Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/755 E. 2026/1223 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/755
- Karar No
- 2026/1223
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/755
KARAR NO : 2026/1223
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/04/2025 (Karar)
NUMARASI : 2024/310 Esas, 2025/253 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından sigortalanan ... plakalı araç ile müvekkili ...'ın sevk ve idaresinde bulunan... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin çocuğu ... ...'ın vefat ettiğini, kaza nedeniyle ... CBS'nin ... Soruşturma sayılı dosyada soruşturma başlatıldığını, bu dosyada alınan kusur raporu ile kazanın meydana gelmesinde davalının sigortalısının kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkillerinin bir kusuru bulunmadığını, müvekkillerinin müteveffa çocuklarından olacak destekten yoksun kaldıklarını, zararın giderilmesi için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkillerinden her biri için 5.000,00'er TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 1.800.000,00-TL olarak artırmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumluluğunun kaza tarihindeki azami poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacıların destek zararını ispat etmeleri gerektiğini, adli tıp kurumu tarafından dava konusu kazaya ilişkin kusur raporu alınması gerektiğini, KTK ve kaza tespit tutanağına göre müteveffanın asli ve tam kusurlu olduğunu, olayda davacıların küçük üzerindeki gözetim yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, davacıların savcılık soruşturma dosyasında araç sürücüsü ile uzlaştıklarını, tazminat hesabının Genel Şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılması gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, faiz başlangıç tarihinin ancak dava tarihi olabileceğini, muaccel olan bir alacağın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 30.04.2025 tarihli hükümle; "...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir.
Tarafların kusuru yönünden yapılan değerlendirmede, savcılık soruşturma dosyasında bulunan ve Mahkememiz'ce dosya arasına alınarak davalı tarafa tebliğ edilen Adli Tıp Kurumu tarafından sunulan kusur raporu ile kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere; davalı sigorta şirketinin sigortacısı olduğu aracın sürücüsünün kullandığı kamyonetin hakimiyetini kaybederek bölünmüş yolun karşı yön bölümüne girmesi nedeniyle kaza meydana geldiğinden dava dışı sürücü ...'nin %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce müterafik kusur yönünden yapılan değerlendirmede; kazanın şiddeti ve araçların gördüğü hasar nedeniyle müteveffanın desteği olan anne ve babasının müterafik kusuruna dair herhangi bir delil bulunmasa da, bir an için davacıların müterafik kusurunun bulunduğu düşünülerek , tazminat tutarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılsa da sigorta teminat limitinin üzerinde bir tazminat tutarı hesaplandığından, sonuca etkisi olmayan bu hesaplama yönünden usul ekonomisi ilkesi gereğince ayrıca bir araştırma yapılmadığı..." gerekçesiyle
"...1-Davanın kabulü ile;
... için 842.040,53 TL ve Esma Merve ... için 957.959,47 TL olmak üzere toplam 1.800.000,00 TL'nin 08.05.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunun yetersiz olduğunu, olay tarihinde müteveffanın yaşının küçüklüğü dikkate alındığında davacı ebeveynlerin çocuk koltuğu ve emniyet kemeri gibi tedbirleri almayarak bakım ve gözetim yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, kaza anında araçtan fırlayan çocuk üzerindeki bu ihmalin kazanın ve zararın meydana gelmesinde ağır kusur teşkil ettiğini, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi uyarınca tazminata hükmedilmemesi veya yüksek oranda kusur indirimi yapılması gerekirken sigortalıya kusur izafe edilerek davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın emniyet kemeri takmaması sebebiyle yüzde yirmi oranında müterafik kusur ve sigortalı sürücü ile aralarındaki ivazsız taşıma ilişkisi nedeniyle yüzde yirmi hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, hükme dayanak aktüer raporunun hatalı olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde yapılan değişiklik ve Genel Şartlar doğrultusunda progresif rant yöntemi yerine aktüeryal yöntem ile yüzde 1,65 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılması icap ettiğini, müteveffanın 18 yaşına kadar olan dönemi için davacı anne ve babanın yetiştirme giderlerinin belirlenerek destek tazminatından mahsup edilmediğini, 24.08.1992 doğumlu olan davacı babanın bakiye ömrünün TRH 2010 yaşam tablosuna göre hatalı biçimde 44 yıl kabul edilerek 1,5 yıl fazla tazminat tahakkuk ettirildiğini, yetiştirme gideri hesabında bilinen dönem sonu olarak belirlenen 05.01.2025 tarihi ile bilinmeyen dönemin başlatıldığı 01.01.2026 tarihi arasındaki 355 günün hesaba katılmayarak işleyecek dönem yetiştirme giderinin eksik belirlendiğini, destek paylarının dağılımında baba destekten çıktıktan sonra anne için iki yıl yerine üç yıl tazminat hesaplanarak fazlaya hükmedildiğini, davacıların soruşturma aşamasında sigortalı sürücüden şikayetçi olmayıp uzlaşmaları sebebiyle tazminat talep haklarının bulunmadığını, dava öncesinde zorunlu başvuru şartının usulüne uygun şekilde yerine getirilmemesi ve talep edilen eksik belgelerin iletilmemesi nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin dava öncesinde usulünce temerrüde düşürülmediğini, buna rağmen haksız fiilden kaynaklanan somut uyuşmazlıkta gerekçesiz biçimde 25.08.2023 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve bir faiz uygulanacaksa bunun yasal faiz olması gerektiğini ileri belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınmış aracın davacılar yakını küçük ...'nin içerisinde yolcu olarak bulunduğu araçla çarpmasıyla meydana gelen ölümlü trafik kazası kapsamında küçük ...'nin ölümüne bağlı olarak davacı anne ve babası tarafından 6098 sayılı TBK 53 maddesi uyarınca destekten yoksun kalma alacağına ilişkin açılan maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı sigorta vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;
Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; resen araştırılmsaı gereken davacıların müterafik kusurunun kararda tartışılmış olmasına, maddi tazminat hesabına yönelik öne sürülen istinaf nedenlerinin davacıların gelirine göre netice tazminatın miktarı ve garame hesabına göre sonuca etkili görülmemesine (bknz. Yargıtay 4. H.D.2023/139 E. 2023/10587 K. Sayılı ilamı), sair yöndeki istinaf itirazlarının kararın içeriği ve dayanak nitelikteki deliller itibariyle yerinde görülmemesine göre ilk derece mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 122.958,00-TL karar harcından peşin alınan 30.739,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 92.218,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Gerekçeli kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
6-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 01/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.