Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1880 E. 2026/1555 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1880
- Karar No
- 2026/1555
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1880 - 2026/1555 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1880 KARAR NO : 2026/1555 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/03/2026 NUMARASI : 2023/172 E. - 2026/155 K. DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/03/2026 tarih ve 2023/172 E. - 2026/155 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalıların ... 2019/00436 başvuru numarası ile müracaat ederek davaya konu çoklu tasarımları tescil ettirdiklerini, davalılar adına tescilli olduğu belirtilen ürünlerin daha önce başka kişiler adına tescil edilmiş olduğunu, bunlara ilişkin koruma süresinin sona ermesinden yararlanan davalı tarafın bu ürünleri kendi adına tescil ettirdiğinin anlaşıldığını, 2019/00436-29 tescil no ile kayıtlı masa tasarımının daha önce ... Tic. Şti’nin 2013/06276 nolu masası ile, ... nolu kesonun daha önce ... San. ve Tic. A.Ş adına kayıtlı 2015/06227 nolu tasarım ile iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunu, davalılara ait tasarımların herhangi bir yenilik ve ayırt edici nitelik taşımadığını, davalıların TMK'nın 2. maddesi kapsamında kötü niyetli bir şekilde hareket ederek koruma süresi dolan veya herhangi bir yenilik ve ayırt edicilik taşımayan tasarımları kendi adına kayıt ve tescil ettirmelerinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek davalılara ait 2019/00436 sayılı tasarımın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davalılardan ... yönünden davanın SMK'nın 78/4. maddesi hükmüne göre husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın dilekçesinde iddia ettiği vakıaları somutlaştırmasının gerektiğini, dilekçenin soyut ve genel anlatımlar içerdiğini, davacının her ne kadar koruma süresi dolan ve yenilenmediği için bu ürünleri müvekkillerinin kendi tasarımı gibi tescil ettirdiğini belirtmiş ise de dilekçede örnek olarak vermiş olduğu tasarım tescilli ürünlerin yenileme başvurularının yapıldığının ve bu başvuruların kabul edildiğinin kurum kayıtlarında görüldüğünü, ... Şti’nin 2013/06276 nolu tasarımı ve ... San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı 2015/06227 nolu tasarım ile müvekkiline ait tasarımlar arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2019/00436-29 sıra numaralı tasarım ve 2013/06276-2 sıra numaralı tasarımın benzer olduğu, 2019/00436-12 sıra numaralı tasarım ve 2015/06227-1 sıra numaralı tasarımın farklı olduğu, bilirkişi heyetince ... görseller ve ... web sitelerinde mutlak yenilik araştırması yapıldığı, dava konusu tescilli tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliğini etkileyecek herhangi bir tasarım görseline ulaşılamadığı, dava konusu hükümsüzlüğü istenen tasarımda tescil belgesi sahibi olmayan davalı ...'un davada davalı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ...'a yönelik davanın usulden reddine, davalı şirkete yönelik davanın kısmen kabulü ile 2019/00436-29 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı ...'un dava konusu ürünlerin tasarımcısı ve davalı Şirket'in yetkilisi olduğunu, kötüniyetli tescil işleminde aktif rol oynadığını, bu nedenle davada hasım sıfatının bulunduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararında 34 tasarımın dava konusu olduğu ve tamamının yerel mahkemece incelenmediği belirtildiği halde yine yalnız iki tasarım üzerinden değerlendirme yapıldığını, mutlak yenilik yönünden dosya kapsamındaki incelemenin yetersiz olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddiaları üzerinde durulmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 2019/00436-29 sayılı tasarımın beş yıllık koruma süresinden sonra yenilenmediğini, bu nedenle hali hazırda tescilli bulunmadığını, mahkemece 2019/00436-29 sayılı tasarım yönünden verilene hükümsüzlük kararının hatalı olduğunu, dosya kapsamında görev yapan iki ayrı bilirkişi heyetinin düzenlediği raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, 2019/00436-29 sayılı tasarımın 2013/06276 -2 sayılı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, çoklu endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, davalı ...'un tasarım tescil sahibi olmadığı gerekçesi ile ... yönünden açılan davanın husumetten reddine, dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici olduğu gerekçesi ile davalı şirket yönünden açılan davanın esastan reddine dair verilen ilk kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizce verilen 23/02/2023 tarih, 2021/678 Esas, 2023/224 Karar sayılı kararla; "Başvuru konusu 34 adet tasarımdan sadece 12 ve 29 nolu tasarımların dava dilekçesinde mesnet gösterilen tasarımlarla karşılaştırıldığı, bunun dışında çoklu tasarım tescil belgesine konu diğer tasarımlarla ilgili herhangi bir inceleme yapılmadığı, dava konusu tasarımların mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadıklarının belinlenmediği ve davacı vekilinin delillerinin değerlendirilmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmak suretiyle eksikliklerin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Bu defa ilk derece mahkemesince, davacının delillerinin toplanması için işlemler yapılmış, önce ilk bilirkişi heyetinden ek raporlar alınmış, daha sonra yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak bu heyetten de kök ve ek raporlar alındıktan sonra , dava konusu 2019/00436-29 sıra numaralı tasarımın 2013/06276-2 sıra numaralı tasarımla benzer olduğu, mutlak yenilik kırıcı tasarıma rastlanmadığı yönünde düzenlenen bilirkişi raporuna istinaden, davalı ... yönünden açılan davanın usulden reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Ne var ki mahkemece verilen nihai kararda, ilk karara mesnet alınan bilirkişi raporu ile Dairemizin kaldırma kararı sonrası verilen ikinci karara mesnet alınan bilirkişi raporu arasında, dava konusu 2019/00436-29 sayılı tasarımın yeni ve ayırt edici olup olmadığı hususunda oluşan çelişki giderilmemiş ve başvuru konusu 34 adet tasarımdan sadece 12 ve 29 nolu tasarımlar incelenmiş, bunun dışında çoklu tasarım tescil belgesine konu diğer tasarımlarla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve SMK'nın 77/1-a maddesi kapsamında tasarım başvurusunun kötüniyetle yapıldığı iddiaları üzerinde durulmamıştır. Somut uyuşmazlık yönünden, dava konusu uyuşmazlığın çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir husustur. Mahkemece, ikinci heyet raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de; raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.03.2024 tarih ve 2022/6406 E.-2024/2436 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Kabule göre de, mahkeme kararının gerekçesinde; "... bilindiği üzere dava ehliyeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/1-d ve HMK'nın 115. maddeleri gereği dava şartıdır. Dava konusu hükümsüzlüğü istenen tasarımda tescil belgesi sahibi olmayan davalı ...'un davada davalı sıfatı bulunmadığı anlaşılarak, davalı ...'a karşı açılan davada pasif husumetin olmadığı anlaşılmakla HMK 115/2. madde-fıkrası uyarınca davalı ...'a yönelik davanın usulden reddine karar verilmiştir." denilmiştir. Dava şartlarının düzenlendiği HMK'nın 114/1-d maddesinde tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olarak öngörülmüş olup, somut olayda davalı ...'un taraf ve dava ehliyeti bulunduğundan, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi bu yönden yerinde değildir. Zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.10.2020 tarih, 2016/865 esas, 2020/733 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin sujesi olabilme ehliyeti olup, taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gereklidir. 6100 sayılı HMK'nın 50. maddesi uyarınca da medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir (HMK m. 51). Aynı kararda "Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usul işlemlerini yapabilir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır." açıklamalarına yer verilmiştir. Bu itibarla, mahkemece ...'un davalı sıfatının bulunmadığı kabul edilmesine rağmen davanın, dava şartı yokluğundan reddi doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken, yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, alınacak raporda dava konusu tasarımların mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici bulunması halinde mutlak yenilik incelemesinin de yapılması, yapılacak incelemelerde 34 adet tasarımın dava konusu olduğunun gözetilmesi ve SMK'nın 77/1-a maddesi kapsamında tasarım başvurusunun kötüniyetle yapıldığı iddiaları üzerinde de durularak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Yapılacak inceleme sonucunda, hükümsüzlük şartlarının oluştuğu yönünde kanaat oluşması halinde, karar tarihi itibariyle dava konusu tasarımların halen sicilde kayıtlı olup olmadıklarının da dikkate alınması gerekir. Bu itibarla Dairemizce, davacı ve davalı vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı ve davalı vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 31/03/2026 gün ve 2023/172 E. - 2026/155 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.