı HMK 26. maddesine aykırılık oluşturularak talebin aşılması anlamına gelmektedir.
3-) Araç mahrumiyet zararı bir aracın kullanılamaması sonucunda zarar görenin aracından yararlanamadığı dönem için uğradığı kullanım mahrumiyeti zararını ifade eder.
Eldeki davada davacı şirket uhdesine teslim edilen şanzuman (dolayısıyla araç) dava dışı ... İsimli kişiye aittirve davacı şirket araç maliki olmadığı gibi şanzumanı tamir için teslim alan şirket konumundadır. Bu halde aracın kullanılamamasından doğan iş bu zararın davacı uhdesinde oluşturuğundan bahsedilemeyecektir. ...davacı şirket dava dışı araç malikince kendisine araç mahrumiyetinden kaynaklı olarak yöneltilen bir tazminat davasından ya da bu yönde yaptığı geçerli bir ödeme olduğundan bahsetmediğinden davalıya yöneltilecek rücuen bir tazmin alacağından söz edilebilmesi de olanaksızdır. Bu minvalde iş bu yöne vaki tazmin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne hükmedilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ancak bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; mahkemece verilen hükmün HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
II-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"1-Davanın KISMEN KABUL/KISMEN REDDİ İLE;
28.359,53 TL'nin 13.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar kanunu uyarınca; 28.359,53 TL üzerinden hesap olunan 1.937,24 TL karar ve ilam harcından peşin ve ıslah ile yapılan 1.803,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 133,37 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 28.359,53 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden;Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 28.359,53 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.539,17 TL peşin harç, 264,70 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.073,72 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 551,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 10.551,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranları nazara alınarak 2.832,91 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 3.120,00 TL'nin davanın kabul ve ret oranları nazara alınarak 837,67 TL'sinin davalıdan, 2.282,33 TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,"şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
III-İstinaf başvurusu için peşin alınan karar harcının davalıya iadesine,
IV-İstinaf aşamasında yapılan 1.683,10-TL başvuru harcı, dosya gidiş dönüş masrafı 430,00-TL istinaf yargılama gideri toplamı 2.113,10-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VI-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında başvuruda bulunan tarafından tehiri icra talebi uyarınca varsa yatırılan teminatın iadesine,
VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, teminat, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK' nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 18/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi