İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/292 E. 2026/624 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/292
- Karar No
- 2026/624
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/292 Esas KARAR NO :2026/624
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:25/04/2025 KARAR TARİHİ:15/09/2026
Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'nin eşi, ...'in babası olan ...'ın 30.07.2024 tarihinde ... - ... D-100 Karayolu üzeri ... istikameti yönünde meydana gelen kaza neticesinde vefat ettiğini, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörde yolcu olarak ... istikametinden ... istikametine seyir halinde iken, davalı sürücü ... sevk idaresindeki ... plakalı otomobili ile sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktör ve buna bağlı olan römorkun sol arka kısmına çarpması sonucunda maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, mezkur kaza nedeniyle ... plakalı traktörde yolcu olan müvekkilleri murisi ...'ın vefat ettiğini, davalı ...; trafik kazası tespit tutanağında aracı kullanırken ' 2918 sayılı KTK.'nın 56/1-c (önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlememek ( yakın takip)' kuralını ihlal ederek kusurlu bir şekilde kazanın meydana gelmesine ve murisin vefat etmesine sebep olduğnu, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı aracın şoförü davalı ... asli ve tam kusurlu olduğunu, Davacı ...'nin çalışacak durumda olmaması ve maddi geliri bulunmaması nedeniyle olay ve zarar arasındaki uygun illiyet bağı ve müvekkilin davada haklılığının kuvvetle muhtemel olması nedeniyle B.K. 76 gereğince Geçici ödeme tedbiri uygulanarak davalıların sorumlu oldukları kalemler yönünden davacı ... için 300.000,00 TL'nin, davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, yargılama sonucunda çıkacak tazminattan mahsup edilmesine; mahkemece yapılacak yargılama neticesinde alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere belirsiz alacak olarak davacı ...'nin kaza sebebiyle duçar olduğu destekten yoksun kalma zararına karşılık şimdilik 100.000,00-TL maddi tazminatın davalı ... için kaza tarihi olan 30.07.2024 tarihinden, davalı ...Şirketi için başvuru tarihi olan 17.09.2024 tarihinden ve davalı ... Şirketi için başvuru tarihi olan 14.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müteveffa ...'ı kaybetmesi nedeniyle elem ve ızdırapları ve cismani zararın telafisi için, tarafların ekonomik durumları da göz önüne bulundurularak davacılardan ... için 300.000,00-TL, Büşra için 200.000,00-TL, ... için 200.000,00-TL, ... için 200.000,00-TL olmak üzere toplam 900.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kaza tespit tutanağında müvekkilinin 2918 sayılı karayolları trafik kanunun 56/1-c maddesini ihlal ettiği dava dışı ...'ın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirttiği ancak polis tarafından düzenlenen söz konusu kaza tespit tutanağının kazanın oluş şeklini açıklamada yetersiz olduğunu bu nedenle öncelikle tutanakta yer verilmeyen ve soruşturma dosyasından araştırılıp araştırılmadığı anlaşılmayan eksikliklerin belirtilmesinin gerektiğini, kaza tespit tutanağında ve dosya kapsamında alınan ifadelerle kazaya karışan lastik tekerlekli traktörün mevzuat gereği bulundurmas ızorunlu olan teçhizatlara sahip olup olmadığına dair herhangi bir bilgiye ver verilmediğini, kazada traktörün yer alması dikkate alındığında karayolları trafik yönetilmeliğinde traktörlere ilişkin özel düzenlemelerin bulunduğu ve bu düzenlemeler çerçevesinde inceleme yapılması gerektiğini, kaza anında müteveffanın traktörün oturma alanlarından birinde mi, yükün üzerinde mi yoksa yükün yanında mı bulunduğu hususunda dosyada herhangi bir açıklayıcı bilginin yer almadığını, savcılık dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere müteveffanın kazadan sonra römorkla birlikte yuvarlanmış vaziyette bulunduğunu sürücü ...'ın ifadesinde ise savrulduktan hemen sonra arkadaşı ...'ın yanına gittiğini belirttiği, bu ifadelerden birlikte savrulduklarının anlaşıldığını, sürücünün kazayi görece hafif şekilde atlatmasına karşın ...'ın olay yerinde hayatını kaybetmiş olması müteveffanın traktörde römorkta mı yük üzernide mi ya da yükün yanında mı bulunduğu konusunda şüphe oluşturduğunu, tüm hususların araştırılması gerektiğini belirterek; davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde .../0 numaralıKarayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (ZMMS Poliçesi) ile 12.09.2023 - 12.09.2024 tarihleri arasında teminat altına alındığını, kaza tarihi itibariyle sakatlanma ve ölüm kişi başı teminat limitinin 500.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, karayolları trafik kanununun 97. Maddesinde belirtilmiş bulunan evrakların tümünün tamamlanmaksızın sigorta şirketine başvuru yapıldığını, müvekkili şirkete yapılan başvurunun da geçerli olmadığı ve bu itibarla da başvuru şartının yerine getirilmediği kanaati ile davanın HMK 114. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 15/03/2001 Tarih ve 2001/1244 E.-2001/1941 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere zorunlu trafik sigortası kapsamında bir zararın ortaya çıkması ve sigortacının sorumluluğunun doğması bakımından sürücünün kusurunun şart olduğunu, kişilerin zararına neden olacak bir kazada araç işleteninin sorumluluğunun bulunması gerektiğini, aksi taktirde ortaya çıkacak kusursuzluk hallerinden tazminat ödeme yükümlülüğü de ortadan kalkacağından bahisle kusur hususunun herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespitinin zaruri olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirket aleyhine tazminata hükmedilecek olması halinde müterafik kusur indiriminin uygulanması gerektiğini belirterek; usul ve esas açısından mevzuatta belirtilen başvuru şartlarına uyulmadan ikame edilen dava konusu tazminat talebinin müvekkili sigorta şirketi tarafından teminat kapsamında olmadığından davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin talebi üzerine zaten davalı sıfatında bulunan... Anonim Şirketi'ne tekrardan tebligat yapılarak davanın ihbar edildiği ancak davaya karşı bir cevap sunulmadığı görüldü. Mahkememizce ...Adli Tıp Kurumu Başkanlığından kusura ilişkin rapor alınmış dosya arasına konulmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin 09.03.2026 havale tarihli dilekçesi ile; davacı vekilinin davadan feragat etmesi halinde taraflarınca da vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinde bulunulmayacağı şeklindeki beyan dilekçesi sunmuş olduğu görüldü. Davacılar vekilinin 11.03.2026 havale tarihli dilekçesi ile davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından maddi tazminat taleplerinin karşılandığı, maddi tazminat taleplerinden davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden feragat ettiklerine dair kısmı feragat dilekçesi sunmuş olduğu görüldü. Dava: Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat İstemine İlişkindir. Somut uyuşmazlık; davacılardan ...'nin eşi, ...'in babası olan ...'ın 30.07.2024 tarihinde ... - ... D-100 Karayolu üzeri ... istikameti yönünde meydana gelen kaza neticesinde vefat etmesi üzerine, mirasçıları tarafından ikame olunan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı ... tarafından ikame olunan maddi tazminat ( destekten yoksun kalma ) talebi, davalılardan ... Sigorta A.Ş. Tarafından ödenmesi nedeniyle feragat edilmiş olup, sonuç itibariyle bu kalem alacak yönünden davalı sigorta şirketi yönünden feragat diğer davalılar yönünden ise konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat talepleri yönünden yapılan inceleme neticesinde, öncelikle kusur ardından manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerekecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. Maddesine göre göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. Trafik kazası nedeni ile uğranılan bedensel zarara dayalı manevi tazminat istemleri yönünden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri ve 6098 sayılı TBK'nın 49. ve 56. maddesi kapsamında işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Bu kapsamında davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Son olarak Adli Tıp Kurulu Genişeltilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan raporda; " ."...29.12.2025 tarihli dilekçede dosya içeriğinde sürücü ... idaresindeki traktör ile seyiri sırasında traktörde geri yansıtıcı şerit olup olmadığı, flaşörlü yanıp sönen, sarı ışıklı, dönerli, uyarı lambası olup olmadığına, yazılı ibare olup olmadığına yer verilmemiş olduğu ve müteveffa yolcunun traktörün hangi kısmında yolculuk yaptığının belirtilmemiş olması hususlarına dikkat çekilerek itirazda bulunulmuş, yapılan bu itirazlar kurulumuzca değerlendirildiğinde; kazanın gündüz vakti gerçekleşmiş olması ve davalının beyanından da traktörü görmüş olduğunu belirtmiş olması dikkate alındığında kazanın davalının önünde seyreden traktöre rağmen kontrolsüzce yaklaşarak traktöre bağlı römorka arkadan çarpıp yol dışına savurması neticesinde meydana gelmiş olması itiraza konu yukarıda belirtilen geri yansıtıcı şerit olup olmadığı, flaşörlü yanıp sönen, sarı ışıklı, dönerli, uyarı lambasının, yazılı ibarenin traktörde ve römorkta bulunup bulunmamasının kazaya etkenliği olmadığı mütalaa edilmiş ve traktörün gündüz şartlarında geriden gelen araç sürücüleri tarafından zamanında sağlıklı bir şekilde fark edilebilir niteliktedir. Traktörün seyir halinde olmaması gereken otoyolda seyrettiği belirtilmiş olmasına karşın kazanın gerçekleştiği yolun devlet kara yolu sınıfında olup traktörün seyretmesine engel bir durum söz konusu değildir. Müteveffanın ise gayrinizami şekilde yolculuk yaptığına değinilmiştir. Bu durumda kurulumuzca değerlendirildiğinde müteveffa yolcunun traktörde gayri nizami şekilde yolculuk yapmış olması kazanın oluşumunda kusur dağılımı etkileyen bir neden olmayıp kazanın gelişiminde gerçekleşen müteveffanın ölümü üzerinde müterafik kusur kavramı oluşturmaktadır. Evvelce düzenlenen raporumuzda da bu durum açıklandığı üzere müterafik (birlikte) kusur kavramını belirten; TBK Borçlar Kanunu'nun 52. Maddesine göre; 'zarar gören... zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş, yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise; Hakim, tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir' olarak düzenlenmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin müterafik kusur ile ilgili farklı tarihli kararlarında belirlenen uygulamaları doğrultusunda (örn.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7756 Esas ve 2019/3800 Karar sayılı ilamı) yolcu ve sürücünün müterafik kusurlarının bulunup bulunmadığı ve değerlendirilmesinin takdiri sayın mahkemeye bırakılmış, nizamlara aykırı yolcu taşımak ve yolculuk yapılmaktan kaynaklı müterafik kusur dikkate alınmadan kazanın oluşumundaki sürücülerin kusur durumu gözetilerek kaza irdelenmiştir. Tüm dosya kapsamı, tüm ifadeler, kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu, bilirkişi raporu, keşif zaptı incelendiğinde kazanın yukarıda “OLAY” kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış, dairemiz raporundaki kusur durumlarına iştirak edilerek aşağıdaki kanaate varılmıştır. Mevcut verilere göre; A) Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, mevcut görüş alanını kontrolü altında bulundurması, seyrini ön ilerisinde bulunan traktörle güvenli takip mesafesi bırakarak sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, önünde bulunan diğer sürücü idaresindeki traktöre bağlı römorkun arka kısımlarına çarptığı anlaşılmakla meydana gelen olayda kusurlu bulunmuştur. B) Sürücü ... sevk ve idaresindeki traktör ve bu traktöre bağlı römork ile seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde römorkun arka kısmına gerisinden gelen davalı sürücü idaresindeki otomobilin çarpması sonucu meydana gelen olayda, olayın oluş şekli itibari ile alabileceği bir önlem bulunmadığından dolayı atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır. SONUÇ : Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Davalı sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğuna, B) Sürücü ...'ın kusursuz olduğuna oy birliği ile karar verildiği kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde belirlenen içerik benimsenmiştir.
Yargıtay 17. HD'nin 2014/21879 E.- 2016/11087 K. sayılı 01/12/2016 tarihli kararında vurgulandığı gibi 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesinde öngörülen sebepler daha çok zarar gören ile ilgilidir. "hiç kimsenin kendi kusurundan yaralanamayacağı" yönündeki ilkenin etkisi ile belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Anılan madde kapsamında indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Müterafik kusur ; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. Yargı kararlarında en sık rastlanılan örnek; alkollü veya ehliyesiz sürücünün aracına bilerek binmek, (otomobilde) emniyet kemeri veya (motosiklette) kask takmamak,yolculuğa elverişli olmayan araca (traktör çamurluğuna) binmek gibi bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Zarar görenin bu kusuru illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir.
Kusur durumunun belirlenmesinde, müteveffanın vefat ettiği olayda, traktörde yolcu konumunda olduğu, müteveffanın insan taşımaya müsait olmaya tarım aracına yolcu olarak bindiği, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu ve delil olarak dayandığı ... Adli Tıp Grup Başkanlığına ait 11.10.2024 tarihli raporda müteveffanın alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirlendiği görülmekle müteveffaya %20 oranında tali kusur izafesi yapılmıştır.
6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. Somut olayda, müteveffanın eşi ve çocukları tarafından ikame edilen somut olayda gerçekleşen üzücü olaydan kaynaklı olarak acılarının oluştuğu ve bundan etkilenecekleri aşikardır. Somut olay, yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davacıların maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararlarına karşılık huzur duygusunun oluşabilmesi için kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerinde etkisi, davacıların yakınlık derecesi tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Davacılar için belirli tazminat miktarlarına hükmedilmiş ve oransal olmayacak şekilde müterafik kusur nedeniyle indirim yapılarak davalı işleten yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilecek şekilde belirleme yapılmıştır. Davacıların ihtiyari dava arkadaşı olmaları hasebiyle ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekir (Benzer yönde Yargıtay 17 HD 25/11/2019 2017/5605 E. 2019/11036 K.). Bu nedenle manevi tazminat talepleri bakımından ayrı ayrı olmak üzere kabul edilen kısım için davacılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir. Reddedilen kısım yönünden davalı lehine ise kanun iptali nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Davacıların maddi tazminat talepleri için davalı ... Sigorta A.Ş.'ye karşı ikame edilen davanın davalı tarafça ödeme yapılması nedeniyle feragat nedeniyle REDDİNE, diğer davalılar yönünden ileri sürülen maddi tazminat talepleri yönünden ise dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, A)Davacı ...'ın manevi tazminat talebi yönünden, 125.000,00-TL bedelin kaza tarihi olan 30.07.2024 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyen yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, B)Davacı ...'ın manevi tazminat talebi yönünden, 80.000,00-TL bedelin kaza tarihi olan 30.07.2024 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyen yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, C)Davacı ...'ın manevi tazminat talebi yönünden, 80.000,00-TL bedelin kaza tarihi olan 30.07.2024 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyen yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, D)Davacı ...'ın manevi tazminat talebi yönünden, 80.000,00-TL bedelin kaza tarihi olan 30.07.2024 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyen yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 732,00-TL başvurma harcı, 24.933,15-TL karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 25.665,15-TL harcın adli yardım kapsamında ertelendiği anlaşıldığından, anılan harçların davalı ...'tan alınarak hazineye irat kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı ...'tan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, Davacı ... yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacı ...'a verilmesine, Davacı ... yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacı ...'a verilmesine, Davacı ... yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacı ...'a verilmesine, Davacı ... yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacı ...'a verilmesine, Davalı ...'ın yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Suç üstü ödeneğinden karşılanan 2.490,30-TL tebligat ve müzekkere gideri, 16.200,00-TL Adli Tıp Kurumu fatura bedeli olmak üzere toplam 18.690,30-TL yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak 7.578,01-TL'sinin davalı ...'tan , kalan 11.112,29-TL'sinin davacılardan alınarak hazineyi irat kaydına, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/09/2026
Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır