Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/2815 E. 2026/3507 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2815
- Karar No
- 2026/3507
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1163 E., 2025/2509 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: KDZ.... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/139 E., 2024/22 K.
Dava, kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde geçit hakkı tesisi isteğine ilişkindir.
2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu ... ili, ... ilçesi, ...köyü 1 01... parsel sayılı 1.649, 18... yüz ölçümündeki taşınmazın intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, tespitin 11.04.2008 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 26.04.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili; müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ...köyü 1 01... nolu parselin maliki olduğunu, davalı olan kardeşinin ise 1 01... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu ve davalının maliki olduğu parselde dava dilekçesine ekli krokide gösterilen pembe renkli alanın kadastro çalışmalarında yol olarak bırakılması gerekirken sınırlandırma hatası yapılarak davalının tapu kaydı kapsamında bırakıldığını, Kadastro Kanunu madde 41 gereğince müracaat edildiğini, bu müracaat sonucunda sınırlandırma hatasının kabul edildiğini, fakat yönetmelik 8/4 maddesi gerekçe gösterilerek düzeltmelerde yeni parsel oluşturulamayacağı bildirilerek talebin reddedildiğini, davalı ...'nin de kadastro tespitinde yapılan hatayı bildiğini, Kadastro Kanunu madde 41 gereğince yapılan tahkikatta bu hususu beyan ettiğini, davaya konu alanın aile büyükleri ve taraflarca yaklaşık 50 yıldır yol olarak kullanıldığının herkes tarafından bilindiğini ileri sürerek dava konusu 1 01... nolu parselde bulunan ve dava dilekçesine ekli krokide gösterilen pembe renkli kısmın davalıya ait tapu kaydından iptali ile yol olarak kadastro paftasına tescili ve davalının taşınmazının oluşacak yeni duruma göre tapuya kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde belirtilen pembe kısmın davalıya ait tapu kaydından iptali ile ayrı parsel numarası verilerek müvekkili ve davalı adına hissesi oranında tapuya kayıt ve tesciline, o da olmazsa müvekkilinin maliki olduğu 1 01... nolu parsel lehine, davalının maliki olduğu 1 01... nolu parselden geçit hakkı tesisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde belirtilen kısmın yol olmadığını, kendi muvafakatı ile davacının geçisini sağlamasının söz konusu olduğunu, davacının 1 01... parselinin bir kısmının yol kenarında olduğunu ve yola geçişi bulunduğunu, geçit hakkı talep edilen taşınmazda bina bulunduğunu ve ailesi ile birlikte oturduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iddianın ileri sürülüş biçimi, ileri sürülen beyanlar ve talep sonucuna göre istemin mülkiyet hakkına yönelik olduğu, 22/2-a hükmü uyarınca yapılan Uygulama kadastrosu çalışmalarında mülkiyet uyuşmazlıklarının çözümlenmesi mümkün olmadığı gibi mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesinin amaçlandığı, 3402 sayılı Yasa'nın 41. maddesi kapsamında yapılan düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmasının mümkün olmadığı, 41. madde uygulaması ile mülkiyet değişikliğine yol açılmasının maddenin kapsamı ve amacı dışında olduğu, bu haliyle; istemin mülkiyete ilişkin olması ve dava konusu taşınmaza ilişkin tapulama tespitinin 2008 yılında kesinleşmesi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle davanın hak düşürücü süreye uğradığı, davacının asıl talebi bakımından davanın usulden reddi gerektiği, yine davacının terditli talebi olan geçit hakkı tesisine ilişkin talebi bakımından ise davacıya ait taşınmazın yola cephesi bulunduğu anlaşılmakla iş bu talep yönünden ise davanın reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağının açıklandığı, bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği, somut olayda dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 11.04.2008 tarihinde kesinleştiği, davacının da dava konusu taşınmazın yol olduğunu iddia ederek kadastro tespitinden önceki bir nedene dayandığının dosya kapsamından anlaşıldığı, eldeki davanın ise 26.04.2021 tarihinde açılmış olup, buna göre dava tarihi itibari ile yasada öngörülen 10 yıllık sürenin dolduğu, hal böyle olunca, tapu iptali ve yol olarak terkini talebi yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, terditli geçit hakkı davası yönünden ise davacı vekilinin geçit hakkı kurulmasına ilişkin karara yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun incelenmesinden; Yerel Mahkemece dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi ek raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 39, 37... 'lik kısmı üzerinde davacı lehine geçit hakkı kurulmasının istenildiği, geçit hakkı kurulması istenilen taşınmaz bölümünün değerinin dosyada mevcut ziraat bilirkişi raporuna göre 5.511,80 TL olduğu, geçit hakkı tesisine ilişkin hüküm malvarlığına ilişkin olup HMK'nın 341. maddesi uyarınca kesinlik sınırına tabi olduğu ve Kadastro Kanunu'nun Ek-6. maddesindeki istisna kapsamında da olmadığı, HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, dava tarihi olan 2021 yılı itibariyle miktar ve değeri 5.880,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, bu nedenlerle, davacı vekilinin geçit hakkı tesisine ilişkin Yerel Mahkeme kararına yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 341/2, 3 46... /1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.