Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/980 E. 2026/1059 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/980
- Karar No
- 2026/1059
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/980 - 2026/1059 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/980 KARAR NO : 2026/1059
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/04/2025 NUMARASI : 2023/839 ESAS - 2025/197 KARAR
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLLERİ : Av.
İLİŞKİLİ KİŞİ :
DAVANIN KONUSU : Tazminat(Sigorta)
KARAR TARİHİ : 25/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.08.2023 tarihinde, dava dışı sürücü ...’nin sevk ve idaresinde olan ve davalı ... Şirketi'ne ZMMS ile sigortalı aracın yaptığı trafik kazası neticesinde, araçta yolcu konumunda olan, davacının yıllarca vasiliğini yaptığı ...'nın vefat ettiğini, meydana gelen kazada müteveffanın kusurunun bulunmadığını, davacının desteğinin vefat ettiğini belirterek, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 100.000,00 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulüne,100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 23/09/2023 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının, müteveffanın babannesi olup, destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağını, vesayet kararının 02//04/2008 yılına ait olup, müteveffanın kaza tarihinde 18 yaşı üzerinde olması, vesayet ilişkisinin sona ermiş olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dosya kapsamında kusur raporu temin edilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığını, kaza her ne kadar tek taraflı olarak meydana gelmiş ise de kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü’nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza olup olmadığının da araştırılması gerektiğini, yeni genel şartlar gereği hesaplamada %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından davalının temerrüde düşmediği nazara alınarak başvuranın faiz isteme hakkı doğmadığını, hükmedilen tazminata avans faizi işletilemeyeceğini, mahkemece davacı yana SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, dava konusu kaza nedeniyle birden fazla şahsın tazminat talep etme hakkı söz konusu olduğundan proporsiyon uygulanması gerektiğini, zira müteveffanın annesinin hayatta olduğunu, müteveffanın nüfus kayıt örneğinin dosyaya kazandırılması gerektiğini, müteveffanın müterafik kusuruna ilişkin araştırma yapılmaksızın aleyhe karar verilemeyeceğini, hesaplanan tazminattan hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafın sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüme bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, kaza tespit tutanağı uyarınca 23.08.2023 tarihinde sürücü ...’nin sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında meydana gelen tek taraflı kazada sürücünün kural ihlali olduğunun belirlendiği, tek taraflı kazaya ilişkin mahkemece kusur raporu alınmadığı, kaza yapan aracın kaza tarihini kapsayan ZMM sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edildiği, kaza neticesi araçta yolcu olan ...’nın vefat ettiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca, dava konusu kaza sebebiyle poliçe limiti dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının desteklik ilişkisinin kabulü halinde talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının davacı babaannenin ev hanımı olması sebebiyle müteveffa ...’ya yetiştirme giderinde bulunmayacağının kabul edilmesi halinde toplam tazminatın; 1.453.112,92 TL, davacı babaannenin müteveffaya mezun olduğu tarihe kadar yetiştirme gideri yapacağının kabul edilmesi halinde toplam tazminatın; 1.433,470,21 TL olduğunun belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK’nın 74. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı, ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091 Karar). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. Somut olayda, kaza her ne kadar tek taraflı ise de kazanın meydana gelmesinde ve maddi vakanın oluş şeklindeki belirlemelerin hukuk hakimini bağlayacağı nazara alınarak kazaya ilişkin ceza/soruşturma dosyasının eksiksiz olarak dosyaya kazandırılması, maddi vakanın oluş şeklinin belirlenmesi ve Adli Tıp Kurumu’ndan kusur durumunun belirlenmesi için rapor alınması gerekirken mahkemece yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Kabule göre de, 1-Müterafik kusur konusunda, zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi, belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Mahkemece, Sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu,müteveffanın bu durumu bilerek araç ile yolculuk yaptığı ileri sürülüp tazminattan indirim yapılması istenilmiş ise de; dava dosyası içerisinde yer alan bilgilerden araç sürücüsünün alkollü olduğunun tespit edilemediği,müteveffanın seyahat sırasında emniyet kemeri olmaksızın yolculuk yaptığını kanıtlama davalı sigorta şirketinin sorumluluğunda olup, davalı bu halin varlığını kanıtlayamadığı gibi, suç soruşturma evrakı içerisinde de davacının emniyet kemeri olmaksızın yolculuk yaptığına ilişkin hiçbir delil olmadığı için davacının emniyet kemeri olmaksızın yolculuk yaptığı davalı tarafından kanıtlanamadığı için tazminat indirim yapılamayacağı gerekçesiyle hesaplanan tazminattan müterafık kusur indirimi yapılmamış ise de alınacak kusur raporu kapsamında yeniden yapılacak değerlendirmede durumun değişme ihtimali de nazara alınarak kazaya ilişkin soruşturma/ceza dosyasının dosyaya kazandırılması ile anılan dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesiyle (emniyet kemeri, araçtan fırlama olup olmadığı, yaralanmanın mahiyeti hususundaki deliller) müteveffanın zararın meydana gelmesinde/artmasında müterafık kusuru bulunup bulunmadığı hususunun tartışılması ile müterafık kusuru bulunduğunun anlaşılması halinde hesaplanan tazminattan TBK'nın 52. maddesi uyarınca müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Yine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51'inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıması ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Genel Hükümlerin Uygulanması” başlıklı 87. maddesi; “Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir” hükmünü içermektedir. Söz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu hatır veya nezaket için hiçbir bedel almadan yolcu götüren aracın işleticisini ve buna bağlı olarak sürücü ve işletenin sorumluluğunu yüklenen zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluğunu genel hükümlere tabi tutmuştur. Mahkemece ‘Olayda hatır taşıması olduğu ileri sürülmüş ise de; davacı tarafından ıslah edilen tutarın talep edilebilir tazminatın altında kalması nedeniyle bu tutar üzerinden indirim yapılmamıştır’gerekçesiyle hesaplanan tazminattan kusur indirimi yapılmamış ise de alınacak kusur raporu kapsamında yeniden yapılacak değerlendirmede durumun değişme ihtimali de nazara alınarak, kazaya ilişkin soruşturma/ceza dosyasının dosyaya kazandırlması ile anılan dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesiyle müteveffanın kaza yapan araçta hatır için taşınıp taşınmadığının belirlenmesi ile, süresinde hatır taşıması itirazı da yapılmış olması nazara alınarak müteveffanın araçta hatır için taşındığının anlaşılması hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Destekten yoksun kalma tazminatı, TBK'nın 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin, ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53/3. (BK 45/2) maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. TBK’nın 53. (BK 45) maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki TBK’nın 53/3. maddesine göre, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffa desteğin annesi ...’in sağ olduğu ancak desteğin aile kayıt tablosunda yer almadığı, müteveffanın davacı ile birlikte yaşadığının SED araştırma raporuyla belirlenmiş olması nedeniyle anneye pay ayrılmadığının belirtilmiş olduğu,dosya kapsamında davacının Göksun SHM’nin 2008/47 Esas nolu dosyasında verdiği beyanda müteveffanın annesinin velayet hakkının nezedildiğini bildirmiş olduğu, anlaşılmaktadır. Bu kapsamda mahkemece müteveffanın güncel nüfus aile kayıt tablosunun dosyaya kazandırılması, müteveffanın annesinin velayet hakkının nezedildiğine dair dosya muhteviyatının davacıdan sorularak dosyaya kazandırılması, velayetin nezi sebebinin denetlenerek irdelenmesi ile müteveffa ile annesi arasında desteklik ilişkisi bulunup bulunmadığının, velayetin nezinin destekliğe engel teşkil edip etmediğinin denetime elverişli şekilde irdelenmesi, desteklik ilişkisinin var olduğunun kabulü halinde müteveffanın sağ olan annesine sigorta şirketi tarafından destek tazminatı ödenmiş ise buna ilişkin hasar dosyası getirtilerek, dosya ek rapor alınmak için daha önce tevdi edildiği aktüer hesap bilirkişisine verilerek, yahut yeni bir bilirkişiye aktüer rapor alınmak üzere verilerek, kararın davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle davalının usulü kazanılmış hakları gözetilmek suretiyle hesaplamanın yapılacağı, desteğin annesine destek tazminatı ödenmiş ise bu miktarın limitten düşülerek hesaplamanın yapıldığı, henüz yapılan ödeme mevcut değil ise desteğin davacının yanı sıra sağ olan annesine de destek olacağı nazara alınarak tazminat miktarının belirlendiği rapor alınması, hesaplananın tazminatın sigorta limitini aşması halinde KTK'nın 96. maddesi gereğince sigorta şirketinin sorumlu olacağı tazminat miktarı infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde garame hesabı yapılmak suretiyle belirlenerek sonucuna göre olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğinden, kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek mahkemece kazaya ilişkin ceza/soruşturma dosyasının dosyaya kazandırılması, maddi vakanın oluş şeklinin belirlenmesi ve Adli Tıp Kurumu’ndan kusur durumunun belirlenmesi için rapor alınması, akabinde müteveffanın güncel nüfus aile kayıt tablosunun dosyaya kazandırılması, müteveffanın annesinin velayet hakkının nezedildiğine dair dosya muhteviyatının davacıdan sorularak dosyaya kazandırılması, velayetin nezi sebebinin denetlenerek irdelenmesi ile müteveffa ile annesi arasında desteklik ilişkisi bulunup bulunmadığının, velayetin nezinin destekliğe engel teşkil edip etmediğinin denetime elverişli şekilde irdelenmesi, desteklik ilişkisinin var olduğunun kabulü halinde(başkaca mirasçıları var ise onlar için de ) müteveffanın sağ olan annesine sigorta şirketi tarafından destek tazminatı ödenmiş ise buna ilişkin hasar dosyası getirtilerek, dosya ek rapor alınmak için daha önce tevdi edildiği aktüer hesap bilirkişisine verilerek, yahut yeni bir bilirkişiye aktüer rapor alınmak üzere verilerek, kararın davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle davalının usulü kazanılmış hakları gözetilmek suretiyle hesaplamanın yapılacağı, desteğin annesine destek tazminatı ödenmiş ise bu miktarın limitten düşülerek hesaplamanın yapıldığı, henüz yapılan ödeme mevcut değil ise desteğin davacı yanı sıra sağ olan annesine de destek olacağı nazara alınarak tazminat miktarının belirlendiği rapor alınması, hesaplananın tazminatın sigorta limitini aşması halinde KTK'nın 96. maddesi gereğince sigorta şirketinin sorumlu olacağı tazminat miktarı infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde garame hesabı yapılmak suretiyle belirlenmesi, kazaya ilişkin soruşturma/ceza dosyasındaki delillerin irdelenmesiyle hesaplanan tazminattan müterafık kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerekip gerekmediğinin irdelenip gerekçelendirilmesi, hükümde kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli müktesep hakların da gözetilmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre istinaf eden taraf vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 09.04.2025 tarihli, 2023/839 Esas - 2025/197 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, istinaf eden taraf vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatırana iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.