Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1146 E. 2026/1084 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1146
Karar No
2026/1084
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1146 - 2026/1084 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1146 KARAR NO : 2026/1084

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2025 NUMARASI : 2024/698 Esas - 2025/135 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLLERİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02/07/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03/07/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 10/04/2021 tarihinde davalı Sigorta Şirketi'ne kasko poliçesiyle sigortalı ... plakalı otomobilin kusurlu bir şekilde müvekkiline ait... plaka sayılı araca çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/37536 Soruşturma sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuyla da bu durumun tespit edildiğini, kaza tarihinde müvekkilinin herhangi bir sağlık probleminin bulunmadığını, fakat kaza sonucunda müvekkilinin vücudunda birtakım sıyrık, kırıklar ve şişlikler oluştuğunu, kaza sonucunda bir çok ameliyat geçirdiğini, psikolojik olarak da zor süreçler geçirip bir takım tedaviler almak zorunda kaldığını, ...Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 23/12/2022 tarihli raporda görüleceği üzere müvekkili meydana gelen kaza sebebiyle sürekli olarak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %9 oranında malul hale geldiğinin 6 ay süre ile tam iş göremez duruma düştüğünün ve 2 ay süre ile geçici olarak bakıcıya ihtiyaç duyduğunun tespit edildiğini, maddi zararın Zorunlu Trafik Sigortası tarafından karşılandığını, davalı şirketin klozunda manevi tazminatın teminat altına alınmış olduğunu, kasko poliçesinde teminat altına alınan manevi tazminat miktarı kadar da sorumlu olduğunu, davalı Sigorta Şirketi'ne 16/09/2024 tarihinde yazılı olarak başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek, davanın kabulü ile 100.000,-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili mahkemede açılmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 10/04/2011 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki araç ile davalı Sigorta Şirketi'ne kasko poliçesiyle sigortalı aracın çarpışmaları neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, soruşturma dosyasında alınan 08/07/2021 tarihli kusur bilirkişi raporundaki tespitlere göre davacının meydana gelen kazada kusursuz olduğu, alınan maluliyet raporlarına göre vücut genel çalışma gücünden kaybettiği, yüzde 9 oranında malul hale geldiği, olayın oluş şekli, tarafların kusur durumları, yaralanmanın boyutu, davacının sosyal ve ekonomik durumu ve sigorta poliçesindeki manevi tazminat klozu ve limiti de nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaati ile, davanın kabulü ile, 100.000 TL tutarındaki manevi tazminatın 28/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının maluliyetine ilişkin olarak dosyaya sunulan tek taraflı rapor uyarınca karar verilmesinin doğru olmadığını, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının açıkça ortaya konulması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu kabul edilmesinin de doğru olmadığını, kusur raporu alınmadan hüküm kurulduğunu, hükmedilen manevi tazminat tutarının somut olaya göre fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğunu, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince davacının sigortalı araç işleteni ya da sürücüsünden talepte bulunup bulunmadığı ve bu yönde herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın karar verildiğini ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, haksız fiile dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı Sigorta Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 10/04/2021 günü davalı şirkete Kasko İMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ...’ın kavşak içerisinde kendisine yanan yeşil ışığın kırmızıya döndüğünü dikkate almaksızın geçiş yaptığı sırada davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması neticesinde meydana gelen kazada davacının yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Dosyada mevcut... Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda, davacı ...’nın 10/04/2021 tarihli trafik kazasına bağlı engel oranının göre %9 olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 2 (iki) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 (altı) aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği, alınan rapor kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olduğundan hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dava konusu kazada yaralanan davacı yararına 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi uyarınca manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluştuğu, davalı Sigorta Şirketi tarafından düzenlenen Kasko İMMS poliçesi ile manevi zararların teminat altına alındığı dosya kapsamı ile sabit olup, yerel mahkemece hükmolunan manevi tazminat tutarına gelince; Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmü uyarınca, Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre, değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda; dava konusu kazanın meydana geldiği yer ve zaman gerçekleşme biçimi ve sonuçları, tarafların kusur durumu, paranın alım gücü ve manevi tazminat takdirine ilişkin diğer ilkeler nazara alındığında yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının hakkaniyete uygun bir miktar olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılması gereken 6.831,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1146, K. 2026/1084, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1146-e-2026-1084-k-b8fb12328568