Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13108 E. 2026/5317 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13108
Karar No
2026/5317
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1005 E., 2023/2175 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/9 E., 2022/386 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... geldi. Davalılar adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 05.05.2026 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 19.09.2018 tarihinde davacı idaresindeki araç ile davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı çift taraflı kaza nedeniyle davacıya servikal disk bozuklukları teşhisi konulduğunu, ayrıca boyun fıtığı olduğunu, kalıcı sakatlığının meydana geldiğini, davalıların müvekkilinin uğramış olduğu geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik zararı, bakıcı giderleri ve kaçınılmaz tedavi gideri zararlarından sorumlu olduklarını, kaza anında ve sonrasında yaşadığı korku, kaygı, panik, acı ve elemin tarifinin mümkün olmadığını, manevi zarara da uğradığını belirterek belirsiz alacak olarak 100,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davalı ...'in araç ile seyrederken davacı tarafa çarptığını, davacının iddia ettiği rahatsızlıkların kaza ile ilgisi olmadığını, davalının kaza anında alkollü olmadığını, kusuru da kabul etmediklerini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamından davacının geçirdiği trafik kazası ile neticesinde tespit edilen lezyonlarla kaza ile illiyet bağı kurulamadığı, davacının söz konusu trafik kazası neticesi yaralandığına dair delil ibraz edilemediği anlaşıldığından davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, ilk olarak ... Üniversitesi'nden ve ATK 3. İhtisas Dairesinden alınan raporda meydana gelen olayla davacının şikayetine konu rahatsızlığı arasında illiyet bağı bulunmadığı, daha önceki tedavi ve rahatsızlığına ilişkin olduğunun belirlendiği, buna karşın ... Üniversitesi adli tıp uzmanı bilirkişi heyetinden verilen raporda ile illiyet bağı kurulmuş olmakla, çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'ndan alınan raporda ise alınan raporlardaki çelişkiler giderilerek ... Adli Tıp ve ATK İhtisas Dairesi raporlarında kabul edildiği şekilde, meydana gelen olayla davacının şikayetine konu rahatsızlığı arasında illiyet bağı bulunmadığı, davacının sözünü ettiği rahatsızlığının daha önceki tedavi ve rahatsızlığına ilişkin olduğunun belirlenmiş olmasına göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece, 19.09.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile davacıya ilk kez 21.09.2018 tarihinde konulan servikal disk bozuklukları tanısı arasında illiyet bağı kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, davacının kaza tarihinden önce hiçbir şekilde ve hiçbir hastane kaydında servikal dispkopati tanı ve teşhisi bulunmadığını, servikal dispkopati tanısının ilk kez 21.09.2018 tarihinde yapılmış olup 08.09.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporunun açıkça hatalı olduğunu, adli tıp raporunun yüzeysel değerlendirme ile olay tarihinde yaralanma yoksa maluliyet olmayacağı şeklinde hatalı değerlendirme yapıldığını, bilimsel makalelere göre kamçı yaralanması meydana geldiği takdirde kazadan senelerce sonra bile maluliyet oluşabileceğinin belirtildiğini, sigorta şirketine açılan davada alınan maluliyet raporu ile davacının % 31 malul olduğunun belirlendiğini, dosya kapsamında yer alan video görüntüleri incelendiğinde kazanın ne derece büyük bir kaza olduğu, müvekkilin olay anında ya da süreç içerisinde öyle bir kazadan bir araz almadan çıkmasının mümkün olmadığı/olmayacağının açık olduğunu, alkollü şekilde araç kullanarak ve arkadan hızla gelerek ve müvekkilinin kullandığı devriye aracına hızla çarpıp kendi aracı takla atan davalı sürücünün asli ve tam kusurlu hareketi sonucu müvekkilinin yaşadığı kaygı, panik, üzüntü, şok dikkate alındığında salt kazanın olması nedeniyle dahi müvekkili lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken hem maddi hem de manevi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13108, K. 2026/5317, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-13108-e-2026-5317-k-cfe14f853b6f